Milli Eğitimimiz

Başlatan Çetin, Eyl 20, 2017, 02:05 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

matmat26

Sen Rabbin yaratma gücünü anlatmayip, Hz Ebubekir in hayat hikayesini anlatirsan...

İslami aglak, sizlak bir dinmiş gibi.. Sinmiş, sindirilmiş , arabesk , dilenenler ile dilenmeyenler arasindaki ilahi ilişki ve bağ aracı haline getirirsen..

Az buçuk akil ve mantıklı olan biri kurmaya çalıştığıniz bu düzene , düzenin için de olan da dahil ya karşı çıkacak yada yolunu degistirecektir. Mesajı Paylaş

putty

Hz Ebubekir in hayatı değilde bu aralar biraz Hadis karşıtlığı modası var oradan çıkıyor bu anarşik olaylar. Hadisleri meshepleri bırakın bize Kuran yeter diyenler türedi bu gençleride ikna edecek ile bir kaç düzine kafalara yatmayan hadis bulunuyor tabi rahatlıkla. Hadis i red edincede bizim bütün Sünni yapı çöküyor bütün kurgu bu Hadis lere göre şekillenmiş.  Hadisler olmasın diyenler bence sistemi çökertmeye çalışanlar çünkü o zaman bin yıllık binamız üstümüze çökecek yerine herkezin kafasına göre takıldığı bir din kalacak. Hadis olmayınca meydan işid kafalılara kalacak o daha tehlikeli işte. Mesajı Paylaş

Alkyone

putty den yüzyılın en doğru tespiti seni tebrik ediyorum putty  :)
Açıkçası senden böyle bir yorum beklemezdim

Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

BETONBEY

Bu ortada gezen yaklaşık 1.5 milyon Hadis-i Şerif olduğu gerçeğini değiştirmiyor maalesef...

Sünnet farzın önünde olamaz, Hadisler Kur'an-ı Kerim'de geçen Ayet-i Kerime'ler  ile çelişemez. Asıl sorun tam burada başlar. Mesajı Paylaş

BATTLESTAR

Bizim inancımızda ve itikati mezhebimizde ilk kuranı sonra hadisi sonrada aklımızı kullanmak vardır. Bu yüzyıllar önce bile hadislere bir koruma kalkanı çekilmiş olmasıdır. Biz Eşariler gibi değiliz. Günümüz şartlarında da özellikle emeviler zamanında türetilmiş çok fazla hadisler var. Hatta o zamanki ilim adamları bunların yarısından çoğunu çöpe attı. Diyorlarki o zaman her hadisten sonra istişareye yatmış . Ona rağmen doğruladıkları hadis sayısında da bir yanlış var.

Ülkemizde ne yazıkki Felsefe derslerinde felsefe tarihi Din derslerindede din tarihi öğretiliyor. Kuran-ı Kerim'i bir kere okumamış adamlar hadisler üzerinden dindarlık yapıyorlar.

Yanlış bulan olabilir ama ben çocuklara din kültüründen çok dış etkilerden uzak ve düşünce yeteneklerinin gelişimi aşamasında Kuran'ın Türkçe mealinin bir kere okutulması taraftarıyım.

Çünkü gerekli değerlendirmeyi yapabilen kafalarda gelecekteki hayatlarını şekillendirecek mesajlar var.

Sanırım yakında hadisler üzerinde bir sadeleştirme ve düzeltme çalışması başlatılabilir. Cumhurbaşkanı bunun mesajını verdi.

Bence Kuran-ı Kerim içinde evrensel ve standart mesajları olan bir kitap. 7. yy arap toplumuna indiğindende içindeki kıssalar'n ekolü o döneme ait.

Bize düşen Kuran daki mesajların ve zihin yapısını günümüze uyarlarlayabilirsek bu bizim yeniden doğuşumuz olur.


Örneğin ;


Teknoloji ve Eğitimi şeytan işi gibi lanse ettirmek yerine Yeryüzüne İslamı yaymak ve Müslümanları korumak için bir araç olarak lanse edebilirsek ve bunu en geri kafalara bile sokabilirsek bazı çizgilerden ayrılmadan kurtuluşu yakalayabiliriz.

Bunu en son yaptığımızda İslam rönesansı yaşanıp Müslümanlara 700-800 senelik bir üstünlük verdi. Mesajı Paylaş

hergeleci

Bayagilastirma procesi son surat suruyor. Ustun zekali ogrencilerin gittigi TEVITOL'un basina galenler:

https://twitter.com/ErhanErkut/status/995401975100575745

Mesajı Paylaş

sadalone

#141
May 14, 2018, 08:23 ÖÖ Last Edit: May 14, 2018, 09:19 ÖÖ by sadalone
Yok yok bu ülke iyice zıvanadan çıktı artık, bir ülkede eğitimin içine ancak bu kadar edilebilir ellerine attıkları her şeyi kuruttular bitirdiler resmen ülkeyi.


Okulda şiddetin üstü örtülüyor

Yer Ankara Gölbaşı Hacılar İlköğretim Okulu.
Öğretmenlik uzmanlık gerektiren bir alan olsa da imamların din derslerine girmesinin önünün açılmasıyla, bu okulda da din derslerine öğretmen olarak Hacılar köy camisinin imamı C.D. giriyor.
Velilerin iddiasına göre, 25 Nisan'da 5. sınıf öğrencisi S. ayakkabısının bağcıklarını bağlarken, din dersine giren C.D. ona tekme atmaya başladı. Okuldaki rehber öğretmen görüp çocuğu imamın elinden kurtarsa da, çocuğun ailesine haber veren olmadı. O gün çocuk ayağı şiş halde, yürümekte epey zorlanarak eve geldi. Ailesine hiçbir şey söylemedi. Ama kız öğrencilerden biri olayı annesine anlattı. Ne zaman ki o anne tekmelenen çocuğun ailesini arayıp çocuğun durumunu sordu, çocuğun ailesinin ve diğer velilerin o zaman olan bitenden haberi oldu. Çocuklarıyla konuştuklarında öğrendiler ki, din derslerine giren bu imam aylardır okuldaki (8 sınıflar hariç) neredeyse tüm erkek çocuklara sopayla, metal değnekle şiddet uyguluyor.

11 yaşındaki A'nın, civardaki bir sitede bahçıvanlık yapan babası Bekir Demirbilek anlatıyor:
"Çocuk derse biraz geç girse ya da sorunun cevabını bilemese sopayla dövüyormuş. Benim oğlan sırada otururken ayağını dışarıya uzattı diye kaval kemiğine sopayla vurmuş. Çocuk 3 gün yürüyemedi. Bize 'Düştüm' dedi. Çocuklar korkmuş, söylememişler bize."

5. sınıfa giden bir çocuğun yine bahçıvan olan babası İsmail Can ise oğlunun vücudundaki morlukları şeker hastalığına ve bu nedenle kullandığı insüline bağlamış:
"Benim çocuğumun sırtında metal fırça sapını kırmış. Sırtında defalarca morlukları gördük fakat söylemedi, 'Bilmiyorum' dedi. Biz de 'İnsülinden dolayı vücudu morarma yaptı herhalde' diye düşündük. Son olayla haberimiz oldu. Öğretmenlerin olan bitenden haberi varmış, müdürün baskısı nedeniyle bize söyleyememişler, öğrencilere 'Velilerinize söyleyin' demişler."

Aileler öğrenince, çocuğu tekmelenen velinin darp raporuyla birlikte sunduğu şikâyet dilekçesinin altına 5 veli daha imza attı. Buluşup jandarmaya, kaymakama, ilçe milli eğitime, müftülüğe gidip şikâyetçi oldular. Bilmesine rağmen olayı sakladığı için okul müdürünü de şikâyet ettiler.
"Bir hafta sonra savcılığa giderken 3 aile kalmıştık. Birkaç gün sonra, asıl şikâyetçi olan, çocuğuna darp raporu alan veliyi okul müdürü ikna etmiş, o da şikâyetini geri çekmiş. Şimdi sadece 2 veli kaldık şikâyetçi olan" diyor Demirbilek, "Müdüre gidip 'Bakın olay yargıya intikal etti, siz de gizliyorsunuz, ben bu olayı basına da yansıtacağım' deyince bana 'Elinizde delil var mı, nasıl ispat edeceksiniz' dedi."

Savcılığa gittiklerinde nöbetçi savcı "Böyle şey olur mu!" diyerek hemen şikâyetlerini işleme aldı ve jandarmaya talimat verdi.

İlçe milli eğitim iki müfettiş görevlendirileceğini söyledi.
Okul müdürü ise, velilerin aktardığına göre, "Müfettiş gelse ne olacak sanıyorsunuz? Burada oturup çay, kahve içecek. Hiçbir şey yapamazsınız. Benim arkamda devlet var, hükümet var" gibi laflar etti.
Veliler bir hafta sonra ilçe milli eğitime yeniden gidip okul müdürünün kendilerine bunları söylediğini, olayın üstünü örtmeye çalıştığını, kendilerini okuldan kovmaya çalıştığını söylediklerinde ise şube müdür yardımcısının sert tepkisiyle karşılaştılar: "Okulda ne işiniz var? Siz karışmayın!"

Çocukların psikolojisi bozuldu
Can, "İşin aslı şu..." diyor, "Birincisi, çoğu veli 'İmamdır, yapar' diyor. İkincisi, imamları din öğretmeni olarak direkt hükümetin atadığını düşündükleri için, korkudan sadece 5 veli gelebildi şikâyete. Ondan sonra da asıl darp raporu olan çocuğun velisi şikâyetinden vazgeçti. Diğer ikisinden hiç bilgimiz yok, ulaşamıyoruz, Bekir'le ikimiz kaldık."
Perşembe günü müfettişler okula geldi, çocuklara imamın kendilerine şiddet uygulayıp uygulamadığını sordular. Çocuklardan birinin iddiasına göre, çocuk "Sopayla vurdu" dese de müfettiş elindeki kâğıda "Hafifçe vurdu" yazmış.

Cuma günü ise jandarma tarafından uzman eşliğinde çocukların ifadesi alındı.
Demirbilek, "İmam hâlâ okulda derslere giriyor. Benim çocuğumun psikolojisi tamamen bozuldu, okula gitmek, derslere girmek istemiyor" derken Can da "Sesimizi duyun. Ülkenin okullarının halini görün" diyor.
http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/974694/Okulda_siddetin_ustu_ortuluyor.html Mesajı Paylaş

Alkyone



Lise öğrencisinden 6 farklı yakıtla çalışan turbojet motor


Eskişehir'in merkez Tepebaşı ilçesinde uçak bakım ve bilişim teknolojileri alanlarında eğitim veren bir lisede eğitim gören Eray Sarısöğüt, 2 yıllık çalışma sonunda 6 farklı yakıtla çalışabilen yerli gaz türbinli turbojet motor üretti.
Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Sarısöğüt, uçak bakım bölümü öğretmeni Arif Özkan danışmanlığında 2 yıllık çalışma sonunda geliştirilen özel yanma odası sayesinde 6 farklı yakıtla çalışabilen tamamen yerli gaz türbinli turbojet motor geliştirdi.
Ürettiği turbojet motorla katıldığı TÜBİTAK'ın 2018 Lise Öğrenciler Araştırma Yarışması'nda 100 proje arasında "teknoloji-tasarım" alanında Bursa bölgesinde birinci olan Sarısöğüt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gaz türbinli turbojet motorların uçakların hareket etmesini ve yukarıya doğru ivmelenmesini sağlayan sistem olduğunu kaydetti.

Mevcutta kullanılan gaz türbinli turbojet motorların "kerosen" adı verilen yakıtla çalıştığını ifade eden Sarısöğüt, şöyle konuştu:

"Geliştirdiğim sistemle turbo jet motorlarından bulunan bütün özellikleri gözlemleyebiliyoruz. Gecemi gündüzüme katarak 2 yıl bu motor üzerinde çalıştım. Benzerlerinden en büyük farkı 6 farklı yakıtla çalışabilmesidir. Mevcut gaz türbinli turbojet motorlar kerosenle çalışırken, geliştirdiğim bu motor kerosenin yanı sıra LPG, propan, bütan, 130 oktan uçak benzini ve motorinle rahatlıkla harekete geçebiliyor. Bu, yakıt maliyetini düşürüyor. TEI mühendislerinden aldığım yardımla geliştirdiğim özel bir yanma odası, motorun performansını artırırken rahat bir kullanım da sağlıyor. Yanma odası sayesinde emisyonu da azalttık. Çevreci, performansı yüksek ve ekonomik bir motor geliştirdik."
Sarısöğüt, cep telefonuyla uzaktan da takip edilebilme özelliğine sahip motorun roketlerin turbo pompalarında, insansız hava araçlarında, elektrik üretme tesislerinde ve eğitim alanında rahatlıkla kullanılabileceğini söyledi.

"Tamamen yerli tasarım ve malzemelerden üretildi"

Projenin danışmanı ve uçak bakım bölümü öğretmeni Arif Özkan ise havacılıkta kullanılan gaz türbinli turbojet motorların kerosenle çalıştığına değinerek, öğrencisinin 6 tip yakıtla çalışabilen motorunun söz konusu özelliğiyle bir "ilk" olduğunu iddia etti.
Motorun tamamen yerli tasarım ve malzemelerden üretildiğini anlatan Özkan, şöyle konuştu:
"Uçak motorları konusunda önemli bilgi birikimine sahip TEI'deki mühendislerden yanma odası konusunda destek aldık. Yurt dışından kerosenle çalışan bir gaz türbinli turbojet motoru, eğitim amacıyla almaya kalksanız 100-150 bin doları gözden çıkartmanız gerekirken, biz daha iyisini 4-5 bin liraya yaptık ayrıca bu tip eğitim materyallerinin herhangi bir yerinden sorun çıktığında giderilmesi için hem bir maliyet hem de uzun süreler gerekiyor. Eray ile geliştirdiğimiz motorla bu giderlerin önüne geçtik. Bu motoru eğitimde kullanmak üzere birçok okul talep etti."
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/lise-ogrencisinden-6-farkli-yakitla-calisan-turbojet-motor/1146220 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Alkyone

Tabii Kaynaklar ve Yenilenebilir Enerji liseleri açılıyor


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerji alanındaki nitelikli personel açığını gidermek için yeni bir proje başlattı. "Milli Enerji Eğitim Hamlesi" kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan protokol ile 9 ilde 10 adet Tabii Kaynaklar ve Yenilenebilir Enerji lisesi açılması kararlaştırıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, enerji sektöründe donanımlı ve nitelikli insan kaynağının önemini vurgulayarak, "Meslek lisesi sadece bir okul meselesi değil, bunun ötesinde kalkınma meselesi. Amacımız, bilimsel ve teknolojik bilgiyi pratik alana taşıyarak enerjide teknoloji üretiminde yetkinliğimizi artırmak" dedi.

İmza töreninde konuşan Bakan Albayrak, enerji sektöründe donanımlı ve nitelikli insan kaynağının önemini vurgulayarak, "Milli enerji ve maden politikası Türkiye'nin gelecek hedefleriyle uyumlu şekilde hazırlandı. Bu hedeflerin gerçekleşmesi için kalifiye, yetişmiş ve nitelikli insan kaynağının oluşturulması da gerekiyor" dedi. Albayrak, enerjide başlıca hedefin yerli üretim ve teknolojinin geliştirilmesi olduğunu dile getirdi.

10 enerji lisesi

Protokolü imzalanan projeye ilişkin bilgi veren Albayrak, "Bu hiçbir maddi yatırımla ölçülemeyecek bir yatırım. 16 derslikli 10 okulun yapımı gerçekleşecek. Bunlardan 3'ü yenilenebilir enerji lisesi, diğer 7'si tabii kaynaklar lisesi olacak. İstanbul, Hatay, Trabzon, Zonguldak, Kütahya, Artvin, Kahramanmaraş, Balıkesir ve Sivas'ın da yer aldığı illerimizde atölye, laboratuvar, pansiyon ve kapalı spor salonlarıyla tam donanımlı liseler kurulacak. Bu okullarımız hem enerji teknolojilerinin geliştirilmesi hem de rezerv madenciliği anlamında çok önemli bir rol ifa edecek" diye konuştu.
https://www.dunya.com/sektorler/enerji/tabii-kaynaklar-ve-yenilenebilir-enerji-liseleri-aciliyor-haberi-415927 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

hergeleci


wazz

bir de siz yks için yayınladıkları soruları görseniz Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Türkiye Avrupa'daki Türk gençlerin "kimliğini ve kültürünü korumak" için haftasonu okulları kuruyor

Yurtdışı Türkler Başkanlığı (YTB), Avrupa'nın üç ülkesinde "Anadolu Haftasonu Okulları Destek Programı"nın uygulamaya geçirileceğini açıkladı. Kurulan eğitim merkezlerinin amacı Avrupa'da yaşayan Türkiye kökenlilerin "dilini ve dinini unutmasının" önüne geçmek.

Türkiye, Hollanda'nın da aralarında olduğu birçok Avrupa ülkesinde "vatandaşlarının dilini ve dinini unutmaması için" haftasonu okulları kuruyor.

Yurtdışı Türkler Başkanlığı'nın (YTB), Hollanda Televizyon'na (NOS) yaptığı açıklamaya göre, "Anadolu Haftasonu Okulları Destek Programı", Hollanda, Almanya, Fransa ve Belçika'da hayata geçiriliyor.

Türkiye kökenli ailelerin çocuklarına haftada beş saat bu okullarda ders verilecek. Bunun iki saatini Türkçe dersleri, üç saatlik bölümünü de tarih, din, sanat ve sosyal çalışmalar oluşturacak.

"Yurt dışında yaşayan genç Türklerin kimliğini ve kültürünü korumayı ve vatan bağlarını güçlendirmeyi" hedefleyen proje, Türk devleti tarafından finanse edilecek.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45155417 Mesajı Paylaş

alekoaler

Bir öğretmen olarak yazacak öyle çok şeyim var ki...

Kısaca ve kabaca asıl sorun siyasi ve jeopolitiktir. Türkiye cumhuriyetine ve onun halkına kurgulanan bir sosyo ekonomik seviye var ve buna uygun eğitim-medya-siyaset-sermaye-din sarmalı var.

Hedef, halkın özgür iradesinin yok edilmiş veya yozlaştırılmış olmasıdır. Bu sayede halk yığınları küçük meselelerle, kişilerle, biçimsellikle meşgul edilerek manipüle edilebilir kıvama getirilir. Yukarıda bahsedilen sarmala giren bireyler ve halk yığınları şuursuz organizmalara dönüştürülür.

Şimdi tek eksik bu organizmaları "güdecek" çobanlara muhteşem makamlar emanet etmektir.

Kişisel ihtiras uğruna vatanını, milletini, halkını, geleceğini emperyalistlere kurban eden yönetimler olduğu sürece sadece eğitim değil hiç bir konuda sorunlarımızı çözemeyiz.

Haa kafalarına saksı düşüp de "biz yönetim işini kimseye vermeyiz ama şu eğitim sorunlarını birlikte çözelim" diyen bir irade samimiyetle ortaya çıkarsa (ki hiç ihtimal vermiyorum) bu durumda yapılacak şey milli eğitim bakanlığının ve eğitimle ilgili bir çok birimin TBMM bünyesinde, cumhurbaşkanlığından ve diğer tüm kurumlardan bağımsız olarak planlama, yönetim ve denetim kuracağı bir oluşumla işe başlanabilir. Kararların eğitimciler ve diğer gereken uzmanların katılımıyla ve evrensel ahlak normları hedeflenerek alındığı Eğitim Konseyi oluşturulabilir. Toplumun en yetenekli ve zeki bireyleri yeni öğretmenler olarak eğitim sisteminin asıl dönüşümünü başlatabilirler. Sürecin hızlandırılması için üniversitesitelerin özerkliği, tersine beyin göçü ve yurtdışı öğrenci programlarının mümkün olan en üst seviyeye çıkarılması da düşünülmelidir.

Vs VS vs

Saygılarımla. Mesajı Paylaş

BATTLESTAR

Öğretmenler vasıfsız deniliyor; tabi vasıfsız olurlar, sen öğretmen diye öğrencinin notlarına değil yapabildiği kendi alanı dışındaki türkçe, vatandaşlık, coğrafya vb. soruları çözüp girebilmesine bakıyorsan öğretmenlerin senin tabi vasıfsız olurlar.

Kendi üniversitemden örnek vereyim, Ankara da bir devlet üniversitesinden mezun oldum orada bile bölümün başarısı sırasındaki ilk 10 öğrencinin öğretmen olarak atanması için 2 sene kpss'ye baş koyup ciddi anlamda kasması lazım.

Bu yüzden hepside bir çoğunda akademisyen vasfı, isteği ve azmi olmasa da yüksek lisans'a başladı.

Muhtemelen bölümden öğretmen olanlarda alanında başarılı öğrencilerden çok 2 sene oturup kpss kasacak azmi ve imkanı olanlar olacak.


Hayır Öğretmen Alan Bilgisi Tespit sınavını anlarım . Eğitim Bilimlerini de anlarım . Ama şu öğretmenleri zorla sokup sırf bir senelerini bu alana çalışmak için yedikleri Genel Kültür-Genel Yetenek sınavlarını hiç anlamıyorum.

Senin alacağın tarih hocası orada çözeceği 10 tane mat sorusuylamı matematikte yeterli olacak ? Bir süre sonra o denklemleri unutacak o adam veya orada çözdüğü Türkçe sorularıyla mı Türk dilinde çok mahir bir insan olacak ? Yok . 1 seneye yüklem neydi ya diye ağzını açacak o adam yine . Vatandaşlıktan ezberlediği iki madde ile iyi bir vatandaş mı olacak ? Hayır. Hayır yani kitaptan ezberledikleri 3-4 güncel bilgiyle mi bu adamların gündemi takip eden farkında bir insan olduğunu ölçeceksin ? Hayır. 2 gün sonra o adam yine paso dizi izleyecek.




Bence en mantıklısı  Öğrencinin Lisans Not Ortalaması(Mezun olduğu üniversitenin Türkiye Sıralamasına göre bir kat sayı eklenerek) + Özel Alan Bilgisi Sınavı + Eğitim Bilimleri Sınavı + Uygulamalı Mülakat Puanı (Böyle politik soruların sorulduğu tarzda değil de bir sınıfta öğretmene önceden verilecek bir konunun uzman öğretmenlere sınıfta öğretmen gibi anlatılarak puan alındığı, bunun yanında akıllı tahta, internet, eğitim programları vb. eğitim materyallerini kullanmasından puan aldığı) = Atanma puanının olacağı sistem en mantığa yakın sistemdir.


Buna ek halihazırdaki meb öğretmenlerine bu sınavın uygulanıp belirli bir yaş üstü düşük puan alan öğretmenlerin artık emekli edilmesi ve yaş'a bakılmaksınız çok düşük puan alan öğretmenlerin meslekten atılması özel sektöre yönlendirilmesi gerekmektedir.



Çürük elmaları ayırıp güzel elmaları aldıktan sonra öğretici kalitesi biraz daha artacaktır. Buna ek Performans bazlı bir maaş politikası yürütebilir meb. Nasıl ? Öğretmen maaşlarını belirli bir baz fiyata çekip örneğin 3-4 bin arası bir baz fiyat öğretmenlerin ne kadar maaş alacağını o öğretmenin öğrencilerinin 12. sınıfta veya 8. sınıfta girecekleri sınavlardan hocanın alanındaki dersten yüzde kaç doğru yaptığı (tabi bu sistemde her hocaya bir son sınıf verilecektir.) , hocanın yabancı bir dil bilip bilmemesi ve seviyenin derecelendirilmesi, kendisinin kendi alanında yazdığı akademik makaleler , Öğrencilerini soktuğu ulusal etkinlik ve yarışmalar işte bunlar hepsi belirli bir kat sayıda hocanın alacağı maaşı etkilesin ;böylece kimisi 6-7 bin maaşlara çıkabilirken kimiside 3 binlerde kalsın ve bu hocaya büyük bir teşvik olacaktır. Meb böyle bir sistemde mali olarak zarar etmeyeceği gibi performans açısından büyük fayda sağlayacaktır.


Çünkü biz kendimizi kore, finlandiya, almanya, japonya gibi ülkelerle karşılaştırıyoruz eğitim konusunda ama bu ülkeler ve insanları bilinç ve kafa yapısı olarak belirli muasır düşünce seviyesinin üstüne çıkmış, sorumluluk bilinci olan insanlar , kazandıkları parayı hak etmek için kendilerini zorlayan kişiler belirli bir ahlak ve dürüstlük şirazesinden geçmişler.

Ama bizde ne yazık ki böyle bir durum yok. Veya çok az. Özellikle Matematik Fen bilimleri gibi tahtayı zorunlu kullanması gereken dersler dışında tahtayı kullanan aktif ders anlatan , öğrencilerinin bilgisini aralıklı ölçüp başarısızlığa önlem alan, kesinlikle düzenli ödev takibi yapıp yapmayana yaptırım uygulayan hoca sayısı aşırı az.

Çoğunun ders stili şu ; derse gir oturduğun yerden kalkma kitabı aç konuyu oku ve git. Çoğu okumaya bile tenezül etmez , öğrenciye okutur, tahtaya yazıları öğrenciye yazdıran var. Sınıfta ilgi çekmekten anladıkları da dur ,sus ,şşt ,disiplin. Mesajı Paylaş

Baltica

Sayin hocam, ogretmen adaylarina, bransi disinda soru sorulmayan bir sinav uygulayalim peki...

Gerci bu durumda da, kutle cekimi kanunundan bihaber Turkce ogretmenlerimiz, Falih Rifki'yi Rizespor'un sagbaki zanneden matematik ogretmenlerimiz olur ya neyse...

Mesela, sence, sinavda, hic internete bakmadan Nigbolu, Ragusa, Temesvar'in ucunu de harita uzerinde dogru gosterebilecek kac tane tarih ogretmeni adayi cikar ? Ama durust bir cevap ver lutfen ! Mesela sen gosterebilir misin ? Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter