ABD Basını

Başlatan Sihirbaz, Mar 28, 2017, 03:20 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Sihirbaz

Voice of America-30.08.2018

Washington Post, Başkan Trump'ın yakın müttefiklerinin ve danışmanlarının, Kasım'daki ara seçimlerde Demokrat Parti'nin Kongre'de çoğunluğu sağlaması gibi bir senaryo karşısında yaşanacak gelişmelere hazırlıksız olduğundan kaygılandıklarını yazıyor. Gazete, Demokratlar'ın Kongre'de üstünlük sağlamasının Trump'ın görevinden azledilmesi süreciyle sonuçlanabilecek bir hukuk savaşının patlak vermesi anlamına geleceğini, Trump'ın ise böyle bir olasılığa karşı ne bir stratejisi ne de yetkin bir hukuk kadrosu olduğunu bildiriyor. Habere göre Trump'ın yakın çevresi, Başkan'ın şu anki hukuk ekibinin Kongre'den gelebilecek olası talepler karşısında yetersiz olduğunu, bu nedenle siyasi skandallar konusunda uzman yeni avukatların ekibe katılması gerektiğini düşünüyor. Trump'ı doğrudan ilgilendiren soruşturmaların çemberinin daraldığı bu dönemde Beyaz Saray Hukuk Müşavirliği Dairesi'ndeki avukat sayısının azalması ise Başkan'ın danışmanlarını kaygılandırıyor. Gazete bu nedenle Trump'ın Beyaz Saray avukatı Don McGahn'in sonbaharda, Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösterdiği Brett Kavanaugh'nın Senato onayı almasından sonra görevinden ayrılacağını duyurmasının kritik bir döneme denk geldiği yorumunda bulunuyor. Washington Post'un adlarının açıklanmasını istemeyen 26 Beyaz Saray yetkilisiyle yaptığı görüşmelerden sonra vardığı sonuç, Trump'ın ara seçimlerden sonra, önümüzdeki yıl gerçekleşmesi olası senaryoların ne kadar ciddi olabileceğinin farkına varamadığı şeklinde.

New York Times ise Kasım'daki Kongre ara seçimlerinde ve bazı eyaletlerde yapılacak valilik seçimlerinde, tarihte şimdiye kadar hiç görülmemiş sayıda siyah, eşcinsel, trans ve Müslüman Demokrat Partili adayın Trump ekolünden gelen, ırksal ve etnik kaygılar taşıyan adaylarla karşı karşıya geleceğini yazıyor. Gazete, Trump ve Cumhuriyetçi müttefiklerinin suç, ırk, şiddet, çeteler ve sosyal karmaşa gibi meseleleri Demokrat rakiplerine yönelik saldırılarının ana teması haline getirdiğini, geçmiş yıllarda arka planda kalan ırksal kaygıların Trump'la birlikte siyasi kampanyaların ön saflarına taşındığı yorumunda bulunuyor. Habere göre bunun son örneği, Florida valilik yarışında karşı karşıya gelecek Trump destekli Cumhuriyetçi aday Ron DeSantis ve Bernie Sanders'a yakın olan ilerici ve liberal siyah siyasetçi Andrew Gillum arasında yaşandı. DeSantis, katıldığı bir televizyon programında, Florida'nın şu anki valisi Rick Scott zamanındaki gelişmelere dikkat çekti ve seçmenlerin, bu kazanımları, sosyalist bir gündemle seçime giren rakibi Gillum'a oy vererek bir kenara itmemeleri gerektiğini söyledi. Ancak De Santis, bu açıklamayı yaparken, sadece kendi beyaz ve muhafazakar seçmen tabanının anlayacağı şekilde, ırkçı imalar taşıyabilecek bir ifade kullandı. Gazete, yaklaşan ara seçimlerden önce ırkçı alt metinlerin ve imaların Trump destekli başka adaylar tarafından da sıklıkla kullanıldığının altını çiziyor.

Wall Street Journal ise kurumlar vergisindeki kesintiler ve güçlü ekonomik büyüme sayesinde Amerikan şirketlerinin elde ettiği karın adeta patlama yaptığını yazıyor. Maliye Bakanlığı'nın dün açıkladığı verilere göre Amerikan firmalarının vergi sonrası elde ettikleri kar, 30 Haziran'da sona eren çeyrekte, bir önceki yıl aynı çeyreğe oranla yüzde 16 oranında arttı. Geçen yıl yürürlüğe giren ve kurumlar vergisinde kesinti öngören yasa sayesinde Amerikan firmaları, bir önceki yıla oranla yüzde 33 daha az vergi ödedi. Maliye Bakanlığı, Amerikan ekonomisinin büyüme oranı tahmininiyse yıllık yüzde 4,1'den 4,2'ye çıkardı. Ancak bazı iktisatçılar, vergi indirimlerinin sağladığı itici gücün yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başlayabileceği, bunun de önümüzdeki yıldan itibaren ekonomik büyüme ve karlılık oranlarında düşüşe neden olacağı uyarısında bulunuyor. Aynı görüşü paylaşmayan uzmanlarsa şirketlerin elde ettiği karın ekonomiyi önümüzdeki aylarda körüklemeye devam edeceğini ve yatırımların artmasını sağlayacağını düşünüyor. Öte yandan tüketici güven oranındaki yükselme, özellikle gıda ve ev eşyaları üreten firmaların elde ettiği karın artışına doğrudan yansıyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America-31.08.2018

Washington Post, Trump Yönetimi'nin Birleşmiş Milletler'in Filistinli mültecilere yönelik yardım programını iptal etme kararıyla ilgili habere yer veriyor. Habere göre kendi İsrail-Filistin barış planını hazırlayan Trump Yönetimi, "Önce Amerika" politikası kapsamında yabancı ülkelere yaptığı mali yardımları gözden geçiriyor. Trump Yönetimi'nin ayrıca önümüzdeki birkaç hafta içinde Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım Dairesi'ne yardım fonlarını harcama biçimine yönelik eleştirilerini ve mülteci olarak kabul edilen Filistinliler'in sayısında ciddi bir azaltmaya gitme önerisini açıklaması bekleniyor. Mülteci kategorisinde sayılan Filistinliler'in sayısı 5 milyondan fazla. Ancak Trump Yönetimi'nin mülteci sayılan Filistinli sayısını 500 binin altına indirme önerisi, uluslararası hukuka göre ülkelerine geri dönme hakkı olan Filistinliler'in mültecilik statüsünün kaldırılması anlamına geliyor. Aralarında İsrailliler'in de bulunduğu çok sayıda uzmansa Filistinli mültecilere yardım dairesinin bütçesinde kesinti yapmanın, zaten son derece ciddi boyutlara ulaşan bir insanlık krizinin daha da kötüye gitmesi anlamına geleceği, özellikle Gazze'de şiddet eylemlerinin artacağı uyarısında bulunuyor. Öte yandan Trump Yönetimi, Birleşmiş Milletler'e sağladığı fonların yanı sıra bu yıl için Filistinli mültecilere ayırdığı 200 milyon dolarlık yardımın başka yerlere yöneltileceğini bildirdi. Gazete, fonlardaki azalmanın ve Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmenin, Başkan Trump'ın Ortadoğu politikasında yaptığı çok ciddi değişikliklerin birer parçası olduğunu kaydediyor.

New York Times ise Almanya'da aşırı sağcı grupların mültecilere yönelik ırkçı protesto gösterilerini arttırmasının kaygı yarattığını yazıyor. Gazete, Almanya'nın doğusundaki 250 bin nüfuslu Chemnitz kentinde Neo Nazi grupların düzenlediği gösterilere sıradan vatandaşların da destek verdiğini bildiriyor. Habere göre Başbakan Angela Merkel'in 2015 yılında Almanya'nın kapılarını mültecilere açması üzerine bir milyondan fazla mültecinin ülkeye akın etmesi, göçmenlik karşıtlığını ve ırksal nefreti körükledi. Neo Nazilerin giderek güçlenmesi ve toplumdan aldıkları destekle cesaretlenmesi, aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif partisininse parlamentoda giderek daha fazla nüfuz elde etmesi, hükümetin göçmenlik karşıtlığını dizginlemesini engelliyor. Almanya İçin Alternatif partisi, Chemnitz'in de bulunduğu Saksonya eyaletinde geçen yılki genel seçimlerde oyların yüzde 27'sini almıştı. Gazete, bu seçim başarısıyla daha da cesaretlenen aşırı sağ kanadın seçmenlerin göçmenlere karşı duyduğu korku ve nefreti suiistimal etmesini sağladığı yorumunda bulunuyor.

New York Times
bugün ayrıca Adalet Bakanlığı'nın, Uzakdoğu kökenli öğrencilerin daha düşük yeterliliğe sahip siyah ve Latin kökenli öğrencileri tercih ederek ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle Harvard Üniversitesi aleyhine dava açmasına destek verdiğini bildiriyor. Habere göre Uzakdoğu kökenli öğrenciler, Harvard Üniversitesi'ni, kalifiye olmamalarına rağmen başka ırklara mensup öğrencilere öncelik tanımakla suçluyor. Adalet Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Harvard Üniversitesi'nin Uzakdoğu kökenli öğrencilere ırk unsuruna dayalı olarak ayrımcılık yapmadığını kanıtlamada başarılı olamadığını bildirdi. Amerikan üniversitelerinin öğrenci kabulünü daha adil şekilde gerçekleştirmeleri için getirilen "affirmative action" yasası, üstün akademik başarıya sahip Uzakdoğu kökenli öğrenciler tarafından uzun yıllardır eleştiriliyor. Bunun nedeni, Uzakdoğu kökenli öğrencilerin, daha başarılı olmalarına rağmen, girmeyi hak ettiklerini düşündükleri Harvard gibi yüksek itibarlı üniversitelerin kendileri için daha az sayıda kontenjan ayırması. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America-03.09.2018

New York Times, Suriye Hükümeti'nin İdlib'deki isyancı güçlere karşı yapmayı planladığı son askeri harekatın milyonlarca sivil açısından tam bir felaket anlamına gelebileceğini öngörüyor. Gazete, Suriye'nin ve müttefikleri Rusya ve İran'ın bu son operasyonu muhalifleri bertaraf etmek için son bir şans olarak gördüğünü, ancak Batılı liderlerin, üç milyon sivilin yaşadığı İdlib'de bir insanlık faciası yaşanacağı uyarısında bulunduğunu yazıyor. Habere göre İdlib'de bulunan sivillerin çoğu, Beşar Esat'a bağlı güçlerin zulmünden kaçanlar ve hükümetle yaptıkları "teslim ol" anlaşması sonucunda bu bölgeye götürülenler. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, İdlib'de sayıları yaklaşık 30 bin olduğu sanılan isyancılara yönelik hükümet operasyonunu, "gözümüzün önünde oluşan kusursuz fırtına" olarak niteledi. Gazete, İdlib operasyonunun Türkiye açısından ne anlama geleceğini ve Türkiye'den gelen tepkileri de değerlendiriyor. Buna göre Türkiye, hazırlıkları yapılan ve büyük bir insani krizle sonuçlanacağı sanılan saldırı konusunda çok ciddi endişeleri olduğunu dile getirdi. Üç milyondan fazla Suriyeli'yi barındıran Türkiye, bir yandan da ekonomik krizle mücadele ediyor ve yeni bir mülteci dalgasının daha kapılarına vurmasını istemiyor. Gazete, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun kısa süre önce Moskova'ya yaptığı ziyarette, aralarında radikal İslamcı grupların da olduğu İdlib'deki isyancılarla müzakere edilmesi için biraz daha zaman tanınması talebinde bulunduğunu yazıyor. Çavuşoğlu, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'la yaptığı basın toplantısında, "İdlib'de askeri çözüm aramak felaketle sonuçlanabilir. Bazı radikal grupları ortadan kaldırmak için İdlib'in tümüne saldırmak yüzbinlerce insanın ölümüne, üç buçuk milyon insanın evlerini bir kez daha terk etmelerine neden olmak anlamına gelir," dedi. Gazeteye göre Suriye Hükümeti'nin isyancıların son kalesi olan İdlib'de başarı sağlaması, Suriye içindeki geniş kapsamlı silahlı muhalefetin sonunu getirebilir, ancak bu, Suriye'deki meselelerin çözüldüğü anlamına gelmez.

New York Times bugün ayrıca Trump Yönetimi'nin, Amerika'ya yasal yollarla çalışmaya gelecek göçmenlerin sayısını kısıtlamak için yeni yollara başvurduğunu yazıyor. Gazete, bir yıl öncesine kıyasla geri çevrilen ya da onay süreci yavaşlatılan H1-B çalışma vizelerinin sayısının arttığını, çalışma vizesine başvuranlardan daha fazla ek bilgi istendiğini bildiriyor. Habere göre tıp ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren çok sayıda şirket, ihtiyaçları olan yabancı elemanlar zamanında işe başlayamadığı için boş pozisyonları doldurmakta zorlanıyor. Mevsimlik yabancı işçilere ihtiyacı olan konaklama ya da hizmet sektörü ise ya bazı müşterilerini geri çeviriyor ya da daha az hizmet sunuyor. Teknoloji firmalarının yöneticileri ise kalifiye mühendislerin artık daha çok Kanada'yı tercih etmeleri nedeniyle kaygılı. Gazete, Başkan Trump'ın geçen yıl Nisan ayında yabancılar yerine Amerikan vatandaşlarının istihdam edilmelerini teşvik etmek amacıyla bir başkanlık kararnamesi imzaladığını hatırlatıyor. Trump, bundan birkaç ay sonraysa iki muhafazakar Cumhuriyetçi senatör Tom Cotton ve David Perdue'nün hazırladığı ve yasal göçü yarı yarıya azaltacak yasa tasarısına destek verdi. Ancak Kongre'deki Cumhuriyetçi liderler, yasayı oya sunmadı. Şimdiyse bazı siyasetçiler, Trump'ın Kongre'de tökezleyen göçmenlik politikalarını şekillendirmek için başkanlık yetkilerini devreye soktuğunu söylüyor.

Washington Post ise Başkan Trump'ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösterdiği Yargıç Brett Kavanaugh'nın Kongre'deki onay sürecinin yarın başlayacağını, ancak Demokrat Partili liderlerin hala Kavanaugh'yı engellemenin yollarını aradığını yazıyor. Gazete, Trump'ın emekliye ayrılacak Yargıç Anthony Kennedy'den boşalan koltuğa Kavanaugh'yu aday göstermesinin, Cumhuriyetçi Parti'nin Amerikan hukuk sistemini Anayasa'yı yazıldığı gibi yorumlayacak muhafazakar yargıçlarla doldurma amacına hizmet ettiğini kaydediyor. Demokrat Parti'nin Senato'daki lideri Chuck Schumer, "sevimli gülümsemesinin ardında aşırı sağcı bir savaşçı var" şeklinde tanımladığı Kavanaugh'nun Amerika'daki toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştireceğini kaydetti. Ancak gazete, geçmişte olduğu gibi artık bir Anayasa Mahkemesi üyesi adayının yüz sandalyeli Senato'da 60 oya ihtiyacı olmadığını, sadece 51 oyla onaylanabileceğini hatırlatıyor. Öte yandan Trump Yönetimi'nin Senato'daki sorgusu sırasında Kavanaugh'nun sert muhalefetle karşılaşmaması için aldığı önlemler de tartışma yaratıyor. Kavanaugh'nun geçmiş siciliyle ilgili olarak Senato Yargı Komisyonu'na ibraz edilen belge sayısının Beyaz Saray tarafından kısıtlanması, Demokrat Partililer'in tepkisini çekti. Trump ve Cumhuriyetçi Parti'yi manipülasyon yapmakla suçlayan Demokrat liderler, Senato'daki onay oturumunun Kavanaugh'yla ilgili tüm belgeler komisyona sunulancaya dek ertelenmesi talebinde bulundu. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America-04.09.2018

New York Times, bir zamanlar Brezilya kraliyet ailesinin konutu olan ulusal müze binasında çıkan yangın nedeniyle binlerce tarihi eser, belge ve kalıntıların yok olmasının tüm ülkede büyük üzüntü yarattığını yazıyor. Gazete, Luzia olarak bilinen ve Amerika kıtasında bulunan en eski insan kalıntısı olan 12 bin yıllık iskeletin de aralarında bulunduğu paha biçilmez nesnelerin yok oluşunun Brezilya ve genel olarak Latin Amerika için büyük bir kayıp olduğunu bildiriyor. Habere göre daha birkaç yıl öncesine kadar altın çağının eşiğinde olan, 2016 Yaz Olimpiyatları'na ev sahipliği yapan Brezilya, patlak veren dev yolsuzluk skandalları ve yıkıcı ekonomik durgunluk dönemi nedeniyle siyasi çalkantı içine girdi. İşsiz ve evsiz sayısında patlama yaşanırken çok sayıda halk kütüphanesi ve kültür merkezi kapandı. Brezilya'daki ekonomik ve siyasi gerilemeden en çok nasibini alan kent ise Rio de Janeiro oldu. Yanan ulusal müze ise bu dönemde bakımsızlık ve ihmalden ötürü içten içe tahrip olmaya başladı. Habere göre birkaç yangın söndürme aleti ve duman alarmı dışında müze binasında genel bir yangın söndürme sistemi bulunmuyordu. Botanik, okyanus biyolojisi, paleontoloji ve entomoloji dallarında uzun yıllar içinde yapılan çok sayıda araştırma da yangında yok oldu. Yangının nedeniyle ilgili soruşturma ise devam ediyor.

New York Times bugün ayrıca siyasi manipülasyon, şiddet, nefret ve dezenformasyonun körüklenmesine olanak tanıdığı gerekçesiyle tüm dünyada tepki çeken sosyal medya platformu Facebook'un, özellikle Libya'da çatışma içinde olan karşıt gruplar tarafından nasıl kullanıldığını mercek altına alıyor. Gazete, Libya'daki hemen hemen her silahlı grubun kendi Facebook hesabı olduğuna dikkat çekiyor. Habere göre ülkenin merkezi bir otoriteden yoksun olması, televizyon kanalları ve gazetelerin silahlı gruplarla, siyasi hiziplerle ya da Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi yabancı güçlerle olan bağlantıları, başta Facebook olmak üzere sosyal medyanın daha büyük bir rol oynamasına yol açıyor. Çok sayıda Libyalı, tehlikeli olduğu için evlerinin dışına çıkmadığı ve elektriklerin uzun saatler kesik olması nedeniyle ülkede olup bitenleri Facebook'tan öğreniyor. Bu da kamuoyunu Facebook üzerinden belli çıkar gruplarının hedefi haline getiriyor. İnsan hakları örgütlerine göre Libya'daki silahlı örgütler, muhaliflerinin nerede olduğunu öğrenmek ve bu kişileri hedef almak için Facebook'u kullanıyor. Bu örgütlerin komutanları, etnik ve mezhepsel farklılıkları öne çıkarıp kutuplaşmayı körükleyerek yandaş kazanmaya çalışıyor. Ülkenin hala işlevsel olan Merkez Bankası gibi birkaç kurumu, Facebook üzerinden yayılan sahte belgelerle hedef gösteriliyor. Facebook kurallarına aykırı olmasına rağmen Libya'da bazı gruplar, site üzerinden silah satışı yapıyor. İnsan kaçakçıları ise Facebook üzerinden yaydıkları reklamlarda Avrupa'ya kaçak yollardan götürecekleri Libyalılar arıyor. Gazete, tüm bu yasadışı faaliyetlere karşı önlem almaya çalışan Facebook'un çabalarınınsa yetersiz kaldığı yorumunda bulunuyor.

Wall Street Journal ise bugün Senato'da onay süreci başlayacak olan Anayasa Mahkemesi üyesi adayı Yargıç Brett Kavanaugh'nun partizan bir çatışmayla karşı karşıya kalacağını yazıyor. Gazete, Kavanaugh'nun onay alması durumunda Anayasa Mahkemesi'nin kürtaj ve eşcinsel hakları gibi bazı kilit meselelerde şimdiye kadar aldığı kararlara sadık mı kalacağı, yoksa bu kararları geri mi çevireceği sorusunun, siyasi yelpazenin her iki kanadının da aklında olduğunu bildiriyor. Habere göre liberal kanat, muhafazakar bir yargıç olan Kavanaugh'nun sağlık hizmetleri, kürtaj, azınlık ve eşcinsel hakları gibi alanlardaki kazanımları geri çevirme girişiminde bulunmasından korkuyor. Muhafazakar çevrelerse Kavanaugh sayesinde bu alanlarda liberal eğilimde daha fazla karar alınmasının engelleneceğini, hatta mevcut yasaların da zamanla geri çevrileceğini umuyor. Habere göre bazı Demokrat Partili Kongre üyeleri, kapalı kapılar ardında yaptıkları görüşmelerde, Kavanaugh'nun Anayasa Mahkemesi'ne atanmasını engelleyemeyecekleri yorumunda bulundu. Ancak Demokratlar, televizyonlarda canlı yayınlanacak Senato oturumlarının ve Kavanaugh'nun bu oturumlardaki performansının, Kasım'daki Kongre ara seçimlerinden önce seçmenleri harekete geçirmesini umuyor. Cumhuriyetçi Parti, Senato'da 49'a 50 gibi son derece dar bir çoğunluğa sahip. Kavanaugh, onay alması durumunda, Cumhuriyetçi Partililer'in Anayasa Mahkemesi'nde çok uzun yıllar boyunca sağlam bir muhafazakar çoğunluk oluşturma emelini gerçekleştirmiş olacak. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America-05.09.2018

Washington Post, editör kadrosunda yer alan ve Amerikan basınının en itibarlı araştırmacı gazetecilerinden biri olan Pulitzer ödüllü Bob Woodward'un Trump'ın Beyaz Saray'ını anlattığı kitabının dün bazı bölümlerinin yayınlanmasından sonra oluşan tepkilere yer ayırıyor. Gazete, 11 Eylül'de piyasaya çıkacak "Korku: Trump Beyaz Saray'da" adlı kitabın şimdiden yayınlanan bazı bölümlerinin Beyaz Saray'da büyük tepkiyle karşılandığını, Basın Sözcüsü Sarah Sanders, Beyaz Saray Genel Sekreteri John Kelly ve Savunma Bakanı Jim Mattis'in Bob Woodward'ın Trump ve kendileri hakkında yazdıklarını yalanlamakta ve yazılanları "hayal ürünü" olarak tanımlamakta gecikmediklerini bildiriyor. Habere göre kitap, kontrolden çıkmış ve kaosa sürüklenmiş bir Beyaz Saray tasviri yapıyor. Gazetenin adının açıklanmasını istemeyen kişilerden aldığı bilgiye göre Bob Woodward'in kaynaklarının kimler olduğu, Beyaz Saray çalışanları arasındaki en büyük merak konusu. Aynı kişiler, Beyaz Saray'ın henüz piyasaya çıkmamış olan kitabın bir kopyasını ele geçirmek için adeta seferber olduğunu söylüyor. Trump ise kitapla ilgili olarak Twitter'da paylaştığı mesajında, "Woodward'un kitabında yazılan iddialar General Mattis ve General Kelly tarafından çoktan çürütüldü. Kitap halkı kandırmayı amaçlıyor. Woodward bir Demokrat Parti ajanı," diyor ve kitabın piyasaya çıkışının zamanlamasının, Kasım'daki Kongre ara seçimlerini etkilemeyi amaçladığını iddia ediyor.

New York Times ise Başkan Trump'ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösterdiği Yargıç Brett Kavanaugh'nun dün Senato'da başlayan onay sürecinin ilk oturumunun ayrıntılarını aktarıyor. Gazete, dün protestolarla başlayan ilk oturumda Demokrat Partili senatörlerin 53 yaşındaki Yargıç Kavanaugh'nun geçmişte aldığı karar ve verdiği tavsiyelerle ilgili binlerce sayfalık belgenin gizli tutulmasına tepki gösterdiklerini yazıyor. Habere göre Senato Yargı Komisyonu'nun Demokrat üyeleri, yaptıkları açılış konuşmalarında, Yargıç Kavanaugh'yu "dar kafalı bir partizan" olarak niteledi. Kavanaugh'ya yönelik en sert eleştirilerin 2020 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti'den aday adayı olmaları muhtemel üç senatör, Amy Klobuchar, Cory Booker ve Kamala Harris'dan gelmesi ise dikkatlerden kaçmadı. Kendisini cana yakın bir aile babası olarak tanıtmaya çalışan Kavanaugh ise hukukun üstünlüğüne inanan, tarafsız bir yargıç olduğunu kaydetti. Ancak Kavanaugh'nun Trump tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösterilmesini ve düzenlenen oturumu "maskaralık" olarak nitelendiren Demokrat Partili Illinois Senatörü Richard Durbin, hem Trump hem de adayını hedef alarak, "Bu başkan, hukukun üstünlüğüne saygı duymadığını bize defalarca kanıtladı, siz de onun adamısınız" şeklinde çok sert bir eleştiri yöneltti.

New York Times bugün ayrıca Başkan Trump'ın Temsilciler Meclisi'ndeki en yakın iki müttefiki olan Kongre üyelerine yolsuzluk suçlamaları yönelten Adalet Bakanı Jeff Sessions'a karşı çıkmasının yarattığı tepkileri aktarıyor. Habere göre Trump, Twitter'da paylaştığı mesajında, Adalet Bakanı Sessions'ın iki Cumhuriyetçi Kongre üyesini yolsuzlukla suçlamasının, bu iki üyenin Kasım'daki ara seçimlerde yeniden seçilmelerini zora soktuğunu kaydetti ve Sessions'ı bu nedenle eleştirdi. Çok sayıda hukukçu ve siyasetçi ise Trump'ın Twitter mesajından Adalet Bakanı'nın seçim kazanmak adına yolsuzlukların örtbas etmesi gerektiği sonucunu çıkarıyor. Gazete, Trump'ın birçok kez hukuki açıdan başını derde sokacak bu ve bunun gibi Twitter mesajları yazmaması gerektiği konusunda uyarı aldığını hatırlatıyor. Trump'a uyarıda bulunan hukukçular ve yakın çevresindeki danışmanları, Rusya soruşturmasını yürüten özel yetkili savcı Robert Mueller olmasa bile Kasım'daki ara seçimlerde Kongre'de çoğunluğu ele geçirebilecek Demokratlar'ın azil süreci başlatması durumunda bu mesajları Trump'ın aleyhine kanıt göstereceğini kaydediyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America-06.09.2018

Washington Post, Başkan Trump'ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösterdiği Yargıç Brett Kavanaugh'nun Salı gün, Senato'da protesto gösterileriyle başlayan onay oturumlarının ikinci gününde Kavanaugh'nun, Demokrat Partili senatörleri, kendisine onay vermekten korkmamaları için ikna etmeye çalıştığını yazıyor. Gazete, Kavanaugh'nun, özellikle kürtajla ilgili Anayasa Mahkemesi kararını geri çevirmeye çalışacağından korkan Demokratlar'a, "Merak etmeyin, kürtaj kararının kamuoyu açısından önemini anlıyorum, fanusun içinde değil gerçek dünyada yaşıyorum, meselenin farkındayım" şeklinde yanıt verdiğini bildiriyor. Ancak habere göre Kavanaugh yine de kürtaj, seçim kampanyası finansmanı kısıtlamaları ve silah sahibi olma hakkı gibi kilit meselelerdeki bazı sorulara doğrudan yanıt vermekten kaçındı. Kavanaugh ayrıca görev başındaki bir başkanın mahkemede ifade vermeye zorlanıp zorlanamayacağı, bir başkanın kendisi için af çıkarıp çıkaramayacağı ve kendisini soruşturan bir savcıyı keyfi olarak görevden alıp alamayacağı meselelerinde taraf olmayı reddetti. Gazete, bu üç sorunun, Robert Mueller'ın yürüttüğü ve Başkan Trump ve çevresini yakından ilgilendiren Rusya soruşturması çerçevesinde kilit önem taşıdığı yorumunda bulunuyor.

New York Times ise Başkan Trump ve çevresinin, gazetenin dünkü baskısında adının gizli tutulması şartıyla bir makalesi yayınlanan üst düzey bir hükümet yetkilisinin yazdıklarına verdiği tepkileri aktarıyor. Gazete, "Ben de Direnişin Parçasıyım" başlıklı yazıyı kaleme alan yetkilinin, Trump'ın Amerika'ya zarar verecek icraatlarının önüne geçmek için gizli bir direniş oluştuğunu ve Trump'ın fevri kararlar almasını engellemek için yönetim içinde faaliyete geçtiklerini yazdığını hatırlatıyor. Yazının sahibi, Trump'ın liderliğini aceleci, sorumsuz, saldırgan, etkisiz ve beceriksiz olarak niteliyor ve olası felaketleri önlemek için çocukça davranan Trump karşısında "sorumlu yetişkinlerin" hazır beklediğini yazıyor. Habere göre Trump, gazetede yayınlanan yazıyı okuduktan sonra tam anlamıyla bir öfke patlaması yaşadı. Yazıyı kimin kaleme aldığını bulmak için acilen harekete geçildi. Beyaz Saray danışmanları, kimliği gizli yetkilinin Trump Yönetimi'nde görev yaptığını, ancak Beyaz Saray içinden olmadığını düşünüyor. Öte yandan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, yazının yayınlanmasından birkaç saat sonra yaptığı açıklamada kullanılan ifadelerin kendisine ait olmadığını kaydetti ve "Medyanın bu yönetime zarar vermek için harcadığı çabaları son derece rahatsızlık verici buluyorum" dedi.

Wall Street Journal ise Facebook'un üst düzey yetkililerinden Sheryl Sandberg ve Twitter'ın CEO'su Jack Dorsey'nin dün Senato İstihbarat Komisyonu'nda verdikleri ifadenin ayrıntılarını aktarıyor. Gazete, Rusya'nın Amerika'daki seçimlere müdahale etmek için sosyal medya platformlarından yararlanması konusunda gerek Sandberg gerekse Dorsey'nin, tehditleri ortaya çıkarıp kabullenmekte ve önlem almakta yavaş davrandıklarını kabul ettiklerini ve bunun sorumluluğunu üstlendiklerini kaydettiklerini yazıyor. Habere göre Sandberg ve Dorsey, oturumda, sosyal medyanın özgür ve açık fikir alışverişi ortamının bir silah haline getirilmesinden ötürü duydukları rahatsızlıkları dile getirdi. Her iki yönetici de platformlarının geçmişte kötü emellere alet edilmesine izin vermelerinden ötürü pişmanlık duyduklarını ve Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce online sistemlerinin emniyetini sağlamak için ek girişimlerde bulunduklarını söyledi. Sandberg ve Dorsey'nin Senato'da ifade verdikleri sırada teknoloji hisselerinde yaşanan düşüşse dikkatlerden kaçmadı. Facebook hisseleri yüzde 2,3, Twitter hisseleri yüzde 6,1 oranında değer kaybederken bilgisayar çipi üreticisi firmaların ve online medya içeriği dağıtımı yapan şirketlerin de bu düşüşten nasibini aldığı gözlendi. Öte yandan gazete, Adalet Bakanı Jeff Sessions'ın bu ay tüm eyaletlerin başsavcılarıyla bir araya gelip, sosyal medya platformlarının özellikle bazı muhafazakar kesimlerin sesini kasten kısmak için ne gibi girişimlerde bulunduklarını masaya yatırmayı planladığını bildiriyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America-07.09.2018

Washington Post, Başkan Trump'ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösterdiği Yargıç Brett Kavanaugh'nun Senato'daki onay sürecinin ayrıntılarını aktarmayı bugün de sürdürüyor. Gazete, oturumların üçüncü gününe Başkan Trump ve başkanın güç ve yetkileriyle ilgili tartışmaların damga vurduğunu yazıyor. Habere göre aralarında bazı Cumhuriyetçiler'in de olduğu senatörler, geçmişte, haklarında açılan sulh hukuk davaları ya da kriminal soruşturmaların başkanlar görevi bıraktıktan sonra devam etmesi gerektiği şeklinde görüş bildiren Kavanaugh'ya yüklendi. Illinois eyaleti Demokrat Parti Senatörü Richard Durbin, Trump'ın federal yargıyı ve hukukun üstünlüğü ilkesini defalarca ayaklar altına alan, kendi seçtiği Adalet Bakanı Jeff Sessions'ı küçük düşüren Trump'ın adayı olması nedeniyle Kavanaugh'nun daha farklı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Kavanaugh ise kendisini mahkeme üyeliğine aday gösteren Trump'a yönelik eleştirel ifadeler kullanmaktan kaçındı. Demokrat senatörler Kavanaugh'yu eşcinsel evliliklerin yasallaşması konusundaki Anayasa kararı hakkında da sorguladı. Ancak Kavanaugh, 2015 yılına ait kararla ilgili görüşlerini bildirmeyi reddetti.

New York Times ise Hindistan Anayasa Mahkemesi'nin eşcinsel ilişkilere yönelik yasağı oybirliğiyle kaldırması haberine ana sayfasında yer veriyor. Gazete, kararın, Hindistan'daki eşcinseller ve eşcinsel hakları savunucuları açısından zafer anlamına geldiğini kaydediyor. Habere göre eşcinsel Hintliler'in onyıllardır süren mücadelesi ve Anayasa Mahkemesi'nin haftalardır devam eden görüşmeleri sonucunda mahkeme başkanından gelen açıklamada eşcinsel ilişki üzerindeki yasağın "keyfi, savunması imkansız ve mantıksız" olduğu ifadeleri yer aldı. Eşcinseller, çıkan kararı, Bangalore kentindeki mahkeme binası önünde dans ederek ve birbirlerine sarılarak kutladı. Gazete, mahkemenin eşcinsel ilişki üzerindeki yasağı kaldırmakla yetinmediğini, aynı zamanda anayasa tarafından güvence alınan tüm halk ve korumaların eşcinsel Hint vatandaşlarını da kapsamasının sağlandığını vurguluyor. İnsan hakları örgütleri, dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan'daki eşcinsel ilişki yasağının kalkmasının başka ülkelerdeki benzer yasakların da kaldırılmasına ön ayak olabileceği yorumunda bulunuyor.

New York Times bugün ayrıca Çarşamba günü Trump Yönetimi içinden üst düzey bir yetkilinin kaleme aldığı ancak yetkilinin kimliğini gizlenerek yayınladığı makalenin yarattığı tartışmaları aktarmaya devam ediyor. Gazete, başta Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Adalet Bakanı Jeff Sessions olmak üzere Trump Yönetimi'nin ağır toplarının teker teker öne çıkarak "makalenin yazarı ben değilim" açıklamaları yaptığını yazıyor. Habere göre Trump'ın yakın müttefiklerinden Kentucky eyaleti senatörü Rand Paul, Trump Yönetimi içinde kabine üyelerinin makalenin yazarı olmadıkları şeklindeki açıklamalardan sonra tüm üst düzey yetkililerin poligraf yani yalan makinası testinden geçirilmeye zorlanması önerisinde bulundu. Gazetenin adını gizli tuttuğu bir danışman ise Beyaz Saray'ın elinde makalenin yazarı olabileceği muhtemel yaklaşık 12 kişinin adının geçtiği bir liste çıkardığını söyledi. Gazete, tartışmalara genellikle sessiz kalmayı tercih eden First Lady Melania Trump'ın bile katıldığını ve paylaştığı açıklamada, "korkak eylemlerinizle bu ülkeyi korumak yerine sabote ediyorsunuz," ifadelerine yer verdi. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America- 10.09.2018

Wall Street Journal, Amerikalı yetkililerin, Beşar Esat'ın Suriye'de isyancıların elindeki son kale olan İdlib'e yönelik saldırı sırasında klor gazı kullanılmasını onayladığını söylediklerini yazıyor. Gazete, Suriye'de kimyasal silah kullanılmasının Amerika'nın yeni bir askeri misilleme yapma olasılığını arttırdığını bildiriyor. Habere göre Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon, olası bir kimyasal saldırı karşısında masaya yatırılacak askeri seçenekleri değerlendiriyor. Ancak yetkililer, Trump'ın, Amerika'nın askeri müdahalesini nasıl bir durumun tetikleyeceği ya da Amerika'nın Esat'a destek olan Rus ya da İran askeri güçlerini de hedef alıp almayacağı konusunda bir karara varmadığını kaydetti. Amerika'nın askeri müdahale yerine bazı Suriyeli yetkililere yönelik ekonomik yaptırımlara da başvurabileceği, değerlendirme altında olan bir başka seçenek. Amerikalı yetkililerin yeni elde edilen istihbarata göre Esat'ın orduya klor gazı kullanma yetkisi vermesi, İdlib'de büyük bir katliam yaşanabileceği korkularını tırmandırdı. Ancak yetkililer, olası klor gazı kullanımının Amerika'nın Esat rejimine yönelik yeni hava saldırıları düzenlemesine yol açıp açmayacağı konusunda net bilgi vermedi.

Wall Street Journal bugün ayrıca Amerikan medya ve eğlence endüstrisinin en güçlü isimlerinden biri olan CBS Televizyonu Yönetim Kurulu Başkanı Leslie Moonves'in cinsel taciz suçlamaları nedeniyle görevini bıraktığını bildiriyor. Habere göre geçen yıldan beri Hollywood'u, Amerikan medyasını ve eğlence endüstrisini sarsan cinsel taciz ve tecavüz skandallarını ortaya çıkaran ve #MeToo hareketine ivme kazandıran gazeteci Ronan Farrow'un New Yorker dergisinde yayınlanan son haberi, altı kadının daha Moonves'i cinsel tacizle suçladığını bildiriyor. Moonves, böylelikle #MeToo hareketinin sonucu olarak işini kaybeden en üst düzey ve en güçlü medya patronu oldu. Moonves, suçsuz bulunması durumunda 100 milyon dolar tutarında tazminat alabilir. Ancak suçlu bulunması, CBS'in eski patronunun tazminat alamaması anlamına gelecek.

Washington Post ise özellikle Başkan Trump'ı destekleyen kırsal kesimlerde ve küçük kasabalarda madencilik, inşaat ve imalat sektörlerindeki istihdamın son 30 yıldır en hızlı büyüme oranına ulaştığını yazıyor. Gazete, Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce bu kritik bölgelerde kaydedilen yüksek istihdam oranlarının seçim sonuçlarına yansıyabileceği öngörüsünde bulunuyor. Habere göre 2016 başkanlık seçimlerinden önceki istihdam artışı, daha çok büyük kentlere yansımıştı. Ancak Brookings Enstitüsü, 2016 seçimlerinde Trump'a büyük destek veren kırsal bölgelerin ve küçük kasaba nüfusunun son istihdam dalgasından en çok fayda sağlayan kesimler olduğunu kaydediyor. Başkan Trump ve danışmanları, ekonomide elde edilen bu son kazanımların vergi kesintileri ve korumacı ticaret politikalarından vazgeçilmesi gibi icraatlara bağlı olduğunu söylüyor. Gazete, güçlü küresel ekonomiden en çok fayda sağlayan sektörlerin inşaat ve imalat olduğunu hatırlatıyor.

New York Times ise eski Başkan Obama'nın, Amerikan ekonomisindeki olumlu gidişattan kendisine pay çıkaran Başkan Trump'a, "ekonomik iyileşme benim dönemimde başladı" hatırlatması yaptığını yazıyor. Gazete, ekonominin, Obama ve Trump arasında bir çekişme konusu haline geldiği yorumunda bulunuyor. Obama'nın ardında bıraktığı siyasi mirasın odak noktalarından biri, Büyük Buhran'dan sonraki en ciddi ekonomik kriz olan 2008 krizinden sonra atılan adımların ekonomiyi bataktan çıkarması ve büyümenin önünün açılmasıydı. Başkan Trump ise özellikle Kongre ara seçimlerinden önce ekonominin ne kadar çok güçlendiğini sık sık vurguluyor ve bu olumlu gelişmelerin, kendi icraatlarının sonucu olduğunu kaydediyor. Gazete, skandallar, soruşturmalar, çalkantılar ve Kongre'deki açmazın damgasını vurduğu Trump döneminin en büyük dayanağının ekonomi olduğu yorumunda bulunuyor. Ancak Obama, uzun süredir devam eden sessizliğini geçen hafta bozdu ve ekonomideki olumlu gelişmelerin kendi başkanlığı döneminde atılan adımlar ve alınan önlemlerin sonucu olduğunun bilinmesi gerektiğini kaydetti. Trump ise Obama'ya Twitter üzerinden yanıt vermekte gecikmedi ve bir destekçisinin "Obama'nın Trump'ın başarılarından pay çıkarması utanç verici" şeklindeki mesajını paylaştı. Ancak Trump'ın bazı gerçekleri saptırdığına dikkati çeken Washington Post, tarihsel verilerin, ekonominin Ulysses Grant, Dwight Eisenhower, Lyndon Johnson ve Bill Clinton dönemlerinde daha yüksek performans gösterdiğini kanıtladığını kaydetti. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America- 11.09.2018

New York Times, Amerika'nın doğu kıyılarına yaklaşmakta olan Florence Kasırgası nedeniyle Güney ve Kuzey Carolina eyaletleri yönetimlerinin kıyı kesimlerinde yaşayan bir milyon insan için zorunlu tahliye emri çıkardığını yazıyor. Gazete, rüzgar hızı saatte 224 kilometreyi bulan kasırganın Perşembe gecesi Kuzey ve Güney Carolina sınırı yakınlarında karaya vurmasının beklendiğini bildiriyor. Meteoroloji uzmanları, Florence Kasırgası'nın etkilerinin yıkıcı olacağı uyarısında bulunuyor. Kıyı kesimlerde denizin beş buçuk metre yükseleceği, bunun da çok ciddi sel baskınlarına neden olacağı öngörülüyor. Habere göre kasırganın etkisi, denizden kilometrelerce içeride olan bölgelerde de aşırı şiddetli yağış ve fırtına olarak hissedilecek. Kasırganın karaya vurduktan sonra hızlı ilerlemek yerine yavaşlaması, hatta durması olasılığı ve bahar aylarından bu yana zaten yoğun yağış alan bölgelerde toprağın suya doymuş olması da sel riskini arttırıyor.

New York Times'ın bugünkü bir başka ana sayfa haberiyse Çin'de etnik Uygurlar'ın ve diğer Müslüman azınlıkların tutulduğu toplama kamplarıyla ilgili. Gazete, Trump Yönetimi'nin, yüzbinlerce azınlık Müslüman'ın toplama kamplarında gözaltında tutulduğu Çin'de üst düzey yetkililere ve şirketlere yaptırım uygulamayı planladığını bildiriyor. Habere göre Trump Yönetimi ilk kez Çin'i bir insan hakları ihlali nedeniyle cezalandırmak için adım atmayı planlıyor. Amerika ayrıca Çin güvenlik dairelerinin ve şirketlerinin Çin'in kuzeybatısındaki Uygurlar'ı izlemek için kullandığı Amerikan yapımı teknolojilerin satışına kısıtlama getirilmesi seçeneğini de değerlendiriyor. Habere göre Başkan Trump şimdiye kadar Çin'i kötü insan hakları sicili nedeniyle cezalandırmaktan kaçınmıştı. Söz konusu yaptırımlar onaylandığı takdirde ticaretteki anlaşmazlık nedeniyle gergin olan Amerika-Çin ilişkilerinde yeni bir dönemece girilebileceği yorumu yapılıyor. İnsan hakları savunucuları ve hukukçular, Çin'in kuzeybatısındaki Sincan bölgesinde Uygurlar'ın ve diğer Müslüman azınlıkların tutulduğu kampların, Çin'in on yıllardır devam eden insan hakları ihlallerinin şimdiye kadar görülmemiş boyutlara ulaştığının göstergesi olduğunu kaydediyor.

Wall Street Journal ise Trump Yönetimi'nin Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Washington'da bürosunun kapatılması talimatı vermesinin, Ortadoğu'daki barış sürecini olumsuz etkileyeceğini bildiriyor. Gazete, Filistinliler'i öfkelendiren kararın, Amerika'nın Ortadoğu politikasına çeyrek yüzyıldır yön veren çerçevenin baskı altına alınması anlamına geldiğini yazıyor. Habere göre Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, yaptığı açıklamada, kararın, Amerika'nın Ortadoğu'da kalıcı ve kapsamlı barış sağlanması amacından saptığı anlamına gelmediğini vurguladı. Ancak Nauert, Washington'daki büronun kapatılmasının nedeninin Filistin Kurtuluş Örgütü'nün İsrail'le müzakerelere başlamak için adım atmamasından ve barış çabaları konusunda Amerikan hükümetiyle iletişim içine girmeyi reddetmesinden kaynaklandığını belirtti. Öte yandan Filistin ve İsrail arasında barış sağlanması amacıyla çaba gösteren bazı eski yetkililer, Trump Yönetimi'nin attığı adımın barış olasılığını baltaladığı yorumunda bulunuyor. Dışişleri Bakanlığı'nda yirmi yıldan uzun süre Arap-İsrail müzakereleri üzerinde çalışan uzman Aaron David Miller, Trump Yönetimi'nin kararının, Amerika'nın Ortadoğu sorununa iki devletli çözüm bulma şeklindeki geleneksel yaklaşımını ortadan kaldıracağını söyledi. Gazete, Trump Yönetimi'nin daha önce de Amerika'nın İsrail'deki büyükelçilik binasını Tel Aviv'den Kudüs'e taşıdığını, Filistinli mültecilere yardım eden Birleşmiş Milletler dairesine mali katkıyı kestiğini ve Doğu Kudüs'teki hastanelere yaptığı yardımı azalttığını hatırlatıyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America- 12.09.2018

Washington Post, Rusya'nın doğu kıyısındaki Vladivostok kentinde bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Amerika'ya, eski rakip iki ülkenin müttefik olma yolunda hızla ilerlediği mesajı verdiklerini yazıyor. Gazete, Sibirya'da 3 binden fazla Çin askerinin Rus askerleriyle birlikte Sovyetler Birliği döneminden bu yana gerçekleştirilen en büyük tatbikatlardan birine katıldığını bildiriyor. Çin askeri unsurlarının geniş çaplı katılımıyla yapılan tatbikatın kapsamı, bir zamanlar birbirine düşman olarak görülen iki ülkenin Amerika'ya karşı koyma konusunda işbirliği içine girdiğini gösteriyor. Habere göre bunun bir nedeni, Amerika'nın Çin'e karşı açtığı ticari savaş. Çin'in Amerika'yla arasındaki gerginliğin giderek tırmanması ise Rus askeri teknolojisi ve deneyiminin Çin açısından değerini arttırdı. Yeni müttefik arayışı içinde olan Rus lider Putin ise Batılı ülkelerin yaptırımları karşısında Çin'in ekonomik gücünden yararlanma yoluna gitmek istiyor. Rusya son yıllarda Çin'e aralarında S-400 füze savunma sistemi ve SU-35 dördüncü nesil savaş uçakları da olan en gelişmiş silahlarını satmaya başladı. Ancak gazeteye göre Washington'la olası bir yüzleşmeye karşı askeri birlik içine giren Rusya ve Çin'in NATO benzeri resmi bir ittifak oluşturmasını bekleyenler, şimdilik azınlıkta.

New York Times ise koalisyon güçlerinin Suriye'de IŞİD militanlarının elinde kalan son bölge olan Hacin'i geri almak için operasyon başlattıklarını yazıyor. Ancak gazete, güvenlik uzmanlarına dayandırdığı verilere göre IŞİD'in Hacin'de beklendiği gibi yenilgiye uğradıktan sonra da büyük olasılıkla güçlü bir terör örgütü olmaya devam edeceğini bildiriyor. Yetkililer, civardaki birkaç köyden oluşan ve tahminlere göre en fazla 60 bin kişinin yaşadığı Hacin'e yönelik operasyonun tamamlanmasının iki ya da üç ay sürebileceğini bildiriyor. Hacin'den çok daha büyük olan Sincar ve Tel Afer'in sadece birkaç gün içinde düştüğünü hatırlatan gazete, Hacin için aynı durumun geçerli olmayacağını yazıyor. Bunun nedeni, cihatçı militanların yeniden örgütlenmek için stratejik geri çekilme kararı almasıydı. Oysa askeri yetkililer, Hacin'de, artık gidecek yeri olmayan militanların ciddi şekilde direniş göstermesini bekliyor.

New York Times'ın bir başka ana sayfa haberi ise kuvvetler ayrılığı dengesini ortadan kaldıran, yargıyı kendi yandaşlarıyla dolduran ve Avrupa'daki diğer aşırı sağcı liderlere bir şablon gibi örnek olan Macaristan Devlet Başkanı Viktor Orban'la ilgili. Gazete, Macar lider Orban'ın Avrupa'nın önde gelen liderleri tarafından bir tehdit unsuru olarak algılanmaya başladığını kaydediyor. Habere göre Almanya Başbakanı Angela Merkel dahil birçok Avrupalı lider, Brüksel'deki koalisyonlarının bir parçası olarak kabul ettikleri ve kolaylıkla kontrol edebilecekleri sandıkları Orban'ın anti demokratik eğilimlerini dizginlemekten kaçınmıştı. Şimdiyse Avrupa Halk Partisi'nin bazı liderleri, bunun bir hata olduğunu kabul ediyor ve kendilerini Orban'dan uzak tutmaya çalışıyor. Bu açıdan Avrupa Parlamentosu'nun Macaristan'a karşı yaptırım uygulama, hatta Avrupa Birliği içindeki oy hakkını kısıtlama yoluna gitmeye çalışması, olağanüstü bir önlem olarak görülüyor. Gazete, Orban'ın, 1950'li yıllardan bu yana şekillenen Avrupa Birliği projesinin kurumlarını korumaya ve liberal değerlerin yanında yer almaya çalışan Avrupalı liderleri köşeye sıkıştırdığı yorumunda bulunuyor. Orban ise Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada Avrupa'nın değerlerine karşı olmadığını, tam tersine bu değerleri korumaya çalıştığını kaydetti. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America- 13.09.2018

Washington Post, Kuzey ve Güney Carolina eyaletlerini bu akşam vurması beklenen Florence Kasırgası'nın zayıflamasına rağmen sel baskını ve deniz sularının yükselmesi nedeniyle büyük hasara neden olacağını bildiriyor. Gazete, karaya vurduktan sonra yavaşlaması ve iki Carolina eyaletinin semalarında duraksaması beklenen kasırganın, sıcak okyanus sularından aldığı enerjiyle, aşırı miktarda yağışa neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Habere göre Florence Kasırgası, şiddet itibarıyla Kategori 4'ten kademeli olarak Kategori 2'ye indirildi, ancak boyutu büyüdü. Kasırganın kuzeye doğru yön değiştirerek yaz ayları boyunca normalin çok üzerinde yağış alan Virginia, Maryland, Pennsylvania ve Washington'a yeni bir şiddetli yağış dalgası getirmesi de uzmanların değerlendirdiği senaryolardan biri. Meteoroloji yetkilileri, Kuzey Carolina eyaletinin kıyı kesimlerinde metrekareye düşen yağış miktarının yarım metre ila 75 santimetreyi bulabileceğini, deniz seviyesindeki yükselmeninse 4 metreye ulaşabileceğini bildiriyor.

New York Times ise Trump Yönetimi ve Federal Acil Durum Dairesi FEMA'nın yaklaşmakta olan Florence Kasırgası sonrasında gösterecekleri çabaların ve atacağı adımların bir sınav niteliği taşıdığını yazıyor. Gazete, geçen yıl Amerika'yı üç büyük kasırganın vurmasının, özellikle Maria Kasırgası'nın vurduğu Porto Riko'nun bir ada olmasının ve buradaki yerel hükümetin kaldıramayacağı kadar büyük bir yük altına girmesinin, Acil Durum Dairesi'nin işini zorlaştırdığı yorumunda bulunuyor. Ancak gazeteye göre durum bu sefer farklı olabilir. Bunun bir nedeni, Florence'ın 2018'in ilk büyük kasırgası olması. İkinci nedeni ise yerel yönetimlerin ve FEMA'nın hazırlık yapmak ve en çok etkilenecek kritik bölgelere personel ve ekipman aktarımı yapmak için oldukça uzun zamana sahip olmaları. Trump Yönetimi ve FEMA, geçen yılki Irma, Harvey ve Maria kasırgalarına zamanında yanıt veremedikleri, özellikle Porto Riko'da halkın çok uzun süre içme suyu, gıda ve elektrikten mahrum bırakılması nedeniyle şiddetle eleştirilmişti. Gazete, 2005 yılında Louisiana eyaletini vuran ve dönemin başkanı George W. Bush'un sicilinde, ihmalkar davrandığı gerekçesiyle uzun yıllar kara bir leke olarak anılan Katrina Kasırgası'ndan sonra, tüm doğal afetlerin başkanlar açısından son derece ciddi siyasi sonuçlar doğurduğunu hatırlatıyor.

New York Times bugün ayrıca Amerika'nın demografik yapısındaki değişikliklerle ilgili bir habere yer veriyor. Gazete, yabancı ülkelerde doğan Amerikan vatandaşlarının sayısının 1910 yılından bu yana en yüksek seviyeye eriştiğini bildiriyor. Habere göre Amerikan Nüfus Sayımı Dairesi'nin 2017 yılına ait verileri, Amerika'ya göç edenlerin geldikleri ülkelerin değiştiğine işaret ediyor. Buna göre göçmenlerin büyük çoğunluğu çok uzun zamandır Latin Amerika ülkelerinden geliyordu. Ancak Brookings Enstitüsü'nün yaptığı bir çalışma, 2010 yılından bu yana Amerika'ya göç edenlerin yüzde 41'inin Uzakdoğu ülkelerinden, yüzde 39'ununsa Latin Amerika'dan geldiğini ortaya çıkardı. Araştırmaya göre Amerika'ya 2000-2009 yılları arasında göç edenlerin sadece yüzde 30'u, üniversite diplomasına sahipti. Ancak bu oran, 2010'dan bu yana yüzde 45'e yükseldi. Gazete, Başkan Trump ve Cumhuriyetçi Parti'nin göçmen sayısının kısıtlanması ve kabul edilecek göçmenlerin kalifiye olduğuna dikkat edilmesi gerektiğini savunduğunu hatırlatıyor, ancak demografik verilerin, Amerika'ya gelen göçmenlerin yapısında zaten bu yönde büyük değişiklikler yaşandığına işaret ettiğinin altını çiziyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Voice of America- 14.09.2018

Washington Post, Amerika'nın doğu kıyılarını günlerdir tehdit eden Florence Kasırgası'nın Kuzey Carolina eyaletinde karaya vurduğunu ve gerek kıyı kesimlerinde gerekse iç kesimlerde en büyük tehlikenin şiddetli yağış ve deniz suyu yükselmesinin yol açacağı sel felaketi olduğunu bildiriyor. Yetkililer, Florence Kasırgası'nın rüzgar şiddetinin en düşük seviye olan Kategori 1'e gerilemesinin yanıltıcı olmaması gerektiği, esas tehlikenin su baskını olduğu konusunda uyarılarını sürdürüyor. Habere göre Kuzey Carolina eyaletinin bazı bölgelerinde kasırganın metrekare başına bir metre, yani bir başka deyişle bir ton ağırlığında yağış bırakması bekleniyor. Şiddetli rüzgar ve sel baskını tehdidi nedeniyle yetkililer, Kuzey Carolina eyaletindeki bazı nükleer enerji santrallarını kapatma kararı aldı. Nükleer santrallar saatte 320 kilometre hızla esen rüzgarlara ve yedi metreden yüksek su baskınlarına dayanacak şekilde inşa edilmiş olsa bile önlem amacıyla santrallardaki faaliyetlerin durdurulduğu bildirildi.

Washington Post bugün ayrıca Amerika ve Çin arasındaki ticari anlaşmazlıklarla ilgili bir habere yer veriyor. Gazete Çin'in, Başkan Trump'ın tahmin ettiğinden çok daha uzun süre direniş gösterebileceğini ve bu anlaşmazlıkların adeta siper savaşına dönüşebileceğini yazıyor. Habere göre Trump, Çin'in Amerika'yla anlaşmak için baskı altında olduğunu ve Amerika'da piyasalar yükselmeye devam ederken Çin'in gerileme yaşadığını söylemişti. Ancak uzmanlar, Trump'ın Çin'in mali zorluğa düşeceği ve bu durumun, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'i müzakereye zorlayacağı şeklindeki öngörüsünün hatalı olduğunu kaydediyor. Gazete, eski Maliye Bakanlığı yetkilisi Jeff Moon'un, "Her ekonominin sorunları vardır. Bizim de trilyon dolarlık açığımız var. Ama bu, ekonominin ciddi tehdit altında olduğuna işaret etmez, Trump büyük bir hesap hatası yapıyor" şeklindeki görüşlerine yer veriyor. Çin'in en büyük borsası Şangay Kompizit Endeksi'nin bu yıl yüzde 23 oranında düşüş yaşaması, Trump'ı haklı gibi gösterebilir. Ancak gazete, Çin piyasalarındaki dalgalanmaların Amerika'nın tersine çok daha az etkili olduğunu ve bunun, Çinli liderler üzerinde baskı yaratacak seviyede olmadığını vurguluyor. Syracuse Üniversitesi'nden iktisatçı Mary Lovely ise Trump'ın Çin'e getirdiği ek gümrük tarifesi uygulamasının büyük çoğunluğunun Çin değil, Amerikan firmalarını olumsuz etkilediğinin altını çiziyor. Bunun bir örneği, Trump'ın gümrük tarifesi getirdiği bilgisayar ve elektronik ürünlerinin yüzde 87'sinin Amerikan firmaları tarafından üretiliyor olması. 2008 mali krizinden bu yana Çin'in ekonomisinin ticarete olan bağımlılığını üçte bir oranında azaltması da bu ülkenin ticaret savaşlarına karşı direncini arttıran bir etken.

New York Times ise Başkan Trump'ın geçen yıl Porto Riko'yu vuran Maria Kasırgası'nda hayatını kaybedenlerin sayısının abartıldığını söylediğini bildiriyor. Gazete, Florence Kasırgası'nın Kuzey ve Güney Carolina eyaletlerini etkisi altına aldığı sırada kamuoyuna uyarı niteliğinde açıklamalar yapan Trump'ın bir yandan da geçen yılki Maria Kasırgası'nın bilançosunu sorguladığını yazıyor. Habere göre Trump, Maria Kasırgası sırasında ve sonrasında Porto Riko'da neredeyse 3 bin kişinin yaşamını yitirdiğini inkar etti ve bu sayının, Demokrat Partililer tarafından uydurulduğunu söyledi. Trump, kasırga sonrasında Porto Riko yerel yönetimine yönelik küçümseyici tavrı ve adadaki felaketzedelere yeterince ve zamanında yardım ulaştırılmasını sağlamaması nedeniyle eleştiri oklarının hedefi haline gelmişti. Gazete, Trump'ın Porto Riko'daki ölü sayısının abartıldığı iddiasının gerek adadaki yönetim, gerekse aralarında Cumhuriyetçi Partililer'in de bulunduğu Kongre üyeleri tarafından eleştirildiğini bildiriyor. Gazete, Trump'ın bu tavrının, Beyaz Saray'a girerken "hiçbir zaman özür dileme" şeklinde benimsediği ilkesinden kaynaklandığı yorumunda bulunuyor. Trump'ın resmi verileri kendi çıkarları doğrultusunda çarpıtmaktan kaçınmadığını hatırlayan New York Times, Başkan'ın doğal afet zamanında bile partizanlık yapmayı sürdürdüğünü kaydediyor. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter