Deniz Kuvvetleri Projeleri ve Tersanelerin Durumu

Başlatan ocay, Eki 09, 2015, 12:11 ÖS

« önceki - sonraki »

HDS

İlginç hakikaten. LCAC'ler var, yeni tip çıkarma araçları zaten biliniyor. Ancak 2022-25 arası belli ki 2 adet yeni LST ve bir de LHP/LPD'lk bir çıkarma görev gücü daha var. İddialı. Mesajı Paylaş

saladin

Ortadoğu ve Afrika'da güç göstermek isteyen, ve elindeki eski gemileri emekli edecek bir Türkiye için bu gemi sayısı yeterli mi peki? Mesajı Paylaş

ocay

LST ve LCT de devam bekleniyordu zaten. Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

@Defence,

Bıktık bu "obez hucumbot" lafından...
Kaç kere yazdık. Örnek olarak gösterilen İsrail Saar tipi tekneler kıyı boyunca sınırlı bir harekat yeteneğine sahipler. Yemekhaneleri bile olması gerekmez. Kumanya ile idare edebilirler, mutfağı olmayabilir, hatta yatakhaneleri bile olmayabilir. Çünkü harekat sığaları sınırlı. Bu nedenle her yere tıka basa silah doldurabilirsiniz...

Oysa Milgem günlerce denizde kalmak üzere inşa edildi. 7 gün 24 saat görev yapacak. Bu da günde 3 vardiya demek. Yani her şeyi bırakalım personel sayısı 3 ile çarpılacak, bunlar için yatakhane, yemekhane, mutfak, çamaşırhane, devasa buzdolapları, ikmal hangarları olacak. Yani gemi görev tanımı uyarınca kendiliğinden büyüyor zaten. Akla gelen her şeyi yazmadan önce biraz düşünmekte fayda var... Mesajı Paylaş

sadalone

İkinci LHD gelecekse AAV siparişi'de artırılır heralde.2 LHD 4 LST ciddi bir güç tugayı tek seferde çok uzak mesafelere bile atabilir üstelik daha Osmangazi ve LCT'ler de var.Mevcut piyade tugayına ek LEO1'lerinde bulunduğu mekanize tugay kursalar hayallerim gerçek olacak. Mesajı Paylaş

DelKu

Lürssen'in ürün kataloğunda Bahreyn için yapılmış modifiye FPB62 tipi korvet olarak geçer yani bizim Kılıç sınıfının elden geçirilmişi.
FPB 62nin korvet  olduğu bir alemde Ada sınıfı görev tanımı ve tonajı ile aslında  "hafif fırkateyn" sınırlarına dayanmış durumdadır. Mesajı Paylaş

Defence

Türk donanması dünyanın gıptayla izlediği bir deniz gücü haline geldi.

Türkiye'nin denizlerdeki gücünü artırmak ve bu alandaki ihtiyaca yönelik dışa bağımlılığı azaltmak için harekete geçen devlet, yerli ve milli projelerin geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Bu amaçla özellikle son bir yılda önemli projeler bir bir hayata geçirildi. Türk donanması için son bir yılda 6 gemi ya denize indirildi ya da donanmaya teslim edildi.

Burgazada

Milli Gemi (MİLGEM) Projesi kapsamında üretilen ada sınıfı korvetlerden üçüncüsü Burgazada, 18 Haziran 2016 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'ın da katıldığı törenle denize indirildi. Korvet 99,5 metre boyunda, 14,4 metre genişliğindeki gemi, 2 bin 400 ton ağırlığında bulunuyor. Su üstünde saatte 29 deniz mili üzerinde sürat yapabilen gemide, 35 megavat güce erişen gaz türbini ve dizel makinelerle çift pervaneden oluşan sevk sistemi yer alıyor.

İntikal sürati ile ikmal ve yakıt desteksiz 3 bin 500 deniz mili yani 6 bin 485 kilometre seyir menziline sahip gemi, 10 gün denizde kalabilme özelliğe göre tasarlandı. Bu şekilde ekonomik sürat olan saatte 15 deniz mili yani saatte 28 kilometre süratle 9 günde, saatte 29 deniz mili yani saatte 54 kilometre üzeri süratle 5 günde Aden Körfezi'ne intikal edebiliyor.

Korvet, 10 tonluk helikopter için gerekli platform, hangar ve kapsamlı destek ekipmanlarına sahip şekilde sahip inşa edildi. Burgazada Korveti, su üstü harbi, deniz altı savunma harbi, hava savunma harbi, keşif gözetleme, komuta kontrol, asimetrik savunma harbi görevlerini icra edebiliyor. Burgaz korveti 2018 yılında Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girecek.



Kınalıada

Toplam 8 gemiden oluşan MİLGEM Projesi'nin dördüncü gemisi olan Kınalıada Korveti'nin inşasına 2015 yılında başlandı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törenle 3 Temmuz 2017 tarihinde denize indirildi.

20 ayda 29 adet blokun inşa edilmesiyle kızak üstünde birleşimi tamamlanan Kınalıada Korveti; 99,5 metre boyunda, 14,4 metre genişliğinde ve 2 bin 400 ton deplasmana sahip. Su üstünde saatte 54 kilometre üzerinde sürat yapan Kınalıada Korveti'nde toplam 106 personel görev alacak.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tuzla'da Kınalıada Korveti Denize İndirme töreninde konuştu. Burada uçak gemisinin de yapılacağı müjdesini veren Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:"Ülke güvenliğimiz açısından kritik önemi olan projelerin sayılarını artırarak sürdüreceğiz. Savaş gemileri konusunda özel sektör ve askeri tersanelerde tamamlamış olduğumuz 14 adet projemiz bulunuyor. Önümüzdeki senelerde sözleşmesi imzalanacak 10 adet projemiz daha var. Tüm bu gelişmeler, ülkemizin bulunduğu bölgede gelişen tehditlere karşı denizcilik alanında geliştirdiğimiz çözümlere verdiğimiz önemin ifadesidir. İnşallah biz, uçak gemimizi de yapacağız. Bunda da kararlıyız, hiçbir endişe taşımıyorum" diye konuştu.

Kınalıada korveti 2020 yılında hizmete girecek.

TCG Bayraktar

Türkiye'de özel sektör tersaneleri tarafından inşa edilen en büyük ve ileri teknolojiye sahip harp gemisi özelliğini taşıyan TCG Bayraktar, 22 Nisan 2017 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi.

Bayraktar, tek tekneli, deplasman tipi ve tamamen çelik konstrüksiyon olarak inşa edildi. Üst binası balistik korumalı olan gemi, nükleer, biyolojik ve kimyasal saldırılar için tam personel korumasına sahip bulunuyor. Söz konusu gemi, Türkiye'de özel sektör tersaneleri tarafından inşa edilen en büyük ve ileri teknolojiye sahip harp gemisi özelliğini taşıyor.

Türk Loydu Askeri Gemi Kurallarına uygun olarak, SSM ve Türk Loydu denetiminde inşa edilen bu kapsamdaki gemiler, yine Türk Loydu tarafından sertifikalandırılacak.

Gemide, bir adet 15 tonluk genel maksat helikopterinin iniş kalkışına olanak sağlayacak helikopter platformu yer alıyor. Yükleme ve boşaltma işlemlerini sağlayabilmek amacıyla geminin üç tarafında birer kapak bulunuyor. Gemide, ayrıca her biri 8 ton yük veya 40 kişi taşıyabilen, 20+ knot sürat yapabilen 4 LCVP (Landing Craft, Vehicle, Personnel) çıkarma aracı yer alıyor.

Yerli üretim Milli amfibi gemi TCG Bayraktar, helikopter harekatı yapabilme, ateş desteği ve acil sağlık hizmeti imkanları sunuyor.

TCG Alemdar

Denizaltı kurtarma gemisi TCG Alemdar (A-582), 28 Ocak 2017 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi. Gemi başta denizaltılar olmak üzere zor durumda olan gemilere hızır gibi yardıma koşacak, sınıfının en modern gemilerinden biri olacak.

Alemdar'ın sahip olacağı kurtarma sistemleri ile denizaltı gemilerinde meydana gelebilecek kaza ve arıza durumlarında, personel azami 72 saat içinde kurtarılabilecek, yara alan, kaza veya arıza yapan su üstü gemileri yedeklenebilecek, dalgıç, uzaktan kumandalı su altı aracı 'rov' ve atmosferik dalış elbisesi kabiliyetleri ile düşen uçak ve helikopterler dahil olmak üzere su altında arama kurtarma faaliyetleri icra edilebilecek.

Gemi, NATO denizaltı kurtarma sistemi ve ABD denizaltı kurtarma sistemine uyumlu olacak, bu özellikleri ile uluslararası harekatta müşterek denizaltı kurtarma gemisi olarak da görev alabilecek.


TCG Yüzbaşı Güngör Durmuş

Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından yaptırılan ve inşasına 25 Mart 2015'te başlanan "TCG YZB. Güngör Durmuş" isimli loijstik destek gemisi, Başbakan Yıldırım'ın katıldığı törenle 8 Ekim 2016 tarihinde Tuzla Selah Tersanesi'nde denize indirildi.

106 metre boyunda, 16,8 metre genişliğinde ve 6 bin DWT kargo taşıma kapasitesine sahip gemi, 4 bin ton motorin, 335 ton helikopter yakıtı, 630 ton içme suyu ile Deniz Kuvvetlerinin tüm muharip unsurlarının akaryakıt ihtiyacını karşılayacak. Üstün özellikler ve yerli cihazlarla donatılan gemi, su, yiyecek ihtiyacını karşılayabilecek, tehditlere karşı kendini koruyabilecek, helikopter harekatı yapabilecek, küçük çapta cerrahi müdahaleleri yapabilecek imkan ve kabiliyetlere sahip.

Seyir halindeyken yüzdürmeli sistemle denizde akaryakıt ikmali yapabilen gemi, saatte 12,5 deniz mili süratle seyir menzili, 9 bin 500 deniz mili hızına ulaşabiliyor. Gemi, hiç ikmal yapmadan kargo yakıtını da kullanmadan, sadece kendi yakıtını kullanarak, dünyanın çevresi 1,5 kez dolaşabiliyor

Şehit Kıdemli Üsteğmen Ari̇f Ekmekçi

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için inşa edilen yerli üretim Üsteğmen Arif Ekmekçi Lojistik Destek Gemisi, 8 Temmuz 2017 tarihinde Başbakan Binali Yıldırım'ın da katıldığı törenle denize indirildi.

İsmini, 1993 Deniz Kurdu Tatbikatı sırasında kaybolan ve cenazesi 15 yıl sonra bulunan şehit SAT Komandosu Deniz Kıdemli Üsteğmen Arif Ekmekçi'den alan yerli üretim gemi, 106,51 metre boy, 16,80 metre genişlik ve 6 bin 150 ton yakıt taşıma kapasitesine ve helikopter platformuna sahip. 9 bin 500 deniz mili (17594 kilometre) seyir siasına sahip gemi saatte 12 deniz mili (22 kilometre/saat) üzerinde sürat yapabilecek.

http://www.kaptanhaber.com/haber/46439/6-yeni-milli-gemi.html Mesajı Paylaş

Merkator

Türkiye uçak gemisi ile ne yapmak istiyor?


Son günlerin tartışması 'Türkiye'nin uçak gemisi'… Gerçekten uçak gemisi ihtiyacımız var mı? İnşa edilen gemi bir uçak gemisi mi? Havuzlu bir helikopter gemisi uçak gemisinin yerini alabilir mi? Emekli Amiral Cem Gürdeniz, olaya bir denizci gözü ile bakarak Aydınlık Gazetesi'nde yazdı…

Üzerinde insanlı ya da insanız sabit kanatlı ya da döner kanatlı taktik hava vasıtası taşıyan ve bu yeteneği gerek ateş gücü ve gerekse keşif, gözetleme ve karakol maksatları ile deniz harekatının tüm şekillerinde kullanmaya muktedir savaş gemisi, uçak gemisidir. Çok çeşitleri vardır. Bu platformlar yelpazesinde en uç örneği Amerikan Donanmasının Nimitz sınıfı uçak gemisi temsil eder. 100 bin tonluk üzerinde 75 savaş av bombardıman uçağı taşıyan, 5000 kişi ile işleyen 15 milyar dolarlık nükleer bir platformdur. Günlük iletim maliyeti 2 milyon dolardır. 11 gemilik bu güç ABD'ye son 70 yıldır küresel hegemonya olmanın yolunu açmıştır. Atlantik sistem istediği yer ve zamanda seçtiği kurbanlarına bu gemiler sayesinde saldırmaktadır. Güç intikalinin en uç örneğidir. Uçakların iniş ve kalkışı 350 metrelik düz bir güverte üzerinde yapılır. Bu nedenle Amerikalılar uçak gemilerine "flat top - üstü düz" derler. Yelpazenin en alt ucunda ise üzerinde taşıdığı uçakların kalkış ve inişini düz güverteden katapultla/yakalama kancası (tail hook) gibi zor sistemler yerine dikine iniş kalkış /VSTOL) ya da ski jump denen eğimli güverteden kaldıran ve inişte de dikine inen uçaklarla gerçekleştiren gemiler vardır. Örneğin Türkiye'nin İspanyol lisansı ile inşasına devam ettiği TCG Anadolu, "Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi ya da Havuzlu Helikopter Gemisi- LHD" sınıfında olduğu halde bir nevi uçak gemisidir. 28 bin tonluk 232 metre uzunluğundaki bu gemi, 6 adet dikine inen ve kalkan F-35B, 4 adet Atak Helikopteri, 8 adet Orta Yük Nakliye Helikopteri, 2 adet Seahawk Genel Maksat Helikopteri ve 2 adet İnsansız Hava Aracı taşıyabilecektir. Yani Türkiye yakın gelecekte zaten bir nevi uçak gemisine sahip olacaktır. Dünyada 193 ülkenin sadece 70'inin donanması var. 13 devletin de uçak gemisi ya da LHA/LHD'si var. (ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa, Hindistan, İspanya, İtalya, Tayland, Brezilya, Japonya, Avustralya, Güney Kore)

NEDEN UÇAK GEMİSİ TÜRKİYE İÇİN İHTİYAÇ?

Baştan şu tespiti yapalım. Eğer deniz coğrafyasında yaşıyorsanız; ekonominiz ulaştırma ortamı olarak denize bağımlı olarak büyüyorsa; nüfusunuz 90 milyon bandına yaklaşıyorsa; Milli geliriniz 800 milyar doları aşıyorsa; jeopolitik bir çekim merkeziyseniz canlı bir organizmanın büyümesi gibi yeni hedef ve yeteneklere odaklanırsınız. Bu yöneliş doğaldır. Hele kendi dilinizi konuşan insanlar devletin desteğinde dünyanın her yerine dağılmış ve uzak diyarlarda yatırım ve iş yapıyorlarsa; akraba ve soydaş topluluklarınız kriz ve savaş anlarında Ankara'yı arıyorsa devletin gücünün bir şekilde uzak alanlara iletilmesi ihtiyacı ortaya çıkar. Bu siyaset üstü bir yöneliştir. Öyle de olmalıdır.

Cumhuriyet Donanmasının uçak gemisine sahip olma hedefi İspanya ve İtalya örneklerinde olduğu gibi soğuk savaş sonrası kuvvet planlamasına alındı. Deniz Kuvvetleri bu hedefi baltalamak isteyecek dış ve iç baskı gruplarına karşı uçak gemisi adını kullanmadı ve komuta kontrol gemisi adıyla bu gemiye sahip olma hedefini her zaman canlı tutuldu. Zaman içinde proje, helikopter taşıyan LPD tipi bir gemiye ve daha sonra F 35 projesinde dikine kalkış ve iniş yapabilen uçak modelinin (F 35B) mevcudiyeti nedeni ile LHD'ye dönüştü.

Bu tip bir gemiye ihtiyaç, Yugoslavya parçalanıp, Bosna'da onbinlerce soydaşımız katledilirken İstanbul'dan kuş uçuşu 600 deniz mili uzaklıktaki Adriyatik'te bırakalım askeri müdahaleyi, soydaşlarımız ve akrabalarımız için bir tahliye operasyonu bile yapamadığımız zaman ortaya çıktı. Benzer durum 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde yaşandı. Yabancı donanmalar afet sonrası, tahliye ve insani yardım için ülkemize sıra sıra LHD ve LPD'lerini gönderirken biz seyrettik.

1963 kanlı Noel'inde Kıbrıs'ta büyük bir katliam yaşanmıştı. O dönem değil 600 mil, 75 mil öteye gidecek tek çıkarma gemimiz bile yoktu. Rumlar Türkleri katlederken, Deniz Kuvvetleri çaresiz şekilde adaya nasıl güç intikal ettireceğini tartışıyordu. 1974 yılına kadar 10 yıl beklediler. Türkiye'nin periferisi yalnızca kendi toprakları ve sınırları değil. Gitgide küçülen dünyada Türk vatandaşlarının gitmediği ülke kalmadı. Oluşabilecek herhangi bir kriz durumunda insanlarımızın kurtarılması, tahliyesi geminin önemini ortaya koyuyor. Geçmiş dönemlerde bunun zorluğunu Arnavutluk, Lübnan ve Libya'dan vatandaşlarımızı tahliye ederken yaşadık. Mesela Arnavutluk'tan vatandaşlarımızı firkateynle kurtarmak zorunda kaldık. Bu gibi sebeplerden dolayı yapılacak geminin barış zamanı yapacağı katkı savaş zamanı yapacağı katkıdan çok daha fazla olacaktır.

GELECEĞİN OMURGASI

Bu gemi ve gelecekte tedarik edilmesi gereken ikinci gemi, Türk Deniz Kuvvetlerinin 21'nci yüzyıldaki gelişiminin omurgasını oluşturacaktır. 21'nci yüzyılda Türkiye bu coğrafyada tutunabilmek istiyorsa kesinlikle güçlü ve caydırıcı bir donanmaya sahip olmalıdır. Bu kapsamda geminin Atlantik ve Hint Okyanuslarında yani Anadolu yarımadasının periferisinde kullanılacak olmasının hedeflenmesi son derece doğrudur. 2009 yılı öncesinde TBMM'deki milletvekillerimiz dahil, kaç kişi bugün olduğu gibi Türk Donanmasının Hint Okyanusunda sürekli fırkateyn dolaştıracağını tahmin ederdi? Bugün kaç kişi, Ortadoğu, Balkanlar, Asya ve Afrika'da yaşayan Türklerin ya da Türk işçilerin gelecekteki bir krizde muharip tahliye harekatı ile tahliye edilmesi gerekebileceğini hayal ediyor? (Geçmişte yaşananlar muharip olmayan tahliyelerdi.) Ya da beklenen İstanbul depreminde veya 43 milyon vatandaşımızın yaşadığı 28 sahil ilimizden birinde meydana gelebilecek doğal afetlerde triaj kontrolü ile aynı anda 3000 kişiye acil hastane işlevi görebilecek ve çok sayıda iş makinesini deniz üzerinden her tip küçük deniz aracıyla birlikte sahile intikal ettirebilecek bu geminin faydalarını düşünebiliyor?

DENİZCİLEŞMENİN OMURGASI

Bu gemi, tüm dünya 21'nci yüzyılda denizlere yönelirken Türkiye'nin bu yönelişteki yerini belirleyecek en önemli araçlarından birisi olacaktır. Türkler kürekten yelkene 100 yıl geç geçti. 19 ve 20 nci yüzyıllarda sanayi devrimini ıskaladı. Türklerin denizlere ve okyanuslara erişimini dolayısıyla deniz uygarlığına erişimini engelleyecek emperyalist tuzaklara düşmememiz gerekir. Parlamentoda temsil edilip, denizcileşmeyi hükümet programına koyan tek bir siyasi partimizin olmamasına rağmen, 21'nci yüzyılda mutlaka denizcileşmeliyiz. Bu ülkü, Anadolu'da tutunabilmenin gereğidir. Osmanlı bu gerçeği cehaleti nedeniyle göremediğinden yok oldu. Denizcileşmenin lokomotifi de dünya tarihinde de yaşandığı üzere donanmalardır. Denizcileşmenin lokomotifi durdurulmamalıdır. Uçak gemisi hedefi lokomotifin ta kendisidir.

http://www.kokpit.aero/turkiye-nin-ucak-gemisine-ihtiyaci-var-mi Mesajı Paylaş

ocay


7Skies

Türk Deniz Kuvvetleri'nin Güdümlü Füzeli Gemileri: 2030 Projeksiyonu

https://bahriyeenstitusu.org/2017/09/30/turk-deniz-kuvvetlerinin-gudumlu-fuzeli-gemileri-2030-projeksiyonu/

TF-100 muamması... Mesajı Paylaş
.

ayibarishi

Güvenlik risklerinin ciddi olarak arttığı ve buna paralel olarak savunma bütçesinin de artmakta olduğu günümüzde, bazı hususların yeniden değerlendirmeye alınması şarttır. Bu kapsamda özellikle deniz gücü önemli bir yer tutmaktadır. Zira daha önce yapılmış olan hataları tekrar etme ve acil gereklilikleri gerekçe göstererek bu kuvvetin küçülme sürecini hızlandırma riskiyle karşı karşıyayız.

Maalesef öncelikle yeterli maddi kaynağa sahip olmadığımızı kabul etmemiz gerekiyor. Ayrıca yeterli nitelikli insan gücüne ve teknolojik birikime de sahip olmadığımızı fark etmeliyiz. Sonuç: yeterince ve sandığımız kadar güçlü değiliz.

Rus donanması Akdeniz'de hiç olmadığı kadar güçlenme yolunda ilerliyor. Ekonomik kriz devam ediyor olsa da Yunanistan, adaların varlığından kaynaklanan bir Ege denizi alan üstünlüğüne sahip olmaya devam ediyor. Ayrıca yaşanan gelişmeler gerek Karadeniz gerek Ege'de yakın ve orta vadede hava üstünlüğü kurmaya dayalı stratejiler geliştiremeyeceğimizi acı biçimde far etmemizi sağladı. Dolayısıyla üç deniz cephesinde de savunma hattımızı geriye çekmemiz ve olası bir savaşı kendi sularımızda kabul etmemiz gerekecek gibi görünmekte.

Bu nedenle yakın zaman içinde kara konuşlu anti-gemi füze sistemleri, küçük ve hızlı güdümlü füze kabiliyetine sahip hücumbotlar, deniz üstü hedefleme yeteneğine sahip helikopterler ve sivil tekneleri Cirit, Umtas vb. ilavelerle askeri yeteneğe kavuşturabilecek kitler, görmemiz daha ciddi bir olasılık haline gelmektedir. Hatta yeni bir yerli mini denizaltı sınıfı umabiliriz kanaatindeyim.

Fakat çıkarlarımız birçok çevre denizde de bayrak göstermeyi ve bunun sürekliliğini gerektirmektedir. Bu nedenle büyük askeri gemi yatırımlarımıza devam etmemiz gerekliliği aşikardır. Bu meyanda en önemli ve gerekli madde hava savunma savunma firkateyni haline gelmiştir. Fakat Türk savunma sanayi henüz ister kara ister deniz konuşlu olsun yerli hava savunma ürünleri üretebilecek kabiliyete erişmiş görünmemektedir. Bu hususta çalışmalar devam ediyor olsa bile zamana ihtiyaç olduğu aşikar iken, Aster-30 sistemi satın alımı biraz daha öne çıkabilir. Zira yerli füze ve radar sistemlerine sahip olmayan bir hava savunma firkateyni, istenilen etkiyi vermekten uzak olacaktır.

Yine aynı kapsamda kısa menzilli balistik füzelerin gemilere karşı yeni bir versiyona sahip olması alternatifi üzerinde de çalışmak mantıklı görünmektedir. Çinlilerin çok daha büyük ve uzun menzilde yapmış olduğu çalışmaların bir benzerini, 300 km. maksimum erimle tekrar etsek bile bu elimizi rahatlatacak bir unsur olacaktır.

Bu yüzden ülkemiz deniz gücünün olası bir savaşta aktif kullanımı için, iki buçuk başlıklı yeni bir strateji sayfası açılacak gibi görünmektedir. Kara konuşlu füze sistemleri ve karaya bağlı kıyı şeridi savunmasında görev alabilecek hafif deniz üstü ve altı platformlardan oluşacak hızlı öz savunma sistemleri ile caydırıcılık seviyesini arttırmak. Açık deniz görev gücü kuvvetini en verimli ve vurucu biçimde savaşa doğru zamanda dahil edebilmek. Buçuğu ise insansız hava ve deniz araçları kullanımı ile durumsal farkındalık ve müdahale yeteneğimizi arttırmak.

Saygılarımla... Mesajı Paylaş

putty

Büyük muharip gemilerimizi düşmanlarımız savaş çıkınca görüş ötesi silahları ile vuracaklar bu belli bir şey. Gemiler karşı kıyıdaki ülke için pek anlamlı silahlar değil bu çağda. İngiltereden körfeze gideceksen durum farklı olur ama düşmanın karşı kıyıdaki Rusya veya Yunanistan ise biraz yaklaşımı gözden geçirmek lazım bu yeni tehdit ortamında. Her geçen gün görüş ötesi silahlar katlanarak artıyor çok değil on yıl sonra bile tablo kat kat feci hal alacaktır. Şimdi bile karadan ve havadan düşman tehdidi ciddi boyutta. Fırkateyn i Rusya ya karşı korumanın bir yolu varmı sizce bir senaryo simülasyon kurun kafanızdan. Yunanistan bile benzer durumda tehdit olarak. Bizde düşmanlarımız için bu anlamda en tehlikeli görüntüdeyiz şu an için milli projeler ve eldeki imkanlar ile. Demek istediğim donanma yı büyütmek mecburiyetinde olduğumuzu düşünmüyorum. Yeterince büyük donanmamız var daha azına vurulcak nasılsa desek bile gerek yok ama Rusya nın şu kadar onları dengeleyelim anlamlı değil bence. Başka yolları var Karadenizde Rus donanması olsa ne olmasa ne orası bizim arka bahçemiz hepsini vururuz kolaylıkla eldeki silahlarımız ile. Bugün bile vururuz ama ilerde hiç kaçacak yerleri kalmayacak. Benim görüşüm biz bu sığ denizlerimizde kapalı sularımızda daha çok denizaltıya önem verelim. Su üstü gemi olarakta hücumbotlara yani sayısı çok hedef değeri daha az gemilere önem verelim. Kalanıda karadan su üstü hedeflere saldırı yeteneği olarak kurgulayalım. Bizim karadan cebelitarığa kadar her deniz hedefini tespit edecek ve vuracak yeteneğimiz olmalı. 1500 km gibi menzillerde konuştuğumuz seyir füzeleri ile buna kavuşmuş olacağız doğal olarak. Şimdide uçaklar ile bu menzillere yaklaşabiliriz ama uçaklara pek güvenmemek gerek günümüzde en iyisi karadan bu imkana sahip olmaya çalışmak. Güneyimiz Mısırda Kuzeyimiz Kırımda batımız adriyatikte bitiyor biz okyanusa kıyısı olan bir ülke değiliz Mesajı Paylaş

ocay

Şimdi küçük bir analiz yapalım:

1. 2025 yılı sonuna kadar 4 Gabya, 4 Yavuz, 6 Burak Sınıfı, 8 Doğan-Rüzgar Sınıfı FAC, 2 Ay Sınıfı Denizaltının büyük ihtimalle hizmet dışına çıkaralacağını tahmin ediyoruz.
2. Bu süre zarfında Milgem tipi korvet sayısı 4'e  çıkacak; Milgem'ler geçtiğimiz 20 yılın en önemli kazanımı.
3. Eğer planlandığı gibi 2025 yılı sonuna kadar 4 İ sınıfı, ve 1 TF-2000 sınıfı ve 5 Reis Sınıfı denizaltı ile 4 Türk tipi hücumbot hizmete girebilirse bu hizmet dışına çıkarılacak gemilerin eksikliğini hissetirmez; ama söz konusu Türkiye olunca hükümet etkisi, ambargolar, finansal krizler, savunma sanayiindeki kronik gecikmeler vs.. 10-15 yıl elimizde tutup emekli edeceğimiz 3-4 tane ikinci el firkateyn bulabilsek iyi olabiliridi.
4. Daha fazla ihale sürecini uzatmazsak Türk tipi hücumbotlar bizim Doğan Sınıfı yerine geçecektir. Ama Doğan sınıfı füze lançelerleri sökülüp, STOP gibi bir sistem eklenip devriye-karakol gemisi olarak bir 10 sene daha kullanılabilir.
5. Kıyı sularda etkinliği arttırmak Tuzla sınıfına bir güdümlü mermi entegrasyonu yapılabilir. Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Öte yandan ilginç bir şekilde, ABD'den en az 2 deniz platformu daha tedarik edilmesi yönünde bazı gelişmeler var... Mesajı Paylaş

Dolphin

Hibe OPH'ler vardı 2014 yılında ertelenmişti öyle kaldı galiba. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter