Yıldırım Füzeleri ve Balistik Füze Çalışmaları

Başlatan ocay, Eki 07, 2015, 11:05 ÖÖ

« önceki - sonraki »

HDS

@Postulat, Hocam her şey mümkündür. Bizimkiler köpeksiz köyd değneksiz gezmeye alışkındı, ITAR'da çakmaya başladılar. Şimdi de kabus oldu.

Amerikalılar 2003'te Irak'a girdiklerinde "Arap kültürü 101"den geçtiler. Oğul Bush Kral Fahd ile "gay couple" gibi on dakika el ele yürüdü. "Abi onlarda normalmiş" diye herkes konuştu.
"Ama dikkat ha, Araplar kıçlarını sol elle yıkadıkları için sadece sağ elle tokalaşırlarmış" geyiği aldı yürüdü. Herkes mi bunu konuşur arkadaş, dedirtti. "Kim sol elle tokalaşır ki ulen?" Dedirtti falan filan.

Bu ITAR mevzusu da bizde ona döndü. ITAR zor ve güvenilmez bir süreç. Bir kasis, Yol bariyeri değil.

Bakma onlara. Niyeti olana her şey mümkün. Mesajı Paylaş

HAKAN KILIÇ

Sayın Postulat,
Gerek Minuteman-III tipi ICBM lerin gerekse Titan tipi SLBM lerin hedefleri belli ve hem füze kafalarında hem kontrol merkezlerinde mevcut. Yani rusya ile çıkacak nükleer savaşta kim nereyi vuracak belli.zaten en uzak mesafenin 20 dk ve rus füzelerinin çıkışından sonra 20 dk sonra atış imkanı olamayacağı muhakkak. bu yüzden rus füzeleri çıkar çıkmaz uydular (PTSS, STSS VE DSP) tafından ve dünya üzerindeki balllistic missile sensors denen dev radarlar tarafından tespit edildiğinde ABD füzeleri zaten il 10 dk içinde harekete geçmek durumundadır. başkanın tuvalette olması fark etmez önceden yapılmış prorokolller , NORAD, E-8, E-6 B gibi komuta uçağında nöbetçi generaller topyekün yoğun bir saldırıda daha doğrusu ICBM SALDIRISINDA  otomatik olarak işlme başlar sadece iran gibi henü
z nükleeer başlığı olmayan bir ülkeden çrneğin tek bir füze çıkıp avrupaya giderken müzakere edilebilir. müzakere derken ne yapalım müzakeresi yoksa AEGİS gemileri ve avrupadaki BMD birimleri füzeyi vurmak için yine otomatik savunma füzelerini (SM-3 gibi) gönderip füzeyi vurmaya çalışır.
dolayısı ile ICBM LER ZATEN GİDECEĞİ YERİ BİLİR.ancak konjentüre göre barış zamanı yeni hedef güncelemeleri yapılacağı gibi savaşın ilerleyen dakikalrında yeni fırlatılan füzelere fırlatma öncesi hedef koordinatı girilebilir.
nükleer savaşta herşey düşmanın ikinci vuruş yeteneğini imha veya yok etmek içindir yani bu yeteneğin sıfırlanması. bunu başaran zaten savaşı kanacaktır. tabi kazanacak bir dünya kalırsa.
tüm füzeler ilk hedefi başkentler kalabalık nüfuslu şehirler ve sanayi merkezleri DEĞİLDİR.
ilk saatlerde çıkan tüm füzeler düşmanın nükleer füze tesislerini siloları vurmayı amaçlar.
kimse uçakgemisi vurmak için donanmanın tüm imkanlarını seferber etmez herkes karşı tarafın o anda yerini bildiği nükleer denizaltısını batırmaya çalışır yada yerini tespit etmeye çalışır.

Mesajı Paylaş

Postulat

#17
Ara 19, 2015, 09:31 ÖS Last Edit: Ara 20, 2015, 01:45 ÖÖ by Postulat
Denizaltılarda nasıl işliyor peki süreç?

ICBM LER ZATEN GİDECEĞİ YERİ BİLİR diyorsanız, ICBM'lerin nerede olduğunu da bilmesi gerekmez mi? Hatta konumu da sabit olmalıdır(?)

Ki hedefler belli ise, füzelere neden güdüm , örneğin GPS , konuluyor? GPS'in terminal aşamada herhangi bir değeri de olamaz.

 Hangi saniyede bir sonraki aşamaya geçeceğini bilmesi füzenin, gayet yeterli olacak gibi duruyor? Mesajı Paylaş

HAKAN KILIÇ

Mesele bu zaten en önemli şey yerini bilmek.denizaltılar bu yüzden çok stratejik çünkü nerde olduğunu çoğu itibari ile bilemiyorsunuz çıkıp füzeleri ateşlemeye başladığında siz tespit edip batırana kadar o 20 sinide göndermiş oluyor her birinde 5-10 arası başlıktan hesap et.
Makalelerimde de yazdığım gibi ABD nin Rusya karşısındaki en büyük dezenatajı da bu zaten yani büyük çöğunluğunun sabit silolarında olması
http://kokpit.aero/hakan-kilic-rusyanin-yeni-nukleer-fuzeleri

makalesine bakabilirsin.
Ruslar daha çok mobil tırlar üzerine Topol füzelerini yüklerken bir kısım YARs ve SS-18 Satan (çok ağır ve büyük) sabit silolarda.Savaş durumunda ABD bunları vursa bile çoğu topol füzesi seyyar yani geniş rus çoğrafyasında sibirya ağaçların arasına dalsın ABD hayatta tespit edemez. bu rusların avantajı.ABD de ise minuteman-III lerin hepsi sabit silolarda ve yeri belli.korumlı silolarda ama yeri belli.
ABD nin güvendiği ise dünya üzerindeki geniş sensör ağı yüzden fazla AEGIS gemisi ki hepsi SM-3 ABM yüklü ve çok sayıda nükleer füze bulunduran nükleer denizaltı. Ancak totalde rus füze ve başlık sayısı muhtemelen daha fazla.
denge bundan ibaret . Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Trident tipi bir ABD nükleer denizaltısında 24 adet Trident füzesi vardır. Her bir füzede de 8 nükleer başlık. Böylece tek bir Trident denizaltısında tek başına 192 adet nükleer başlık bulunur. Bu sayı Rusya'da nüfusu 100.000'in üzerinde olan yerleşimlerden daha fazladır. Ve ABD'de bu denizaltılardan 41 adet var.

Trident füzeleri "manoevrable" füzelerdir. Yani nükleer başlıklarını çizilmiş lineer bir rota üzerine sırayla değil, manevra yapa yapa doğrusal olmayan bir rota üzerinde bırakabilir.

Yani aslında ortada denge falan yoktur. ABD'nin dengesiz bir üstünlüğü vardır. Mesajı Paylaş

DelKu

Trident olarak anılsalar da Amerikan Balistik Füze taşıyan  denizaltı sınıfının orjinal adı "Ohio" sınıfıdır, ve büyük çoğunluğu ya Nükleer saldırı denizaltısına  ya da SALT/START anlaşması koşullarına uygun Cruise füze taşıyıcı SSGN sınıfına dönüştürülmüştür , şu anda Amerikanın elinde 14 adet Ohio sınıfı Balistik füze denizaltısı bulunmaktadır + 4 cruise füze denizaltısı ile beraber düşünüldüğünde rusların 15 nükleer füze denizaltısına karşı nitelik bakımdan olmasa bile nicelik olarak bir denge hali mevcuttur. Mesajı Paylaş

BETONBEY

#21
Ara 22, 2015, 09:44 ÖÖ Last Edit: Ara 22, 2015, 09:46 ÖÖ by BETONBEY
Kısa ve orta menzilde kaç km.ye erişilirse ciddi balistik gücümüz var diyebiliriz ?

Günümüz şartlarında kabul edilebilir cep değerleri ne kadar olmalıdır ? Mesajı Paylaş

Postulat

"Mesele bu zaten en önemli şey yerini bilmek.denizaltılar bu yüzden çok stratejik çünkü nerde olduğunu çoğu itibari ile bilemiyorsunuz çıkıp füzeleri ateşlemeye başladığında siz tespit edip batırana kadar o 20 sinide göndermiş oluyor her birinde 5-10 arası başlıktan hesap et."

Anlatamıyorum.

Thaad füzesinden bir örnek vererek başlayayım.

http://arc.aiaa.org/doi/pdf/10.2514/1.56611

Energy Management Steering Maneuver adı verilen bir manevra sayesinde Thaad ve makalede belirttiğine göre re-entry'lerde kullanılan Soyuz gibi araçların gereksiz yakıtı yakması amaçlanıyor.

Yazdıkça düşündüklerim de değişiyor da neyse...


Balistik füzelerde acaba bu kabiliyet var mı? Olmadığını düşünüyorum. Thaad bu manevrasını atmosfer içinde, Soyuz gibi kapsüller atmosfer dışında gerçekleştiriyor. Koşullar belli ve değişemez. Yalnız balistik füzenin bu manevrası, atmosfer içinde yüksek hızla, beklenen süreden daha fazla, hareket etmesine neden olabilir. Bu füzeyi yorar, ısı kalkanlarını yakar.

Denizaltılarda kullanılan katı yakıt temelli roketlerin, doğaları gereği her türlü manevrayı gerçekleştirebilme yeteneği olmayabilir. Hatta benim tahminim ve sorularımı bu temele yatırdığım düşünce, bu füzelerin birkaç belirli yörünge haricinde yörüngede hareket edemeyeceği. Basitleştireyim, atıyorum bizim yıldırımın sadece 30 derece ve 45 derecede atış yapabilmesi gibi. Yani bir ABD denizaltısı 10k km yarıçaplı çember üzerindeki her şeyi vurabilecek iken 8k km'deki hedefleri vuramayabilir, ilginç bir şekilde 6k km'deki hedefleri ve vurabilir gibi.

Doğal olarak da yabancı kaynaklarda bununla ilgili bilgileri bulamıyorum.

Eğer benim düşüncelerim doğru ise, "land-based" balistik füzeler, ülkelerin stratejik hedefleri üzerinde baskı kurmayı amaçlarken, denizaltılardaki füzeler, insanlığı tehdit ediyor.


Mesajı Paylaş

ayibarishi

Siz yapacak olsaydınız nasıl tasarlardınız sayın postulat? Bence doğru düşünce tarzı bu olmalı. Mesela:

Stratejik bir füze (denizaltı dan atılan diyelim) savaş başlıklarını taşıyan kompartmanı atmosfer dışına taşıdığı anda başarılı olmuştur var sayalım. Ondan sonra bo kompartmanı ayırsak, içinde 12 gerçek nükleer başlık ve 24 sahte nükleer başlık olsa. Bunlar bir gerçek iki sahte yani dummy şeklinde gruplara bölünse. Her başlık grubu kendi motor sistemi ile kendisine ayrılan hedeflere doğru yörünge alsa. Uygun yörünge alımından sonra atmosfere reentry yapsa. Hedefine yönelse daha esnek ve mantıklı bir çözüm olur muydu?

Hatta bu sahte ve gerçek başlık taşıyan reentry vechile ları, hızına ve yapısına uygun kanatçıklarla ve çelik paraşüt benzeri yavaşlatıcılarla da donatsak. Böylece hedefine yaklaştığı terminal aşamada her üçlü grup belirlenmiş parametrelere yaklaşım istikametini bozmadan manevralar yapsa hatta hızını da istediği zaman azaltıp kendisine yönelecek anti balistik füzeleri yanıltmak için tam donanımlı olsa, daha da mantıklı olmaz mıydı?

Konunun uzmanı değilim ama birkaç şey okumuş kurcalamış biri olarak hafızamda kalanlar bu şekilde. Sağlıcakla kalasınız... Mesajı Paylaş

Postulat

Burada belirttiğim durum sebebiyle kendi fikirlerimi eklemekten çekiniyorum:
"Yalnız balistik füzenin bu manevrası, atmosfer içinde yüksek hızla, beklenen süreden daha fazla, hareket etmesine neden olabilir. Bu füzeyi yorar, ısı kalkanlarını yakar. "

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/5/5f/Peacekeeper-missile-testing.jpg (Yüksek çözünürlüklü bir fotoğraf, Peacekeeper füzesine ait. Peacekeeper'ın başlığı da Mirv özelliğine sahipmiş.)

Fotoğrafta görüldüğü gibi başlıklar, birbirinden çok da uzağa gitmiyor. Anlayabildiğim kadarıyla da farklı hedeflere yönelmesini sağlayan etken, başlıkların motorları değil, atmosfer girişi esnasında atmosfer ile yaptıkları açı.

Sizin dedikleriniz ise füzenin boyutunu arttırabilecek etkenler. En üst kademeye yapılan bir kg'lık değişim, fırlatıcının kütlesinin 10'larca kilogram artmasına sebep olabilir.

Ayrıca son önerinizi Patriot ve Thaad'lar memnuniyetle karşılayacaktır sanırım :D . Balistik füzenin başlığının atmosfer içinde manevra yapabilmesi için dediğiniz gibi çok çok yavaşlaması gerekir, üstüne de büyük bir roket motoru gerekir. Bu zorlukları aştığınızda ise füze üreticileri, eski nesil proximity tapalı füzeler ile, belki daha ucuza başlıkları önleyeceklerdir. Çünkü kendilerini zor duruma düşüren inanılmaz boyuttaki terminal hızlar ortadan kalkmış olacaktır.

Ayrıca belirtmek isterim. Yazdıklarım her ne kadar kesin ifadeler içerse de tamamen benim düşüncelerimdir. Fikirlerimi belirtmemdeki farklılığı küstahlık olarak almayın.


Mesajı Paylaş

ayibarishi

Değerli arkadaşlarım,

Öncelikle şunu söylemek isterim. Eğer ben atmosfer dışına çıksa idim, nerede olduğumu merak etse idim, yıldızlara bakar ve kesin pozisyonumu öğrenirdim. Yada yerdeki belirgin coğrafi işaretlere gece veya gündüz kamerasıyla bakıp yerküreye göre pozisyonumu belirleyebilirdim. Ki buna gerek kalmaz çünkü gps ve benzeri birçok elektronik donanım da var yararlanabileceğimiz. Sonuç olarak atmosfer dışına çıktıktan sonra yer belirleme ile ilgili bir sorun yaşanmayacaktır kanaatimce.

Sayın postulat bununla birlikte elbette tüm bu tip silahların atışı ile ilgili karmaşık parametreler vardır. Aynısı thaad, sm3 gibi anti balistik füzeler için de geçerli. bu nedenle yavaşlama kelimesini direkt yanlış anladınız. Misalen muhteşem yüksek hızla atmosfere girip hedefime dalan bir başlığım varsayalım. Beni önlemek için gelen thaad benim olası rotama göre kendine pozisyon veriyor. İşte tam bana yaklaşırken frene basarsam yani çelik paraşütümü açarsam ne olur? Önümden ıskalayıp geçer. Bende 20 mach değil 10 mach ile hedefimi vurmuş olurum.

Ayrıca manevra hususuna gelince kesinlikle bir ilave roket motoru gerekeceğini düşünmüyorum. Yada ciddi bir ağırlık arttırımı. Çünkü zaten başlık olarak çok ciddi bir enerjim var. Yapmam gereken bu enerjinin yalnızca ufak bir bölümünü manevra için kullanmak yani dönüştürmek. Küçücük kanatçıklar, kuyruklar, oyuklar bile işimi görür. Hatta kastım öyle deli divane dogfight manevraları bile değil. Sahte başlıklardan biri direkt hedefe yaklaşırken, ben sap taraftan falso veremeye başlasam, diğer başlıkta sol taraftan. Anti balistik füze sisteminin öncelikli hedefi direkt yaklaşan olurdu. Çünkü benim ıskalayacağımı var sayar, ilk önce en hassas noktaya gelmeye çalışan başlığı hedeflerdi.

Böyle senaryolar yazmaktan kastım bilge görünmek değil. Bu silahları ve bu silahlara karşı olan silahları tasarlayan ekipler de şimdi yaptığımız gibi ve çok çok daha ötesi beyin cimnastiği yapıyorlar. Bu gibi tartışmaların ve bilgilendirmelerin çok büyük faydası var. Saygılarımla... Mesajı Paylaş

Postulat

Sayın postulat bununla birlikte elbette tüm bu tip silahların atışı ile ilgili karmaşık parametreler vardır. Aynısı thaad, sm3 gibi anti balistik füzeler için de geçerli. bu nedenle yavaşlama kelimesini direkt yanlış anladınız. Misalen muhteşem yüksek hızla atmosfere girip hedefime dalan bir başlığım varsayalım. Beni önlemek için gelen thaad benim olası rotama göre kendine pozisyon veriyor. İşte tam bana yaklaşırken frene basarsam yani çelik paraşütümü açarsam ne olur? Önümden ıskalayıp geçer. Bende 20 mach değil 10 mach ile hedefimi vurmuş olurum.

Ne demek istediğinizi şimdi anladım. Sizin dediklerinizi kafamda daha farklı bir şekilde hayal etmiştim.

Yalnız manevralar ne zaman, nasıl yapılacak? Başlık bunun kararını nasıl verecek? Önleyici füze tehditi yokken bu manevraların yapılması, önleyicinin işine yarar. Ayrıca, Thaad'ın sadece birinci aşaması, yani yerçekimini yenmesini sağlayan fırlatıcısı, tehdit başlığın muhtemel yörüngesine dayanıyor. Thaad'ın önleyici başlığı yani ikinci aşaması, optik sensörleri ile hedefini kendisi buluyor. Muhtemel manevralara karşı dayanıklı olabilir.

Diğer muhtemel soru(n)lar:
1-Çelik paraşütün ağırlığı?
2-Füzenin düşüş yörüngesini ciddi anlamda etkileyebilecek bir kanatçığın yüksek hıza, ısıya dayanımı? Kanatçığın düşük atmosfer basıncı içerisinde, bulunduğu başlığın enerjisini yenmesi için çok büyük olması gerekmez mi?

Konu dışı, balistik füzeler yanlarında bir miktar da chaff ve flare taşıyorlarmış.Tehdidin büyüklüğü inanılmaz. Aynı anda 7-8 muhtemel nükleer başlık üstüne karşı tedbirler.

Füzelerin yükselik yörüngelerini, hedef bulma yörüngelerini kafalarına göre değiştiremeyecekleri çünkü teknik sorunlar ile karşılaşacakları yönündeki sorularım ise halen canlılığını korumakta :D

Şu an serviste olan balistik füzeler, 30-40 yıllık kökenleri olan, birçoğu da eski püskü füzeler.  Buradaki fikirleriniz ise bizim müstakbel füzemize artık. :D Mesajı Paylaş

putty

Çelik paraşütü filan uydurdunuz dimi Mesajı Paylaş

Postulat

Büyük hava yüzeyleri ile hem manevra kabiliyeti hem de hava freni kabiliyeti sağlanabilir.

Nükleer başlığın ağırlık merkezini dinamik olarak değiştirecek bir sistem ile de manevralar sağlanabilir ayrıca. Bu manevralar ile başlığın düz yüzeyi ile atmosfere girilir, hız kaybedilir, sonra sivri uç ile girişe devam edilir falan.

Ağırlık merkezini de mekanik olarak ya da başlık içindeki bir raylı sistem ile değiştirebilirsiniz, tabi moment falan zor iş.

Mekanikten kastım da şu: Başlığın içinde bir bölgeye hapsedilmiş , belki bir gazın, salınması, bilinçli olarak ağırlıktan kurtulma. Başlığın diğer ucundaki depodan ise eski hale geri dönülmek istendiğinde boşaltılan gazın yerine ikmal yapılması vb.

Mesajı Paylaş

ayibarishi

Değerli kardeşim,

Bence konu üzerinde ve daha mikro ölçekte şimdiden çalışmak çok faydalı olacaktır. Bunu atmosfer dışına fazla çıkmadan da yapabiliriz. Önce 300 km menzilli mevcut balistik füzelerimizle, ardından da gelecek 1500 km menzilli balistik füzelerimizle. Nedenlerim ise şunlar.

Öncelikle biz bir devletiz. Yani yemendeki Şii isyancılar gibi organize olmadan tane tane balistik füze sallayacak değiliz ki. Bir hedef eğer bu füzeleri kullanmaya değecek ise elbette başarı şansını arttırmak için çoklu saldırılar icra edeceğiz. İşte bunu akıl ve teknoloji ile birleştirmemiz şart. Rusların da halihazırda yaptığı pek farklı bir iş değil aslında.

İlk körfez harbinde patriot sistemlerinin başarısını düşüren ana faktörlerden biri de şu idi. Scudlar terminal aşamada hızlarına dayanamayarak gövde parçalamaya başlıyorlar (hurdalar işte ama yararlı cinsinden) bu da bir nevi chaff etkisi oluşturarak radarın görevini yapmasını ve gerçek savaş başlığına angaje olmasını zorlaştırıyordu. Bunu daha bilimsel hale getirmeliyiz. Mesela gövdeden ayrılan özel chaff sistemli roketler kullanarak öyle ikna edici izler yaratmalıyız ki gerçek başlığı bulmakta zorlarsan düşmanın savunma radarı.

Yada manevralar yaparak, tersten terminal yaklaşımlar kurgulayarak, düşman sistemlerini atlatabilmeliyiz. Bunu hem bireysel hemde uyumlu toplu saldırılarda kullanabilecek şekilde ayrı ayrı programlayabilmeliyiz.

Aynı şekilde yekpare olmayan savaş başlıklarını da rastgele değil istediğimiz şekilde terminal aşamada dağıtarak, bir nevi dandik scud etkisi yaratabiliriz. Bunu yaparken S-300/400 gibi sistemlerin özelliklerini de inceleyerek, daha etkili biçimde zamanlama ve taktikler geliştirir, avantaj sağlamaya çalışabiliriz.

Ufak bilişim teknolojilerini kullanarak etkiyi çok daha iyi hale.getirebiliriz. Misalen atılan füzelerin arasında kriptolu bir datalink olabilir. Son yaklaşmada daha önce yüklenmiş hedef resmi ile vurdukları şeyi kıyaslayarak, düşmanın her hangi bir yeniden pozisyonlanması var ise gelmekte olan diğer füzelere düzeltmeler yapılabilir. Yada terminal aşamada paraşütle salınacak ufacık bir drone, hedef üzerindeki hasarı konforlu etmek yada diğer füzeleri düzeltmek amacıyla kullanılabilir. Düzeltmek derken yalnızca düz anlam vermeyin, belki farklı misalen 7 numaralı kurt sürüsü taktiğine geçelim gibi şeyler de olabilir bu durum.

Sonuçta ister kara ister deniz konuşlu olsun (ki madem çıkartma filomuz var neden birde yük gemisinden türetilme taktik balistik füze be seyir füzesi gemimiz olmasın?) bu gibi hususlarda şimdiden çalışmalar yapmalıyız. Hem kullanmak hemde dost ülkelere satmak için. Atla deve işler değiller sonuçta. Saygılarımla... Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter