İngiltere Basını

Başlatan Sihirbaz, Nis 17, 2017, 03:25 ÖS

« önceki - sonraki »

Sihirbaz

Kaynak: BBC Türkçe Tarih: 17.04.2017

Times: Erdoğan'ın zaferi geride 'bölünmüş bir Türkiye' bıraktı

İngiliz Times gazetesi, anayasa değişikliği referandumuna geniş yer ayırdığı haberinde "Erdoğan'ın zaferinin bölünmüş bir Türkiye geride bıraktığını" yazdı.

Gazetenin İstanbul muhabiri Hannah Lucinda Smith'in haberinde, Erdoğan'ın "bıçak sırtı" bir referandum süreci sonrası zafer ilan ettiği ancak oylamaların yeniden sayılması yönündeki çağrılar düşünüldüğünde, sonuçların toplumda ayrışmayı derinleştirebileceği belirtildi. Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) mühürsüz oyların geçerli sayılması yönündeki kararı muhalefet kanadında tepkilere neden olmuştu. CHP ve HDP oyların yaklaşık üçte ikisinin yeniden sayılmasını istemişti.

Haberde, "Muhalifler Türk liderin zaferinin, modern Türkiye'nin babası Mustafa Kemal Atatürk'ün mirası için ölüm çanları anlamına geleceğinden korkuyor" ifadeleri yer aldı.

'Erdoğan ikinci Fatih Sultan Mehmet'

Times muhabiri, Erdoğan'ın büyüdüğü İstanbul'un Kasımpaşa ilçesindeki referandum sonrası kutlamalara ilişkin izlenimlerine de yer verdi:

"Sonuçlar gelirken, Erdoğan'ın halen kahraman olarak görüldüğü Kasımpaşa'da bir kahvehanede erkekler toplanmış. Sürücüler arabalarına astıkları ve Erdoğan'ın portresinin olduğu bayraklarıyla korna çalıyor.
"Adını vermek istemeyen yaşlı bir adam cebinden bir fotoğraf çıkararak, 'Bu kim biliyor musun?' diye soruyor. Fotoğraf 1453'te İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet'e ait. Arkasını çevirdiğindeyse Erdoğan'ın fotoğrafı var. Erdoğan için 'O ikinci Sultan Mehmet' diyor."

Times'ın haberi, bu görüşün tam da muhaliflerin vurguladığı korkularının temelinde olduğuna dikkat çekiyor.

Üsküdar'da yüzde 53 hayır oyu 'sembolik bir darbe'

Öte yandan, Erdoğan'ın kazandığı zafere rağmen seçmen tabanında "utanç verici terslikler" yaşadığı da vurgulandı.
İstanbul'da çoğunluğu muhafazakarların oluşturduğu Üsküdar'da seçmenlerin yüzde 53'ünün 'Hayır' oyu verdiği ve bunun "büyük bir sembolik darbe" olduğuna dikkat çekildi. Yazıda referandumda 'Evet' diyenlerin 'istikrar' ve 'güvenlik' endişelerine de yer verildi.

'Ne siyasi ne ekonomik istikrar gelir'

Times'a konuşan bir tekstil işçisi, "Ekonomi çok kötüye gidiyor, benim korkum o. Artık koalisyonlar olmayacak ve siyasi istikrar olacak. Ayrıca biz Müslümanız. Ülkeyi daha İslamik yapma çabasına da katılıyorum" dedi.

İngiliz ordusunun tarih ve çatışma araştırmaları biriminden siyaset bilimci Ziya Meral'in ise şu ifadelerine yer verildi:
"'Evet' oyu ne siyasi ne de ekonomik istikrar getirecek. Güvenlik ve savunma alanlarındaki zorluklar için de istikrarı sağlamayacak."

Hannah Lucinda Smith'in analiz yazısında ise, Erdoğan'ın 2.6 puanlık farkla yakaladığı zaferin "'Yeni Türkiye'sini kurmak için yeterli olduğu" belirtildi.

Öte yandan, oyların yeniden sayılması durumunda ülkede "şiddetli protestolar olabileceği" kaydedildi. Yazıda ayrıca, Türkiye'nin özellikle referandum kampanyaları sırasında Avrupa ülkeleri ile yaşadığı diplomatik krizler hatırlatılarak, "Türkiye bir zamanlar parçası olmayı arzu ettiği Batı'ya yüzünü daha da çevirecek" denildi.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39618226 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: BBC Türkçe Tarih: 18.04.2017

Financial Times'den referandum yorumu: Yeni sultanın buruk zaferi

İngiltere'de yayınlanan Financial Times (FT) gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Pazar günü yapılan anayasa değişikliği referandumundan istediği kadar güçlü bir zafer elde edemediğini ve bu nedenle de tasfiyeleri sonlandırmak ya da Kürtlerle barış sürecini yeniden başlatmak gibi adımlar atmasının beklenmediğini söylüyor.

FT'ye göre ayrıca, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirip yeni bir çerçeveye oturtması gerekiyor ancak Erdoğan idam cezasını geri getirerek, ikili ilişkilerin "fişini kendisi çekebilir."

Gazetenin 'Yeni sultanın acı zaferi' başlıklı başyazısında, "Erdoğan reform değil kavga vaat ediyor" deniyor ve şu yorumlara yer veriliyor: "Pazar günkü referandumda Türkiye'deki seçmenlerin önüne gelen pusulada herhangi bir soru yoktu. Sadece 'Evet' ve 'Hayır' seçenekleri vardı. Ancak Erdoğan'ın az farkla elde ettiği ve yoğun itirazlara neden olan zaferi, Türkiye için bir dönüm noktası. Anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı'nı modern çağ sultanı haline getirecek. Denetimden uzak yürütme yetkilerine sahip olacak Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin kurumlarını kendisine tabi kılmak için her türlü fırsata erişecek. Ama Erdoğan arzu ettiği güçlü zaferi elde edemedi. Resmi olmayan sonuçlar referandumu çok az farkla kazandığını gösteriyor. Ankara ve İstanbul'da, hatta AKP'nin kalesi olarak nitelenen yerlerde 'Hayır' kazandı. Çatışmaların gölgesinde yaşamlarını sürdüren Kürtlerin de büyük kısmı anayasa değişikliğine 'Hayır' dedi. Muhalefet partileri, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) büyük tartışma yaratan mühürsüz pusulaları geçerli sayma kararı sonrası oyların yeniden sayılmasını talep ediyor. Hükümet tarafından atanmış YSK üyelerinin sonuçları geri çevirmesi oldukça düşük bir ihtimal."

'Erdoğan'ın bir seçim daha kazanması gerekecek'

"Ancak referandum son derece adaletsiz bir biçimde yürütülen kampanya dönemi nedeniyle zaten lekelenmişti. Erdoğan'ın bu şartlar altında elde ettiği galibiyet, uzlaşmacı bir çizgiye yöneliş, tasfiyelerin bitirilmesi, Kürtlerle barış sürecine geri dönüş veya uzun süredir rafa kaldırılmış olan ekonomik reformların hayata geçirilmesi anlamında fazla umut barındırmıyor.
Tam tersine Erdoğan, kutuplaştırma taktiklerinin ve milliyetçi oylara oynama stratejisinin sonuç verdiğini düşünecektir. Olağanüstü hâlin devamı için girişimlerin başlatılması da sinyallerin bu yönde olduğunu gösteriyor.
Erdoğan'ın 2019'da ya da daha erken bir seçim daha kazanması gerekecek. Uzlaşmadan ziyade, çatışmayı yoluna gitmeye devam etmesi olası. Bu da Türkiye'nin Avrupa Birliği'ndeki ortaklarının içine düştüğü ikilemi derinleştiriyor."

'AB 'Hayır' diyen kesimi terk etmemeli'

"Brüksel'den gelen ilk tepkiler temkinliydi. Ankara'ya yeni sisteme geçişten önce toplumsal mutabakat arama çağrıları yapıldı. Ancak yapılacak anayasa değişikliklerinin hiçbirisi AB'ye üyelik kriterleriyle uyuşmuyor. Türkiye'nin AB adaylığı her zaman bir hayale daha yakındı. Ama artık tam bir komediye dönüştü. Erdoğan, idam cezasını geri getirerek fişi kendisi çekebilir. Eğer Erdoğan harekete geçmezse AB liderlerinin inisiyatifi ele alıp adım atması olası. Ancak AB'nin Türkiye'yle olan ticaret, güvenlik ve göç anlaşmalarının yeni bir çerçeveye oturtulması gerekecek. Ayrıca referandumda 'Hayır' diyen Türkiye nüfusunun neredeyse yüzde 50'lik bölümünü de terk etmemeliler."

'Türkiye için bir trajedi'

"Brüksel ve Ankara arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasını güncelleyerek daha yakın ekonomik ilişkiler kurmak mümkün. Ancak Türkiye'deki yargı sistemi tamamen ele geçirilmişken, ülkedeki insan hakları ihlâlleri konusunda AB, Ankara'nın hesap vermesini sağlamak durumunda. Türkiye'nin Batı ile ilişkileri her zaman sıkıntılı oldu. Ancak uzun yıllar süren gecikmelere ve ötelemelere rağmen umut hep vardı. Artık bu umut sönmüş durumda. Bu tablo Türkiye için bir trajedi. Erdoğan reform ya da kalkınma değil kavga vaat ediyor. Sonuçlar aynı zamanda nüfusunun çoğunluğu Müslüman ülkeler için de demokrasiye indirilmiş ciddi bir darbe. Dünyanın referandumlara bel bağlamış despotizme doğru yürüyüşünde bir adım daha atıldı."


Guardian: AB liderleri 'Erdoğan'ın gündemi üyelik sürecini bitirir' diyor

İngiliz Guardian gazetesi referandumda 'Evet' sonucunun ilan edilmesi sonrası Avrupa Birliği'nde (AB) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeminin 'üyelik sürecini bitireceği' yönünde yorumlar yapıldığını yazdı.

Gazetenin Brüksel muhabiri Danil Boffey'in haberinde, Brüksel, Paris ve Berlin'den Erdoğan'ın "güçleri elinde toplamasının" anayasa değişikliğinin uygulanmasına ilişkin kaygıları yükselttiği belirtildi. Avusturya Başbakanı Christian Kern'in en doğrudan mesajı verdiği belirtilen yazıda, Kern'in referendum sonrası "AB üyelik sürecinin pratikte toprağın altına gömüldüğü" yönündeki açıklaması yinelendi.

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz de, "Türkiye referandumu sonrası eski günlük rutinimize dönemeyiz. AB Türkiye ilişkilerini artık dürüst bir çizgiye oturtmalıyız" demişti. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) dışarıdan getirildiği kanıtlanmadıkça mühürsüz oyların da geçerli sayılacağını açıklamasının kanunla çeliştiği yönündeki raporu hatırlatılan haberde şu ifadelere yer verildi:

"Öte yandan, AB başkentlerinden referendum sonucuna getirilen dikkatli yanıtlar, Türkiye ile imzalanan mülteci anlaşmasının başarılı bir şekilde sürdürülmesi için birliğin önemine de dikkat çekiyor."

Guardian'dan Kareem Shaheen'in görüş notunda da, Erdoğan'ın idam cezasının geri getirilmesi yönünde referendum sonrası ve öncesinde yaptığı açıklamalar vurgulandı. Shaheen'in yazısında, "İdam cezası Türkiye'nin AB üyeliği hedefini bitirir ve Ankara'nın NATO mütteffiklerinden yabancılaşmasına neden olur" denildi. Almanya'da bazı partilerin Türkiye'deki kutuplaşma ortamının derinleşeceği kaygılarını paylaştığına yer verilen yazıda, referendum sonucunun tanınması ve ilişkilerin iki dost komşu ülke gibi yeni bir yaklaşımla yeniden ele alınması gerektiği yönündeki çağrılara da dikkat çekildi.

Yazıda yer verilen, Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in konuyla ilgili açıklaması ise şu şekilde: "AB'ye üyelikle ilgili herhangi bir karar gündemde olmayacak. Ne olursa olsun, Türkiye'nin AB'ye girmesi şu anda iyi sonuç vermez." Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: BBC Türkçe Tarih: 19.04.2017

Financial Times: Akşener AKP hakimiyetine karşı parti

İngiliz Financial Times (FT) gazetesi sayfalarında, MHP içindeki muhalif kanadın lideri Meral Akşener'in arkasındaki destekçilerin "AKP'nin hakimiyetine meydan okumak için parti kurmayı düşündüğü" iddiasına yer verdi.

FT'nin Ankara'daki muhabirleri Laura Pitel ve Mehul Srivastava'nın ortak analizinde, Akşener'in sadece kendi partisi MHP'ye kafa tutmakla kalmayıp, Erdoğan'ı "başkanlık hayalinden mahrum bıraktığı" belirtildi.

Yazıda bu durum, İstanbul ve Ankara'da 'Hayır' oylarının baskın çıkmasıyla ilişkilendirdi. "Türkiye'de yeni bir anayasa için yapılan referandumun sonuçları gelirken, yarıştaki 'dininden dönen' siyasetçilerin en büyüğü Akşener'in destekçileri endişeliydi. Ankara'da destekçilerin referandumu izlediği otelde, İstanbul'dan 'Hayır' oyu çıktığında, oda alev almış gibiydi. Gönüllü ordudan biri alkışlarla ayağa kalkıp "Bravo İstanbul" diye haykırdı. Yarım saat sonra Ankara İstanbul'u takip ettiğinde aralarından biri 'Bu çok önemli; rüzgar tersine dönüyor' dedi."

'AKP oylarındaki kayıplar bir fırsat'

Bu anektodlarla başlayan FT'nin yazısında, AKP oylarındaki kayıpların iktidardaki parti için sorunlu bir durum olduğu, ana muhalefet partisi CHP içinse bunun bir "fırsat" olduğu ifade edildi.

"CHP Erdoğan'ın meşruiyetini protestoları cesaretlendirerek sağlamayabilme umudunda. Bu arada Akşener'in destekçileri yeni bir parti kurmaktan bahsediyor."

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin referandumda 'Evet' kampanyasını desteklemesiyle Akşener muhalif bir çizgi izleyerek 'Hayır' kampanyası yürütmüştü.

FT'nin analizinde şu ifadelere de yer verildi: "Uzmanlar, merkez sağı AKP'nin hakimiyetine en büyük tehlike olarak görüyor. Eski İçişleri Bakanı Akşener böyle bir mücadeleye liderlik edecek en iyi isim olabilir. Savunucuları Akşener'in hem aşırı milliyetçileri, hem laikler ve İslamcıları kuşatacağını, sol ve sağdan, ve tabii ki AKP'den oyları çalabileceğini söylüyor. Uzmanlara göre, ekonomideki olası bir gerileme Akşener'in önemli sayıda AKP'liyi kabuğundan çıkararak kendisine çekmesini sağlayabilir"

FT'ye göre, Akşener'in parti kurmak için "birçok engeli aşması" da gerekecek. Daha önceki kurultaylarına polis ve mahkeme engeli konulması bunlardan sadece biri.

'Tayyip Bey'i kendi bahçesinde mağlup ettik'

Yazıya göre ayrıca, Akşener'in sağlam bir maddi kaynak sağlanması ve MHP'nin Kürtler ve azınlıklara karşı "ırkçı" bir çizgisi olduğu ve gizli paramiliter gruplarla güçlü bağları olduğu yönündeki algıları yok etmesi gerekecek. 60 yaşındaki Akşener şu anda takımını yavaş adımlar atmaları konusunda cesaretlendiriyor. Pazar akşamı referandum sonucu geldiğinde sinirlerin gerildiği odada insanlara sakin olmaları çağrısı yapmıştı. Destekçileri ve yardımcılarına 'Bir nefes alalım. Bir hafta duralım ve neler olacağını görelim' dedi."

FT muhabirlerinin izlenimlerine göre, Akşener sonuçlara rağmen coşkuluydu. Üsküdar'da 'Hayır' oylarının yüzde 53'le öne geçmesi sorulduğunda ise Akşener şöyle dedi: "En iyisi de oydu. Tayyip Bey'i kendi bahçesinde mağlup ettik."

FT'nin analizinde öne çıkan bir başka konu da protestolar ve referandum sonucunu kabul etmeyen grupların ruh hali.
FT'ye konuşan TEPAV'dan Selim Koru bu izlenimi şöyle açıkladı: "Konuştuğum insanlarda moral bozukluğu ya da tükenmişlik hissetmedim. İnsanlar enerji topladı. Birçoğu için önlerindeki yol şimdi çok daha aydınlık."


Times: Erdoğan ve 'Sultan olacak adam kültü'

İngiliz Times gazetesi, anayasa değişikliği referandumu sonrası zafer ilan eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, destekçilerinin gözünde "Sultan olacak adam" kültüne sahip olduğunu yazdı.

Gazetenin İstanbul'daki muhabiri Hannah Lucinda Smith'in kısa analiz yazısı, Erdoğan'ın hayatını anlatan 'Reis' filmindeki bir sahneyi tanımlayarak başlıyor: "Sahnede genç Tayyip Erdoğan, cesur mahallesi Kasımpaşa'nın sokaklarında yine bir kahramanlık örneği göstermiş. Yetişkinlerin coşkulu hayranlığını kazanmış, ancak yaşıtlarının hayranlığını kazanamamış. Aralarından biri kendisinin gelecekte başkan olacağı hayaliyle "Niye herkes Tayyip'i seviyor ki?" diye soruyor".

Yazarın Türkiye'nin diğer yarısı olarak tabir ettiği "kırsal kesim, muhafazakar cephe ve işçiler" için Erdoğan'ın bir "yarı-tanrı" olduğu ifade ediliyor. "Türkiye'de popüler kültürü incelediğinizde, Osmanlı kahramanları, sert adamlar ve futbol yıldızlarıyla dolu olduğunu görürsünüz. Fanatik destekçilerine göre Erdoğan, tüm bunların bir kişide vücut bulmuş hali. Mitingleri rock konserlerine benziyor. Kapalı ev kadınları aynı yaşam coşkusuyla birbirini iterek mitingleri izliyor. Erdoğan sahnede olduğunda ses tellerini düzenli olarak zorlayacak kadar bağırarak konuşyor. Hayranlarının sevdiği tarz da bu."

Times gazetesinin analizinde Erdoğan destekçilerinin şu ifadelerine de yer veriliyor: "Erdoğan tüm dünyaya karşı sesini yükselttiğinde daha da çok gurur duyuyorum. Eskiden liderlerimizin İngiltere ve Amerika'nın önünde diz çöktüğünü görürdük. Artık çok değişti."

Yazıya göre, Türkiye'nin bu "gurur merkezli" kültüründe, "itibarını kurtarmak, her şey demek". Türkler Avrupa'nın kendilerine yönelik davranışlarından dolayı hakarete uğramış hissediyor. Diğer yandan, toplumun inançlı kesimi, kapalı kadınların kamuya ve üniversiteye girmelerini engelleyen laikler tarafından aşağılanmış hissediyor."

Times'ın yazısında ayrıca, bu insanların "sonunda itibarlarını kurtarmalarını sağlayan" Erdoğan'a olan sevgisinin hafife alınmaması gerektiği belirtiliyor: 15 yıldır ülkeye hükmediyor olmasına rağmen Erdoğan, onları bastırmak ve reddetmek isteyen bu 'alçaklara' karşı mücadelede destekçilerini 'ezilen kişi' oldukları konusunda ikna etmeyi halen başarıyor."

Yazıya göre Erdoğan bu siyasi söylemi ve yaklaşımı sürdürdüğü sürece, "hayran kitlesi sönmeyecek".

Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: BBC Türkçe Tarih: 20.04.2017

Economist: Piyasaların kaygısı 'ilerleyen otokrasi değil siyasi karışıklık'

Economist dergisi, Türkiye'deki anayasa değişikliği referandumu sonrası piyasaların asıl endişesinin "ilerleyen otokrasiden çok olası siyasi çalkantılar" olduğunu yazdı.

Economist'in analizinde, demokratik olmayan sistemlerde de ekonomik büyümenin mümkün olabileceği ancak uzun vadede "ideolojik ayrımın keskin olduğu" bir ortamda yatırımcıların olası siyasi çalkantılardan endişe edeceği uyarısı yapıldı. Yazıda 16 Nisan referandumunda "Erdoğan'ın zaferinin yorumcular tarafından otokrasi yolunda bir adım" olarak görüldüğü ancak Türk lirası, piyasalar ve tahvillerin referandum sonuçları gelirken kazanç sağladığı belirtildi.

Yazıda şu ifadeler yer aldı:

"Bu, piyasalar ve demokrasi arasındaki ilişkinin kaya gibi sert olmadığına ilişkin bir hatırlatmaydı. Serseri ruhlu kocalar gibi, yatırımcılar da demokrasiye olan bağlılığını yineler ancak yedekte başka birini tutmaya yanaşırlar. Türkiye'de yatırımcılar Erdoğan'ın anayasa teklifinin yenilgiye uğraması halinde ülkede karışıklık çıkabileceğinden korkmuş olabilir. Eski ama oldukça güvenilir bir klişedir: Yatırımcı belirsizliği sevmez. Ancak Erdoğan iktidarı, İstanbul piyasalarında yüzde 760 kazanç ve hızlı ekonomik büyüme getirdi."

"Otoriter" bir hükümetin, en azından kısa vadede "belirlilik" getireceği belirtilen yazıda şu görüşler dile getirildi: "Ekonomistlere göre, İtalya'da Mussolini 1922'de iktidara geldiğinde o yıl ülkede hisse senetleri piyasası yüzde 29, devlet tahvilleri ise yüzde 18 kazanç sağladı. Hitler yükselirken Almanya'nın hisselerinin geri dönüşü yüzde 14, tahvilleri yüzde 15'ti."

'Demokratik sistem olmadan da büyüme mümkün'

"Dünyanın en gelişmiş ekonomileri, çoğunlukla demokratik ülkeler ve bunlar ticaret ve yabancı yatırımlara daha açıklar. Öte yandan, Çin örneğinde olduğu gibi, demokratik bir sistem olmadan da hızlı ekonomik büyüme mümkün. Hong Kong'la beraber Çin piyasaları, bu milenyumun en iyileri arasında."

Economist'te yer alan bir başka görüş, demokrasilerin her zaman piyasa dostu politikalar çıkarmadığı, sokaktaki seçmenin çıkarlarıyla uluslararası yatırımcıların çıkarlarının her durumda aynı çizgide olmayacağı yönünde. "Eğer seçmenler gümrük vergisi, şirket ve en yüksek maaşlılara daha yüksek vergiler ve kamulaştırmayı desteklerse, bu durumda piyasalar ve döviz hareketleri zorlanır."

ABD seçimleri, Brexit ve Türkiye referandumu benzer

Yazıda, ABD seçimleri, Brexit oylaması ve Türkiye'nin anayasa referandumu arasında da benzerlikler olduğuna dikkat çekildi.
Bu üç örnekte de, seçmenler arasında 'keskin bir bölünme' olduğu ve zaferin oylar arasındaki küçük bir farkla yakalandığı hatırlatıldı.

"Üç örnekte de, zafer kazanan taraf desteği kırsal kesim ve küçük şehirlerden alırken büyük şehirlerdeki seçmen diğer tarafa oy verdi.
"Kazanan taraflar da çoğunluğu dar bir farkla kazandıklarını görmezden gelerek, radikal bir siyasi değişim için yeterli yetkiyi aldıklarını savundular."

'Piyasaları rahatsız edecek radikal değişimler getirir'

Yazıda, demokrasilerin ancak belli bir mutabakat ortamı olduğunda ve seçmenin yasal olarak kendi tarafının yenilgisini kabul ettiği durumlarda en iyi çalıştığı ifade edildi.

Economist'e göre, ideolojik ayrımın keskin olduğu ve seçim sisteminin "kazanan her şeyi alır" mantığıyla sonuç verdiği durumlarda bu çok daha zor.

"Bu durum, piyasaları rahatsız edecek daha radikal siyasi değişimlere neden olur. Genel akış daha otoriter, yaşam standartları durgunlaşmış olan seçmenlere çekici gelen milliyetçi politikaların olduğu bir yapıya doğrudur."

Bu politikaların ticari ortaklar ve komşu ülkeler üzerinde ters etki yapacağı belirtilen yazıda, yatırımcıların yine de bazı otoriter liderlerin kısa dönem vergiler gibi politikalar oluşturabileceğine inanabilecekleri vurgulandı. Yazıda, "uzun vadede bu gelişmeler yatırımcıları büyük ölçüde kaygılandıracaktır" denildi. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: BBC Türkçe Tarih: 21.04.2017

Economist: Erdoğan istediği güçlere ulaştı ama maliyeti olacak

Economist dergisinin Türkiye'nin anayasa referandumuna ilişkin analizinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "uzun süredir istediği güce ulaştığı ancak bunun bir maliyeti olacağı" belirtildi.

Yazıda, devletin radikal bir şekilde elden geçirilmesi için Türkiye'nin 'Evet' oyu verdiği ancak sonuçların Erdoğan'ın beklediği zaferden farklı olduğu belirtildi. Referandumdan yüzde 51.4'le geçen 'Evet' oyları 'Hayır' oylarına oranla dar bir farkla öne geçmişti. 16 Nisan referandumu sırasında sandıkların kapanmasına yakın Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) mühürsüz zarf ve oy pusulalarını kabul etmesi tartışma yaratmıştı.

Economist, muhalefetin itirazlarını, bununla birlikte uluslararası gözlemcilerden gelen, seçimlerdeki usulsüzlük iddiaları üzerine "şeffaf bir soruşturma" yapılması yönündeli çağrıları hatırlatan yazısında, birçok şehirde gerçekleşen protestolara değindi.

'Bu iddialar Erdoğan'ı yıllarca kovalayacak'

Yazıda Türkiye'nin 17 Nisan'da 'hiç olmadığı kadar bölünmüş' bir halde yeni bir güne uyandığı belirtildi ve şu görüşlere yer verildi: "Oyların yeniden sayılması hemen hemen imkansız. YSK'nın 19 Nisan'da muhalefetin itiraz başvurusunu kabul etti ama bireysel usulsüzlük iddialarını araştıracağını söyledi. Erdoğan ise, yabancı gözlemcilere kaygılarını kendilerine saklamalarını söyledi."

Economist'in görüş yazısına göre, bu iddialar Erdoğan'ın "yıllarca kovalayacak" ve geride "hiç olmadığı kadar kutuplaşmış" bir ülke bırakacak. Washington Institute'tan Soner Çağaptay'ın şu sözlerine de yazıda dikkat çekildi: "Erdoğan Atatürk'ten bu yana en tartışma götürmez lider olabilir ancak bu meşruluk meselesi Erdoğan'ın başına bela olacak."

'Batılı liderler oylamayı olumlu karşılamadı'

Yazıda dile getirilen bir başka görüş, "Rusya, Sudan, Macaristan gibi 'model demokrasiler'in izinde giderek Erdoğan'ı tebrik eden Amerika dışında, Batılı ülkelerin liderlerinin oylamayı olumlu karşılamadığı" yönünde: "İngiltere, Almanya ve Avrupa Birliği (AB), tebrik etmek yerine diyalog ve bağımsız soruşturma çağrısı yaptı. Referandum günü de Erdoğan Avrupa'yla köprüleri yeniden kurmaya pek istekli görünmüyordu. Oylamanın yapıldığı gün bir kez daha komadaki AB müzakerelerini daha da baltalayacak olan, idam cezasını geri getirme arzusunu dillendirdi. 'Evet' seçmenlerinin güçleri Erdoğan'ın elinde yoğunlaştırmanın karar süreçlerini geliştirdiğine inandıkları belirtilirken, Ufuk adlı bir gencin oy sandıklarını geride bırakırken "Bundan sonra, Türkiye'yi halk yönetecek" diye gururla anlattığı da yazıda aktarıldı.

Anayasa değişikliğine karşı çıkanların "tek adam şovu" endişeleri de şöyle açıklandı: "Erdoğan'ın resmi olarak AKP'ye katılacağını resmi referandum sonuçları açıklanır açıklanmaz duyurması bekleniyor. Bir ay içinde de, ülkenin en etkin yargı organı HSYK küçülecek ve yargı üyelerinin oylarıyla değil Meclis ve Cumhurbaşkanı'nın atamalarıyla oluşturulacak"

OHAL'in uzatılması ve protestoculara gözaltılar

Economist'in analizinde ayrıca, Erdoğan'ın yaptığı ilk açıklamaların referandum sonuçlarını "baskılarını" desteklemek için kullanacağı yönünde sinyaller verdiğine dikkat çekildi.

Referandumun resmi olmayan sonuçlarının açıklanmasından hemen sonra OHAL'in 19 Temmuz'a kadar uzatılması ve polisin hızla, protestolara katılan 38 kişiyi gözaltına alması da buna örnek gösterildi. "Seçmenlerin yarısının karşı çıktığı, hile iddialarıyla lekelenmiş ve açık tartışmaların imkansız kılındığı koşullarda yapılmış bir referandum, Türkiye'nin üstüne kaldı" denilen yazı şu ifadelerle sonlandı: "Erdoğan uzun süredir göz koyduğu güçlere şimdi sahip. Ama bu güçler, evde gerilim ve dışarıda yalnızlaşma gibi bir maliyetle geldi."

http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39663403 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: BBC Türkçe Tarih: 24.04.2017

Guardian: Fransa seçmeni başlattığı işi bitirmeli

İngiltere'de yayınlanan Guardian gazetesi, Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda kendisini merkezde konumlandıran Emmanuel Macron'un en çok oyu almasını "Macron ve umutlar için bir zafer" diyerek yorumladı: "1789'da Bastille Hapishanesi baskını sırasında ülkede durum çok kritikti. O yüzden 'Fransız Devrimi' ifadesi kolay kolay kullanılacak bir söz değil." Ancak 2017 cumhurbaşkanlığı seçimleri, Fransa için çığır açan bir siyasi ayaklanmaya sahne oldu. 60 yıllık beşinci Cumhuriyet tarihinde ilk kez seçimlerin ikinci turunda iki düzen karşıtı isim yer alacak: Emmanuel Macron ve Marine Le Pen. Merkez sağ ile merkez solun ana akım partileri ikinci turda yok.

"7 Mayıs'ta düzenlenecek ikinci tur seçimini kim kazanırsa kazansın Fransa, hem kendisi için hem de Avrupa geneli için büyük sonuçları olacak yeni bir yola girmiş olacak. Şimdi ülke önemli bir karar aşamasına gelmiş durumda. 7 Mayıs'taki seçim, şeffaflık ile bağnazlık arasında, uluslararası toplumla entegrasyon ile milliyetçilik arasında, iyimserlik ve nefret söylemi arasında, umut ve korku arasında olacak."

'Aşırı sağ tehdidi geçmedi'

"Marine Le Pen'in ikinci tura kalmasının uzun süredir beklenmesi, elde ettiği bu kazanımın hafife alınmasına yol açmamalı. Neredeyse her dört oydan birisini almayı başardı. 7 Mayıs'ta cumhurbaşkanlığını kaybetse de partisi Ulusal Cephe, Haziran ayında düzenlenecek olan parlamento seçimlerinde tarihi bir ilerleme kaydedebilir. Hollanda'da aşırı sağcı Geert Wilders'in seçim yenilgisinin ardından Le Pen'in elde ettiği sonuçlara bakıp 'Avrupa'nın liberal değerleri ırkçılığa dur dedi' düşüncesini benimsemek cezbedici olabilir. Bu yaklaşım kısmen doğru ve pek çok kişi için de önemli bir rahatlık. Fransa Pazar günü gerçekleşen seçimle kıtaya güven verdi. Ancak Fransa'nın aşırı sağının yarattığı tehdit bertaraf olmuş değil. Fransız aşırı sağının Avrupa'daki kardeş siyasi hareketleri İngiltere'deki UKIP ve Almanya'daki Afd son haftalarda daha da sağa kaydı. Ulusal Cephe hâlâ ırkçıların hakim olduğu, nefret söylemini yücelten ve milliyetçiliğin en kötü cinsini benimseyen bir parti."

'Umut Macron'

"Fransa'nın iki hafta sonra başladığı işi bitirip Macron'u yeni cumhurbaşkanı olarak seçmesi gerekiyor. Sadece iki seçenek var. Fransız seçmenler nasıl 2002'de Ulusal Cephe'nin karşısında tek vücut olduysa yine aynısını yapmalılar. Merkez sağın adayları şimdiden Macron'a desteklerini açıkladı. Bunlara yeni isimler de eklenecektir. Solun da bu eğilimi takip etmesi gerekir. Macron güçlü ancak ciddi sorunları olan bir ülkenin en büyük umudu. Fransa'nın gelir eşitsizliğinden işsizliğe, toplumsal kutuplaşmadan, teröre ve kibirli bir elit kesime kadar çok sayıda sorunu var. Macron da ülkenin üst tabakalarından geliyor. Siyasi tecrübesi çok fazla yok. Sol partiler tarafından güvenilmez bir isim olarak görülüyor. O yüzden de seçmenin güvenini yeniden kazanması gerekecek."

'Fransa, devrimi tamamlamalı'

"Hem sağda hem de soldaki rakiplerinin düştüğü durumlar göz önüne alınırsa oldukça şanslıydı. Ancak buna rağmen oyların yüzde 23,7'sini alabildi. Ancak yerleşik düzene karşı ortaya koyduğu 'ne sağ, ne sol… Merkez hareketi' ile şu ana kadar seçmen tarafından ödüllendirildi. Mayıs ayında Macron'un cumhurbaşkanlığına seçilmesi, Avrupa dostu bir reform programını hayata geçirmenin tek yolu. Fransız seçmeni cesur bir hareketle geçmişe sünger çekti. Şimdi devrimi tamamlamaları gerek."

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39687583


Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: BBC Türkçe Tarih: 02.05.2017

Guardian: Erdoğan referandum sonrası gücü eline alıyor

İngiliz Guardian gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün törenle Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP) yeniden üye olmasına sayfalarında yer verdi. Gazete, Erdoğan'ın kurucusu olduğu partiye katılarak, kılpayı elde ettiği referandum zaferi sonrası otoritesini sağlamlaştırma yolunda ilk adımı attığını yazdı.

Guardian'ın İstanbul'daki Türkiye muhabiri Kareem Shaheen'in imzasını taşıyan haberde, Erdoğan'ın bu ay yapılacak olağanüstü kongrede AKP Genel Başkanı seçilmesinin beklendiği belirtiliyor.

Kurtulmuş: Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Mayıs'ta AK Parti Genel Başkanı olacak

Guardian'daki haberde, Erdoğan'ın dün AKP'ye üyelik formunu imzalaması sonrası yaptığı konuşmadan şu cümleler de yer alıyor:
"Kurucusu olduğum partime, yuvama, sevdama, aşkıma bugün yeniden dönüyorum."

Erdoğan'dan AB'ye: Sözünüzü tutun yoksa konuşacak bir şey kalmaz

Haberden bazı satırlar şöyle: "Türkiye'de seçmenler ülkeyi parlamenter demokrasiden başkanlık sistemi ile yönetilen bir cumhuriyete dönüştürecek anayasa değişikliklerini geçen ay az farkla onayladı. Değişiklikler Erdoğan'a iki dönem daha cumhurbaşkanı adayı olma imkanı veriyor. Bu durumda kendisinin 2029'a dek güçlü bir şekilde yürütmenin başında olması mümkün. Değişikliklerle Meclis'in önemli denetim yetkileri ortadan kalkıyor. Başbakanlık makamı ile birlikte. Cumhurbaşkanı, AKP kadrolarıyla doldurulmuş itaatkar bir parlamento ile çalışacak, yargı üzerinde neredeyse tam kontrolü olacak bu da Erdoğan'ın yönetimin tüm alanlarındaki hakimiyetini pekiştirecek."

'Erdoğan AKP üzerindeki etkisini muhafaza etti'

Guardian, Türkiye'de cumhurbaşkanlarından geçmişte tarafsız olmalarının beklendiğini, son anayasa değişiklikleri ile ise onların partileriyle ilişkilerinin kesilmesi hükmünün kalktığını hatırlatıyor.

Erdoğan'ın, Türkiye'nin doğrudan halk tarafından seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olduğunu hatırlatıyor Guardian. Onun 2014'te ayrıldığı AKP ve partinin milletvekili adayları üzerindeki etkisini hep koruduğunu da ekliyor. Haber şu satırlarla sürüyor: "Erdoğan zaman zaman anayasal normlara aykırı davrandı, seçmenlere kendi vizyonunu destekleyen kişilere oy vermeleri çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı, partisinin genel başkanı da olarak, milletvekili adayları üzerindeki kontrolünün daha da artıracak. 2019 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması ve partisinin aynı yıl Meclis'te çoğunluğunu muhafaza etmesi halinde, programının aynen uygulanmasını sağlayacak."

Guardian'daki haberin sonunda ise iki hatırlatma var.

Bunlardan ilki yaklaşık 150 medya mensubunun demir parmaklıklar ardında olduğu Türkiye'nin, dünyada en fazla gazetecinin hapiste bulunduğu ülkeye dönüşmesi.

Diğeri ise Türkiye'nin en büyük üç şehri Ankara, İstanbul ve İzmir'de referandumdan çıkan "Hayır" sonucuna karşın, baskıcı önlemlerin oylamadan sonra iki hafta boyunca sürmesinin, Erdoğan'ın parçalanmış toplumu bütünleştirmeye çalışacağı yönündeki umutları boşa çıkarması.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39788992

Times: Türkiye mültecilere hizmet veren yabancı yardım kuruluşlarını ülkeden uzaklaştırıyor

İngiliz Times gazetesi, Türkiye'nin artan tasfiyeler kapsamında mültecilere yardım eden bazı uluslararası kuruluşları ülkeden uzaklaştırdığını yazdı.

Times'ın Türkiye muhabiri Hannah Lucinda Smith'in Alanya'dan gönderdiği haber, kısmen İngiliz hükümeti tarafından finanse edilen bir yardım kuruluşunun Türkiye'deki faaliyetlerine son vermeye zorlandığı bilgisi ile başlıyor. Söz konusu yardım kuruluşu, ABD merkezli International Medical Corps (IMC).

Times'taki haberden bazı satırlar şöyle
"IMC'nin Gaziantep'teki büroları 20 Nisan'da basıldı. Yardım kuruluşunun aralarında bir İngiltere bir de İrlanda vatandaşının bulunduğu dört personeli sınır dışı edildi. Suriyeli 11 çalışan ise bir gözetim merkezine kondu, kendilerine ülkelerine geri gönderilebilecekleri söylendi." Haberde yetkililerin tüm IMC personelinin Türkiye'de izinsiz çalıştıklarını söyledikleri belirtiliyor.

'Hepsinin gerekli izinleri vardı'

Times'a konuşan eski bir personel ise durumun bu olmadığında ısrarlı: "Hepsinin gerekli izinleri vardı ama karakola götürüldüler. Gaziantep'te yabancıların çalışma izni almaları mümkün değil. Zira bu izinler Antakya'da veriliyor. Yetkililer ise çalışma izinleri başka bir kentte verildiği için, yardım kuruluşu çalışanlarının kurallara uymadıklarını söylediler."

Haberde Gaziantep'in 6 yıldan uzun süredir Suriye'nin kuzeyinde faaliyet gösteren yardım kuruluşları için önemli bir merkeze dönüştüğü, hükümetin başta sınır bölgesinde bu kuruluşları dikkate almadığı son dönemde ise onlara kayıt olma ve personeli için çalışma izni alma koşulu getirdiği belirtiliyor. IMC, Türkiye'deki faaliyetlerine 2012 yılında başlamıştı. Yardım kuruluşu, geçen yıl yaklaşık 85 bin Suriyeliye tıbbi ve sosyal hizmetler verdiğini açıklamıştı.

Mercy Corps'un faaliyetleri de durdurulmuştu

Times, Gaziantep merkezli bir diğer Amerikan yardım kuruluşu Mercy Corps'un faaliyetlerinin de Mart ayında durdurulduğunu hatırlatıyor. Türkiye, ABD merkezli yardım kuruluşu Mercy Corps'un faaliyetini durdurdu Bazı Avrupalı yardım kuruluşlarının da aynı muameleye maruz kaldıkları, bazı yardım kuruluşlarının çalışanlarının artık operasyonların genişleyebilceği korkusu ile evden çalıştıkları yazıyor haberde.

'Gaziantep büyük bir hapishaneye dönüşüyor'

Times'a konuşan Suriyeli bir yardım kuruluşu çalışanı ise şöyle konuşuyor: "Gaziantep, sivil toplum kuruluşlarında çalışanları için büyük bir hapishaneye dönüşüyor. Kimse ne olup bittiğini bilmiyor."

Times'taki haberde, dün partisine yeniden katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın referandum sonrası bürokraside büyük bir tasfiyeye giriştiğine; Türkiye'de geçen yılki darbe girişimi sonrası yaklaşık 50 bin kişinin gözaltına alındığına, 130 bin kişinin de görevden uzaklaştırıldığına da değiniliyor.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39788995

Mesajı Paylaş

Sihirbaz


Sihirbaz



Sihirbaz

Kaynak: BBC Türkçe Tarih: 22.08.2017


The Times: http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41008548

Financial Times:  http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41008547
Mesajı Paylaş



Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter