Dünyada Demokrasi Gelgitleri

Başlatan Terra, Ağu 25, 2017, 01:19 ÖS

« önceki - sonraki »

Terra

Dünyaya bir haller oluyor. Batı demokrasileri geriye, doğu demokrasileri ile ileriye doğru gidiyor.

İlk örnek Doğudan:


Hindistan'dan "Boş ol" uygulamasına yasak

Hindistan'da Yüksek Mahkeme, erkeklerin üç kez "Boş ol" diyerek eşlerini boşayabilmesi uygulamasını 'yasa dışı' ilan etti.

Erkeklerin üç kez "Boş ol" diyerek eşlerini boşayabilmesi uygulamasını değerlendiren beş Hindistan Yüksek Mahkemesi hakiminden üçü,  'talak' adı verilen bu uygulamanın yasa dışı olması gerektiğine hükmederek yürürlükten kalkmasını sağladı.

Hindistan'da Müslüman kadınlar eşlerinin Skype ve WhatsApp üzerinden bile kendilerini üç kez "Boş ol" diyerek boşamasından şikayetçiydi. Hindistan'da yaşayan kadın hakları aktivistleri, 'talak'ın kaldırılması için uzun zamandır mücadele ediyordu.

Talak geleneğine karşı çıkan dilekçelerin Yüksek Mahkeme'ye sunulmasıyla yargı süreci başlamıştı.

'Sonunda özgür hissediyorum'

Bu şekilde boşanan kadınlar ve iki tane insan hakları grubu mahkemeye sundukları dilekçelerin değerlendirilmesi sonucu mahkeme bu uygulamayı "İslam dışı, zoraki ve yasa dışı" buldu.

Mahkeme aynı zamanda parlamentodan da bu yönde bir yasa çıkarmasını istedi.

Bu uygulamayı mahkemeye taşıyan kadınlardan biri olan Shayara Bano, karar sonrası Reuters'a yaptığı açıklamada, "Bugün sonunda özgür hissediyorum. Çok sayıda Müslüman kadını özgürlüğüne kavuşturacak kararı elimde tutuyorum" dedi.

Hindistan, dünyada erkeklerin "Boş ol" diyerek eşlerini boşayabildiği az sayıdaki ülkeden biriydi.

Pakistan ve Bangladeş'te yasak

Pakistan ve Bangladeş gibi Müslümanların yaşadığı çok sayıdaki ülkede talak yasak.

Hindistan yasaları, her dini gruba evlilik ve boşanma konusunda kendi yasalarını belirleme izni veriyor.

http://www.milliyet.com.tr/hindistan-da-bos-ol-uygulamasi-dunya-2506564/
Mesajı Paylaş

Terra

Aksi yönde bir örnek de İngiltere'den:


İngiltere'de İşçi Partisi'nin kıdemli siyasetçilerinden Chris Williamson'un trenlerde kadınlara özel vagon önerisi tartışmalara yol açtı.
Kadınların tacizden korunması için bu öneriyi getirdiğini söyleyen Williamson, kendi partisinin üyeleri tarafından kadına karşı şiddeti normalleştirme ve ayrımcılığı savunmakla suçlandı. Birmingham Yardley Milletvekili Jess Philips, "Feminizmi Suudi Arabistan'dan öğrenmeye çalışıyorsan yanlış yoldasın" ifadelerini kullandı.

Parlamentodaki Eşitlik ve Kadın Komitesi üyesi olan Philips, Twitter'da "Kimin hangi vagonda seyahat edebileceğine karar vermek yerine tüm vagonları herkes için güvenli kılabilir miyiz" dedi ve ekledi: "Kadınların hareketlerini kısıtlamak onları güvenli kılmaz, saldırıları normalleştirir. Sorunun kadınların oturma planları değil saldırganlar olduğu konusunda net olmalıyız."

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, 2015'te İşçi Partisi liderliği için yarışırken kadın vagonlarıyla ilgili kadın örgütlerinin fikrini dinlemek istediğini söylemiş, kadın örgütlerinden gelen yoğun eleştiriler üzerine bu fikri terk etmişti.

'Kadın erkek ayrımına gitmek, saldırıların kaçınılmaz olduğunu ima etmektir'

İngiltere'de yayınlanan i gazetesinin haberine göre Chris Williamson ise tacize uğrayan kadınların sayısındaki artış nedeniyle bu öneriyi getirdiğini söylüyor. i gazetesi için bir makale kaleme alan İngiliz feminist yazar Laura Bates, "Saldırılar nedeniyle toplu taşımada kadın erkek ayrımına gitmek, saldırıların kaçınılmaz olduğunu ima etmektir. Tüm erkeklerin kadınlara saldırabileceği ve bundan korunmanın tek yolunun kadınların hareket özgürlüğünü kısıtlamak olduğu anlamına gelir" ifadelerini kullandı.

Bates, makalesine şöyle devam etti: "Kadınlara kaçmalarını ve saklanmalarını söylemek, sorumluluğun toplumdaki tacizcilerde değil kadında olduğunu söylemektir. Ayrıca kendi içinde de sorunları vardır: Karma vagonda giden bir kadın tacize uğradığında nasıl bir muameleyle karşılaşacak? Mekan ayrımına gitmek tüm erkeklerin özünde kontrol edilemez cinsel saldırganlar olduğu mesajını verir. Bunun çözüm olduğunu düşünenleri, saldırganlar kontrol altına alınana kadar erkeklere özel vagon uygulamasına geçmeyi düşünmeye davet ediyorum. Bu uygulamanın saçma olduğunu düşünüyorsanız, tacizcileri değil kadınları kısıtlayan bir uygulamanın nasıl başarılı olabileceğini sorgulamamız lazım."

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41034008 Mesajı Paylaş

Revolver

Doğu dünyasından ileri bir hamle. Darısı başımıza.


Lübnan'da 'tecavüzcüyle evlenme' düzenlemesi kaldırıldı

Lübnan'da tepkilere yol açan "tecavüzcüye evlilik yoluyla af" düzenlemesi yürürlükten kaldırıldı.

Lübnan meclisi bugünkü oturumunda, ceza yasasının 522. maddesinin iptaline karar verdi. Söz konusu madde, tecavüz suçunda fail ile mağdurun evlenmesi halinde cezayı ortadan kaldırıyordu.

"Tecavüzcüye evlilik yoluyla af yasası" olarak bilinen düzenleme, Lübnan'da 1940'lardan bu yana uygulanıyordu.

Meclis Adalet Komisyonu, uzun süredir büyük tepki çeken maddenin iptalini 8 Aralık 2016'da gündemine almış ve şubat ayında onaylayarak meclise sunmuştu.

Yasanın kaldırılmasına yönelik kampanya yürüten çeşitli sivil toplum kuruluşları (STK), meclisin iptal kararını "Kadınların onuru için bir zafer" olarak niteleyerek sosyal medyada kutlama mesajları paylaştı.

Söz konusu yasanın insan haklarına aykırı olduğunu belirten STK temscilcileri, daha önce Beyrut sahili boyunca beyaz gelinlikler asarak tepkilerini dile getirmişlerdi.

https://www.cnnturk.com/dunya/lubnanda-tecavuzcuyle-evlenme-duzenlemesi-kaldirildi Mesajı Paylaş

minigitav

Aklın yolu bir.ürdün de aynısını yapmış


Ürdün'de tecavüzcüyle evlenme yasası kararı


Ürdün hükümeti, Türkiye'de de geçen yıl gündeme getirilen ve ancak tepkiler sonrasında vazgeçilen 'tecavüzcüye evlilik yoluyla af' yasasını kaldırılmasını istedi. Ürdün, tecavüz ettikleri kadın veya çocuklarla evlenmeleri halinde tecavüzcülere af getiren yasanın iptal edilmesine karar verdi.

Türkiye'de de tartışma yaratan 'tecavüzcüye af' yasası Ürdün'de kaldırıldı. İnsan hakları savunucuları, Müslüman ve Hıristiyan din alimlerinin söz konusu yasaya karşı uzun zamandır yürüttüğü kampanyalar, kararın alınmasında etkili oldu.
Duvar'ın haberine göre, tecavüz ettikleri kadın veya çocuklarla evlenmeleri halinde tecavüzcülere af getiren yasa, karşıtları tarafından 'taş devrinden kalma' diye nitelendirilirken, yasayı destekleyenlerse, 'tecavüz mağdurlarının onurunu korumak' gibi bir gerekçe öne sürüyordu.

Ürdün Ceza Kanunu'nda 15-18 yaş arası kadınlarla cinsel ilişkiye girmek tecavüz olarak tanımlanırken, tecavüz yedi yıla hapis veya mağdurun 15 yaş altında olduğu durumlarda idamla cezalandırılıyordu. Ancak kaldırılan yasa, tecavüzcüyle mağdurun üç yıl içinde evlenmesi ve beş yıl evli kalması halinde erkeklere af getiriyordu.
Yeni düzenlemeyle, tecavüz suçunu işleyenler cezalandırılacak; kadın, çocuk ve engellilere karşı işlenen suçların cezaları artırılacak.

LÜBNAN'DA DA BENZER KAMPANYALAR YÜRÜTÜLÜYOR: 'GELİNLİK TECAVÜZ SUÇUNU ÖRTMEZ'

Lübnan'da da benzer bir yasanın kaldırılması için kampanyalar gerçekleştiriliyor. Lübnanlı aktivistler, 'Gelinlik tecavüz suçunu örtmez' başlığıyla yürüttükleri kampanya kapsamında, tecavüzcüleriyle evlendirilmek zorunda bırakılan cinsel istismar mağduru kadınlara dikkat çekmek amacıyla, halka açık alanlara boyun kısmından asılmış gelinlikler yerleştirdi.

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201704241028210063-urdun-tecavuzcuyle-evlenme-yasasi-kaldirildi/ Mesajı Paylaş

radar

Geçtiğimiz günlerde bizde de başlayan kampanyanın kökeni İspanya imiş. Bu da bir nevi geriye gidiş olarak değerlendirilebilir:


İspanya'da toplu ulaşımda erkeklere bacak açma yasağı

İspanya'nın başkenti Madrid'de toplu taşıma araçlarında erkeklerin bacaklarını açarak oturması yasaklandı.
Madrid belediyesinin toplu ulaşım şirketi EMT, metro ve otobüslerde erkeklerin bacaklarını toplaması için tabelalar ve ilanlar yerleştirdi.
Türkiye'de de 2014 yılında #yerimiişgaletme ve #bacaklarınıtopla etkiketleriyle Twitter'da kampanya başlatılmış ve kadınlar metrobüs, otobüs, metro gibi toplu taşıma araçlarında erkekler tarafından rahatsız edildiklerini gösteren fotoğrafları paylaşmıştı.

Madrid'de ise EMT konuyla ilgili "Bu bilgi tabelası diğer insanları rahatsız edecek şekilde oturmanın yasak olduğunu gösteriyor. Yolcuların medeni sorumluluğa sahip olması diğer yolcuların kişisel alanına saygı duyulmasını hatırlatıyoruz" dedi.

Tabelada metroda bacaklarını açarak oturan erkek resminin yanında çarpı işareti bulunuyor. Belediyenin adımının ardında kadın hakları gruplarının aylardır devam eden kampanyası yatıyor. Mujeres en Lucha isimli grup, erkeklerin toplu taşıma araçlarında bacaklarını açarak oturmasına karşı sosyal medyada bir kampanya başlatmıştı. Henüz bu uyarıya uymayanlara bir ceza getirilip getirilmeyeceği kesinleşmedi.

Madrid 2014'te toplu taşımada bacaklarını yayarak oturan erkeklere karşı adım atan New York'tan sonraki ikinci şehir.
New York'ta "Ahbap, lütfen yayılmayı bırak" kampanyası kent metrosunda büyük destek görmüştü. Polis kurala uymayan kişileri gözaltına almış ancak suçlamalar daha sonra düşürülmüştü.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40219330 Mesajı Paylaş

Merkator

Allah akıl fikir versin.


Venedik Belediye Başkanı: 'Allahu ekber' diye bağıranı vuracağız


"1 sene önce olsa 4 adım sonra vurulurlar derdim, ama şimdi 3 adım attıktan sonra vurulacaklar diyorum"

Venedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro, Katolik cemaatinin Rimini'de düzenlediği toplantıda konuşurken Avrupa kentlerinde yaşanan terör saldırılarına atıfta bulunarak "Venedik'in San Marco Meydanı'nda Allahu ekber diye bağıran olursa vururuz" dedi.

Gazete Duvar'da yer alan habere göre; Brugnaro, yaptığı konuşmada  "1 sene önce olsa 4 adım sonra vurulurlar derdim, ama şimdi 3 adım attıktan sonra vurulacaklar diyorum" ifadelerini kullandı. Güvenliğin artırılması gerektiğini vurgulayan  Brugnaro, geçen aylarda Rialto köprüsünü havaya uçurmak isteyen 4 kişinin Venedik'te yakalandığını açıkladı. İtalyan belediye başkanı, "Allah'ın yanına gitmek istediklerini söylediler. Bu yüzden onları köprüden fırlatmadan, doğrudan Allah'a göndereceğiz. Onları vuracağız" diye konuştu.

Floransa Belediye Başkanı'ndan çıkış

Toplantının bitiminde ise 'şaka' yapmak isteyen Floransa Valisi Dario Nardella, odaya 'Allahu Ekber' diye bağırarak girdi. Bu anın görüntülerinin süratlen yayılmasından sonra terör kurbanlarına ve Müslümanlara saygısızlık ettiği gerekçesiyle hem siyaset dünyasından hem de sosyal medyadan Nardella'ya tepki yağdı.

Sağ kanattaki İtalya'nın Kardeşleri Partisi lideri Giorgia Meloni, merkez-soldaki Demokratik Parti'den Nardella için "embesil" ifadesini kullandı.

Meloni, Nardella'ya "İtalyan olsun olmasın, hala sevdikleri için gözyaşı döken kurbanların ailelerine hiç mi saygın yok?" diye seslendi.

İtalyan Solu partisinin Floransa yetkilileri tarafından yapılan açıklamada ise, Nardella'nın sözlerinin Müslümanlar açısından da uygunsuz olduğu vurgulandı. İtalyan Solu yetkilileri, Nardella'ya özür dilemesi ya da istifa etmesi çağrısı yaptı.

Tepkiler üzerine Nardella bir özür mesajı yayınladı. Nardella, özür açıklamasında "Amacım kimseyi, özellikle de Müslüman cemaatini incitmek ya da dinleriyle ilgili şaka yapmak, veya son günlerde yaşanan trajik olayları hatırlatmak değildi. Aksine o esnada, meslektaşım Brugnaro'nun Müslümanlarla ilgili sözlerine mesafe almayı amaçlıyordum" dedi

http://t24.com.tr/haber/venedik-belediye-baskani-allahu-ekber-diye-bagirani-vuracagiz,425238

Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Bir demokrasi haberi de Doğudan:


Hint Yüksek Mahkemesi'nden tarihi karar

Hindistan Yüksek Mahkemesi, özel hayatın gizliliği konusunda, emsal oluşturacak tarihi bir karara imza attı.

Mahkeme, oy birliğiyle, özel yaşamın gizliliği hakkının Hindistan Anayasası'nın ayrılmaz bir parçası olduğu yönünde karar aldı.

Yüksek Mahkeme'nin içtihad oluşturan kararı hükümetin, insan hakları örgütlerinin karşı çıktığı "Aadhaar" adlı geniş biyometrik veri tabanı uygulamasını da etkileyecek.

İnsan hakları örgütlerinin avukatı Prashant Bhushan, Yüksek Mahkemenin aldığı kararın Hint halkı için tarihi bir zafer olduğunu dile getirdi :
"Bundan böyle temel hakları sınırlandırmak isteyen bütün yasalar, özel hayatın gizliliğini düzenleyen Anayasa'nın 21'inci maddesini göz önünde bulundurmak zorunda. Yani, mahkeme, özel haklar sınırlandırılırken, gerçekçi bir neden olup olmadığına bakmak zorunda kalacak."

Hindistan Hükümeti 2009 yılından bu yana uygulanan ve gönüllülük esasına dayalı olarak getirilen biyometrik veri tabanı Aadhaar uygulamasını genişleterek zorunlu hale getirmek istiyor. Bu uygulama ile 1milyar'dan fazla kişinin retina ve parmak izi bilgisine sahip olan hükümet, kişilerin banka hesabı, telefon numarası gibi bilgilerinin de veri tabanına eklenmesini hedefliyor.

İnsan hakları kuruluşları, bu bilgilerin kötü amaçlı kullanılması riskine dikkat çekerek, hükümetin bunu zorunlu hale getirmesine karşı çıkıyor.

İnsan Hakları kuruluşlarının ortak imzası ile açılan davayı görüşen iki alt mahkeme, özel hayatın gizliliğinin Anayasal bir hak olduğunu kabul etmiş, ancak Aadhaar'ın istisna olduğu yönünde karar almıştı.

http://tr.euronews.com/2017/08/24/hint-yuksek-mahkemesinden-tarihi-karar
Mesajı Paylaş

sadalone

Geçtiğimiz günlerde bizde de başlayan kampanyanın kökeni İspanya imiş. Bu da bir nevi geriye gidiş olarak değerlendirilebilir:
...


Evet belki ülkemiz ileriye giden dünya'da en fazla geriye gitmeye çalışan ülke olabilir ama bu kampanya geriye gidiş filan değil gayet ileriye doğru atılmış bir adımdır. Mesajı Paylaş

radar

Sadalone bey. İspanya'da da bu tür tartışmaların başlamış olması geriye gidiş olarak kastedilmişti. Mesajı Paylaş

Defence

Doğu'dan demokrasi adına olumlu bir örnek daha:


Kazakistan'da, ateistlere hakaret edene ceza verilecek

Kazakistan Diyanet İşleri ve Sivil Toplum Bakanlığı tarafından hazırlayan yeni yasa tasarısı ile ateistlere hakaret edenler için idari sorumluluk cezası öngörülüyor.

İlgili haber bakanlığın web sitesinde yayımlandı. Tasarıda inananların dini görüşlerine ve sembollerine hakaret edenlere, dini faaliyetleri engelleyenlere ve radikalizmi teşvik edenlere 700 dolara kadar para cezası öngörülüyor. Yeni yasada misyonerlik faaliyetleri için de sorumluluk getiriliyor. Dini örgütlerin siyasi faaliyetlere katılımı ve siyasi kurumları finans etmesi yasaklanıyor.

Bu tür faaliyetler için verilecek para cezası 2 bin doları aşabilecek ve onlara katılan yabancılar ülkeden sınır dışı edilebilecek. Her iki ebeveynin de yazılı izni olmaksızın reşit olmayanları dini faaliyetlere sevk edenlere 680 dolara kadar para cezası verilecek.

Yeni yasa tasarısında ateistlere hakaret edenler için idari sorumluluk da öngörülüyor.

http://www.dunyabulteni.net/manset/406579/kazakistanda-ateistlere-hakaret-edene-ceza-verilecek Mesajı Paylaş

Alkyone

Yeni nesil terörle mücadele hukuku: İngiltere örneği


Yrd. Doç. Dr. Ali Emrah Bozbayındır

"Kimsenin şüphesi olmasın. Oyunun kuralları değişiyor." Bu sözleri, 7 Temmuz 2005 Londra saldırılarından sonra dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair, 5 Ağustos 2005 tarihinde düzenlediği basın toplantısında sarf etmişti.

İngiltere'nin 11 Eylül'ü olarak görülen ve zaman zaman "7/7" olarak da adlandırılan, çeşitli metro istasyonları ve bir otobüste gerçekleşen intihar saldırılarında 52 kişi hayatını kaybetmiş, 700'den fazla kişi de yaralanmıştı. Blair'in bu sözleri sonraki yıllarda CONTEST olarak adlandırılan ve on yıldır uygulanan terörle mücadele stratejisinin (counter terrorism strategy) ilk işaretiydi. Bu strateji, takip (pursue), önleme (prevent), koruma (protect) ve hazırlık (prepare) olmak üzere dört ana faaliyet alanı üzerine bina edildi.

Bu çerçevede takip ve önleme başlıkları, önlemenin tedaviden daha iyi olduğu anlayışına dayanıyor. Bu başlıklarda, saldırılar için beklemekten ve sonra, şayet hayatta kalanlar varsa faillerin peşine düşmektense, saldırıların daha hazırlık aşamasında önlenmesi hedefleniyor. Bu önleyici güvenlik paradigması uygulama kapsamı oldukça geniş terör suçlarını, geniş kitlelerin iletişiminin denetlenmesini, dünyanın en büyük DNA bankasını, 6 milyon kamera ve vatandaş olmayanlar için uzun gözaltı sürelerini, ev, araç ve işyerlerine girme imkânı veren bin'den fazla yasal düzenleme ve benzeri uygulamayı da beraberinde getirdi. Geçtiğimiz kasım ayında Kraliçe tarafından onaylanan Soruşturma Yetkileri Kanunu 2016 (Investigatory Powers Act 2016) da GCHQ ve MI5 gibi istihbarat kuruluşlarına iletişim verilerini depolama ve şüphelilerin elektronik cihazlarını hackleme, internet ve iletişim şirketlerine müşterilerinin tarama geçmişini bir yıla kadar muhafaza etmeleri gibi düzenlemeler getiriyor.

Dünyanın en geniş terör tanımlarından biri

1970li yıllara dayanan ancak son on senede zirveye ulaşan bu nevi mevzuat ve uygulamalar Orwell'in '1984'teki 'Büyük Biraderi' veya Huxley'nin 'Cesur Yeni Dünyası' gibi kara ütopya eserlerini akıllara getiriyor. Hükümet ise İngilizlerin güvenliğini temin için bu stratejinin elzem olduğunu ve bu sayede çok sayıda ağır terör saldırısının önlendiğini ileri sürüyor. Nitekim hükümet tarafından Mart 2009'da yayımlanan CONTEST için kaleme aldığı önsözde dönemin Başbakanı Gordon Brown, Romalı devlet adamı Cicero'nun meşhur sözü "insanların güvenliği en yüce kanundur (salus populi suprema est lex)"ne atıfla; "Herhangi bir hükümetin birinci önceliği milletin güvenliğini temin etmektedir" ifadesini kullanmıştı.

Terörle mücadelede yukarıda sayılan araçlardan şüphesiz en önemlilerinden biri ceza hukuku. İngiliz Terörle Mücadele Hukukunun başat özellikleri arasında ise geniş terör tanımı ve takdir yetkisi yer alıyor. Bugün İngiltere dünyadaki en geniş terör tanımlarından birine sahip ve bu tanımı birçok İngiliz Milletler Topluluğu ülkesi de zamanla benimsemiş gibi görünüyor. Bu itibarla dünyanın en yaygın ve etkili terör tanımlarından biri olan Terör Kanunu 2000 (Terrorism Act 2000) Bölüm 1'de üç unsurun bir arada varlığı halinde bir eylemin terör eylemi olacağı şeklinde düzenlemeye yer veriliyor:

Bir fiilin (veya tehdidin) terörizm olabilmesi için, fiilin veya tehdidin bir kişiye karşı ağır şiddet ihtiva etmesi, mülkiyete ağır zarar verilmesi ve hayati tehlike oluşturacak, sağlık ve güvenlik bakımından ciddi risk ortaya çıkaracak veya bir elektronik sisteme zarar verici nitelikli eylemlerin işlenmesi gerekmektedir; Bu saldırılarda seçilen hedef, bir hükümeti veya uluslararası bir örgütü etkilemek için veya halkı veya halkın bir kısmını korkutmak için tasarlanmış olmalıdır; fiil veya fiiller siyasi, dini, ırki veya ideolojik bir saikle işlenmiş olmalıdır.

Sanık masumiyetini ispatlamak zorunda

Bu tanım kapsamına sadece İngiltere'de veya İngiltere aleyhine faaliyet gösteren terör örgütleri değil aynı zamanda potansiyel olarak dünyadaki tüm terör örgütleri giriyor. Tanım kapsamına, terörle alakalı yayınlar veya bu tür yayınların yapılması tehdidi de giriyor. Hukukta tüm geniş tanımlarda olduğu gibi İngiliz terörizm tanımı da yetkililere geniş takdir yetkisi veriyor. Bu geniş yetkilerin, sürekli değişen terör tehdidiyle mücadele etmek için şart olduğu ileri sürülse de geniş terörizm tanımı, bu niteliğiyle eleştirilere maruz kalıyor.

İngiliz Terörle Mücadele Hukuku geniş terör tanımının yanı sıra uygulama sınırları oldukça geniş suç örnekleri de ihtiva ediyor. Örneğin, bir kimse terör amacıyla veya böyle bir eyleme hazırlık amacıyla kullanacağı şüphesini uyandıracak şekilde bir şeyi bulunduruyorsa, terörist amaçlarla bulundurma suçundan on beş yıla kadar ceza alabilir (posession for terrorist purposes, Terrorism Act 2000 section 57 (1). Bu suçtan yargılandığında ise sanığın, söz konusu şeyi terör amacıyla bulundurmadığını mahkemenin değil kendisinin ispat etmesi gerekiyor. Yine aynı kanunun 58. maddesine göre, bir kişinin terör eylemini işleme veya hazırlanmasında kullanışlı olabilecek her türlü bilgiyi toplaması, bulundurması veya kayda alması suç ve bu suçtan on yıla kadar hapis cezası verilebiliyor. Bu iki suçu tanzim eden maddeler kendisine en sık müracaat edilen maddelerdir ve 2011-2013 seneleri arasında toplam 447 kişi bu suçlardan hüküm giymiştir.

Teröre teşvik ve terör eylemlerini övme

Keza Terörle Mücadele Kanunu 2006 (Terrorism Act 2006) beşinci bölümünde, bir terör eyleminin işlenmesi veya bir başkasına bu nevi fiilleri işlemesi için yardım edilmesi için yapılan "her türlü hazırlık eylemi (any preparatory act)" suç haline getirilmektedir. Bu suçtan kişinin ceza alabilmesi için kişinin terör eyleminde bulunma kastının varlığı yeterlidir. Eyleminin bir zarar veya zarar tehlikesi meydana getirmesine gerek yoktur.

Yine aynı kanunun birinci bölümü, doğrudan veya dolaylı olarak terörün teşvik edildiği şeklinde anlaşılabilecek bir yazıyı basmayı da suç olarak tanımlamaktadır. Bu suç bakımından failin, kasten veya en azından yaptığı yayının olası neticelerini öngörebilecek durumda olmasını gerektirmektedir. Suçun oluşabilmesi için böyle bir teşvik veya cesaretlendirme neticesinde bir terör eyleminin gerçekleşmiş olmasına da gerek yoktur. Ayrıca, ilgili yayında kullanılan ifadelerin halk tarafından dolaylı şekilde terör eylemlerinin işlenmesini veya bunlara hazırlığı teşvik edecek nitelikte anlaşılabilecek olması da teröre teşvik suçu kapsamına girmektedir (Terrorism Act 2006 s. 1 (3).

Terör örgütüne destek mesajları suç kapsamında

Keza bu suçun kapsamına terör eylemlerini övme de girmektedir. Geçmişte gerçekleşmiş, gelecekte gerçekleşebilecek veya genel olarak terör eylemlerini övmek de bu kapsamdadır. Örneğin, 2015 yılında karara bağlanan R v Alaa Esayed vakasında fail, sosyal medya hesaplarının niteliği ve kapsamı nedeniyle polis incelemesine alınmış ve DEAŞ terör örgütüne destek mahiyetinde bazen günde 50 kadar paylaşımda bulunduğu tespit edilmiştir. Failin attığı mesajların incelenmesi neticesinde diğer kişileri benzer eylemlerde bulunmaları için teşvik ettiğinin saptanması neticesinde üç yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Yine e-maille gönderdiği mesajlarda terörist eylemleri öven ve mektubun muhataplarının benzer eylemlerde bulunmalarını teşvik eden Malcolm Hodges adındaki kişi de 2015 yılında iki yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Yukarıda sayılan suçlardan her yıl birçok kişi cezalandırılıyor. Uygulamadan birkaç örnek vermek gerekirse durum daha net anlaşılabilir: Örneğin, savaşmak için Suriye'ye gitmek veya buna teşebbüs; Suriye'de terör kamplarında eğitim alma; İngiltere'de saldırı planı yapma; Suriye'de savaşan akraba veya yakınlara para veya eşya gönderme; DEAŞ'ın yayın organı Dabiq dergisini dağıtma ve terör için kullanılabilecek pratik bilgilere sahip olma gibi fiillerin bu suçlar kapsamında cezalandırıldığı görülüyor.

Teröre hazırlık suçuna ömür boyu hapis

Bu fiillerden İngiltere'de terör saldırısı hazırlığı yapma yukarıda zikredilen terör eylemine hazırlık suçundan cezalandırılıyor. Bu kapsamdaki örneklerden biri de yine 2015 yılında karara bağlanan R v Mohammed Rehman ve Sana Ahmed Khan vakasıdır. Vakada terör eylemi hazırlığı yaptıkları saptanan bir karı koca, terör eylemine hazırlık suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır. Bay Rehman aynı zamanda terör amacıyla eşya bulundurma suçundan da cezalandırılmıştır.

Vakaya bakıldığında, DEAŞ taraftarı bir karı kocanın büyük miktarda kimyasal madde satın aldıkları ve bunların bir terör eyleminde kullanılabileceği tespit edilmiştir. Bayan Sana Khan da eşini finanse etmiştir. Bay Rehman karısına arka bahçede yaptığı deneme patlamanın videosunu göndermiş ve radikal görüşlerini de sosyal medya üzerinden ifade etmiş ve saldırıyı nerede yapabileceği konusunda yine sosyal medya hesabı üzerinden tavsiye talebinde bulunmuştur. Bilirkişi de ele geçirilen patlayıcıların kullanıma hazır olmadan önceki son safhalarda olduğunu tespit etmiştir.

Önleyici adalet

Yukarıda sayılan tüm suçların ortak özelliği ceza hukukunun uygulama alanını geleneksel sınırların dışına taşırmalarıdır. Ceza hukukunda, kural olarak bir kişinin işlemeyi kastettiği bir fiili icraya başlaması cezalandırılması için şarttır. Buna karşılık işaret edilen örneklerde hazırlık hareketleri bizatihi bağımsız suçlar olarak cezalandırılmaktadır ancak bu geleneksel anlayışın intihar bombacıları gibi kendisini de yok etmeye hazır faillerle mücadelede yetersiz olduğu ileri sürülüyor. Bu nedenle anılan suçlar İngiltere'de önleyici suç olarak adlandırılmakta ve önleyici adalet (preventive justice) olarak tabir edilen vatandaşlık kanunlarından önleyici kolluğa, tehlikeli kişilerin alıkonulmasından göçmenlik hukukuna kadar geniş bir yelpazeye yayılan faaliyetlerin bir cüzünü teşkil etmektedir.

Her ne kadar bu suç tanımlarının polis, savcı ve hâkimlerin takdir yetkisini önemli ölçüde genişlettiği, kişilerin suç işlemekten cayma ihtimalini göz ardı ettiği ve kişilerin sırf mensup oldukları grup veya inanış nedeniyle cezalandırılmalarına yol açma riskini artırdığı gerekçesiyle eleştiriliyorsa da İngiltere ve birçok ülkedeki halkların, güvenlik ihtiyacı nedeniyle bu yeni kanunları destekledikleri ve hatta talep ettikleri görülüyor.

Bu noktada bu tür suçlara sadece İngiltere'de değil bilakis birçok ülke mevzuatında yer verildiği vurgulanmalı. Önleyici terör suçları adeta geleneksel olağanüstü halin yerini almış gibi görünüyor. Bir bakıma olağanüstü hal olağanlaşmakta ve istisnai olan hukuk düzeninin daimi unsuruna dönüşmektedir. Liberal ceza hukuku geleneğiyle övünen ülkelerde dahi bu tür mevzuata yer veriliyor. Örneğin Almanya'da 2009 ve 2015 senelerine terör suçlarına hazırlık fiilleri suç haline getirildi. 2009 senesinde büyük tartışmalara neden olan Alman Ceza Kanunu m. 89a hükmüne göre devleti tehlikeye sokan bir şiddet eylemine hazırlığa, on yıla kadar hapis cezası verilebiliyor.

Tüm bu gelişmeler, terörün yeni savaşlarda önemli ve kendisine sık müracaat edilen bir araç olduğu olgusuyla beraber ele alındığında güvenlik politikalarının temel hak ve hürriyetlerin sahasını daraltmaya devam edeceği neticesine varılabilir. Bu nedenle, güvenlik ve emniyet içinde yaşamak için bir ülkede yaşayanların tüm haklarını devlete devrettiği Hobbescu egemenlik anlayışının içinde yaşadığımız döneme damgasını vurmakta olduğu görülüyor.

http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/yeni-nesil-terorle-mucadele-hukuku-ingiltere-ornegi/725727


Batı hegemonyasının dayattığı özgürlükler kavramı göreceli bir kavramdır. Yukarı anlatılan İngiltere terörle mücadele yöntemlerine rağmen Dünya hala İngiltere yi "demokrat" ve "özgür" bir ülke olarak görebiliyor. Ama biz binde birini çok çok daha haklı gerekçelerden ötürü yaptığımızda ülke diktatörlüğe gidiveriyor.
Arkadaşlar bütün mesele Ulusal Güvenlik algısında bitiyor
Siz o algıyı başka ülkelerin hayal Dünyasına teslim etmişseniz o zaman terörle mücadele baştan kokar.
Birileri 1000 lerce km öteden gelir sizin ülkenizde sizinle beraber Suriye ye müdahale eder.
Ama siz Suriye de kendi politikalarınızı yürürlüğe koyduğunuzda onlarla ters düştüğünüzde kendi ülkenizden çıkan "İrlandalılar"
size operasyon çekiverirler. Ve bunun adı da basın özgürlüğü olur Mesajı Paylaş
Varlığını devam ettirmek için
Varlığını feda etmeye hazır değilsen
Bağımsızlığından ödün vermeye mahkumsun demektir


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter