Türkiye-Mısır İlişkileri

Başlatan Terra, Eki 16, 2017, 02:39 ÖS

« önceki - sonraki »

BETONBEY

Önce bizim üzerimizden ellerini, eteklerini bir çekecekler. Demokrasi kelimesini ağzına alan tek bir batı devletine dahi güvenmem. Son 30 yılda demokrasi getirdikleri, özgürleştirdikleri ülkeleri milletleri de gördük.

Kendi kendimizi yönetmemiz adamların felaket senaryosu olmuş siz neden bahsediyorsunuz...

Demokrasinin tillahını uygulasak ama kendi ülke çıkarlarımız çerçevesinde hareket etsek İran ve K.Kore'den sonra 3. terörist devlet oluruz.

Ne eğitimi, ne demokrasisi, ne özgürlüğü...

Darbe yapılan Mısır'ı tanıyan modern devletlerden bahsediyoruz.

Bizim dini akımlarımızdan rahatsız olan batı Yunanistan gibi İsrail gibi din devletlerinden neden rahatsız olmuyor ? Mesajı Paylaş

sadalone

Şimdi konuyu neden batıya ve onların bize bakışlarına getirdiniz anlamadım. :o Daha kolay demogoji yapabilmek için sanıyorum.

@putty ortada duran bir sorundan bahsetmiş bu bölgenin sorunu,bizim kendi iç sorunlarımız.Batı olmasa bile yok olmayacak bu sorunlar.

Kaldı ki Mursi'yi iktidara getiren'de ABD'nin kendisi zaten aynı desteği çok yakından tanıdığımız birilerine de vermişlerdi.BOP projesiyle dikta rejimlerine karşı siyasal islam'ı destekleyerek demokratik rejimler kuracaklardı arap baharı da bu yüzden başladı aynısını Suriye'de de yapacaklardı.Ama görüldü ki gücü eline geçiren siyasal islamcılar gidenleri aratıyor ve ortaya @putty'nin söylediği gibi bir ikilem çıkıyor.

Demokrasi,özgürlük anlayışımızda ciddi sıkıntılarımız var, özelliklede çoğulculuğun önemini halen kavranamadığı görülüyor halbuki yaşadığımız pek çok sorunun sebebi de bu.
Mesajı Paylaş

≾10TΩ≿

Karşıtlarının Siyasal İslam, İslamcılık, Yobazlık, Dincilik, Radikallik, irtica dediği mensuplarının bir kısmının İttihad-ı İslam bir kısmının islamcılık bir kısmının ayrıca isim vermeye gerek yok dediği şey mensuplarınca şundan ibarettir;

"
Bir müslümanın dindar olmak, dininin gereklerini yaşamak, dinini yaymak, çocuklarına dinini öğretmek, dindaşlarını kötülüklerden sakındırmaya çalışıp iyiliğe teşfik etmek ve kendilerini ve dindaşlarını, kendilerinin ve dindaşlarının haklarını her alanda müdafaa etmek sonuna kadar hakkıdır.

Bulunduğu ülke ile sınırlı olmadan yaşadığı ülke neresi olursa olsun ve hangi etnikten olursa olsun müslümanları ve müslümanların haklarını siyasi alan başta olmak üzere her alanda müdafaa etmektir. Ümmetin düşmanlarına karşı birlik olması ve dayanışma göstermesi için çalışmaktır. İslamı ve müslümanların muzaffer olması için bireysel ve toplumsal görevlerin yerine getirilmesidir. "


Müslümanların yönetimden uzak, kendi halinde, bir yerlerde güçsüz, parasız, etkisiz, yaşayıp gitmesi, görünmez olması, mümkünse kendiliğinden yok olması istendiğinden "İslamcılık" ciddi rahatsızlık verir. Müslümanların toplumsal hayat içinde etkisiz ve görünmez olmasını isteyen bireyler için de buna karşı duran "islamcılar" yokedilmesi gereken bir bela, toplumsal hastalık olarak görülebilir.

Bir müslümanın inançlarından ödün vermeden siyasette, üniversitede, ticarette, sokakta görünmesi rahatsız edicidir. Bir müslümanın binlerce kilometre uzaktaki müslümanların dertlerini dert edinip onları savunması muazzam tehlikelidir. Kendi aralarında dayanışma göstermeleri muazzam tehlikelidir. Kendi aralarında bilinçsiz olmaları, iletişim kurmamaları, sivil örgütlenme kabiliyetinden yoksun olmaları beklenir, ama beklenen olmaz. Sermaye gücü, siyasi gücü meşru yollardan dahi olsa ele geçirmemelidirler. Geçirirlerse tüm ilkeler, süslü söylemler, meşruiyet rafa kaldırılıp bedeli askeri darbe ile katliam yapmak bile olsa bu güç ellerinden alınmalıdır. Bütün çabalar olumlu sonuç vermemişse "demonisation" başlar...

İslamcılığı siyasi bir düşünce farklılığından öte düşman görenlerin kaba kuvvet dışında islamcılığa karşı girişimlerinin hep sonuçsuz kalması onları tanımamaktan ötürüdür.

Dindarlığı, islamcılık zannederler. Namazını aksatmayan orucunu aksatmayan ibadetleri ve giyimi kuşamı "radikal" derecede olan nice dindar müslüman vardır ki onların değil başka bir coğrafyada müslümanların yaşadığı hak ihlalini umursamak kendi komşusundan haberi yoktur. Umursamaz da. İslamı "bireysel" zanneder. Kendi konforundan başkasını umursamaz. Apolitiktir. Pasiftir. Bu kişiler islamcı değildir. Namaz, oruç gibi "bireysel" ibadetlerini hiç yerine getirmiyor olsa bile, tesettürlü olmasa bile, alkol vb bir çok günahı işiliyor olsa bile iş müslümanlar ve müslümanların müdafaası olduğu zaman sözü ile, oyu ile, parası ile, emeği ile, bedeni ile ne yapabiliyorsa birşeyler yapmaya çalışan nice dinar olmayan müslüman vardır. Politiktir. Aktiftir. Bunlar islamcıdır. Dindarlığın cahillik olduğu, insanların eğitim aldıkça dindarlığın ve dolayısıyla islamcılığın azalacağını sanmak "neresini düzeltelim" denecek bir beklentidir. Bu beklenti ile atılan adımlarda hep sonuçsuz kalacaktır. İnsanları peşinden götürüp örgütleyen, islamcılığa güç katan öncü islamcılar hep çok iyi eğitimli ve donanımlı kişiler olmuştur. Bu kişiler akademik bilgiye değil "vicdanlara" hitap ederek eğitimli/eğitimsiz, dindar/dindar olayan, zengin/fakir, renkli/beyaz müslümanları örgütler ve güdüler.

Eğitimi "ideolojik beyin yıkama" olarak kurgular, nesilleri duyarsızlaştırır, bencilleştirir, apolitikleştirir, metaryalistleştirirseniz İslamcılığa bir miktar ket vurabilirsiniz.

Lakin eğitim ve öğretimi gerçek amacına uygun şekilde kurgular, cehaleti azaltırsanız islamcıların müslümanlar içindeki oranını arttırırsınız ve islamcıların eskiden olduğundan daha yetkin ve güçlü olmasını sağlarsınız.

İkircilikli tutum alıp meşru olana erişimde müslümanları kısıtlarsanız, gayri meşru müdahaleler ve baskılar yaparsanız islamcıları yıldırıp güçten düşüremezsiniz. Müslümanlar içinden çok daha fazla kişinin islamcı olmasını sağlarsınız. Zaten islamcı olanları ise daha da biler daha keskin ve tecrübeli islamcılar olmasını sağlarsınız.

Direniş ve muhalefet pozisyonu islamcıları berraklaştırıp iyileştirirken, iktidar ve refah pozisyonu islamcıları yozlaştırıp içten zayıflatır. Zıra iktidar imkanları islamcı olmayan menfaatperestleri, bencilleri, maskelileri, kaypakları gurup içine çekerek gün geçtikte kimyayı bozar. İlacı ilkelere bağlı olmak, olmayanları dışlamaktır ama pek uygulanamaz.

Dünya'nın dört bit yanında müslümanlar bölük pörçük, zulm altında, insani ve siyasi hakları gaspedilmekte, sömürülmekte olduğu müddetçe islamcılık var olacaktır. Zaman olur ki müslümanlar bugünün avrupası gibi bir birlik, özgürlük ve refah düzeyine ulaşırsa eğer işte o zaman "İslamcılık" varlık amacını yitirmiş bir siyasi pozisyon olarak yok olacak yada başka bir amaç edinip başka bişeye dönüşecektir.
Mesajı Paylaş

putty

Hayat değişiyor islam direniyor. Hiristiyanı budisti yahudisi şamanı hindusu ataisti hepsi ortak paydada buluşuyor islam direniyor. Dünyanın çokta umrunda değil ama islamında yarısı değişti sorun burdan çıktı kalan yarıda değişime uyuma direniyor. Şimdi bu kalan yarının üstündeki baskıyı öbür yarıyamı yıkacaksınız kabahatini. Bütün dünya değişmiş onları görmeden islamın değişen yarısımı kabahatli suçlu oluyor. Bütün çağı dünyayı medeniyeti hayatı yaşamı karşına alıp onları görmezden gelip kabahati bir avuç Türk emi yıkacaksınız. Beni rahat bırakın inancıma karışmayın. Anlatın Japona Çinliye Brezilyalıya Afrikalıya rahat bıraksın hadi. Hatta daha iyisi bir kaç imam hatip yapın onlarda sizin gibi olsun hiç mesele kalmasın. Mesajı Paylaş

putty

#19
Ara 26, 2017, 11:31 ÖÖ Last Edit: Ara 26, 2017, 11:46 ÖÖ by putty
Hayat üstümüzden yuvarlanan ağrı dağı gibidir ezer geçer hepimizi. Siyasetti oydu buydu okuldu paraydı örgütlenmeydi dayanışmaydı askerdi silahtı vız gelir tırıs gider hayata. Değişecekse değişir yaşam bir yolunu hep bulur. Hayat nehri hep akacağı yere ulaşır sen önüne ne set çekersen çek vız gelir tırıs gider.
Buraya yazıyorum gün gelecek Suudi Arabistan ile İsveç arasında fark kalmayacak. Hemde bu yüzyılda olacak bunlar
Ben seçimi kazananım ben devletin sahibiyim ben daha çoğum ben örgütlüyüm ben bilgiliyim dolu doluyum peki üstümdeki bu baskı nedir niye huzur bulamıyorum niye kızım okulda başı eğik hep savunmada hep mücadele eden benim bir şeyleri izah eden iknaya çalışan mücadele eden niye benim? Karşımdaki panikleyeceğine planlar yapacağına hesaplar yapacağına izahat getireceğine neden ben yapıyorum bunları beynimin yarısı neden sürekli bunlarla meşgulken öbür adam işiyle gücüyle hiç bir şeyi dert etmeden yaşayabiliyor?  Çünkü öbür adam hayata yaşama sırtını dayamışta ondan. Adamın arkası sağlam korkusu yok gelecek tik tak tik tak ona işliyor seçimde kaybetse devletide kaybetse. Adamın hayatta bir tane doğrusu var o ona yetiyor bu kadar basit. Ama adamın doğrusuda doğru yani öyle böyle değil hayatı görmüş ha demiş tamam bu kadar basit. Kazanacak başka yolu yok. O kazanacak ise öbürü kaybedecek demektir. Kendi kendine oluyor hayat yapıyor bunu kimsenin bir şey yaptığı yok bu yüzden kızma ≾10TΩ≿ kızma kimseye. Birilerine kızmak kazanılabilir bir mücadele hissi yaratmak için önemli tabi bu yüzden insansı düşmanlar yaratıyorlar Ağrı dağını görmek istemiyorlar tabi o baş edilir gibi bir düşman değil.
Mesajı Paylaş

≾10TΩ≿

Kızgın değilim, niye kızgın olayım sn. putty.

İslam değişmez. Değişirse müslümanlar değişir, siyasetleri değişir, önem ve öncelikleri değişir, bilgi ve tecrübeleri değişir, değişiyor da. Lakin kimse de müslümanları kendi arzuları ve ideolojileri doğrultusunda değişmeye zorlayamaz. Dönüştürmeye çalışamaz. Nasıl düşünüp yaşayacaklarını tayin edemez. Kendisi gibi olması için ikna etmeye çalışabilir sadece. Baskılara, zorbalıklara, dayatmalara direnenleri de kimse suçlayamaz. Baskı yapan değilde direnen kabahatli diye düşünüyorsunuz, çünkü direnen direnmese "baskı" olmayacak ve "direnmeyenler de" bu baskıya maruz kalmayacak diye düşünüyorsunuz. Kusura bakmayınız, rahat etmek derdi olsa zaten direnmeyecek olanlar rahat etmek için direnmekten vazgeçmez. Bunu istemek bile saçma. İslamcılardan teslim olmasını istemek yerine teslim almaya çalışanların vazgeçmesini istemek daha mantıklı.

İslamcılığın direndiği şey, devrin değişimi, hayatın akışı değil. Mücadele ettiği şey hayal ürünü değil. Motivasyonu da kızgınlık değil. Sürekli kaybediyor, hep başı eğik hiç değil. Doğruluk ve başarı ölçütü ise "kazanmak", "güçlü olmak", "varlıklı olmak" da değil.

Hayat devam eder elbet , herkes hayata karşı kendi bilgi birikimine, tecrübelerine, inanç ve değerlerine, önem ve önceliklerine göre tutum alır, dileyen direnir, dileyen akışına bırakır. Bakış açısı meselesi, tercih meselesi, arzu meselesi.

Koyverip herşeye razı gelerek teslim olarak kazanılabileceklerle mücadele etmeden kazanılamayacak şeyler farklı farklı.
Benim için önemli olan şeyler farklı seninkiler farklı.
Benim hayattan beklentim farklı senin hayattan beklentin farklı.
Benim beklentilerimin gerçekleşmesi için ödemeye razı olduğum bedeller farklı seninkiler farklı.
Benim kendime görev addettiklerim farklı seninkiler farklı.

Herkes farklı farklı.
Normal bu.

Sizin inancınıza karışan yok sayın putty. İslamcılık bir mezhep değildir. Bir cemaat değildir. İnanılmaz çeşitlilikte kişileri barındırır ama bir çatı örgüt ya da lideri yoktur. Bir duruştur. Türkiye özelinde bir konu da değil. Amacı tebliğ faaliyeti de değildir. Hem tebliğciler hem İslamcılar dertlerini Japon'a, Çinli'ye, Brezilyalı'ya da anlatıyor merak etmeyiniz. Patani'de olanlar için de bişey yapmaya çalışıyor, Almanya'dakilere de. Bir avuç Türk'ün değil "uğraşı" değil bu. Mesajı Paylaş

putty

#21
Ara 26, 2017, 03:00 ÖS Last Edit: Ara 26, 2017, 03:05 ÖS by putty
≾10TΩ≿ sana rağmen olacaksa olacak sen ne dersen de. Dünya bir yana her şey bir yana itikatim bir yana bu fazla kibirden başka bir şey değil. Şu kibirden kurtulamıyorsunuz kusura bakmayın ama. Bir ömür bir çemberin içinde bir şeyleri öğrenip duruyorsun ama aslında yarım saate ben öğretirim hepsini hiç bilmeyene bile. yarısı namaz abdes gibi kurallı şeylerle geçer kalanıda anneni üzme çiçekleri koparma başkasının karısına bakma filan zaten insan fıkratında demesende bilinen şeyleri anlattımmı bir koca ömürde öğrendiğin şeyleri ben bir youtube video su ile öğretirim insanlara. Bu kadar abartılacak bir şey ne var islamda çiçekleri ezme açları doyur çocuklara sarkma insnaları öldürme köpeklere eziyet etme filan başka ne olurki bir dinde. Ne var yani bu kadar kavgası olacak onu önce bir anla yani. Sabri geçen diyor ilk okul öncesi + ilk okul + imam hatip + ilahiyat +++++ . Ne öğrendin o kadar zamanda iyi adam olmak için? Ne öğrendiysen gel ben yarım saatte anlatıcam sana hepsini. Abartıyonuz yani kimse sizin ne bir şeyinize ihtiyacı var nede sizin o kadar özel bir koruncak mevzunuz var. Sende olanların alası bizdede var yunanda da var. Bir sırmı var sım sıkı koruduğun neymiş o bu kadar kavgaya değecek. Bence bartıyonuz hiç bir şey yok aslında elinizde o kadar matah. Maksat münakaşa olsun başka bir şey değil. Mesajı Paylaş

Alkyone

"ama aslında yarım saate ben öğretirim hepsini"

Hayatında kimyayı fiziği hiç öğrenmemiş bir insandan fiziği kimyayı yarım saatte sökmesini yalayıp yutmasını istemek ne kadar abesse senin düşüncende bu kadar abes putty... Derinliği hakkında en ufak fikir sahibi olmadığın sularda geziyorsun ama umurunda bile değil. Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

putty

#23
Ara 26, 2017, 03:11 ÖS Last Edit: Ara 26, 2017, 03:13 ÖS by putty
Bütün dinler aynıdır çalma öldürme cemiyete saygılı ol düzeni koru ibadet et açları doyur çocukları koru başkasının kadınına bakma ölülerine saygı göster ölümden sonraya inan oldu bitti. Biraz çocukarın sıkılmayacağı tarzda öykülendirmeyi de başarırsan yarım saatte yetişmese taş çatlasın bir saatte biter mevzu.
Bunları anlatırsan cennete gideceğine inanarak yapar anlatmazsan seve seve yine yapar pekte bir şey değişmez. Mesajı Paylaş

farabi



Kızıldeniz'de toprak bütünlüğünden vazgeçip egemenlik haklarını SA'ya devreden Mısır'ın : geçen yıl Puntland,Somali Eritre ve Cibuti ile sivil-askeri karma liman için görüşmeler yapılmış ancak hiç biri ile sonuç alınamamıştı. Bölgede tarihsel olarak "merkezi ve yönetici" rolü olan Mısır'ın siyasi-ekonomik ağırlığını büyük ölçüde yitirmesi, beraberinde içeride Suudi Arabistan'a karşı bir direnç üretirken dışarıda ise "sahibi varken neden uşağı" sonucunu ya da "alternatifini" değerlendirelim sonucunu ortaya çıkarıyor. Bu durum beraberinde Mısır ile SA arasında bir ten uyuşmazlığı yaratıyor. Bölgede hem nüfuzunu arttırma üzerine çalışan hem de Katar'ın var olan yerleşik ilişki ağını da kullanmaya başlayan Türkiye için bölgeye girişi kolaylaştıran yegane mesele bu.

Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter