TEOG ve Milli Eğitimimiz

Başlatan Çetin, Eyl 20, 2017, 02:05 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Çetin

Malum olduğu üzere TEOG kalktı. Bu vesileyle uzundur üzerinde durduğum ve kafamda dolaşan, ancak türlü işler nedeniyle vakit bulup da yeterince araştıramadığım, bu yüzden de sıkıntılarını, yanlışlarını tam olarak anlayamadığım, en azından sağlıklı bir bakış yakalayamadığım ve yurtdışında olmam nedeniyle zaten genel olarak ne yazık ki kıyısında kaldığım milli eğitimimiz konusunda bir iki soru sormak istiyorum.

1. TEOG, tam olarak nedir? Kalkması iyi mi, kötü mü oldu, yoksa durum ''göreceli'' mi (iyi diyen var, kötü diyen var)? Neden, niçin gerek duyuldu da geldi; niçin bunca kısa süre sonra yine kaldırılma gereği duyulup kaldırıldı? Kısa özet, ''can alıcı'' sözler yeter, kimseyi yormak istemiyorum.
2. Eğitimimizin genel sorunu, sıkıntıları nelerdir; niçin böyle olduğunu düşünüyorsunuz?

Ülkenin genel durumunu, dün de bugün de olup bitenleri biliyorum. Son yıllarda eğitim konusunda çok değişiklik yapıldığını, ''ileri geri'' olduğunu, bundan ötürü çok şikayetlerin var olduğunu da. Dileğim nesnel bakış sunabilecek, sorunun özünü imleyecek, neden bunca sürüklenme, neden insanımızı çocuğunu yurtdışında okutma isteğine dahi iten korkunç bir durumun var olduğunu aydınlatıcı anlatan veri, bilgidir.

Teşekkürlerimi sunarım. Mesajı Paylaş

commandos

1. Bakan Erkan Mumcu: "Eğitimi sil baştan ele alıyoruz. Sistemi değiştiriyoruz."
2. Bakan Hüseyin Çelik: "Önceki sistem problemli. Sistemi değiştiriyoruz."
3. Bakan Nimet Çubukçu: "Eğitim çok önemli. Eski sistemi değiştiriyoruz."
4. Bakan Ömer Dinçer: "Böyle sistem olmaz. Sistemi değiştiriyoruz."
5. Bakan Nabi Avcı: "Sistem çok sıkıntılı. Değiştiriyoruz."
6. Bakan İsmet Yılmaz: "Böyle sistem mi olur? Sistemde köklü değişiklik yapıyoruz."

Amiyane tabirle sistem bir türlü oturmuyor. Eğitim sistemimiz daha çoook değişir durur. Olan genç nesil ve gelecek kuşaklara olur. Haracanan da milletin devletin temel taşları olur. Mesajı Paylaş
Dünyada iki bilinmeyen vardır; biri Kutuplar, diğeri Türkler...
-Albert Sorel-

Çetin

Yanıtınız için öncelikle çok teşekkür ederim. Sağ olun.

Bu dizini bugün ben de gördüm. Ancak böyle olmasının nedenleri, sizlerce, nelerdir? Neden oturmuyor? Mesajı Paylaş

hergeleci

Iyi oldu bu konunun acildigi. Turkiye'nin gucu konusunda yazacaktim ama su TEOG olayini tam anlamadim. Nedir bunlarin derdi yine? Mesajı Paylaş

BETONBEY

Konunun bilimsel yönü haricinde bu değişen sistemlerle hayatları da değişen çocuklarımız var.

Açıkçası yaka silkmiş vaziyetteyim...

Sanırım sorunu anlatmanın en kolay yolu şu anda futbolda yaşanan, takımların yerli, yabancı futbolcu bulundurma sayıları üzerinden örneklemek...

Takımlar 3-5 yılını bağlayacak şekilde yabancı transferi yapar, Federasyon ise pat diye 3-5 ay yada 1 yıl sonra uygulanacak şekilde yabancı sayısını ciddi anlamda düşürünce ne oluyorsa yıllardır o oluyor. Federasyon bunu geçmişte yaptı ve takımlar ciddi zarar gördü. İnsan hayatında da çocuklarımızın hayatı zarar görüyor. Şimdi ise Federasyon uygulayacağı kural değişikliğini zamana yedirerek, ağır ağır değiştiriyor ve takımların buna göre ön almasına fırsat tanıyor.

Bizde ise hooop bir bakıyorsun teog gelmiş, sonra bir  bakıyorsun hoop teog gitmiş.

Maç başladıktan sonra 10 dakika arayla futbolun kurallarını değiştiriyorsun yahu, bu ne...

Yaptığın uygulamanın sonucunu bu kadar zamanda nasıl göreceksin ?

Kıstas alınması ve değerlendirilmesi gereken insan hayatıdır. Bugünden yarına uyguladığın programın neyi değiştirdiğini nasıl tespit edeceksin ?

Şu anda üniversite sınavına hazırladığım oğlum yani 2000 civarı doğumlular en büyük darbeyi yiyenler...

Tam lise öncesinde Oks ve Teog onların üzerinde denenmişti. Şimdi ise tam üniversite öncesi üniversite sınavında da değişiklik yapacaklarını açıklıyorlar.

Bunu gene yaparlarsa bu işten zarar gören pekçok insanın tavrının ne olacağını hesap ettiklerini sanmıyorum.

Bu iş siyasi bir mesele değil ve insanların tavrıda siyasetle falan alakalı olmayacak.

Zira en baştada belirttiğim üzere üzerinde tasarrufta bulundukları şey çocuklarımızın, çocuklarımın geleceği, hayatı...



Mesajı Paylaş

Çetin

Sayın BETONBEY, yanıtınız için içtenlikle teşekkür ederim. Çocuklarınız için de en iyisini diliyorum.

Beyin yanıyor. Yani ne olmuyor da, sorun nerede de, ya da ne görülmek isteniyor da, ne başarılamıyor da bunca ileri geri oluyor anlamak akıl işi değil. Dediğiniz gibi bunca kısa sürede de zaten ne görülebilir, saptanabilir, deneyimlenebilir? Yanıtınız kapsamlı idiyse de, günümüzdeki olguya çok iyi bir bakış sunduysa da, yine de bu işin temelindekini anlamak çok güç, gördüğüm kadarıyla da birçok kişi anlamıyor. Belki de işin özü, işin özünün bilinmemesi, nasıl bir yolun tutulması gerektiği bilinmemesi(?). Bunca değişiklik, bunca git gel bunca kısa sürede görüldük bir şey olamaz yer yüzünde. Mesajı Paylaş

turkdefence

Japon veya Kore sistemini direk kopyalayalım gitsin :) Mesajı Paylaş

commandos

Sn.@çetin asnırım en basit cevabı, "kimse memnun olmuyor" olarak açıklanabilir. Eğitim sistemi, bir ülkenin temelini, yapı taşlarını oluşturur. Bir ülke dizayn edilmek isterseniz bunu ilk olarak eğitim sistemini değiştirerek yapabilirsiniz.

Nasıl bir sistem geleceği konusunda bir bilgim yok. Ama bu sistemin "imam hatip" tabanlı eğitim sisteminin daha da kuvvetleneceği yönünde olacağı kanısındayım. Zaman gösterecek haliyle... Mesajı Paylaş
Dünyada iki bilinmeyen vardır; biri Kutuplar, diğeri Türkler...
-Albert Sorel-

putty

#8
Eyl 21, 2017, 06:09 ÖÖ Last Edit: Eyl 21, 2017, 06:10 ÖÖ by putty
Her tarafa imam hatip açtılar şimdi onlara öğrenci bulmak gerek ama imam hatipler meslek lisesi ve insanları zorla mesleğe sokamazsınız. Şimdi harıl harıl bunun bir çaresini arıyorlar muhtemelen ahlaksız bir çarede bulacaklar. Dertleri tasaları bunca imam hatipe nasıl öğrenci doldurulacak ve geleceğin pırıl  pırıl itikatli gençleri yetiştirilecek. Zor iş tabi sonuçta meslek lisesine bir insan sen büyüyünce imam olucan mesleğin bu diye nasıl yollayabilirsin bu insan hakları suçu bile olabilir. TEOG la bunun ne alakası olduğunu kurduğumdan değil ama kafalarında bir hinlikler var ve bununda ana meselesi imam hatiplerden oluşan bir lise eğitimi dayatmak. Muhtemelen bu okulları meslek lisesi statüsünden çıkartıp başka bir şekle sokup mahalle lisesi gibi gösterip eskiden nasıl herkes kendi en yakın ilk okula liseye gitmeye mecbur bırakılırdı ona benzer bir şey yapacaklar. Lisenin kontenjanı dolunca etrafta okul kalmayınca ne yapacaksın başka şehrin öbür ucuna gitme şansında TEOG la elinden alındı artık. Buna benzer bir şey yapacaklar kıyametler kopacak tam bir sosyal patlama öfke sebebi. Bu ülkenin insanlarına her şeyi yap ama çocuklarına elleşme. Mesajı Paylaş

sunguroğlu

Biz sbs ye girdik gayet de memnunduk . Bir konu hariç okul puanı çok etkiliydi sınav yapıyorsun madem okul puanı neden var . Ben 92 ortalamayla okulda 10. Olurken başkaları 90 ortalamayla 1.oluyordu . Fen lisesine gidecekken gidemedik. Sanırım yeni sistemde yazılıları ortak yaparak bu durumu çözmeye çalışacaklar. Mesajı Paylaş

sadalone

Okul notlarıyla bu iş ne kadar yürür ne kadar doğru olur emin değilim.70 not ortalamasıyla Anadolu lisesinden mezun olan ben iyi bir üniversitede makine mühendisliğini kazanırken,90 not ortalamasıyla düz liseden mezun olan komşum sınavda barajı bile geçememişti.O dönem katsayıyı sınava birkaç hafta kala kaldırmışlardı ve hakkımızı yemişlerdi.

Okul notlarıyla bu işleri yürütmek kulağa hoş geliyor ama bizim ülkemizde bunu yapabilecek kurumsallık,düzen,sistem ve eğitici kalitesi yok ...Torpil ve adam kayırma ise çok var.Şuan için hala merkezi sınav sisteminin bizim için en iyisi olduğunu düşünüyorum.

Eğitici kalitesini artırmaya çalışarak bu işe başlamalıyız.Müfredat,ders programı artık yaratıcı düşüncede nesiller yetiştirmek üzerine düzenlenmeli.Okul altyapılarımızın da çok yetersiz olduğu ortada,spor ve sanat için alan zaten yok. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Alman ve ABD ekolünü yüksek öğrenim öncesinde seçimi nasıl yapıyorlar diye şöyle bir inceledim.

Alman ekolü %95 devlet üniversiteleri eli ile ücretsiz bir şekilde yürüyor. Bizim ilk çıkan Oks benzeri son 2 yılı kapsayan sınavlar silsilesi öngören bir uygulamaları var. Dersleri büyük oranda sen seçiyorsun. Aynı MF-TM tarzı bir yaklaşım var ama yazılı sınav yanında sözlü sınavlarda var. Abitur, lise bitirme sınavı olarak geçiyor. Alta basit anlatımlı bir link koyuyorum.

http://www.ds-istanbul.de/abitur/abitur_bilgi_tr.htm

ABD ekolünün de Sat1, Sat2 diye basit sayılabilecek sınavlar var. Hariçten üniversitelerin talep ettiği değişik sınavlarda var ama ABD sistemi genelde paraya dayanıyor. Eğitim paralı ve ciddi rakamlardan bahsediyoruz.

Çok zeki yada başarılı bir sporcu isen burs alabiliyorsun. Ama üniversite kalitesi anlamında belirli bir standardı aştığında buda yetmiyor, beraberinde paranda olması gerekiyor. Azınlıklara pozitif ayrımcılık yapıyorlar ve bu şu an tartışma konusu...

Sonuçta onlarda sınavsız almıyorlar. Ayrım noktası Alman ekolü devletçi, ABD ekolü tabiki kapitalist sistemi uyguluyor.

Maalesef bizim gidişimizde ABD ekolüne gibi görünüyor. Zira son yıllarda ülkede mantar gibi türüyen paralı üniversiteleri görünce içim kararıyor.

Alman ekolünde eğitim eşitliği var, ABD sisteminde ise acımasız kapitalist sistem :( Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Fazla kafa yormaya gerek yok. Yeni bir sınav sistemi gelir YEOK derler olur biter. Sonuçta merkezi bir değerlendirme, sınıflandırma olması gerek. Maksat milletin kafa meşgul edilsin.... Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

HeleBiDinle

Sınavsız olması mümkün değil. Çünkü eğitim kurumları arasında dağlar, uçurumlar kadar büyük fark var. Haliyle de herkes çocuğunu en iyi okulda okutmak istiyor.

Eğer sınav sistemi zaafiyete uğratılır, onun yerine adrese dayalı sistem getirilirse iyi okulların olduğu semtlerde emlak fiyatları uçar gider. Resmen yasak olmasına rağmen fiilen alınan kayıt paraları (mecburi bağışlar) birkaç bin TL mertebesinden araba parası mertebesine zıplar.

Diğer bir deyişle, merkezi sınavın sunduğu fırsat eşitliği ortadan kalkarsa en vahşisinden kapitalist bir düzen bu boşluğu doldurur.

Bence, adı ne olursa olsun, okulun son iki senesinde tüm derslerden merkezi sınavlar yapılmalı.

Öyle ki,
Her dönem için normalde 3 yazılı, bir sözlü sınav mı oluyor?.. Bunların 2 tanesi ÖSYM'nin düzenlediği merkezi sınav şeklinde dönem içerisinde eşit aralıkla yapılmalı. (Bir de her dönem için 1 tane mazeret sınavı olmalı.) Bu merkezi sınavların haricinde de okullar, ilgili dönem için en fazla bir yazılı bir de sözlü sınavı kendileri yapabilmeliler.

Lise yerleştirmeleri için son 2 senenin tüm merkezi sınavlarının (8 sınav) ortalamasına göre bir başarı puanı belirlenmeli ve öğrenciler bu başarı sıralamasına göre gidecekleri liselere yerleştirilmeli.

Ayrıca bu merkezi sınav sonuçları okul idareleriyle elektronik ortamda paylaşılmalı ve öğrencilerin karne notuna dahil edilmeli. Böylece öğrenciler her dönem için karne notuna katılacak, 2 merkezi, (yapılırsa) 1 yerel yazılı ve 1 yerel sözlü sınava tabi tutulmuş olacaklardır.

Merkezi sınava dahil olacak müfredat önceden ilan edilmeli ve merkezi sınavda da o müfredat üzerinden soru ve değerlendirme yapılmalı. Bu durum okulları ve öğretmenleri müfredata sadık kalmaya zorlayacak, öğrencilerin de müfredat dışı soru tekniğine alışmak için dersaneye gitme zorunluluğunu ortadan kaldıracaktır.

Benim sınava girdiğim dönemde, test tekniği veya ÖSS tekniği denen bir olay vardı. Sınavdaki soruların yapısına göre verilen süre o kadar uç uca yeterdi ki, öğrenci biraz düşünmeye zaman ayırsa, sınavı yetiştiremezdi. Bu durum da beraberinde dersanelerde sıkça uygulanan soru kalıbı ezberleme (adına test tekniği geliştirme vs. deniyordu) durumunu doğruyordu. O kadar çok uygulama ve test çözüyorlardı ki işin ucu "Bu tip bir soru çıkarsa şöyle çözeceksin, şu tip soru çıkarsa da öyle çözeceksin" noktasına geliyordu. Yani soru kalıbı ezberlenirdi.

Artık bundan vazgeçilmeli, konuyu bilen öğrencinin soruları rahatlıkla cevaplandırabileceği kadar süre verilmelidir. Süreleri iyice kısıtlayıp öğrenciyi soru kalıbı ezberlemeye, ve dolayısıyla dersaneye mahkum eden sistem terk edilmelidir.

Neyse... Bunlar benim kendi düşüncelerim. Benim sınava girdiğim dönemde üniversite sınavı 2 basamaklıydı, diğer sınavlar tek basamaklıydı. Sınavın olduğu gün başına bir sakatlık gelirse, hapı yuttun; tüm emekler boşa giderdi.

Üniversite sınavı 2 basamaklıydı ama birbirne faydası olmayan ve fakat zararı dokunan 2 sınav olduğu için başına sakatlık gelmesi riski ikiye katlanıyordu. Çünkü birinci basamak sınavı sadece bir baraj sınavıydı (ne gerek vardıysa), yani ikinci basamak sınavının ön şartıydı. Ama birinci basamak sınavındaki başarının ikinci basamak sınavına en ufak bir katkısı yoktu. Her iki basamkta birden başarılı olmak zorundaydık. Birisinde bir sakatlık olması durumunda hayatımız kararıyordu. Bu durum da riski ikiye katlıyordu.

Oysa ki her iki basamak sınavı da birbirinden bağımsız olsa ve her ikisinin de ortalamasına göre bir başarı belirleniyor olsaydı, risk bu kadar yüksek olmazdı.

İşte tek basamaklı sınav sisteminin bu sakıncalarını düşününce aklıma yukarıda bahsettiğim sistem geldi.

Yukarıdaki sistemin en güzel yanı, merkezi sınav başarısının aynı zamanda okul notu yerine geçmesidir. Merkezi sınavlardan alınan notlar ile yerel okul sınavından alınan notlar arasında menfi ya da müspet büyük bir fark olması durumunda okul ve öğretmenler ciddi anlamda sorgulanacaktır. Böylece öğrenciyi kastırıp süründüren, notları bir silah olarak gören öğretmen profili de, öğrencisine bol keseden not dağıtıp kendi okulunu kaf dağının arkasındaki zümrüdü anka kuşu gibi göstermeye çalışan öğretmen profili de tarih olacaktır. Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Türkiye'de eğitimin yaz boz tahtasına dönmesinin tek sebebi vardır:

Tüm siyasi aktörlerin İYİ bir nesil yetiştirmeyi hedeflemesi. Bunu neden büyük harfle yazdım?

"Kime göre iyi, neye göre iyi, nasıl iyi" gibi soruları sorduğunuzda ne demek istediğimi anlarsınız.

Oysa tüm siyasi aktörler, işbaşına geldiklerinde, sadece özgür bireyler yetiştirmeyi hedefleseler... Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür... O zaman bu yaz boz işinden de kurtuluruz.

İktidardaki siyasi aktör değişirse, eğitim sistemi yeniden, sil baştan ve köklü biçimde bir daha değişecek ve yaz boz tahtası olmaktan kurtulamayacak.

Bir fotoğrafa baktığında ne görüyorsan, arabına (negatifine) baktığında da aynı resmi görürsün. Renk tonları farklı olabilir ama içeriğindeki resim tastamam aynıdır.

O nedenle ben 90'lı yıllardaki katsayı oyunlarını yapan zihniyet ile, şu anki eğitim sistemini düzenleyen zihniyet arasında bir fark göremiyorum. Bunlar olsa olsa birbirlerinin fotoğraf negatifi olurlar, ama içerdikleri resim aynı görünüyor.

Bu gidişin pek hayr olduğunu göremiyorum. Allah sonumuzu hayr eylesin. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter