Suriye Krizi ve Türkiye'nin Durumu

Başlatan minigitav, Eki 06, 2015, 09:07 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

minigitav

Eki 06, 2015, 09:07 ÖÖ Last Edit: Eki 06, 2015, 09:10 ÖÖ by minigitav
Bugünkü İngiliz Times Gazetesinde yayınlanan bir makalede Rusyanın yeni hamlesinin Türkiyenin değerini artırdığını vurgulanmış.Haber şöyle:

Times: Türkiye Batı için yeniden ihtiyaç duyulan bir dost oluyor


Times gazetesinin, editoryal görüşlerinin aktarıldığı sayfada bugün yayımlanan bir yazıda göçmen krizi nedeniyle Avrupa'nın Türkiye ile işbirliğine gitmesi gerektiği yorumu yapıldı.

"Türkiye'ye güvenmek" başlıklı yazıda göçmen krizinin geldiği aşama düşünüldüğünde Türkiye ve Avrupa arasındaki işbirliği ihtiyacının önemli bir hale geldiği, bu işbirliğinin hem Avrupa hem de Türkiye açısından kazançları olacağı belirtiliyor.

Yazının başında, "Batı'nın gözünde Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan nedeniyle muğlak bir müttefik haline geldiği, Cihatçıların Suriye'ye hala Türkiye üzerinden girdiği" belirtiliyor ve ardından şu yorum yapılıyor:

"Şimdi Türkiye, Batı'nın desteğiyle kendini, Avrupa'ya göç dalgasını önleme mücadelesinde ihtiyaç duyulan bir dost, vazgeçilmez bir ortak olarak yeniden şekillendiriyor".

Times, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Brüksel'e elindeki pazarlık gücünün farkında olarak geldiğini, 1 Kasım seçimleri de düşünüldüğünde bazı tavizler vermeye istekli olduğunu" yazıyor.

Gazete, Avrupa Komisyonu'nun Avrupa'ya göçmen akışını durdurmak için Türkiye'yle işbirliği planının olumlu olduğunu belirtiyor ve bu planın içindeki hedeflerden bazılarının şunlar olduğunu belirtiyor:

Türk ve Yunan sahil güvenlik birimlerinin Ege'de Frontex'in nezaretinde birlikte çalışmaları, göçmenleri taşıyan teknelerin geri döndürülmeleri, AB fonlarıyla yeni iltica başvuru merkezlerinin kurulması, AB desteğiyle birçok Suriyeli'ye Türkiye'de çalışma izni verilmesi.

Times plan kapsamında bu göçmenlerin bir bölümünün daha sonra Avrupa ülkeleri tarafından kabul edileceğini belirtiyor.

Gazete, "Türkiye'nin bunu yapmasının AB üyelik sürecini hızlandıracağına inanabileceğini, bu bağlamda mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının geliştirilmesinin iyi olacağını" yazıyor ve "bunun Brüksel'in ABD'yi, Türkiye ile bir serbest ticaret anlaşması imzalaması için cezbetmesine imkân sağlayacağı" yorumunu yapıyor.

Gazete böyle bir olasılık için "Bu büyük bir ödül" diye yazıyor.

Times'a göre "en düşünceli jest ise AB'nin Türkiye'yi 'güvenli ülke' ilan etmesi" olur.

Times, "PKK gibi Kürt grupların Türkiye'yi güvenli görmediğini ancak göçmen akışı hızını yavaşlatması karşılığında AB'nin görebileceğini" yazıyor.

Yazının en sonunda şu yorum yapılıyor: "Erdoğan'la işbirliği yapmak bir ahlaki bataklığa girmektir ancak bunun gerekçeleri var. Bu, Avrupa'daki mülteci krizi yükünü hafifletecek ve Erdoğan'ı, Batılı güçlere sırtını dönmesindense onlarla yakın ilişki kurmaya teşvik edecek".

http://www.thetimes.co.uk/tto/opinion/leaders/article4577024.ece

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/10/151006_times_turkiye

Saygılarımla.

Mesajı Paylaş

DelKu

IŞİD canavarını yaratanların dayanılmaz hafifliği karşısında Rusya'nın tuş getiren ters saltosu!

Batı emperyalizmi Ukrayna sorunu nedeniyle tıpkı Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi Rusya'yı kuşatacak askeri adımlar atmaya başladı… ABD'nin kukla örgütü NATO öne sürüldü! Açılan enerji ve finans savaşları sonrasında altı ayda Rus rublesi yüzde 50 değer kaybetti. Rusya'nın Akdeniz'deki yegâne askeri üssü Suriye'de bulunuyordu… Rusya açısından Suriye herhangi bir ülke değildi! Ortadoğu güç mücadelesinin merkez ülkesiydi! Terör örgütleri palazlandırılarak Suriye'yi darmadağın eden kirli bir savaş başlatılmıştı… Grekoromen müsabakasında Batı ve yardakçıları kendilerini 5'e karşı 4 üstün görüyorlardı! Ama gardını düşürdüklerini sandıkları Rusya beklenmedik bir ters salto atarak ABD'nin sırtını mindere yapıştırdı ve süreci tersine çevirdi!

HÂLÂ IŞİD'İN NE OLDUĞUNU İŞİD'MEYEN KALDI MI?
IŞİD zaten ABD ve İsrail'in, Suudi Arabistan ve Katar'la birlikte yarattığı bir canavardı… CIA ve MOSSAD'ın ortak ürünü olan IŞİD'in finansmanını iki zalim, iki insanlık düşmanı Suudi Kralı ile Katar Emiri üstlenmişti! Kimsenin Müslümanlığını beğenmeyen, hacıları kutsal topraklarda ölüme terk eden bu iki İslam düşmanının en mahir olduğu konu Yahudilere ve emperyalistlere hizmetçilik yapmaktı!

Ne hikmetse radikal İslamcı olduğunu ileri süren IŞİD, İsrail'i bir kez bile hedef almamıştı! BM'nin resmi raporlarında bile İsrail ile IŞİD arasındaki yardımlaşma yalın bir dille sergileniyordu… IŞİD ne zaman zora düşse İsrail uçakları Suriye ve Hizbullah mevzilerini bombalıyordu!

IŞİD, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) üzerinden silahlandırılmıştı! ÖSO'ye giden silah ve cephanenin büyük bir bölümünün IŞİD'in eline geçmesi sağlandı! Bu bir analiz ya da değerlendirme değil! ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın (DIA) resmi raporunda açıkça yer alan bir gerçek! DIA Başkanı Emekli Korg. Michael Flynn, El Cezire televizyonuna verdiği demeçte, "IŞİD'in büyümesine göz yumduklarını!" açık yüreklilikle ifşa etti… ABD'nin eski Şam Büyükelçisi Robert Ford, Foreign Policy Journal'a verdiği mülakatta, "IŞİD'in desteklenmesinin hata olduğunu!" söyledi!

İyisi mi ben sizi fazla uğraştırmayayım! "Obama admits US trains ISIL! (Obama ABD'nin IŞİD'i eğittiğini itiraf ediyor!)" yazarak Google'a girin! Karşınıza bir youtube videosu çıkacak! Obama'nın kendi ağzından şu sözleri bizzat kendiniz dinleyin: "With the additional staff I ordered last month, we are speeding up training of ISIL forces including volunteer Sunni tribes in Anbar province! (Görevlendirdiğim ilave ekiple IŞİD'in, gönüllü Sünni aşiretlerle birlikte Irak'ın Anbar eyaletindeki eğitim faaliyetlerine hız verdik!)" Dikkatinizi çekerim, Başkan Obama, "IŞİD'in eğitimine başladık!" demiyor; "Eğitimi hızlandırdık!" diyor…

IŞİD CANAVARI NİÇİN YARATILDI?
ABD'nin Irak ve Suriye için hazırladığı bölme planları var! Her iki ülkede kaç devletçik olacağı ve hangi arazi kesimlerinin kimlere verileceği belirlendi… İşte IŞİD bu bölme planlarını hayata geçirmek için arazi alma verme dalaverelerinde kullanılan bir kukladır. Tiyatro en safdil vatandaşın bile anlayabileceği kadar açık ve basittir! Örneğin Tel Abyad'ta denetimi sağlayan (!) IŞİD, PYD ile yaptığı savaşı (!) kaybederek çekildi ve Kürtler o bölgeye yerleşti! Demek ki ABD planlarında o bölge Kürtler için ayrılmıştır… Hâlihazırda IŞİD Musul'u kontrol ediyor! Musul'u kime vermek istiyorsa, ABD o gücü şehre sokacaktır; tabii ki başarabilirse! Ama bu kanlı, kirli ve ucuz planların tarihin çöp tenekesine nasıl atılacağına hep birlikte tanık olacağız…

RUSYA BASİT SORULAR SORARAK BATI'YI TESLİM ALDI!
Rusya şu soruları sorarak dünya kamuoyunun önüne çıktı:

BM'ye göre Esat Hükümeti Suriye'deki yegâne meşru otorite, Suriye Ordusu tek yasal güç değil mi? Diğer silahlı güçlere "teröristten" başka nasıl bir tanımlama yapabiliriz?

IŞİD, eğer sizin tabirinize göre bir insanlık düşmanı ise ki biz de böyle düşünüyoruz, BM Güvenlik Konseyi'nden bir karar çıkararak karada ve havada meşru zeminde mücadele etmek gerekmez mi? Niçin benimle ve onlarca ülke ile birlikte IŞİD'e karşı meşru bir zeminde savaşa girmiyorsunuz?

Batı ve peşine takılanlar hangi uluslararası yasaya dayanarak IŞİD ile savaşıyor? Suriye'nin kara ve hava sahasına hangi yetki ile giriyorlar?

Suriye'ye silah satmayı ve bu konuda eğitim vermeyi hangi uluslararası antlaşma yasaklıyor?

Bir ülkenin BM'ce tanınan meşru hükümetini desteklemek ne zamandan beri suç oldu?

SONUÇ

ABD ve İsrail, çevirdikleri dolapların gün yüzüne çıkmaması için karada PKK/PYD'den başka bir gücün bulunmasına izin vermediler! 60 küsur ülke sadece hava gücüne ve lojistik faaliyetlere destek verdi… ÖSO ise Amerikan vergi mükelleflerini aldatarak IŞİD'i silahlandırmanın bir vasıtasıydı…

Bütün bu gerçeklerin farkında olan Rusya, birkaç basit soru sorarak dünya kamuoyunu ikna etti! Hem ahlaki hem psikolojik hem de durum üstünlüğünü kesin bir şekilde ele geçirdi… Batı ve ABD'nin en doğal hakkı olan ve çok iyi bildiği "saçmalama özgürlüğüne" de saygı gösterdi!

Bugünden itibaren süreç hem Suriye'nin hem de Türkiye'nin lehine gelişecektir… Kendini bölmek isteyen ülkelerle birlikte Rusya karşıtı bildiriye imza atan AKP hükümetine rağmen! Batı emperyalizmin gözüne girmek için bütün milli vasıflarını terk eden CHP'ye rağmen! Türkiye bu güdümlü partilerle, ancak yangın sonrasındaki hasarın kontrolünü yapabilir! Jeopolitiğin dilinden bihaber bu ayak bağlarından kurtulmadıkça, Ortadoğu'da oyun kurarak çıkarlarımızı savunamayız…

Amiral Soner Polat Mesajı Paylaş

korat

Fikirlere göre yazılanların ağırlığı değişir yukarıdaki yazılanlar eleştirileceği gibi doğruluk payıda vardır. Suriye krizi başlığından ayrı ele almaya gerek varmıydı bu başlığı soru işareti ama bir süredir beni düşündüren bir konuyada tam olarak uyan başlık bu. Suriye'deki iç savaşa rusya'nın fiilen katılımıyla Türkiye'nin uzun bir süredir savunduğu fakat Nato üyesi diğer ülkelerin soğuk baktığı Türkiye emperyalizminin farklı bir uzantısı olarak gördükleri ve Türkiye nin  Suriye üzerindeki ulusal emelleri için bir maceraya girmeyeceklerini açıkladıkları Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturma Suriye çıkmazında en uygun alternatif olarak mı duruyor?

Rusların fiilen müdahalesinden beri en çok duyduğum kelimelerden biri "Rusya'nın Suriye kumarı" cümlesi Rusya'nın gerçekleştirmek istediği açık; sorun ya başarılı olursa?

İlk olarak Rusya'nın fiili müdahalesi sonrası Nato üyesi ülkelerin eski stratejiyi sürdürmeleri şartların değişmesiyle birlikte anlamsızlaştı yeni şartlar yeni strateji gerektirir. Artık kısıtlı hava desteğiyle karada silahlandırdıkları suriye içi muhaliflerin desteklenmesi politikası devam ettirmek ne kadar uygun olur. Muhaliflerin zamanla Rus destekli Esad rejimi karşısında yenilmesi kaçınılmaz.

Daha çok silah versen üstü örtülü bir vekalet savaşına dönüşür dünyada bir sürü vekalet savaşı var sonuçları ortada daha doğrusu ulaşan bir sonuç yok.

Türkiye'nin istediği kuzeyde güvenli bölge Nato ve Rusya'yı karşı karşıya getirecektir. Hatta bazı Nato üyesi Avrupa ülkelerinin istediği en son şey rusya ile karşı karşıya gelmek. Fakat bu güvenli bölge rusya'yı da Nato ile karşı karşıya getirecektir. Bu durum Rusya içinde sıkıntı ve süreç Rusya'yı bir Suriye batağının içine çekebilir. Rusya'da ki güçlü putin imajınıda sorgulanır hale getirecektir.

Rusyanın gürcistanla müdahalesiyle başlayan Nato üyesi ülkelerin siyasi müdahalelere askeri müdahale ile karşılık verme politikasının da sonunu getirebilir.       

  Mesajı Paylaş
Her yeni nesil uçak yeni bir stratejimi gerektirir?

DelKu

'Rus ayısı'nı Suriye'ye Ankara çağırdı


Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin Suriye politikası Esad rejimini devirip yerine İslamcı kardeşlerini geçirmeyi amaçlıyordu…
Dört yıldır güttükleri bu politikayla Esad'ı devirmeleri mümkün olmadı ama şu zincirleme sonuçlara yol açtılar:
Türkiye kısa bir süre içinde 2 milyon mülteciyle baş başa kaldı ki bu modern tarihinin en ağır krizidir. Mülteci sayısı, AKP iktidarının cihatçılara verdiği destek sayesinde uzayıp giden savaşın yol açtığı yıkımla doğru orantılı olarak artmıştır.
Esad rejiminin zayıflatılması sonucunda Ankara'da bir tehdit olarak görülen Kürt kantonları ortaya çıktı.
Rejimi ne pahasına olursa olsun devirme telaş ve saplantısı içinde hareket eden AKP iktidarı, Türkiye'yi bir 'uluslararası cihatçı otoyolu'na çevirdi. IŞİD'in ortaya çıkışı ve Suriye'de güç kazanarak Musul'u işgal etmesi, Türkiye üzerinden geçerek Suriye'ye ulaşan binlerce cihatçı ve elde ettikleri lojistik imkân sayesinde mümkün oldu.
IŞİD tehdidine karşı PKK-PYD çizgisi bölgedeki tek güvenilir savaşçı güç olarak temayüz etti.

IŞİD, ABD'nin bölgeye geri dönmesine yol açtı.
PYD, ABD'nin Suriye'de bulabildiği yegâne güvenilir müttefik oldu.
Ankara uzun süre ayak diredikten sonra İncirlik ve diğer üslerini IŞİD'e karşı hava saldırılarında kullanılmak üzere ABD'ye açtı.
Suudi Arabistan'daki iktidar değişikliğinden sonra Ankara-Riyad-Doha ittifakı Esad rejimine karşı yeni bir hamleye girişti. Bu ittifakın destekleyip organize ettiği cihatçı güçler 2015'in başlarında Suriye'nin öncelikle kuzeyinde rejimi geriletti. IŞİD de Suriye'de hâkimiyet alanını genişletti.

Bu arada savaşta aldığı üst üste yenilgilere bakılarak, Esad rejiminin çok yıprandığından, takatinin sonuna geldiğinden ve aniden, kontrolsüz biçimde çökebileceğinden bahsedilir olmuştu.
Ve bu ortamda Rusya, Suriye'ye askeri müdahalede bulundu; rejimin yanında cihatçılara karşı savaşa doğrudan dâhil oldu.



Maceracı, hayalci ve müflis Suriye politikası


Rusya'yı Suriye'ye davet eden, Ankara'nın maceracı, hayalci ve müflis Suriye politikasıdır. ABD'nin bölgeye geri dönmesine neden olan da Ankara'daki ikilidir. IŞİD de bu ikilinin Suriye politikasının yarattığı ortamın tuhaflığından neşet etmiştir.

Rusya'nın Suriye'deki savaş denklemine, 'ayı'nın ulusal sembolü olmasını hak eder biçimde girmesi, bazılarını öngörülebilir bir gelecek için bu denklemin dışına itiyor.
Bu bazılarının başında da Ankara'daki ikili geliyor.
Aslında Ahrar üş-Şam ve El Kaide'nin Suriye kolu An-Nusra başta olmak üzere bilumum cihatçılara Türkiye'yi rahat kullanabilsinler ve sınırda üslenebilsinler diye fiili hava desteği sağlamak amacıyla Suriye'ye karşı uygulana gelen 'angajman kuralları'nı artık retorik düzeyinde bile olsa sürdürmek imkansız hale gelmiştir.
'Angajman kuralları' adı altındaki askeri uygulama, Suriye uçaklarını kendi ulusal hava sahalarındayken kovalamayı ve gerekirse düşürmeyi öngörüyordu. Ve bu mütecaviz bir davranıştı. Sınırda şimdi Rus savaş uçakları uçarken benzer bir yaklaşımı sürdürmeye, ancak aklını peynir ekmekle yemiş olanlar niyetlenebilir.

'Angajman kuralları'nda laf icabı dahi olsa ısrarlı görünmek, ülkeyi gülünç duruma sokacağı için anlamsız ve zararlıdır.
Ankara'nın, NATO'nun ortak savunma anlayışı uyarınca Kuzey Atlantik Antlaşması'nın dördüncü maddesini çalıştırarak müttefikleri danışmalarda bulunmak üzere toplantıya çağırabilmesi için, sınır bölgesinde uçan Rus uçaklarının Türkiye'nin güvenliğini tehlikeye düşürür mahiyette saldırgan davranışlarda bulunması ve ilk hamlenin de Ruslardan gelmesi gerekiyor.
Meflûç Suriye politikasının 'angajman kuralları' bu bahiste de bir işe yaramaz, çünkü Rusları meşru müdafaa pozisyonuna sokar.


'Fabrika ayarları'na dönüş şart


Velhasıl, Suriye'de sıfırı tüketen Ankara'nın Rusya ile lüzumsuz krizlere neden olmamak için daha fazla vakit kaybetmeden dış politikasının 'fabrika ayarları'na dönmesi şart.
Bu bakımdan, Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin şahsileşmiş dış politikasından kurumsal dış politikaya dönmek lazım.
Hassas özellikleri, dış politikanın bu ikilinin vurdulu kırdılı iç politika üslubundan kurtarılmasını gerektirir. Bu ancak kurumsallığın egemen kılınmasıyla sağlanır.


Bu ikiliyle imkansız

Bu iki irrasyonel aktör, dış politikayı öngörülemez hale getirmişlerdir. Bu zaaf Türkiye'nin güvenilirliğini gölgelemekte ve ülkemizi yalnızlaştırmaktadır.
Ve hepsinden önemlisi, bu ikilinin İslamcı ve mezhepçi dış politikasının süratle terk edilmesidir. Türkiye dış politikasını acilen laikleştirmeli ve Ortadoğu'nun mezhepçi bölünmüşlüğünden bu sayede kendisini sıyırabilmelidir.

Türkiye'nin ihtiyacı 'angajman kuralları' değil, 'fabrika ayarları.'.

Ne var ki bu ikili iktidardayken 'fabrika ayarları'na dönüş de imkânsız.

KADRİ GÜRSEL Mesajı Paylaş

Çınar Çakmak

Turkish Navy Shipbucket
http://turkishnavyshipbucket.blogspot.com/
Savunma ve Stratejik Analizler
http://rewreward.blogspot.com/

Moderasyon

Değerli arkadaşlar;

Savtera enstitüsü olarak, bir değer üretmek üzere yola çıktık. Sadfor düşünce formu da bu değerin kamu oyuna açık bir parçasından ibaret. Bu nedenledir ki, siyaset ve din konulara tamamen uzağız. Elbette konu savunma olduğunda, her türlü meselenin siyaset ayağı da oluyor. Sonuç olarak savunma sistem ve politikaları, ülkelerin politik emellerine göre şekilleniyor. Fakat politika uygulayıcı kişiler her kim olursa olsun, kaç defa değişirse değişsin, bizim kalıcı olmamız, nötr olmamız ve bilgilendirici - öğretici misyonumuzu devam ettirmemiz gerekiyor.

Bu nedenledir ki sizden önemle ricamız şudur: Eleştirmekten ve önermekten çekinmeyelim. Ama asla bunu isim vererek, taraf tutarak, kişiselleştirerek, yapmayalım. Bir partinin politikasını eleştirirken, üslubumuzu ölçülü tutup, hükümet politikası genellemesi ile aktarabiliriz. Yada paylaşacağımız alıntılarda da bunun gözetilmiş olmasına aşırı dikkat ederek, belli bir politik çizgiden ayrı, siyasetten ziyade bilgi dolu olanlara öncelik verebiliriz. Bunu gözetmenizi rica ediyorum.

Yönetim olarak sizleri yönlendirmek yada cezalandırmak bizim görevimiz de haddimiz de değil. Tabi prensiplerimiz ısrarla aşılmadığı müddetçe. Bu nedenle örnek olması açısından yazıları olduğu gibi bırakıyor, gelecek paylaşımlarınızda yüksek anlayışlarınıza sığınıyoruz.

Ayrıca şunu hatırlatmak isteriz ki: Kişisel Facebook ve Twitter hesaplarınız, siyasi forumlar ve yoruma izin veren haber kaynakları, kişisel bloglar ve benzeri, kendi politik duruşunuzu sorunsuzca ifade edebileceğiniz yüzlerce medya daha var. Lütfen bu güzel kurumu, gereksiz siyasi tartışma ve taraf olmaktan sizler de koruyun. Ki birlikte yükselelim.

Saygılarımızla... Mesajı Paylaş

HDS

Amiralimiz Suriye Ulusal Konseyi'ni bilmiyor olmalı. Meşruiyet kavramını savunurken bilmediği belli olan şeyler var. Mesajı Paylaş

Çınar Çakmak

Turkish Navy Shipbucket
http://turkishnavyshipbucket.blogspot.com/
Savunma ve Stratejik Analizler
http://rewreward.blogspot.com/

swat

Burada sadece Rusya faktörü Türkiye'nin elini güçlendirebilir.O da AB/ABD ve Rusya arasındaki soğuk savaştan süre gelen gerginliğin tekrar çıkışta olması kaynaklıdır.

Unutmamak gerekirki Soğuk savaş bitti Türkiyede ki kürt hareketi PKK adı ile müttefiklerimizce gizliden desteklenmeye başladı şimdi alenen destekleniyor.

Burada PKK/PYD ve Barzani'nin Rusya ile flört etmesi, AB/ABD üzerinde soğuk duş etkisi yarattı bu nedenle eski güvenilir Müttefik Türkiye daha değerli bir ülke halini aldı ama bu kalıcı bir durum değil. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

#9
Eki 27, 2015, 01:22 ÖS Last Edit: Eki 27, 2015, 02:35 ÖS by Sihirbaz
Alman hükümetinin Türkiyeye nasıl baktığını gösteren bir yazı.Almanyanın resmi yayın kurumu Deutsche Welleden,Türk asıllı bir Alman politikacı aracılığı ile yayınlanmış.Olaya K.Irakta öldürülen BND ajanı,Erbilde odasında ölü bulunan Alman subay açısından bakmakta fayda var.Almanya ülkemizde ve bölgede oldukça aktif.


'Erdoğan gerilimden faydalanıyor'

Almanya'da Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkedeki gerilimden fayda sağlamaya çalıştığı görüşünde. Dağdelen, DW Türkçe'den Jülide Danışman'ın sorularını yanıtladı.

DW Türkçe: Türkiye'de 1 Kasım'da sandık başına gidilerek, yeni bir parlamento seçilecek. Siz uzun yıllardır Türkiye'de yaşananları takip eden bir siyasetçisiniz. Bu seçimler öncesinde, Türkiye'deki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dağdelen: Türkiye'nin iç siyasetindeki durum çok gergin. Bu durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın haziran ayı başında yapılan seçimlerde mutlak çoğunluğu kaybetmesinin ardından izlediği gerilim stratejisinin bir sonucu kuşkusuz. Bu seçimlerde mutlak çoğunluğu kaybetmelerinin ve belirlenen sürede koalisyon ortağı bulamamalarının ardından, erken seçim yapılmasına karar verdiler. Ve şimdi seçim kampanyalarının yürütüldüğü ülkede sadece derin bir iç siyasi kriz yaşanmıyor. Bu ülke aşmak zorunda olduğu ciddi ekonomik sorunlarla, giderek şiddetlenen bir iç savaşla karşı karşıya. 10 Ekim'de düzenlenen terör saldırısının da, şiddetin yeni bir boyutu olduğu biliniyor. Bu açıdan bakıldığında korku ve gerilim atmosferinde, ülkenin her yerinde seçimlerin demokratik, adil ve şeffaf bir şekilde gerçekleşmesi de zor olacak.

DW Türkçe: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izlediği strateji ile ülkede gerilim yarattığını söylediniz. Sizce Erdoğan bu stratejide nasıl bir fayda görüyor?

Dağdelen: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu bu gerilim stratejisiyle kendilerini siyaseten güçlü göstermek ve hatta seçim sonuçlarını mutlak çoğunluğu sağlayacak ve böylelikle diktatörlük kuracak bir başkanlık sistemi oluşturacak şekilde yönlendirmek istiyorlar. HDP'nin parlamentoya girmesi ise Erdoğan'ın bu sistemi hayata geçirememesi için bir garanti sağlayacak. Bu nedenle de Kürtlerin yanı sıra HDP'yi destekleyen gruplar rahatsızlık yaratıyor ve düşman olarak görülüyor.

DW Türkçe: Türkiye'de yapılan son kamuoyu yoklamaları, 1 Kasım'da geçen seçimlere benzer sonuçların alınacağını gösteriyor. Bu çerçevede seçimlerden beklentiniz nasıl?

Dağdelen: Umarım halkın çoğu despot Erdoğan yönetiminde başkanlık-diktatörlük sistemini istemediğini gösterir. Bu şu anlama geliyor; halk AKP'nin mutlak çoğunluğu sağlamasını engeller ve bu durum kabul edilir. Ve özellikle Batı'nın da, Erdoğan'ın bu gerilim stratejisini sürdürmemesi için baskı uygulaması gerekiyor… Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin dışarıdan bir desteğe ihtiyacı var. Erdoğan'ın seçimlerde mutlak çoğunluğu sağlamak için ülkede yarattığı bu savaş durumunun dışarıda da kınanması gerekiyor.

DW Türkçe: Erdoğan ile işbirliği yapılmamasını talep ediyorsunuz. Neden, Almanya'nın Erdoğan'ı artık bir partner olarak görmemesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

Dağdelen: Öncelikle Erdoğan, AKP'nin iktidarda olduğu geçen 13 yıl boyunca baskıcı iç siyaset izledi. Dünyanın hiçbir yerinde AB üyeliğine aday br ülke olan Türkiye'deki kadar çok gazeteci hapiste değil. Sendikalarla da sorun yaşanıyor. Çalışanın hakkını savunan sendikacılar takibe alınıyor, göz altına alınıyor, baskı altında kalıyorlar. Ve muhalefet özellikle de Kürtlerin partisi HDP. Bu partiden belediye başkanları görevden alınıyor, yerel düzeydeki meclis üyeleri tutuklanıyor. Kısacası bu tabloda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aynı görüşleri paylaşmayan, muhalif olan herkes tutuklanıyor, terörist damgası yiyor ve hedef gösteriliyor. Dış siyasette ise Erdoğan Neo-Osmanlı bir politika izliyor. Bu politika toprakları genişletmeye yönelik değil ama jeo-politik çıkarlar doğrultusunda yürütülüyor. Hatta Erdoğan Suriye'de savaşın başlamasının sorumlulularından biri. Alman hükümetinin bildiği gibi, televizyonda yayınlanan bir habere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarındaki Türkiye, El-Kaide, El Nusra Cephesi gibi terör örgütlerine silah yardımı yapıyor. Bu açıdan bakıldığında Federal Alman hükümetinin terörle mücadelede, Suriye sorunun çözümü için gösterilen çabalarda ve özellikle de Erdoğan'ın kendi halkının bir bölümüne, yani Kürtlere savaş açtığını düşününce, Erdoğan'ı ortak olarak görmemesi gerekir.

Sevim Dağdelen aynı zamanda Alman Meclisi Türk-Alman Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkan Vekilliği görevini yürütüyor.

http://www.dw.com/tr/erdo%C4%9Fan-gerilimden-faydalan%C4%B1yor/a-18798077
Mesajı Paylaş

Sihirbaz

#10
Eki 28, 2015, 12:23 ÖS Last Edit: Eki 28, 2015, 12:25 ÖS by Sihirbaz
Almanyadan yeni bir Türkiye karşıtı hamle daha.Haber bu kez Almanyanın resmi yayın kurumu Deustche Welleden:

Berlin'de Türkiye rahatsızlığı

Süddeutsche Zeitung, Alman Meclisi'nde AB Komisyonu'nun Türkiye ile ilgili İlerleme Raporu'nun ertelemesi nedeniyle hoşnutsuzluk duyulduğunu yazdı.

Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Süddeutsche Zeitung, AB Komisyonu'nun siyasi gerekçelerle İlerleme Raporu'nu açıklamaktan kaçındığı haberlerinin Alman Meclisi'nde hoşnutsuzluk yarattığını ileri sürdü. İlerleme Raporu'nun taslağında özellikle Türkiye'deki hukuk devleti alanında büyük eksiklikler olduğuna dair eleştiriler yer aldığı belirtiliyor.

Alman Meclisi Başkan Vekili Johannes Singhammer gazeteye yaptığı açıklamada, AB Komisyonu'ndan raporu geciktirmeden açıklamasını ve Türkiye'deki 1 Kasım seçimleri nedeniyle "taktik saklama oyunlarından kaçınmasını" istedi. Singhammer, Ankara ile AB arasındaki müzakerelerin de mülteciler konusu dikkate alınarak sürdürülmemesi gerektiğini savundu.

Avrupa'nın "bir değerler birliği" olduğunu ifade eden Singhammer, AB'nin fikir ve din özgürlüğü ile ilgili eksiklikleri gizleyemeyeceğini dile getirdi.

Raporda ne yazıyor?

Süddeutsche Zeitung'un haberine göre taslak raporda, yürütmenin yargıya yasal olmayan müdahalesinin yargı bağımsızlığına zarar verdiği eleştirisi yer alıyor. Taslakta, hakimler ve savcıların kararları nedeniyle tutuklandıklarına işaret edildiği, toplanma ve din özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların da endişeye yol açtığı belirtiliyor.

Komisyon'un Türkiye ile mülteci krizi konusunda devam eden pazarlıklar nedeniyle raporu 1 Kasım'dan önce açıklamak istemediği belirtiliyordu.

Sosyal Demokratlar Parti'den uyarı

Öte yandan Sosyal Demokrat Parti Meclis Grubu Başkan Vekili Axel Schaefer, mülteci kriziyle ilgili olarak Türkiye ile hızlı bir anlaşma yapılmaması konusunda uyardı.

"Erdoğan'la hızlı bir uzlaşma konusunda dikkat edilmeli" diye konuşan Schaefer, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kolay bir ortak olmadığını dile getirdi. Schaefer, "Erdoğan'a ilan-ı aşk etmeye gerek yok, ama Türkiye ve AB ülkelerinde devletin işlediğinin garanti edilmesi konusunda çok basit bir anlaşma gerekli" diye konuştu.

http://www.dw.com/tr/berlinde-t%C3%BCrkiye-rahats%C4%B1zl%C4%B1%C4%9F%C4%B1/a-18809546
Mesajı Paylaş

warrior

900 km'lik Suriye sınırının Kilis ili karşısında ki alan mayınlardan temizleniyor.Mayın temizliği için getirilen aracı ben yeni gördüm.Fikri olan var mı?



http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/tsk-araci-suriye-sinirini-gecti-tek-tek-temizleniyor-h89101.html Mesajı Paylaş

Postulat

http://www.bozena.eu/technical-data-b5/

Araç uzaktan kumandalı, 9kg TNT'ye dayanıklı. Mesajı Paylaş

Postulat

Kimsenin dikkatini çekmemiş ama, TSK'nın bölgede büyük bir operasyona hazırlandığı şeklinde şüpheler uyandırıyor mayın temizleme faaliyetleri. Hükümete yakın kaynaklarda şubat ayında böyle bir durumun olası olduğunu ifade eden köşe yazıları olduğunu da hatırlıyorum.

Böyle bir operasyon halinde amaç ne olacaktır, büyüklüğün somut karşılığı ne olacaktır? Mesajı Paylaş

minigitav

İncirlikteki Alman Tornadoları gece uçuşu yapamıyormuş.Haber Almanyanın resmi yayın kurumu Deutsche Welle'den.

Yorum: Buna skandal denmez

Suriye görevi için İncirlik'e gönderilen Alman Tornado'larının teknik nedenlerle gece uçuşu yapamadığı ortaya çıktı. DW'den Udo Bauer, kısa sürede giderilebilecek eksikleri büyütmeye gerek olmadığını savunuyor.
 
Alman Silahlı Kuvvetleri'nin 'Bild' gazetesinde çıkan haberi yalanlamamış olması önemlidir. Savunma Bakanlığı sözcüsü keşif uçuşlarında kullanılan Alman Tornado'larının karanlıkta görev yapamayacak durumda olduğunu, uçakların 'gece görüş ve gece muharebe yeteneğinde problemlerin bulunduğunu doğruladı. Bunun Alman jetlerinin gece uçamayacağı anlamına gelmediğini de önemle vurguladı.

Kör eden gece görüş dürbünleri

Teknik probleme, kokpitteki yeni gösterge panelinin ışıklandırılması yol açıyor. Geceleri yapılan karartmalı keşif uçuşlarında göstergelerden çıkan ışığın azaltılamaması pilotları rahatsız ediyor. IŞİD hafif uçaksavar silahlarına sahip olduğu için terör örgütünün mevzileri üzerinde uçan uçaklardan ışık sızmaması gerekiyor. 3 bin ila 5 bin metre irtifada uçan keşif uçakları kolayca IŞİD'in elindeki silahlara hedef olabiliyor. Pilotların kullandıkları kızılötesi gece görüş dürbünü en küçük ışık kaynağını bile parlatarak yansıtıyor. Kokpit ışıklandırması pilotların gözünü aldığı için değiştirilecek. Hava Kuvvetleri sözcüsü tadilatın kısa zamanda tamamlanacağını ve şubat başında Tornado'ların gece keşif uçuşlarına başlayabileceğini açıkladı.

Gece görüş yeteneği şimdiye kadar görev nitelikleri arasında yer almamaktaydı. Alman jetleri zaten gece uçuşları değil, müttefiklerin gündüz saatlerindeki keşif açığını kapatmak için öngörülmüştü. Gün ışığında radarları şahin gözünü andırmayan Tornado'lar hassas kameralarıyla çektiği yoğun çözünürlüklü resimleri anında İncirlik'teki ana harekât üssüne gönderebiliyor. Resimler değerlendirildikten sonra müttefiklere veriliyor. İşbölümü kusursuz işliyor ve şimdiye kadar da herhangi bir şikayet gelmiş değil.
Problem pek yakında çözülecek

Dolayısıyla, eğri oturup doğru konuşalım. Alman ordusundan ihtiyacı olmayan şeyleri pratikte uygulayabilmesini istemeyelim. İhtiyacı olmadığı için yolcu uçaklarından havada takla atmasını da herhalde kimse beklemiyordur. İleride müttefikleri Alman hava kuvvetlerinden gece karanlığında da keşif yapabilmesini isteyebilirler. Bu durumda meydana gelebilecek birkaç haftalık gecikme, Suriye misyonunun başarısızlığa uğramasına neden olmayacaktır.

http://www.dw.com/tr/yorum-buna-skandal-denmez/a-18990574 Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter