TEOG ve Milli Eğitimimiz

Başlatan Çetin, Eyl 20, 2017, 02:05 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

sunguroğlu

@sadalone hocam biz de aynı dertten muzdariptik hatta biraz ziyan da olduk. Lisedeyken il milli eğitim müdürlüğünün organize ettiği öğrencilerin okulunda kaldığı gözetmenlerin ise başka okullardan geldiği il çapında ortak yazılıları pilot uygulaması başlamıştı eğer oturtulursa en mantıklısı olur.  Üniversite sınavında da (bir hocamızın anlattığına göre)  ÖSYM 7 -8 yıl ônce avrupadan el yazısı okuyup anlamlandırabilen cihazlar almış. Sonra uzun bir süre Ankara'daki yazılı kağıtları üzerinde tarama yapıp bu cihazlara farklı farklı yazı tiplerini tanıtmışlar. Bütün sınavı açık uçlu yazılı usûlüne getirmek niyetindeler. Belki böylece çoktan seçmeli sistemde olan arka kapıların ve sıralamalarda olan yığılmanın önüne geçilinir. Bilen bildiği kadar yapar veya bilmek mecburiyetinde kalır ezbercilik fayda etmez . Ama maalesef ülkemizin gerçekleri var her sene 2.5 milyon öğrenci YGS ye giriyor  ~900k kişi de Lys ye her geçen sene de artıyor bu rakamlar aileler çocuklarını at gibi koşuyor herkes bilinçli artık okumayan nerdeyse kalmadı bu koşullarda ölçme seçme ve yerleştirme gerçekten zor bi dolu nitelikli insanın kafa patlatması gerekli. Değinmeden geçemeyecem bir sürü üst düzey talebe arkadaşım oldu hepsi çok tertipli çok çok çalışkan çocuklar deli gibi türev integral çözerler dinamik modern atom teorisi altından girip üstünden çıkarlar ama hacı gel bi dünyada ne olup bitiyor konuşalım desen abi Lozan var ondan böyleyiz yahut her şey akepe yüzünden sığlığını aşamazlar çoğu garanti para hacı diyerek tıp yazdı. Ama çalıştılar karşılığını aldılar kimisi Hacettepe de okuyo kimisi Cerrahpaşa da kimisi İTÜ kimisi yıldızda ben de burada boş boş eyyorluyorum. Sistem öyleymiş  böyleymiş bunlar boş muhabbetler çalışan karşılığını alıyor . Ha ne eleştirilir müfredat eleştirilir, bürokratlar eleştirilir, öğretmenler (bilhassa) eleştirilir, aileler eleştirilir ama saydıklarım 4×4 lük işlerini yapıyorlar da sınav sistemi çocukları bu hale getiriyor yanlış yaklaşım. Mesajı Paylaş

HDS

Bütün dünya sığlaştı, bayağılaştı. Biz istisna değil ama uç bir örneğiyiz. Yazık ettik kıymetlerimize, zira sınıfsız ülkemizde kafası çalışana hep yırtma yolu açıktı. Mesajı Paylaş

395V

Öğrenci sayısının çok olmasından dolayı her halükarda genel sınavların olması taraftarıyım. Ülkedeki adam kayırmacılık tehlikeli düzeylerde. TEOG (Temel öğrenimden ortaöğrenime geçiş) sınavlarının getirilmesinin nedeni öğrencinin geleceğinin tek sınavla belirlenmesinin sakıncalı bulunmasıydı. Bu sınavlar 8. sınıf derslerinin 1. dönem 2. sınavı ve 2. dönem 2. sınavlarının yerine yapılan ülke geneli sınavlardı. Konuları da sadece o dönemin 2. sınavının konularından ibaretti. Liselere girişte kullanılan puan hesabı öğrencinin 6,7,8. sınıf ortalamalarının ortalamasıyla TEOG sınavlarının ortalamalarının toplanıp 2'ye bölünmesiyle yapılıyordu. (Bildiğim kadarıyla)

Şimdi neden kaldırıldı? Beyefendi öyle istedi diye. Kabile devletinde böyle oluyor maalesef. Belki putty'nin dediği gibi imam hatipler için bir şeyler düşünüyorlar.


Şöyle sıkıntılar var:

1. Fiziki şartlar. 35 kişilik sınıfla güncel öğretim yöntem ve teknikleri kullanılamaz. 20-25 ideal.
Nüfus sürekli artarken yeni ortaokul açıldığı falan yok. Binada derslik haricinde diğer etkinliklerde kullanılması gereken kütüphane, laboratuvar gibi yerler sınıf mevcudunu düşürmek için dersliğe çevriliyor. Yeni okul açarlarsa bu imam hatip oluyor. İmam hatiplere 1. sınıf vatandaş, normal ortaokullara üvey evlat muamelesi yapılıyor. Binaları, imkanları, ödenekleri çok iyi. Kalorifer cayır cayır yanıyor. Sınıf mevcutları daha iyi. Servis ücreti, burs gibi yardım bile veren okullar var. Diğer yanda Ankara soğuğunda kaloriferi yakmayan/yakamayan düz ortaokul müdürü. En fazla 25 kişilik derslikleri olan modern binalar yapılmalı. Ve hiçbir suretle bu sayının aşılmasına izin verilmemeli. Nüfusa göre yapılacak binalar planlanmalı.
Sınıf mevcudu sayısı azaltıldığında laboratuvarların kullanılmasına daha aktif şekilde geçilebilir. Ama sadece okul kurulurken getirilen malzemelerle, grup çalışması yapılabilecek desksiz ve taburesiz laboratuvarla bu olmaz.

2. Personel sıkıntısı:
Uzman olarak yetişmiş öğretmenlerin yokluğu. Uzun yıllardır öğretmenlik yapan, çeşitli fakültelerden mezun kişiler öğretmenlik yapıyor. Eğitim fakültesi mezunları da çok farklı değil. Çoğu öğretmende senelerin getirdiği bir umursamazlık, yıpranmışlık var. Sosyal statü yerlerde, maaşlar olması gerekenden az. Bu uzman öğretmenlerin yetiştirilmesi lazım. Emekli maaşının yükseltilip yeni öğretmenleri göreve getirmek lazım. Gerçi mülakatla gelecek öğretmen de belli. Bunun kaldırılması lazım.
Bazı öğretmenler notları şişiriyor. Her öğretmen ülkenin dört bir yanında farklı sınav yapıyor. Bazıları gerektiği zorlukta, bazıları çok kolay sınavlar uyguluyor. Bir standart yok. O yüzden ortak sınav bu bakımdan iyi olur diye düşünüyorum. Ama kilometrelerce yürüyüp kar kış okula giden öğrenci ile, merkezde fiziki olanakları iyi okulda okuyan diğer bir öğrenci eşit değil ki bunları ortak sınava sokalım...


Sınav olmamalı ama sınavların kaldırılması için eğitim öğretim standartlaşmali. Her okul benzer eğitimi verebilirse sınavın anlamı kalmaz. Bu yapılana kadar ortak sınavlar olmalı.
Mesajı Paylaş

putty

#18
Eyl 22, 2017, 04:46 ÖÖ Last Edit: Eyl 22, 2017, 05:04 ÖÖ by putty
Çözüm gayet basit üniversite sınavı olacak okul puanı olmayacak sınavda kim yüksek puan alır ise ünversiteyi kazanacak olay bu kadar basit. Ortaöğretimde ara sınavlara ne gerek var lise dediğin bu kadar bunaltılacak bir şey değil merkezileştirilecek bir sınav da gerekmez eskisi gibi öğretmenler kendi sınavinı yapar öğrenci ya geçer ya geçemez kalanıda sadece üniversite sınavı olur. Okulunda o zaman çok önemi kalmaz insanlar bir şekilde o üniversite sınavında başarıyı yakalayabilir. İnternet var her ev artık dershane olmuş zaten kimse eğitimsiz kalmaz adil bir yarış olur ise bir yerlere girerler çok sebat ettiklerinde. Okul puani kadar ahlaksızca bir şeyi kabul edemiyorum ben ne hakla aynı sayıda hatta daha çok soru bilen avantajsız duruma gelebilir hatta sıfır şans derecesinde bu etki olabilir. Bir çocuğu hem daha iyi okulda okutup adaletsizliği eğitiminde baştan yaratacaksınız hemde ona ekstra sen iyi okulda okuyorsun deyip puan vereceksiniz sonra bu kadar eğitim farkına rağmen daha çok soru çözecek kadar ışıltılı birisi başarısız olacak sebebi ne kötü okulda okumak. Kötü okula pozitif ayrımcılık gerekirken negatif ayrımcılığı anlamıyorum ben. Hem eğitimi zayıf veriyorsun hemde katsayıyı az veriyorsun. O zaman nasıl gecekondudaki adam sıkıntılara katlanacak çocuğunu kurtaracak yada köydekiler. Bende şimdiki sistemi hiç beğenmiyorum ama değişecek diye umutlanamıyorum çünkü artık bu ülkede her reformun gizli planı oluyor reform lar reform için yapılmıyor devrim için yapılıyor. Lanet olasıca devrimlerden kurtulamadı bu ülke yüz yıldır hayatımız devrimlerle geçti geçiyor bir türlü evrensel kaygılarla yaşayamadık. Pozitif ayrımcılık hakkkında bir görüşüm daha var. Kadınlara biraz pozitif ayrımcılık gerekiyor mutlaka. Kötü okulada şimdikinin aksine biraz pozitif ayrımcılık gerekiyor ama bunlar göz ardı edilemesede eser miktarda olmalı çok küçük etkileri olmalı yarışı çok adaletsiz kılmamalı. Devlet kötü niyetli olacak ise bunu eğitim müfredatı ile zaten yapıyor. Mesela meslek lisesi elektik teknisyenini doktor yapmak istemiyor ben bunu anlıyorum ama önüne geçmek için barajlar koymak yerine matematiği haftada yarısı kadar verirsin onuda meslek matematiği olarak trigonometri ile geometri ile geçiştirirsin yada yerine meslek dersi koyarsın fizik eğitimi vermez statik eğitimi verirsin kimya vermez malzeme bilgisi verirsin biyolojiye zaten hiç dokunmazsın gibi doğal olarak üniversite şansını azaltan yollar var. Buna rağmen başaranı da engelleme doktor olsun zaten adil yarışta başarması çok zor ama ne diye puanlarla engelliyorsun başaran üç beş kişide hem tornacı hem doktor olsun batmaz bu ülke tornacıların % 2 si alakasız üniversitelere girdi diye. İmam hatiplerin önünü kapama olayında bu ülkenin sistemi çok zarar gördü kabul etmek gerek. Fakir ülkelerde eğitim insanların hayata tutunmak için sebat için tek dayanaktır insanlar çocukları için her şeye katlandılar buna mani olmamak gerek bu ülkenin sosyal sigortasıdır ve kandırmada değil arkasında bir gerçekte vardır. Eskiden böyleydi gecekondulardan köylerden doktorlar mühendisler çıkardı kötümü olurdu. Mesajı Paylaş

Havuc99

Orta öğretimden sonra vasat ve normal öğrenciler meslek liselerine yönlendirilmeli. Bu meslek liseleri 6 yıl olmalı ve yeterli mesleki eğitim verilmeli buradan mezun olan elektrikçi yada teknik ressam sanayinin isterlerini karşılayabilir duruma getirilebilir.
Genel liselerin sayısı azaltılmalı ağırlık mesleki eğitimden yana olmalı. Sanat ve spor liseleri çok yaygınlaşmalı. Sanat ve Spor
yaşam içindeki hak ettiği düzeye getirilmeli. Toplum için sanatçı yetiştirmek en az bilim adamı yetiştirmek kadar önemli.
Yaz tatilinde okullar zorunlu olarak ücretsiz dil kursları ve etüt ler düzenlemeli. Dersanelere ihtiyaç yavaş yavaş sonlandırılmalı.

Üniversite sayısı azaltılıp kalitesi yükseltilmeli üniversitelere ortalama üzeri zekaya sahip kişiler yerleştirilmeli ve gerçekten çok iyi eğitim verilmeli. Bir mühendis üniversiteden mezun olduğunda tek bilinmeyenli denklemi çöze bilmeli. Şu an üniversiteden mezun olan gençlerin büyük bir çoğunluğu temel matematiği dahi bilmiyor. Üniversiteye öğrenci seçilirken okullardan ilk üçe giren öğrenciler direk alınmalı. Yerleştirme için bunlar tekrar bir sınava tabi olabilirler.Ve diğerleri içinde merkezi bir sınav olmalı.Öğretmenlik en az doktor kadar prestijli bir meslek haline getirilmeli. Maaşlar yükseltilmeli ve Tvlerde özendirici programlar yayınlanmalı.

Üstün zekalı ve yetenekli çocuklar ilk öğretimden tespit edilmeli ve bunlar tamamen eğitim sistemi dışında özel olarak eğitilmeli.

Kısacası toplumun geneli için düzgün bir mesleki eğitim. Üst seviye içinde çok kaliteli yüksek öğretim. İnsanlara diploma verip sen mühendissin,mimarsın,tarihcisin demek gerçekten onları mühendis,mimar,tarhçi yapmıyor. Sadece diploma sahibi yapıyor. Birde ihtiyaca göre öğretmen,doktor,muhendis yetiştirilmeli. 4 sene üniversite okuyup atanamamk yada 4 sene niversite okuyup servis şöfürlüğü yapmak çok saçma oluyor. Mesajı Paylaş

putty

#20
Eyl 22, 2017, 06:16 ÖÖ Last Edit: Eyl 22, 2017, 06:32 ÖÖ by putty
Bence meslek liselerine gereğinden fazla para harcıyoruz. Meslek lisesi yerine klasik liseler daha doğru. Meslek eğitimi ise liseden sonra iki sene de rahatlıkla verllir. Böylelikle tamamen meslek eğitimine odaklanmış şekilde iki senede eğitim çok daha iyi verilir. Ön lisanslar yeter yani meslek eğitimi için. Ön lisans a girişi de çok kolaylaştırmak 30 yaşındaki adamın da girmesine olanak vermek sayılarını arttırmak gerek. Eğitim böylece daha kolaylaşır meslek liseleri çok maliyetli okullar klasik lise eğitimine mani oluyorlar biraz. Üstelik şimdi meslek liselileri birde ön lisans a zorluyoruz yani zaten melek liseliye ön lisans dayatılıyor ne gerek var sadece ön lisans ile insanlar makine ressamıda olur elektrikçide bence. ABD de buna benzer şekilde mesela. Tek sorun insnaları 20 yaşındamı işe sokacağız bu ülkede zaten lise bile zor okutuluyor bir an önce ekmeğini kazanmalı insanlar. Bence meslek liseleri çok verimsiz hantallar çoluk çocuğa meslekmi öğretilir çıraklık okulu gibi. Liseyi bitiren üniversite şansını dener olmadı şehrindeki ön lisanslardan birine girer işini seçer hem yetişkin aklı ile buna karar verir hemde yetişkin aklı ile öğrenir. Zaten hayatın içinede girmiş oluyor işide ciddiye alır sahiplenerek öğrenir. Sertifika verirsin diplomada değil. Mn lisanstan daha gevşek bir şey gerekiyor daha yaygın kolay girilen. Böylece klasik lise eğitimi alanlarda mesleksiz kalmaz bu hayatta dener dener olmadı 25 yaşında gider mesleğini seçer olmadı hayatta hiç bir şey geç değil. Meslek eğitimini bence böyle kurgulamak lazım ama biraz refah toplumu işi gibi bu. Lise eğitimini biz güzel topluk yaratmak için iyi kullanamıyoruz. Toplumun bireyleri lisede daha çok sosyal yanları ile mezun edilip sonra üniversiteye girememiş ise meslek kursuna gitmeli. Nedirki en zor meslek eğtimi bile bir senede olmadı iki senede öğrenilir bir iş yerinin kabul edeceği başlangıç seviyesi ile. Bir senede makina ressamı olamazmı bir insan yada CNC operatörü ful tam gün eğitim ile. 4 sene lisede eğitime ne gerek var. Tabi bir yetişkine nasıl ikna edersin marangoz olmaya o dert olur. Şimdi ortaokulu bitiren ne olduğunu anlamadan giriyor okula kaderi bağlanıyor ama 18 yaşında bu zor olur. O zamanda elekrik 2 sene marangoz 6 ayda mezun edilerek cazibe yaratılabilir. Kısaca meslek eğitimi için basit kurslar yeterlidir. Hayat zaten internet artık bütün bir ömür eğitim devam edebiliyor. Dediğim gibi bir tık yukarı refak toplumu olmak gerek bunun içinde galiba. Maaşın iyiyse her meslek iyidir ama şimdi kim tornacı olurki yetişkin aklı ile.  Benim önerim özetle şöyle. MEslek liseleri kalkacak yerlerine klasik lise eğitimi olacak meslek eğitimide yaygın kaliteli meslek kursları ile yapılacak sertifikalı çalışma dayatılacaka. Kimi 2 sene kimi 3 aylık eğitimler devlet belediye özel sektör paralı parasız çeşitlenebilir bu eğitimler. Sertifika dayatılırsa bir pazarı olur bunun cazibesi kabulü olur çokta faydalı olur işin gücün yok yada beğenmedin git bir sene eğitim al. Gece olur gündüz olur hafta sonu olur çeşitlendirmek gerek. Mesajı Paylaş

HDS

@putty, sen katsayı meselesini doğru anladığından emin misin? "Okul puanı" dediğin şey.


Bizim zamanımızda ÖSS ve ÖYS vardı. ÖYS'de de Orta Öğretim Başarı Puanı (OÖBP) diye bir kavram vardı. Mezun olduğun okulun genel not ortalamasına göre senin mezuniyet ortalamanın farkı bir katsayı ile çarpılıyordu. Bu da puanına ekleniyordu.

Ben sınavdan çıktığımda hedeflediğim tüm netleri elde etmiştim. Matematik full, fizik full, falan filan. Türkçe, edebiyat, zaten kitap okuyan adamdım, vs vs. Fen Lisesi sebepli OÖBP'nin pek yüksek gelmeyeceğine razıydım. Son dönem OÖBP'den yırtmak için düz liselere geçen çok olmuştu. Okulun yarıdan fazlası boşalmıştı ama bana çok abuk geliyordu. Taş gibi netlerimi yapmıştım falan filan.

Sınavdan çıktığımda ilk 300'e girerim diyordum. Sonra, OÖBP'nin katsayısını arttırdılar. Epey önemli bir puan oldu. Yani, ÖYS'deki kimya soruları falan kadar neredeyse ağırlığı oldu. İlk 1.000'in kenarında kaldım.

Bence bizim zamanımızda ÖYS gayet iyi bir ölçerdi. Hakkı hak edene teslim ederdi. Şimdi yine bir aşırı kaygı, aşırı liberal bir takıntı içine girdik korkarım ki. Başımıza da eğitimden yana ne geldi ise ondan geldi.

Bir Lise Fen kitabı gördüm geçenlerde. Herif "elastikiyet" anlatıyor. Fizik konusu. Bir tane formül yok. Ödleri kopuyor heriflerin formül vs koyarız da, çocukların gözleri korkar diye. Bizi asıl bu "liberalleşme" kaygıları, bu Avrupa'dan apırılmış yarım yamalak eğitim metotları göçertti.

Dil öğretelim, ama gramer korkutucu.
Matematik öğretelim ama formül olmasın. Aşırı karışık denklemler çocukları korkutuyor.
Fizik öğretirken önce kavramları öğretelim, formülünü lisede görürler.
Kimya'da da bağları öğretmeyelim, doğadan kavramlarla anlatmaya çalışalım.



Böyle yetiştirdiğin çocuk üniversiteden mühendis çıkamaz. Çıksa da yüksek lisansa Amerika'ya gittiğinde kovulur gelir.


Bu sebeple, hasbelkader aradan sıyrılan çocukların yurt dışına falan okumaya gitmesi, bazı ailelerin çocuklarının en azından bir süre yurt dışında okuması pek hoş. Yoksa dünya ile bağımız iyice kopacak. İki bürokratın kendi hayallerinin kurbanı göçüp gideceğiz. Birileri dışarıda kendini kurtarsın. Yarın öbür gün Avrupa falan da karışınca bunlar geri gelirler umarım. Onlarla hayatta kalırız. Mesajı Paylaş

Alkyone

YÖK'te üniversiteye 'giriş için daha yalın' model çalışması


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın üniversite giriş sisteminde bir çalışma yapıldığı yönündeki açıklamalarına ilişkin, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Üniversiteye giriş sistemindeki merkezi sınavların fırsat eşitliğini ve adaleti temin ettiğine yönelik daha önceki açıklamalarını hatırlatan Saraç, "Anadolu'nun herhangi bir yerinden gelen imkanları sınırlı bir çocuk, bu merkezi sistemle Türkiye'nin en başarılı üniversitelerine girebiliyor. Demek ki adil bir düzenek." dedi.

Yükseköğretim sisteminin bütünüyle çok dinamik bir sürece sahip olduğunu, bu nedenle üniversite giriş sisteminde de aksayan ya da iyileştirmeye ihtiyaç duyulan taraflar için YÖK'te bir yıl önce bir çalışma başlattıklarını ve zaman zaman Cumhurbaşkanına arz ettiklerini belirten Saraç, şöyle devam etti:

"Üniversiteye girişte sınavsız bir model bugünkü şartlarda söz konusu olamaz. Sosyal adaleti sağlayan merkezi sınav bu yıl yine gerçekleştirilecek. YÖK'teki çalışmamız, sınavsız geçişe yönelik değil, mevcut merkezi yerleştirme ve merkezi sınavın aksayan taraflarını gidermeye, iyileştirmeye dönük ama özellikle yalınlaştırma ve bu sınavların yönetimini daha kolaylaştırmaya yönelik. Sayın Cumhurbaşkanımızın çok haklı olarak dile getirdiği gibi öğrencilerin üzerindeki sınav baskısını azaltmamız gerek."

"Aileler kesinlikle tedirgin olmasın"

Yükseköğretimde üzerinde iyi çalışılmayan büyük radikal değişikliklerin bazen yıkıcı tesirleri olabileceğine dikkati çeken Saraç, şöyle konuştu:

"Bundan dolayı giriş sistemini daha yalınlaştıran, daha sade bir sisteme yönelik bir hazırlığımız var. Fakat öğrencilerimiz ve ailelerimiz kesinlikle tedirgin olmasınlar. Çalışma şekillerini etkileyecek bir değişiklik söz konusu olmayacak. Bunu YÖK Başkanı olarak sarahatle ifade ediyorum. Ailelerimiz ve öğrencilerimiz, asla tedirgin olmasınlar. Öğrencilerimiz, çalışma şekillerini değiştirmesinler. Lise, ortaokul müfredatına sıkı sıkı sarılsınlar. Derslerine iyi çalışsınlar, iyileştireceğimiz ve yalınlaştıracağımız sistem öğrencilerimizin çalışma stillerini değiştirici nitelikte asla olmayacak. Çünkü bu hususta bir istikrarın söz konusu olması icap ettiğini düşünüyoruz. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığımızın müfredatı, öncelikleri ve kazandırmak istedikleri yetkinlikler her zaman için dikkate almamız gereken hususlardır, tabii ki dikkate alacağız."
http://aa.com.tr/tr/egitim/yokte-universiteye-giris-icin-daha-yalin-model-calismasi/916512
Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

Çetin

Konu güzel ilerliyor. Kaynamasın; gelen tüm yanıtlar, değerlendirmeler için çok büyük teşekkür ediyorum. Var olun. Mesajı Paylaş

turkdefence

Sorun SINAVLAR mı EĞİTİM mi?

Sorun SINAV SİSTEMİ mi EĞİTİM SİSTEMİ mi?

Bir okuldaki öğrenci bile sınıf değiştirince ne aynı konuyu, ne aynı kaynağı, ne aynı dersi yerinde bulamıyorsa sistemli bir eğitimden söz edemeyiz. Özgür, ücretsiz, yavaş öğrenenler için, normal öğrenenler için, hızlı öğrenenler için EĞİTİM sistemimizde nasıl bir model uyguluyoruz. Veya herkesi tek potada tek hızda eğitmeye mi çalışıyoruz?

Okullarda bile hızlı öğrenen öğrenciler ile yavaş öğrenen öğrencileri ayırmak yasak! A Sınıfı diye bir sınıf artık yok. Kendi seviyenizdeki insanlarla değil randomize edilmiş karma sınıflarda eğitim alıyorsunuz. Tembellik bulaşıcıdır, çalışkanlık ise bulaşıcı değil. Sadece çalışmaya istekli öğrencilerin dengesini bozuyoruz ve hepsini birbirine benzetiyoruz.

Rekabet olmadan İYİ üniversitelere yetişmiş İYİ öğrenci bulamayız. Herkes sadece yaşadığı şehirdeki okul ve üniversitelere gidecekse zeki insanları daha iyi bir eğitime tutamazsınız.

Lisede tüm sayısal derslerim kötüydü, sözellerim iyiydi ve çıktım uslu öğrenci olduğum için sayısal bölümde okudum. 3 dönem boyunca, matematik, fizik, kimya, biyoloji, geometri derslerinden ya çok zorla geçtim, veya kaldım. En son sözel bölüme döndüm ve ilk dönem takdiri bir puanla kaçırdım, ikinci dönem kemalist bir hocanın dersinde DERSTE KİTAP okuduğum için gıcık kaptı sınavlar iyi olmasına rağmen kanaat notuyla 1 e düşürdü.

Burda şunu gördüm, yapılan sınavlar kesinlikle objektif değil. Kesinlikle işlenen tüm konuları kapsamıyor, kesinlikle hoca ile sizin aranızdaki ilişkiye dayanıyor. Benzerini ÜNİVERSİTE de de yaşadım. Sırf Dinler Arası Diyalog'a karşı derste konuştum diye KELAM diye bir dersten 4 sene üst üste kaldım.

Derste işlediğimiz kitaplar da hocaların keyfine göre değişebiliyordu. LİSEDEYKEN islam tarihi dersinde okuduğumuz kitap 28 şubat sürecinin sonunda TOPLATILDI, uzun yıllar da basılması yasaklandı. Çünkü hocanın tercihi derste bu kitabı okumaktan yöneydi. Çünkü İslam Tarihi dersinde işlediğimiz kitap İSLAM DEVLETLERİ tarihi gibiydi, neredeyse peygamber efendimizin vefatı ile başlıyordu. Burada da hocanın ileri görüşlülüğünün öğrenciyi daha üst seviyeye çekme gayretini gördüm.

Eğitimci değilim, yazılımcıyım. Ve bunu kesinlikle üniversitede, veya lisede öğrenmedim :)

Mesajı Paylaş

Yönetim

Forum kuralları kısmındaki "Siyaset" hususunu ve bu husustaki hassasiyetimizi hatırlatmak isterim. Mesajı Paylaş

BETONBEY

#26
Eyl 22, 2017, 09:43 ÖS Last Edit: Eyl 22, 2017, 09:45 ÖS by BETONBEY
Bizim sıkıntımız daha lisede başlıyor. Farklı liseler var ama bence en büyük sorun yönlendirmelerde...

Herkes çocuğu mühendis, doktor olsun ister ama çocuğun eğilimini değerlendiren var mı ?

Bizim rehberlik diye bir dersimiz var ama gerçekten bu zamana kadar hangi öğrenciye rehberlik yapılmış ?

Sabri kardeşim ne güzel bitirmiş yazısını, mesleğimi okulda öğrenmedim demiş. Bizim 4. sınıftan itibaren çocuklarımızı ve beraberinde velilerimizi de yönlendirecek ciddi bir rehberlik kademesine ihtiyacımız var. Çocuklarımızın mizacını,okul notları ve genel eğilimlerini tespit ederek ailesiyle birlikte yönlendirecek rehberlik programları...

Bunu becerebilirsek gerisi zaten gelecektir ve işsiz yüksek öğretim mezunu sayısı gerçekten azalacaktır. Herkes çocuğunu doktor, mühendis yapmaktan vazgeçtiğinde birçok alandaki baskı direk azalacaktır.

Diğer yandan ise toplumdaki bireyler yönelimlerine uygun görece mutlu oldukları işleri yapacaklardır ve bu her şekilde verimliliğe yansır. Para kazandığı işi severek yapmak bu zamanda bir lüks sonuçta...

Meslek liselerine gelince Putty'e katılmıyorum. Aslında zaten temel sorunlarımızdan biri de budur. Almanya meslek liseleri konusunda dünyanın 1 numarası iken şu anda meslek liselerini sağlam bir rehabilitasyon programından geçirmeyi konuşuyor. Adam zaten olanı daha iyi hale nasıl getiririmi konuşurken Putty kapatalım diyor ;D

Biz de ekmek yapmanın okulu yok, duvar ustalığının okulu yok, sıvacılığın okulu yok, inşaatçılığın okulu yok...

Almanya'da ekmek yapmasını meslek lisesinde öğretiyorlar. Ama adam hamur yapıp fırına sürmesini öğrenmiyor, tam 500 çeşit ekmek yapmasını öğreniyor. Çıkan adamı düşünebiliyormusunuz ?

Meslek liselerinin yetiştirdiği adamlar ara elemanlardır ve her yerde kalifiye ara eleman kıtlığı var. Bunu birisi açıklasın ?

Bizim bu rehberlik işini ciddi bir şekilde ele almamız ve münavebeli olarakta meslek liselerini ciddi anlamda elden geçirmemiz gerekiyor. Diploması olmayan fırın açamamalı, inşaatta çalışamamalı, ticari araç alamamalı ve araç kullanamamalı ki bu meslek okulları önem kazansın ve kimse tarafından göz ardı edilemesin...

Meslek liselerinden işini bilerek mezun olan insanların kuracağı yada çalışacağı işletmelerin verimliliği her şekilde artacaktır. Her önüne gelen bu işleri yapamayacağı içinde gelirleri de düzgün olacak ve bu meslekler nisbeten tercih edilir hale gelecektir. Bunu başarabildiğimiz zaman yüksek öğretimin üzerindeki baskı hafiflemeye başlayacaktır.

Ayrıca sanırım Almanya'da da olan yeni bir okul çeşidi çıkarmalıyız. Devlet kademesinde çalışacak personeli liseden itibaren yetiştirmeliyiz. Buda yüksek öğretim üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Devlet Meslek Lisesi gibi bir yapıdan bahsediyorum. KPSS kademeli bir şekilde kaldırılacak ve bu liselerde devletin ihtiyacı olan her kademe memuru 4 yıl boyunca direk buna yönelik yetiştireceksiniz.

Mesela 2.sınıftan itibaren birçok devlet teşekkülünde yaz stajları, 4.sınıfta direk stajyer memur gibi işini yerinde öğretip aynı zamanda para da vererek çalıştıracaksınız.

Bizim en büyük sorunlarımızdan biri de devlet kademesindeki verimsizlik değil midir ?     


 

Mesajı Paylaş

Çetin

@BETONBEY

Bir kezinde, olayı hiç anlayamadığımdan (daha doğrusu: göremediğimden), bir yakınıma, ''Ülkedeki nitelikli iş gücü (uzman, Fachmann) yetiştirme yöntemi, siyaseti, politikası nedir? Nasıl oluyor bu işler? Örneğin bir kimse nasıl otomotiv-mekanisti(?) (KFZ-Mechaniker; ne denir buna? motorcar mechanic) olur, nasıl Zerspanungsmechaniker (cutting machine operator) olur, ya da Bürokaufmann (office administrator)? Bu nitelikli iş gücü nasıl yetiştirilir?'', diye sormuştum. Bana verdiği yanıttan hiçbir şey anlamamıştım, çünkü anlaşılacak (anlatılacak) bir şey yok gibiydi.

Ben de, ülkemizdeki en büyük sıkıntılardan (eksiklerden) bu işi görüyorum. Herkes üst düzey bir mesleğin iyesi, uzmanı olamaz. Olmak da zorunda değildir. Olmak da istemez zaten. İnsanlar türlü türlüdür, yaşam çok geniş bir alandır. Kimisi onu sever, kimisi onunla yetinir, kimisinin de hoşuna gider; illa el işçiliğinin de olduğu (yetenek vs.) bir mesleği ifa etmek ister. Ve benzer, benzer. Bu yüzden yurdumun bu işini hiç anlayamamışımdır. Bir kimse, bir devlet hiç bunları düşünmez mi? Niye böylesi bir işin düzeneği yok? Ya da var da, ters mi işliyor; nedir sorun? Adam çok iyiyse Realschule/Gymnasium sonrası, notları yeterliyse, yukarıda andığım mesleklere başlayabileceği gibi (genelde 3 ya da 3,5 yıllık meslek öğretimi, sonra uzmanlık belgesini alır ve uzman, yani Fachmann olur; nitelikli mesleki iş gücü, o işin uzmanı, bileni, bilir kişisi) ilgili meslek okullarına da gider, orada daha derin bilgi birikimi edinir. Bununla da sonra, okuduğu alan neyse, yüksek okula gidebilir. Bu alan teknik idiyse, örneğin yüksek okulda makine mühendisliği, elektronik mühendisliği vs. okuyabilir. 

Yine meslek sonrası aynı işyerinde, imkan sunuyorsa, ki, olmayan yeri ne işittim ne de gördüm, 4 yıllık bir akşam okuluna (Abendschule) gidip Techniker (teknisyen, mühendisin bir altı gibi) olabilir. Bunun yanında, bu yola dilerse girmeyip, Meister (usta) olabilir; yani ilgili işin uzmanı olmaktan çıkıp ustası olur. Bu belgeye iye kişiler kendi işyerlerini de açabilirler bildiğim kadarıyla; ki evet, öyleydi.

Ben de Realschule sonrası bir meslek okulunda okudum (Berufskolleg [''meslek koleji'', Berufsschule da denir ''meslek okulu''], iki yıllık, teknik üzerine (Höhe Tech idi dalın adı)) ve verilen iki yıllık eğitim arasındaki dersler, sonra üniversitede (yüksek okul, Hochschule) bile işlenen derslerdi (makine mühendisliği). AutoCAD gibi dersler, demir ''kalasların'' güç altındaki eğilim hesapları gibi dersler vardı. Matematik öğretmenimiz ise yaşayan bir hesap makinesi gibi bir şeydi. Yani ilerisini düşünenler için ön hazırlık görevi (de) görüyordu dersler. Geriye bakıp düşününce, ''Keşke o zamanlar (buradaki tüm toplum üyelerimizde az buçuk görülen) kararsızlığım, ne edeceğini bilmezliğim olmasaydı.. çok daha güzel bitirir, günümde de o bilgilerin hepsi beynimde olurdu.'' diyorum. Ortalamam 3.0 idi ve çok daha iyisi olabilirdi. Burada doğup büyüyüp yaşamanın bir takım dinamiklerinin ortaya çıkardığı saçmalıklara az lanet etmiyor değilim. Çok çaldı ve acısını çok çekiyorum. Bugün durumum çok başka olabilirdi. Şu son yıllarda gençlerdeki durum ancak değişmeye başladı; gözlemliyorum, konuşuyorum. Bu çok güzel ve umut verici gelişme. Yüksek yerlere (bilinçli) yönelmeler var.

Sonuç olarak, çok garip, çok tuhaf bir şeyler var ortalıkta ve hiçbirisine anlam veremiyorum. Mesajı Paylaş

putty

#28
Eyl 22, 2017, 10:29 ÖS Last Edit: Eyl 22, 2017, 10:37 ÖS by putty
Betonbey almanya rehabilite edelim derken benim dediğimi yaparsa ne olacak. Meslek eğitiminde bir gariplik var. Orta3 yaşındaki birine hayatın boyunca işin bu diyemezsiniz annesi babası bir bireyimm hayatının işine karar veremez. Anne babalarda devlette karar veremez buna. Lise bitince insanlar mesleklerinin derdine düşmeliler. Çağdaş toplum bu çirkinliği yakalayacak hoşumuza gitsede gitmesede. 13 yaşındaki bir insana sen emekli olana kadar marangoz olacaksın yada ayakkabı ustası olacaksın demeye kimin hakkı var. Üstelik bu ayıbı çözecek dönüş yollarınıda bir insana iki meslek öğretemeyiz diyerek kapatıyorlar kötü niyete bakarmısınız. Benim önerime gelirsek tek sorun var oda liseden sonra işe girmek için bir meslek eğitimi almaktır bu biraz bizim gibi fakir toplumu zorlar lise bile zorluyor. Buna bir çare şu olur 4 senelik lise eğitimi tekrar 3 seneye insin hatta 2 seneye bile inebilir sonrada meslek meselesi başlar o zaman işte şimdiki kadar insanlar eğitim hayatında oyalanırlar. Meslek eğitimini ben en baba meslek için maksimum 2 sene görüyorum ara kademe eğitimi açısında. Tam gün meslek eğğitimi ile zaten meslek lisesindeki mesleki eğitim toplam saati bile geçilir. Diş teknisyeni 2 sene eğitim alsın makine ressamı 1 sene eğitim alsın tornacıya 6 ayda yeter ortalama 1 sene eğitim ama çok uç noktalarda 2 sene olabilir. Bir gün olacak olan budur ben söyleyim meslek lisesi diye bir şey devam edemez. Amerikada varmı meslek lisesi ben oraları bilmiyorum bilenler söylesin olsa filimlerde görürdüm bu yaşıma kadar. Bu aya giden adamlar meslek lisesine gidiyorlarmı 12 yaşında orada yaşayan biri söylesin merak ettim. Birde şunu düşünün ne kadar güzel olacak mesleği olmama diye bir şey olmaz daralan gider 6 ay kursa bir işi olur başkasında olan sertifika ondada olur al sana meslek gazetede iş ilanına başvurabilirsin kimsede bu sertifika yetmez diyemez başkası yok çünkü artık. Devlette sertifikalı işçi çalıştırma baskısı kuracak duvarcı ustasıda sertifikayı alacak berberde boyacıda. Belediyelerin meslek edindirme kursları var seviyorlar bunu mesela belediyeler ama sevabına gibi yapılıyor oysa güzel model bence bu. Zaten meslek iş hayatında pekişir kimse çaylak kalmaz bir iki senede herkes usta oluyor ne işe girse. İlk meslek eğitimi ücretsiz olsun sonrakiler paralı olsun yada ikinci % 50 sini devlet versin üçüncüde devlet desteği olmasın. Ama engel olmayın isteyen işi beğenmedi ise 25 yaşında başka mesleğe geçsin bizene ama parasını verir o zaman. Konu meslek olunca devlet özel sektördende hizmet satın alır meslek eğitimi sonuçta yetişkin bireyler vede sıkıntılı bir yanı pek yok. Başka bir konuda o kadar çok küçük büyük meslek varki hangi birine lise açacaksın. Hadi açtın her meslek 4 sene eğitim için uygunmu değilse ne olacak lise yi yarımmı okusun çocuk. Saçma yani bu meslek lisesi kurgusu. Mesajı Paylaş

sunguroğlu

@putty hocam meslek liseleri gerçekten korkulunacak kurumlar değiller katsayı varken meslek lisesi okumak zûlümdü haklısın ama katsayı kalktığından beri fırsat eşitliği var hatta meslek liseleri daha avantajlı şöyle bir örnek vereyim sınıfta 60 kişiyiz 59 u Anadolu lisesi mezunu 1 kişi meslek lisesi mezunu teknik resim ve atölye bilen tek arkadaşımız da o . Çocuk hem meslek sahibi  hem de 12. Sınıfta çalışmış mühendislik kazanmış. Çok arkadaşım var keşke meslek lisesi okusaydık diyen o hale geldi yani durum. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter