Milli Otomobil Görücüye Çıktı

Başlatan MAGNETO, Eki 13, 2015, 08:31 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Havuc99

Güzel tasarım. Yerli otomobilde bunun gibi şık görünürse Türkiye'de iyi satar. Mesajı Paylaş

anafor2016

Bu arabayı İlk kasiste ancak çekiciyle kurtarır lar. Mesajı Paylaş

Eray

İşte yerli otomobilin ilk görüntüleri

Elektrikli yerli otomobil ilk kez İstanbul'da bir fuarda görücüye çıktı. İşte dizaynıyla da oldukça dikkat çeken yerli otomobilin ilk görüntüleri...
İstanbul'da bir fuarda ilk kez görücüye çıkan dış dizaynı, motoru, içi, her şeyi yerli olan elektrikli otomobil işlemler yapılırsa kısa sürede satışa sunulabilecek. Yerli otomobil üreticisi Dr. Gürsel Güzel, yaptıkları yerli otomobili ilk defa görücüye çıkardıklarını belirterek şunları söyledi:

"İç tasarım, dış tasarım, mekanik tasarım bütün şasisi kaportası ve motoru yerli. Motor sürücü, elektronik donanımlar bütün kontrol üniteleri ve yazılımlar bize ait.



6.5 MİLYON DOLAR HARCANDI
Motor gücü 150 kw, beygir gücü karşılığı 203 beygir. 5 yıl içinde 6.5 milyon dolar AR-GE harcaması oldu. 6 ay sonra bile seri üretime başlanabilir. Bu sertifikasyon ve prosedür işlerinden dolayı 2-3 yılı bulabilir"

FİYATI BELLİ OLDU

Elektrikli yerli otomobil TM 480'in menzilinin 400 kilometre olduğu belirtildi. TM 480i, 100 kilometrede 10 liralık elektrik harcıyor. Fiyatı ise 200 bin lira olarak açıklandı. (Kanal D HABER - Serkan Tahmaz / Kamera: Başar Günal)

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/iste-yerli-otomobilin-ilk-goruntuleri-40990397 Mesajı Paylaş

Eray

Habr sitelerinde bugün böyle bir haber dolaşıyordu. Konuyla ilgili bilgisi olan var mı ? Mesajı Paylaş

saito

#334
Eki 18, 2018, 09:11 ÖS Last Edit: Eki 18, 2018, 09:16 ÖS by saito

The Thing

Bu farklı bir proje. 5 babayiğidin projesi değil. Mesajı Paylaş

saito

Değil ,Hakkımızda bölümden öğreniliyor geçmiş

http://www.genotomobil.com/hakkimizda

Mesajı Paylaş

putty

Piyade tüfeği gibi ilk araba ortaya çıksa bir düzine yerli arabamız olacak eminim ki. Mesajı Paylaş

saito

#338
Eki 18, 2018, 11:36 ÖS Last Edit: Eki 19, 2018, 12:34 ÖÖ by saito
Piyade tüfeklerin dünyada üreticilerinin artma sebebi COLT firmasının elinde bulunan patentlerin sürelerinin bitmesi ,aldığı çok sayıda patent ile sektörün önünün çok uzun yıllar tıkadı, pazardaki tekel konumlarını kaybettiler . Mesajı Paylaş

factoraptor

Patentlerin 20 senelik olması özellikle state-of-art çözümleri çoğunlukla ilk kez üretmiş olan Batılı tekel şirketleri epey rahatsız ediyor olabilir. Bu yüzden patentleme işi ya yapılmayıp çözümler riske ediliyor veya çok girift bir süreç izleniyor.

20 sene öncesi 1998. 1998 yılındaki state-of-art çözümlerin hepsi kopyalansa bugün epey bir malzeme çıkar bizim endüstriye. Zira halen bazı alanlarda 1950'lerde takılan üreticilerimiz var. Mesajı Paylaş

Berk

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/renaultdan-bursaya-100-milyon-avroluk-yatirim-40991997

Atı alan Üsküdar'a sürüyor, bizimkiler daha prosedürle uğraşsın. Mesajı Paylaş

sadalone


Yerli otomobil epilog…


Yerli otomobil yazılarımı ilgi çekmiş olacak ki epeyce sual geldi.

En önemlisi insanların önemli bölümünün "yerli otomobil yapılsın" diye yazması. Bir başka okur gurubu, ülkemizde bir bazı insanlar arasında popüler olan "Herkes otomobil yapıyor, biz yapmasak da olur, başka konulara yatırım yapılsın!" diye tekrar etmiş. Oysa geçen yazılarımda elimden geldiği kadar herkesin anlayabileceği şekilde rakamlar ile niçin yerli otomobil yapmalıyız diye izah etmiştim.

Türk vatandaşına, dümen suyunda gitmeye, hatta yakalamaya gayret ettiğimiz "muasır medeniyet sahibi ülke" insanlarının sahip olduğu miktar otomobil vermek istersek, 30 milyon açık var; kabaca 300 milyar dolarlık bir endüstriyel faaliyet demek. Bu bizim "pazarımız." Oluşturmuşuz, sahibiyiz! Bundan biz bir pay almayalım mı yani?

İşin moral yanı ise bence çok daha önemli; bunu becerirsek, bana itimat edin; daha az trafik kazası olacak, teknik kafalı olmamak yüzünden kendimizi yakmamız, elimizi atağımızı kesmemiz, çöp altında kalıp can vermemiz azalacak; "gâvur icadı" "Türk icadı olacak. "Gavur yapmış azizim; biz yapamayız!" aşağılık duygumuz hafifleyecek... Tamirciniz "Karbüratöre buji kaçmış azizim, biraz masraflı olacak!!!" diyemeyecek. Öte yandan, başka endüstrilerde de bir hareketlendirme yaratacak. Buzdolabına farklı yumurtalık çizip patentini almayı bırakıp daha teknik konularda "Yerli Üretim" yapabileceğiz.

Kimi okur da suali devlete bir eleştiri aracı olarak kullanmış "Biz 50 yıldır konuşuyoruz, daha 1 tanesini bile yapmaya başlayamadık" diyor. Bir diğeri "Nereden çıktı 3 tane yerli otomobili? Hele bir tane yapalım da" demiş.

Tarihsel gerçeği bir daha hatırlatayım: Otomobil, buzdolabı veya beyaz eşya gibi üretilip satılmaz; çünkü hem düşünemeyeceğiniz kadar büyük rekabet vardır; hem de "çok kişisel" bir "varlıktır."

200 yıla yaklaşan otomobil üretim tarihinde, irili ufaklı binlerce marka batmıştır. Gözümüzün önünde bu ülkenin otomobili Anadol ilk birkaç yıl ite kaka sattı. "İnek yiyor" dediler!!! Büyük bir yatırım olmadığı için Koç Grubu dayanabildi.

Bu dönemde bu "5 babayiğit" markası (Allah saklasın) bir batarsa, bu tarihten sonra ikinci şansımız olmaz. Onun için Güney Kore Başkanı Park'ın yaptığını yapmak gerek. Dört marka "icat etti ve destekledi;" üçü başarılı oldu. Kore'yi otomobil üretiminde onlarca endüstrileşmiş ülke arasında 5'inciliğe taşıdı.

Bu noktada bir de "yönetsel" kritik yapmak isterim. Konu sadece yerli otomobil değil; rahmetli Turgut Özal'dan buyana ülkede "serbest Pazar ekonomisi" uygulanıyor. Yani devlet ekonomik hayata karışmıyor, sadece "kamu yararına" denetleme görevi yapıyor. Bu durum Türk bürokratının çok hoşuna gitti. Türk yatırımcısı için devletin gerek günlük gerekse uzun vadeli varlığı, en kibar deyimi ile "aşılması gereken zor bir merhale" Osmanlı zamanında Fransızların muhtemelen "bu Türkler gelişemesin" diye bize kakaladığı bir sürü gereksiz "devletsel formalite." Bu "bürokrasi" den kurtulmak için yönetim sistemini bile değiştirdik; şimdi uygulamada yani hükümet etmede "Cumhurbaşkanlığı" sistemi var. Ancak, İnsan yapısı icabı galiba şimdi de herkes yapması gerekeni Cumhurbaşkanı'na soruyor.

Benim bizzat hatırlayabildiğim yıllardan beri Türk devleti "Hayır olmaz!" "Öyle yapma böyle yap!" der durur. Şirket kurarken de para alıyor, batarsa da para alıyor. Muaffak olursan çok daha fazla alıyor. Ülkede yüksek vergi var. Ancak, vergi mükellefi verdiği paranın karşılığını alamadığını söylüyor.

Aynı yıllarda Devlet Planlama Teşkilatı, TÜBİTAK benzeri kamu kuruluşları vardı. Bunlar iyi işler de yaptılar. Ancak sonra gelen iktidarlar, "Endüstrileşme politikalarını" kendi verilerine güvenerek yapmağa çalıştılar. Ancak bugün görüyoruz ki öyle olamıyor.

Ben siyasetçi değilim Devlet yönetmeye talip de değilim, zaten beceremem; ancak neticeye baktığımız vakit, Global olarak Her türlü Endüstri yatırımında, özellikle başta, yani bilimsel olarak "Initial risk-İlk risk" döneminde; devlet desteği olmadan (sadece başarı değil) uygulama olmuyor.

Bizim devlet ise, muhtemelen dolandırılma korkusu ile destek vermiyor. ("Vereceğim" dediği desteği alabilmek için desteğe artık ihtiyaç duymadığın seviyeye gelmen lazım!!!) Bürokratımız "Hiçbir şey yapmazsan, yanlış yapmazsın!" mottosuna sarılmış, sadece hakemi oynuyor.

Bu durum, galiba yeni sistem ile "Cumhurbaşkanı yap demeden yapmazsan Yanlış yapmazsın!"a dönüşüyor. Ancak bir miktar daha bekleyip görmek gerek.

30 yıl evvel emekliliğimde meşgale olur diye Bodrum'da bir balık çiftliği kurmaya karar vermiştim. Tarım İlçe Müdürlüğü'nden izin alacaksın dediler; Başvurdum, "proje hazırla gel" dediler. Neler yapmalıyım, nasıl bir kuruluş üretken ve kârlı olur diye sordum; "Biz bilmeyiz!" dediler. Ankara'ya bakanlığa gittim, su ürünleri diye bir bölüm var; ancak yine aynı cevabı aldım; biz bilmeyiz; sen hazırlık yap, proje hazırla biz onaylayacağız! Dediler. Peki, biraz evvel "Biz anlamayız dediniz! Hangi bilgi ile projenin doğru olup olmadığını karar verip onayacaksınız" diye sorunca; Daire Başkanı biraz da kızarak "Usul böyle kardeşim!!!" dedi. Ben de "İnşallah çupralar ve levrekler sizinle aynı kanaattedir!" diyerek eski bir projeyi makyajlayarak sundum; onaylandı… Birkaç yıl sonra da devlet "meğer sizin yaptığınız iş denizi kirletiyormuş!" dedi sektörü açık denize attı. Boş kalan sahillere turizm el koydu.

Otomotivde durum balık çiftliğinden beş beter… Üstelik otomobil dünyada yeniden "elektrikli otomobil" olarak keşfediliyor. Bildiklerimi, uzun yılların tecrübelerini yıllardır devletimize aktarmağa gayret ettim; kendime muhatap bulamadım. Bu iktidarın sanayi bakanlarının tümü ile görüştüm. Hepsi değerli insanlar. Kendilerinden beklenen dünyanın 17'nci büyük ekonomisinin endüstri politikasını yapmaları. Endüstri demek zaten "uzun vade" demektir. Ancak geriye dönüp baktığımız vakit bu konuda herhangi bir uygulama, gelişme göremiyoruz. Sebebi sadece sanayi bakanlarının temelde "siyasetçi" olmaları ve otomotiv hakkında bilgi sahibi olmamaları değil; temel olarak bürokratın da yeterli bilgiye sahip olmaması. Görüştüğüm müsteşar ve genel müdürlerde de farklı bir durum yoktu.

Sadece sanayi bakanlığı veya otomotiv değil, diğer sektörlerdeki yatırımcı dostlarım da ayni teşhiste bulunuyorlar. Bunun bugünkü ya da dünkü iktidar ile de alakası yok. "Liberal ekonomi uygulaması" ile birlikte mesleki konular devlet memurları için iyice "flulaştı." Yaptıkları işlere buzlu camın arkasından bakıyorlar; özellikle global olarak neyin nasıl yapıldığı hakkında bilgileri yok. Böyle bir durumda iken hem siyasetçiyi, hem yatırımcıyı yönlendirmeye çalışıyorlar. Daha doğrusu yönlendiriyormuş "gibi" yapıyorlar.

Peki "Muasır medeniyet" bu konuda ne yapıyor? Hani tarihte bize bürokrasiyi öğretenler filan?

Bu sualin cevabı aslında yaşanmakta; önce aksaklığı tek fikir ile tanımlamamız gerek; problem "kararsızlık veya geç ya da yanlış karar." O zaman "karar alma mekanizmalarımız" yanlış veya yok. Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği'nin bu tip konularda (yani mesela ülkede yerli otomobil yapalım mı veya nasıl yapalım, kim yapsın?" gibi.) "Karar alma mekanizması" temel bir kural ile çalışır. Bu sistem de tabii olarak bu yazının konusu olamaz, çünkü bu yazdığım bir rapor değil; köşe yazısı. Muhatabım da "gazete okuyucusu" onun için sayfalarca "nasıl" diye yazamam. Ancak ilkeyi yazayım belki bir işe yarar; "Karar; hakkında karar verilenler ile beraber alınırsa uygulanabilir…"

Bu "yerli otomobil" seri yazısı sonunda geçen sürede ve gelen reaksiyonlardan anladım ki, bir takım romantiklerin dışında yerli otomobil yapılmasını bir tek ben ve Sn. Cumhurbaşkanı istiyor…
http://t24.com.tr/yazarlar/iskender-aruoba/yerli-otomobil-epilog,20922
Mesajı Paylaş

HDS

İskender Aruoba akıllı bir adam. Söyledikleri olanı andırıyor gerçekten.

Avrupa'da bir kafa karışıklığı var halen. Bir şekilde onlar masif gövdeleri ile giremeden bu işe atak yapmaya kalkmak çok önemli. Mesajı Paylaş

erdem

VW grubu yakin zamana kadar ,"dizel varken elektrige ne gerek var" diye konusuyordu.

Ki belki de hakliydilar. Ama Elon Musk da hakli. Uretmeye baslamadan aku teknolojisi de gelismiyor. Tavuk-yumurta.

Oturup da cok iyi bir aku gelistirilmesini beklersek cok bekleriz. Mesajı Paylaş

petibor

#344
Kas 28, 2018, 06:01 ÖÖ Last Edit: Kas 28, 2018, 06:05 ÖÖ by petibor
Elektrikli arabada benim dediğim yere dayanıyor hep mevzu. Bu arabalar iflas da etseler olacak ama eski beklentiler ile para kazandıramayacak bir gerçekte olacaklar. Teknolojisi çok yalın çok basit. Performans beklentileri işin en önemsiz kalemi bugünün arabalarının değerini fiyatını marka anlamını yaratan performan konfor bu yeni araçlarda en önemsiz nerede ise doğal olan bir özellik. İki tekere kocaman elektrik motorunu bağlayınca tüm araçlar Ferrari performansında olacak. Elektrikli bir aracın diğer kaçınılmaz yanıda tabiki konfor olacak ses yok titreşim yok performans derdi yok. Tesla da zavallı Almanya da burada sorun yaşıyor ve yaşayacaklar. Araba gerçekçi bir beklentide ancak sahibini ihya etmekten uzak. Çin liler biraz Tesla ya özenip yatırım yapınca Tesla panik oldu hemen. Çünkü Çin in Tesla yı rahatlıkla taklit edeceği benzeteceği çok açık ortada bu iş Mercedes taklit etmeye benzemiyor. Gelecekte elektrikli arabalarda böyle bir durum olacak herkes yapmaya çalışacak kimse tatmin olamayacak geriye bu işten araba başına 500 dolar kazanmaya razı gelen bir iki sebat edebilen angarya üstlenen üreticilere iş kalacak. Kimsenin arabasının markası le çok meselesi olmadığı araba dergilerinin olmadığı bir geleceğe doğru gidiyoruz. Tesla da bunu yaşıyor daha şimdiden. Bir Ford Mercedes olma beklentisi taşıdı çünkü işe başlarken.
Dünya ekonomisinin lokomotifi olan dükkanın öküzü olan araba endüstirsine dayalı sermaye hareketi çökünce yerine koyacak başka bir şey bakalım bulabileceklermi. Ben sanmıyorum bulunabileceğini. Dünya ekonomisi alaşağı olacak bu yeni durumda. Sömürgeciliğe dayalı ekonomi yerini Otomobil ekonomisine bıraktı o yerini neye bırakacak ben bulamıyorum. İnsanlar anlamıyor Almanya nın otomobil olmazsa çökeceğini. Şu kadar ekonomi bunun şu kadarı otomotiv onu çıkartsan yine üç Türkiye eder yetmeyecekmi diyorlar ama öyle değil. Market işletirsin 1000 para kazanıyordur ekmekten sigaradan yeşillikten bunun 100 parasını kazanıyordur ama onları satmayacam dersen ciron 900 ye inemez 200 e iner. İşin öküzü derler buna eski esnaflar. Her dükkanın bir işin öküzü vardır dükkanı o ayakta tutar cirodaki payından daha önemli yeri vardır. Arabada böyle Almanya için. Araba olmazsa ilaç sanayi ile kimya ile yetinemez Almanya. Almanya demek yani model alınırsa Batı demek aslında. Batı inecek Doğumu yerine geçecek oda değil. Bir kaos olacak yeni çareler bulunacak belki daha sosyal daha milimalist bir hayat olacak.

Paragrafsız yazıyor demeyin işte paragraf. Tesla yı izlemeye devam edelim bu yeni dünya düzeni için güzel bir simülasyon aslında zavallı Almanya nın geleceğini görüyorum Tesla nın telaşında. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter