ABD Basını

Başlatan Sihirbaz, Mar 28, 2017, 03:20 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-28.12.2017

Wall Street Journal, Amerika ve Rusya'nın Ukrayna, Suriye ve Kuzey Kore gibi kilit meselelerde yaşadığı görüş ayrılıklarıyla ilgili bir habere yer veriyor. Gazete, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'la yaptığı telefon görüşmesinde, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik tavrını yumuşatması çağrısı yaptığını, Lavrov'unsa Amerika'da Kuzey Kore'yle yüzleşmekten kaçınmasını istediğini bildiriyor. Habere göre Rusya'nın geçtiğimiz hafta Ukrayna'daki ateşkes gözlemleme faaliyetlerinden çekilmesi üzerine Ukrayna'nın doğusundaki çatışmalar yeniden şiddetlendi. Tillerson, Rusya'dan, ateşkes takibine tekrar katılmasını talep etti. Ancak Amerika'nın geçen hafta Ukrayna'ya tanksavar silah tedarik etmeyi kabul etmesi, Amerika ve Rusya arasındaki gerginliğin artmasına neden olabilir. Gazete öte yandan Kuzey Kore konusundaysa hem Tillerson hem de Lavrov'un Kore Yarımadası'nı nükleer silahlardan arındırmak için diplomatik çözüm üzerinde anlaşma yapmak gerektiğini düşündüğünü yazıyor. Ancak Lavrov'un Rus Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde, "Washington, Pyongyang'e yönelik saldırgan bir söylem kullanıyor, savaş hazırlığı yapıyor" şeklindeki ifadeleri, gerginlikleri tırmandırabilir. Başkan Trump'ın Rus lider Putin'le birkaç kez telefonla ve yüz yüze görüşmesine ve Moskova'yla daha yakın ilişkiler kurma çağrılarına rağmen Amerikalı diplomat ve askeri yetkililer, birçok mesele üzerinde Rus mevkidaşlarıyla ortak paydada buluşmanın zor olduğundan yakınıyor. Gazete, Amerika ve Rusya arasındaki anlaşmazlıkların esasında Doğu ile Batı'nın diyalog kurma konusundaki isteksizliğin bir yansıması olduğu yorumunda bulunuyor.

New York Times ise Suriye'yle ilgili haberinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye Devlet Başkanı Esat'a karşı tutumunu bir kez daha sertleştirdiğini yazıyor. Gazete, Suriye'deki çatışmaların sona doğru ilerlediği şu günlerde savaşı kazandığına ve iktidarda kalacağına kesin gözüyle bakan Esat'ın, yakın gelecekte de büyük olasılıkla Suriye'nin lideri olarak kalmaya devam edeceğini kaydediyor. Habere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, son birkaç aydır Esat'ın kalıcı olduğunu kabul ettiğinin sinyallerini veriyordu. Ancak Esat'ı "terörist" olarak nitelediği dünkü tavır değişikliği, Erdoğan'ın Rusya'ya bir anlamda "Suriye'nin geleceğini tek başına şekillendiremezsin" mesajı vermesi anlamına geliyor. Rusya'nın Kürt grupları Suriye barış görüşmelerine katmaya istekli olması ve bazı Kürt temsilcileri Soçi'ye davet etmesi, Türkiye'nin hoşuna gitmiyor. Öte yandan gazete, Erdoğan'ın Esat'a yönelik terörist suçlamasının tam da Esat'ın 400 bin kişinin yaşadığı Şam yakınlarındaki Doğu Guta'ya insani yardım koridoru açtığı zamana denk geldiğini belirtiyor.

Washington Post ise Rus Makeyev Füze Tasarım Dairesi'nden elde ettiği belgelere dayandırdığı haberinde, Kuzey Kore'nin tüm dünyayı şaşkınlık içinde bırakacak kadar hızlı geliştirdiği nükleer teknolojisinin bir kısmını Rusya'dan aldığını yazıyor. Habere göre Sovyetler Birliği'nin çöküşünden birkaç hafta sonra Amerikalı yatırımcılardan ve Rus bilimadamlarından oluşan bir heyet, Moskova'nın sahip olduğu stratejik silahların en önemlilerin biri olan denizaltıdan fırlatılan füzelerin pazarlanmasıyla ilgili bir anlaşma yapmıştı. Amaç, Amerikan uydu teknolojisini Rus silah teknolojisiyle bir araya getirerek denizaltı füzelerini uzay araştırmalarına, yani barışçı bir amaca yöneltmekti. Ancak bir dizi hukuki ve bürokratik engel yüzünden anlaşmanın tamamlanamaması, Sovyet askeri teknolojisine nakit para ödemeye hevesli Kuzey Kore'nin araya girmesine neden oldu. Bundan 20 yıl sonraysa bazı Sovyet silah tasarımlarının birbiri ardına Kuzey Kore'deki füze fırlatma platformlarında yer aldığı gözlenmeye başlandı. Gazete, Kuzey Kore'nin daha eski füzelerinde Rus yapımı parçalar ve tasarımlar kullandığının bilindiğini hatırlatıyor, ancak son ele geçirilen belgelerin, Kuzey Kore'nin elinde çok daha gelişmiş füzeler olduğuna işaret ettiğini yazıyor. Yeni ortaya çıkan bu teknoloji, daha çok karada fırlatma platformuna gerek kalmadan denizden fırlatılan füzelerle ilgili. Amerikalı yetkililer, Kuzey Kore'nin Rus tasarımları üzerinde çalışarak bunları daha da geliştirmeyi amaçlıyor olabileceği görüşünde.

Washington Post'un bugünkü ana sayfasında yer alan bir başka haberse Başkan Trump'ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn'le ilgili. Gazete, Flynn'in Rusya soruşturması kapsamında Başkan Trump'ı zan altında bırakacak şekilde bir suçlama yöneltmesi durumunda Trump'ın avukatlarının karşılık olarak Flynn'ı yalancılıkla suçlayacaklarını yazıyor. Trump ekibinin Flynn'i yalancılıkla suçlama planının hazır olduğunu kaydeden gazete, bu yaklaşımın, Trump'ın daha önce "harika bir insan" olarak nitelediği Flynn'e yönelik sempatik tavrından keskin bir dönüş olarak algılanacağı yorumu yapıyor. Habere göre Trump'ın avukatları, daha önce, Flynn'in Trump ya da Beyaz Saray ekibinden bir başkasını zor durumda bırakacak delillere sahip olmadığından emin olduklarını kaydetmişti. Ancak Flynn'in Rusya soruşturması kapsamında FBI'la işbirliği anlaşması yapması, Trump'ın avukatlarını olası bir suçlama karşısında hazır olmak üzere harekete geçirdi. Trump ekibinin planının ana parçası, Flynn'in yalancılığı. Ekip, Flynn'in Rusya Büyükelçisi'yle yaptığı görüşmeler konusunda FBI'a yalan söylediğini itiraf etmesinden yola çıkarak eski Ulusal Güvenlik Danışmanı'nın portresini bir "yalancı" olarak çizecek. Hukuk uzmanlarıysa eskiden yalan söyleyen bir kişinin güvenilmez olduğu şeklinde bir taktik geliştirmenin en temel hukuki savunma stratejisi olduğunu, ancak bu stratejinin işe yarayıp yaramayacağını, Flynn'in olası suçlamalarını destekleyecek başka kanıtlar olup olmadığının belirleyeceğini kaydediyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-29.12.2017

New York Times, New York'un beş bölgesinden biri olan Bronx'ta en az 12 kişinin ölümüne neden olan yangın felaketine geniş yer ayırıyor. Gazete, Bronx'ta son 27 yılın en çok can alan yangınında 20 dairenin bulunduğu yüz yıllık bir apartman binasının şiddetli rüzgarın da etkisiyle çok kısa süre içinde alevlere boğulduğunu yazıyor. Habere göre 160 itfaiyecinin müdahale ettiği yangın, üç saatten uzun süre sonra kontrol altına alınabildi. Yangında ölenlerin en küçüğü bir, en büyüğü ise 50 yaşındaydı. Yangının çıkış nedeniyse henüz belirlenemedi. Gazete, 1990 yılında Bronx'ta ruhsatsız işletilen Happy Land adlı kulübün kundaklanması sonucu 87 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatıyor. Kübalı bir mültecinin kız arkadaşıyla kavga etmesinden sonra kıskançlık krizi geçirerek kulübü ateşe verdiği olayda ölenlerin çoğu, karnaval kutlaması yapan Honduraslı göçmenlerdi.

New York Times bugün ayrıca gazetenin muhabirlerinden Michael Schmidt'in Başkan Trump'la Florida'nın West Palm Beach kentindeki golf kulübünde yaptığı yarım saatlik söyleşinin ayrıntılarına yer veriyor. Michael Schmidt, söyleşide, Rusya soruşturması, Kuzey Kore, Alabama özel Senato seçimleri gibi son aylarda gündemi meşgul eden konuları ele alıyor. Habere göre Trump, bazı Cumhuriyetçi Partililer'in Rusya soruşturmasını yürüten özel savcı Robert Mueller'a karşı başlattıkları karalama kampanyasının tam tersine Mueller'ın kendisine adil davranacağına inandığını söyledi. Yarım saatlik söyleşi sırasında Rusya'yla işbirliği yapmadığını 16 kez dile getiren Trump, soruşturmanın Amerika'yı dünya kamuoyunun önünde çok kötü gösterdiğini, soruşturma ne kadar çabuk tamamlanırsa bunun Amerika için o kadar iyi olacağını kaydetti. Bir başkan olarak soruşturmayı durdurma hakkı olduğunu vurgulayan Trump, buna rağmen kendisine hakkaniyetli davranılacağı umuduyla meseleden uzak durduğunu söyledi. Başkan, Kuzey Kore konusundaysa Çin'e yüklendi ve "Kuzey Kore'ye petrol sevkiyatı devam ediyor, halbuki Çin'le yaptığım anlaşma bu değildi. Eğer Çin'den Kuzey Kore meselesiyle ilgili yardım alamazsak ben de ne zamandır yapmak istediğini yaparım" dedi. Trump, Alabama eyaletinde yapılan senatörlük seçimini Demokrat Partili Doug Jones'un kazanmasıyla ilgili olarak ise Cumhuriyetçi aday Roy Moore'un seçimi zaten kazanamayacağını bildiğini, ancak partisinin başı olarak Moore'u desteklemek zorunda olduğunu hissettiğini belirtti.

New York Times'ın iç sayfalarında yer alan bir haberse Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la ilgili. Patrick Kingsley imzalı haber, "Bir Yıl Boyunca Avrupa'yı Yerden Yere Vuran Erdoğan Barışmaya Çalışıyor" başlığını taşıyor. Gazete, Erdoğan'ın 2017 yılı boyunca bir zamanlar dost ve müttefik olduğu Avrupa ülkelerini karşısına almak için elinden geleni yaptığını, ancak yılsonu yaklaşırken fikir değişikliği yaşadığını yazıyor. Haber şöyle devam ediyor: "Erdoğan, bu yılın başında Hollanda hükümetini 'Nazi kalıntıları' olarak tanımladı, Alman siyasetçileri 'Nazilik yapmakla' suçladı, tüm Avrupa kıtasınıysa 'ırkçı, faşist ve gaddar' olarak nitelendirdi. Vize krizi nedeniyle Amerika'yla ilişkiler de iyi gitmedi. Ancak yıl bitimine birkaç gün kalan Erdoğan'ın dönüş yaptığı gözleniyor. Vize kısıtlamaları Amerika'yla karşılıklı olarak kaldırıldı. Cumhurbaşkanı, Tunus'a giderken yaptığı açıklamada, 'Almanya, Hollanda ya da Belçika'yla bir meselemiz yok, tam tersine bu ülkeler benim eski dostlarım' dedi, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Papa Francis'le bir araya gelmek istediğini söyledi. Türkiye'nin politikalarının Erdoğan'ın duygu durumuna göre yön değiştirdiği, bilinen bir gerçek. Kimi uzmanlar, Erdoğan'ın bu son tavır değişikliğini, uluslararası arenada yıl boyunca dışlanmış olmanın bir sonucu olarak görüyor." Gazete, Avrupa Birliği Türkiye eski temsilcisi Marc Pierini'nin konuya ilişkin görüşlerine de yer vermiş. Pierini'ye göre Erdoğan'ın sözlerinin tek nedeni var, o da diplomatik tecrit. Batı'yı şeytan olarak gösterme çabasının Erdoğan açısından önemli bir nedeninin ülke içinde oy toplamak olduğunu kaydeden uzmanlar, NATO üyesi olmasına ve Avrupa'ya göçmen selini durdurmada kilit ortak olarak görülmesine rağmen Türkiye'nin Avrupa'yla ilişkilerinin son bir yıl içinde büyük hasar gördüğünün altını çiziyor.

Washington Post ise Irak'ta aralarında yabancı savaşçıların da bulunduğu IŞİD zanlılarının yıldırım hızıyla yargılanıp ölüm cezasına çarptırılmalarının yarattığı tartışmayla ilgili bir habere yer ayırmış. Gazete, Başbakan Haydar El Ebadi'nin talimatıyla ve IŞİD kurbanlarının ailelerinin içini rahatlatmak amacıyla başlatılan hızlı yargılama sürecinin yabancı hükümetlerin siyasi ve ahlaki bir ikilem yaşamalarına neden olduğunu yazıyor: Yabancı hükümetler Irak'taki şüpheli yargılama sürecine karşı çıkıp kendi topraklarında terör tehdidine kapı aralayacağını bile bile vatandaşlarının iadelerini mi istemeli, yoksa Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin itirazlarına rağmen Irak'taki mahkemelerin hukuki süreci işletmelerine izin mi vermeli? Gazete, Irak'ta ölüm cezasına çarptırılan iki Türk'ü buna örnek gösteriyor. Habere göre Ağustos ayında IŞİD mensubu oldukları gerekçesiyle tutuklanan iki Türk vatandaşı, sadece 18 dakika süren duruşmada ölüm cezasına çarptırıldı. Türkler, yaptıkları savunmada masum olduklarını, Irak'a sadece sıhhi tesisat işine girmek için geldiklerini kaydetti. Birleşmiş Milletler'e göre Irak'ta 6 binden fazla militan, aldıkları ölüm cezalarının infaz edilmesini bekliyor. Ölüm cezasına çarptırılanların kaçının yabancı olduğu ve hangi ülkelerden geldikleriyse açıklanmış değil. Çok sayıda Avrupa ülkesiyse vatandaşlarının iade edilmesi talebinde bulunmadı. Gazete, adil yargı sürecinin olmadığı bu ortamın, Şiiler ve Sünniler arasındaki mezhep çatışmalarını kızıştırabileceği uyarısında bulunuyor. Bunun nedeni, hükümet ve yargı sistemlerinin Şiilerin egemenliği altında olması, terörle suçlananların neredeyse tamamınınsa Sünni olması. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-27.02.2018

Washington Post, Florida'daki silahlı lise saldırısından sonra Kongre'nin daha sıkı silahlanma yasaları çıkarması için yoğunlaşan baskıların, Cumhuriyetçi Kongre üyeleri tarafından şüphe ve sessizlikle karşılandığını yazıyor. Gazete, 14 Şubat'taki saldırıdan sonra Başkan Trump'ın silah sahibi olmak isteyenlerin tabi tutulduğu federal güvenlik taramasının sıkılaştırılması, bazı silah aksesuarlarının yasaklanması ve silah sahibi olma yaşının yükseltilmesine ilişkin yeni yasalara sıcak baktığının sinyalini verdiğini bildiriyor. Ancak habere göre ne Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan ne de Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell'dan, yasa değişikliğine yeşil ışık yaktıklarına ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi. Cumhuriyetçi Parti'nin üst düzey yetkililerinin sessizliği, gazeteye göre parti içindeki bölünmelerden kaynaklanıyor. Büyük kentlerde ve bu kentlerin banliyölerinde yaşayan, siyasi açıdan ılımlı sayılabilecek seçmenleri temsil eden Cumhuriyetçilerle, kırsal kesimlerde yaşayan ve silah kontrolunu vatandaşlık hakları sınırlaması olarak algılayanları temsil eden partililer arasında derin bir uçurum var. Silah kontrolu yanlıları son bir haftadır seslerini giderek daha çok duyurmaya başlamış olsa da Temsilciler Meclisi ve Senato'daki Cumhuriyetçi çoğunluk, kırsal ve muhafazakar seçmenleri temsil edenlerden ve buna bağlı olarak, silah kontrolu konusunda her türlü yasayı dayatanlardan oluşuyor. Örneğin geçen yıl kendisi de silahlı saldırıya uğrayan Louisiana eyaleti temsilcisi Steve Scalise, silah kontrolu yasalarına karşı çıkıyor, bunun yerine, akıl sağlığına odaklanmak gerektiğini vurguluyor. Gazete, Trump'ın da şimdilik siyasi tabanını küstürecek bir adım atmaktan kaçındığını, bunun için bir yandan güvenlik taramasının sıkılaştırılmasından yana tavır koyarken, diğer yandan öğretmenlerin silahlandırılması önerisi getirdiğini yazıyor.

New York Times ise devlet başkanlığını iki dönemle sınırlandıran yasayı kaldırmayı planladığını açıklayan Çin Komünist Partisi'nin Devlet Başkanı Xi Jinping'in iktidarda ömür boyu kalmasının önünü açmaya hazırlandığını bildiriyor. Gazete, anayasa değişikliğine ilişkin bu sürpriz açıklamanın, Komünist Parti'nin modernleşen Çin toplumu üzerindeki kontrolunu güçlendirme ve Çin'in küresel bir güç olarak yerini pekiştirme girişimi olduğu yorumunda bulunuyor. Habere göre Komünist Parti'den gelen açıklamanın zamanlaması, en deneyimli Çin siyaseti uzmanlarını bile şaşkınlığa uğrattı. Çünkü devlet başkanlığı koltuğundaki birinci dönemini önümüzdeki ay dolduracak olan Xi Jinping, görev süresi değişikliği için ikinci dönemin başlamasını bekleyebilirdi. Ya da Xi, ikinci dönemden sonra görevi bırakıp, tıpkı kendisinden önce gelenler gibi ülkeyi sahne arkasından yönetmeyi tercih edebilirdi. Gazete, siyasi liberalleşme yanlılarının, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi anayasal kontrol mekanizmalarını saf dışı bırakmaya çalışan liderlerin başını çektiği küresel trendin Çin'deki bu yansımalarını kaygıyla izlediğini bildiriyor. 64 yaşındaki Çin lideri Xi, zaten şu anda süre kısıtlaması olmayan parti genel sekreterliği ve askeri kumandanlık görevlerini de yürütüyor. Parti içinde yolsuzluklarla mücadeleye girişen Xi'nin aldığı sert önlemlerin Çin kamuoyunun büyük çoğunluğu tarafından memnuniyetle karşılanması ve Xi'nin hiçbir siyasi muhalifi olmamasıysa, ömür boyu devlet başkanlığı planının halkın tepkisini çekmesi olasılığını düşürüyor.

New York Times bugün ayrıca Fransa'nın sığınma başvurusunda bulunanları nasıl bir tarama sürecinden geçirdiğiyle ilgili bir habere yer ayırıyor. Gazete, Fransa'nın Afrika kaynaklı göçü daha başlamadan yerinde durdurmak amacıyla, sığınma başvurusunda bulunmak isteyenleri kendi ülkelerinde taramadan geçirdiğini bildiriyor. Fransız yetkililere göre Nijer'de yürütülen programın amacı, insan kaçakçılarını saf dışı bırakmak ve göçmenlerin kaçak olarak geçmeye çalıştıkları Akdeniz'de boğularak can vermelerini engellemek. Taramayı başarıyla tamamlayan çok az sayıda sığınmacıya Fransa'ya gitmeleri için uçak bileti veriliyor. Fransa'nın reddettiği başvurulara verdiği mesajsa çok açık: tehlikeli yollardan Fransa'ya ayak basmaya kalkışmayın, başvurunuz zaten reddedildi. Gazete, uzun yıllar boyunca kontrolsüz göç akınına uğrayan Avrupa ülkelerinin şimdi yeni önlemler almaya başladığına dikkat çekiyor. Örneğin İtalya'nın Libya'da göç yollarını egemenliği altında tutan gruplarla gizli anlaşmalar yaptığına yönelik şüpheler mevcut. Avrupa Birliği'yse Afrika ülkelerindeki başkentlere delegeler gönderiyor ve göçü engellemeye çalışan Afrikalı liderlere mali yardım vaadinde bulunuyor. Bu uygulamaları eleştiren insan hakları savunucularıysa özellikle Fransa'nın göçü kaynağında durdurma yaklaşımının etik tartışmalara açık olduğu görüşünde. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-28.02.2018

New York Times, Başkan Trump'ın Beyaz Saray'da başdanışman olarak görev yapan damadı Jared Kushner'ın en gizli belgelere erişim için gereken güvenlik izni seviyesinin düşürüldüğünü bildiriyor. Gazete, güvenlik taramasında aylar süren gecikmeler yaşayan Kushner'ın geçici güvenlik izniyle Beyaz Saray'da faaliyet gösterdiğini ve bundan böyle çok gizli belgelere erişim sağlayamayacağını yazıyor. Bu son gelişme, Beyaz Saray Genel Sekreteri John Kelly'nin Beyaz Saray çalışanlarının tabi tutuldukları güvenlik taramasında bazı önemli değişiklikler yapacağını açıklamasından sonra yaşandı. Habere göre Kushner'ın dış politikada Trump adına yürüttüğü faaliyetlerinde de bundan sonra hızlı bir azalma görülecek. Kushner'ın teknolojik inovasyon ve cezaevlerinde reform gibi en yüksek seviyede güvenlik izni gerektirmeyen iç siyasete ilişkin bazı faaliyetlerineyse devam etmesi bekleniyor. Kushner şimdiye kadar Çin'den Suudi Arabistan'a birçok dış gezide kayınpederine eşlik etmiş, bunların yanı sıra kendi başına da dış gezilere çıkmış, yabancı liderlerle temaslarda bulunmuştu. Ancak mali ilişkileri ve yabancı yetkililerle kurduğu ilişkilerin oluşturduğu soru işaretlerinin son zamanlarda artması, Kushner'ın yavaş yavaş geri plana çekilmesine neden olmuştu. Gazeteye göre Kushner'ın güvenlik statüsündeki bu değişimin, eşi Ivanka'yla birlikte Beyaz Saray'dan ayrılıp New York'taki özel hayatlarına geri dönmesine yol açıp açmayacağıysa şu anda net değil.

New York Times bugün ayrıca bireysel silahlanma ve Ulusal Silah Birliği NRA'in faaliyetleriyle ilgili tartışmaları aktarmayı sürdürüyor. Gazete, Georgia eyaletinin en büyük işverenlerinin başında gelen Delta Havayolları'nın Ulusal Silah Birliği üyelerine sağladığı promosyon ve indirimleri sona erdirdiğini açıklamasının, şirketin Cumhuriyetçi Parti'nin hedefi haline gelmesine neden olduğunu yazıyor. Georgia eyaletinin en büyük kenti Atlanta'ya finansal canlılık sağlayan şirketlerden Delta, şimdi kendisine Georgia eyaleti tarafından sağlanan vergi indirimi imtiyazını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya. Habere göre "Şirketler muhafazakarlara saldırıp sonra da karşılık görmeyeceklerini beklemesin" diyen Georgia eyalet senatosu başkanı Cumhuriyetçi Casey Cagle, Delta'ya sağlanan 50 milyon dolarlık uçak yakıtı satış vergisi indirimini geri çekecekleri tehdidinde bulundu. Gazete, Florida'daki lise saldırısından sonra bireysel silahlanmada Ulusal Silah Birliği'nin rolünü sorgulayan şirketlerin sosyal sorumluluk, ideolojik bağlılık ve bunların finansal etkileri arasında hassas bir denge tutturmaya çalıştıklarını kaydediyor. Örneğin merkezi Tennessee eyaletinin Memphis kendinde bulunan taşımacılık devi FedEx, NRA'in bireysel silahlanma konusundaki tutumunu yanlış bulduğunu bildiren bir açıklama yapmasına rağmen, birlik üyelerine sunduğu yüzde 26'lık indirime devam edeceğini bildirdi.

Wall Street Journal ise Kuzey Kore hükümetinin Suriye'deki silahlarla olan bağlantısına ilişkin bir habere yer veriyor. Gazete, Birleşmiş Milletler raporunun, Kuzey Kore'nin kimyasal silah imal edildiğinden şüphelenilen bir fabrikaya malzeme gönderdiğini bildirdiğini yazıyor. Gizli raporda yer alan istihbarat verilerine göre Kuzey Kore, Suriye'ye, sanayi ölçekli kimyasal silah imalatında kullanılmak üzere 50 ton malzeme gönderdi. Pyongyang hükümeti adına iş yapan bir Çin ticaret firması, 2016 sonunda ve 2017 başında beş aynı nakliyat yaptı. Suriye'ye nakledilen malzemeler arasında yüksek ısıya ve aside dayanıklı fayans, paslanmaz çelik boru, subap ve vanalar bulunuyor. BM, kısa süre önce, sivillere yönelik kimyasal silah kullanımını arttırdığını iddia ettiği Suriye hükümetinin olası askeri yanıtla karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunmuştu. Suriye Amerikan Tıp Cemiyeti, Suriye rejiminin bu yıl en az üç kimyasal silah saldırısında bulunduğunu bildiriyor ancak Şam Hükümeti, kimyasal silah kullandığı iddialarını reddediyor. Gazete, Kuzey Kore'ye yönelik uluslararası yaptırımların sıkılaştırılmasına rağmen Suriye'deki savaşın Kim Jong Un için beklenmedik bir gelir kapısı haline geldiğini yazıyor. Kuzey Kore'nin Suriye gibi yasadışı gelir kaynaklardan gelir elde etmesi, Washington'un Kuzey Kore'ye yönelik "azami baskı" politikasını tam kapasite uygulamasını engelliyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-01.03.2018

Washington Post bugünkü ana sayfasında Amerikan siyaseti ve Beyaz Saray'da yaşanan son gelişmelerle ilgili çarpıcı haberlere yer veriyor. Gazete, Rusya soruşturmasını yürüten özel savcı Robert Mueller'ın Başkan Trump'ın geçen yaz Adalet Bakanı Jeff Sessions'ı görevden almayı düşündüğü dönemi ve böylesi bir gelişmenin Trump'ın adaleti engelleme girişimine olası etkilerini soruşturduğunu yazıyor. Habere göre Mueller, son aylarda, Trump'ın geçen yıl Temmuz ve Ağustos'ta Adalet Bakanı Sessions'ı küçük düşüren Twitter mesajları attığı dönemde yakın çevresiyle ne gibi yorum ve düşünceler paylaştığıyla ilgili bilgiye sahip olabilecek kilit görgü tanıklarını sorguya çekiyor. Amaç, Trump'ın Adalet Bakanı Sessions'ı görevden alıp, yerine Rusya soruşturması üzerinde etkili olacak bir başkasını getirmeyi planlayıp planlamadığını ortaya çıkarmak. Başkan Trump ve Adalet Bakanı Sessions'ın Rusya soruşturması yüzünden aralarının açık olduğu, uzun zamandır biliniyor. Yakın çevresine göre Başkan, Sessions'dan, ihtiyar, beceriksiz, gözü görmeyen bir çizgi karakter olan Mr. Magoo şeklinde bahsediyor. Habere göre Trump, yakınlarına, iş hayatı boyunca en iyi avukatları tuttuğunu söylüyor ama şimdi sadakatte kusur eden, kendisini yeterince savunmayan Sessions'a mecbur kalmaktan şikayet ediyor. Sessions ise Trump'ın saldırılarının kendisini yaraladığını itiraf etmesine rağmen istifa etmeyeceği ve Başkan'la arasındaki soğuk savaşı sürdüreceği konusunda ısrarlı.

Washington Post bugün ayrıca Başkan Trump'ın en yakın danışman ve sırdaşlarından biri olan Beyaz Saray İletişim Direktörü Hope Hicks'in istifasının Beyaz Saray'da şok etkisi yarattığını bildiriyor. Gazete, Hicks'in Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'nda bazen Başkan adına "beyaz yalanlar" söylediğini itiraf ettiği dokuz saat süren ifadesinden sonra istifa kararı almasının dikkatlerden kaçmadığı yorumunda bulunuyor. Habere göre 29 yaşındaki Hicks, daha başkanlığa aday olduğunu açıklamadan önce Trump'ın yanında çalışmaya başlamış, Beyaz Saray'daysa Başkan'ın tutarsız mizacını kontrol altına almaktan kamuoyu önünde sunduğu imajı oluşturmaya, küçük-büyük her türlü mesele üzerinde fikir beyan etmeye kadar birçok görev üstlendi. Trump'ın en sadık danışmanlarından biri olan Hicks'in başkanlığının sonuna, hatta daha da ötesine kadar Trump'ın yanı başında olacağına herkes kesin gözüyle bakıyordu. Ancak Trump'a yakınlığı, Hicks'in özel savcı Robert Mueller'ın yürüttüğü Rusya soruşturmasının da odaklarından biri haline gelmesine yol açtı. Beyaz Saray yetkilileriyse Hicks'in görevden ayrılma kararının birkaç haftadır gündemde olduğunu ve bu kararın, Kongre'de verdiği ifadeyle hiçbir bağlantısı olmadığını iddia ediyor. Yetkililere göre Hicks'in görevi bırakma nedeni, son üç yıldır Trump'ın yakın çevresinde çalışmanın ve her gün, hatta bazen saat başı patlak veren krizleri çözme yükümlülüğünün beraberinde getirdiği aşırı yorgunluk ve stres. Gazete, çoğu zaman Başkan'ın halkla ilişkiler koordinatörlüğünü yürüten Hicks'in istifasının Trump'ı Beyaz Saray içinde hızla yalnızlığa sürükleyeceği öngörüsünde bulunuyor.

New York Times ise Başkan Trump'ın Ulusal Silah Birliği NRA'i şaşırtan bir hamle yaparak silah kontroluna sıcak baktığının işaretlerini verdiğini yazıyor. Gazete, Trump'ın dün canlı yayınlanan konuşmasında silah kontrolundan yana olduğunu söylemesinin ve Kongre'yi, NRA'in uzun yıllardır karşı çıktığı silah güvenliği yasasını yeniden gündeme getirmeye çağırmasının Cumhuriyetçi Parti içinde soğuk duş etkisi yarattığını bildiriyor. Habere göre Trump, internette ve silah fuarlarında silah satın almak isteyenlerin kapsamlı güvenlik taramasından geçirilmesi önerisinde bulundu. Trump ayrıca bazı genç yetişkinlere silah satışının kısıtlanması, akıl sağlığı yerinde olmayanların elindeki silahların toplatılması, hatta taarruz tipi ateşli silahların yasaklanması tartışmasının açılması şeklinde öneriler getirdi. Trump'ın bu açıklamaları üzerine NRA lobicileri telefona sarılarak Kongre'deki yandaşlarını aradı ve Kongre üyelerinden, Trump'ın söylediklerinin "büyük bir hata" olduğunu ifade etmelerini talep etti. Öte yandan kimi Demokrat Partililer, Trump'ın getirdiği önerileri hayata geçirip geçirmeyeceğineyse şüpheyle bakıyor. Trump'ın dün şaşkınlık yaratan bir performans sergiledikten sonra bireysel silahlanmanın kısıtlamalara tabi tutulmasını destekleyen somut politikalar geliştirip geliştirmeyeceği net değil. Bazı Demokratlar, Trump'ın Amerika'ya çocukken kaçak olarak getirilen gençleri korumaktan yana da tavır aldığını ancak vaatlerin boş çıktığını hatırlatıyor.

Miami Herald ise Florida'nın Parkland kentindeki Marjory Stoneman Douglas Lisesi öğrencilerinin, 14 Şubat Sevgililer Günü'nde aralarında öğrenci ve öğretmenlerin bulunduğu 17 kişinin ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırıdan sonra ders başı yaptıklarını yazıyor. Gazete, arkadaşlarının öldürüldüğü okula geri dönen öğrenciler için "normal" tanımının değiştiği yorumunda bulunuyor. Habere göre okulun yaklaşık 3 bin öğrencisinin yüzde 95'i, dün sınıflarına geri döndü. Lisenin müdürü, şu anda eğitim müfredatına değil, duygusal ve psikolojik hazırlık ve huzura odaklandıklarını kaydetti. Öğrenciler, 17 saniyelik saygı duruşundan sonra okul marşını söyleyerek sınıflarına giriş yaptı. Saldırının düzenlendiği lise birinci sınıf binasıysa "suç mahali" olduğu için polis kordonu altında tutuluyor. Öte yandan öğrenciler, öğretmenler ve aileler, bölge eğitim müdürlüğünün okul binasının yıkılması, yerine bir anıt inşa edilmesi ve okulun başka bir bölgede yeni bir binaya taşınması şeklindeki önerisine büyük destek veriyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-02.03.2018

Amerikan basını, dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Rusya'nın Amerika'nın tüm savunma sistemlerini bertaraf edebilecek kapasiteye sahip kıtalararası nükleer cruise füzelerine ve nükleer torpillere sahip olduğu ve Başkan Trump'ın çelik ve alüminyum ithalatına ek gümrük vergisi uygulayacağı açıklamalarıyla ilgili haberlere geniş yer ayırıyor.

New York Times, Putin'in Batılı ülkeleri yeni nesil nükleer silahlarla tehdit ettiğini yazıyor. Habere göre Putin'in animasyonlu video görüntüleriyle tanıttığı silah sistemi, yüksek menzilli ve çok hızlı. Putin, Rusya'nın bu yeni silahlarının savunma sistemleri tarafından imha edilmesinin mümkün olmadığını kaydediyor. Kimi uzmanlar, hile taktiklerinin Rus askeri doktrininin en önemli parçalarından biri olduğunun altını çiziyor ve Putin'in blöf yapıyor olabileceğini öngörüyor. Amerikalı yetkililerse Putin'in iddialarının tersine, nükleer cruise füzelerinin henüz kullanılabilir seviyeye gelmediğini, Kuzey Kutbu'nda yapılan bir deneme sırasında bir füzenin düştüğünü hatırlatıyor. Ancak gazete, Putin'in zekice bir hamle yaptığını ve konuşmasında, Amerikan tasarımı savunma sistemlerinin kusurlarını ve açıklarını öne çıkardığını kaydediyor. Buna göre Putin, Amerikan füze savunma sistemlerinin çok yüksekten uçan nükleer füzelerin daha havadayken, hedeflerine erişmeden imha edilecekleri ilkesini hedef aldı. Rus lider, yeni füzeler alçaktan uçtukları için imha edilmelerinin imkansız olduğunu söyledi. Putin konuşmasında ayrıca hükümetin bir yandan Rus Ordusu'nu güçlendirirken diğer yandan Rus halkının yaşam kalitesini yükseltmek için çok ciddi harcamalar yaptığını da belirtti. Rusya'daki yoksulluk oranını 2024'e kadar düşüreceği sözü veren Putin, sağlık hizmetlerine yapılan yatırımların arttırılacağını, emekli maaşlarınınsa yükseltileceğini söyledi. Putin ayrıca Rusya'da şu anda 73 yıl olan ortalama yaşam süresini 2030'a kadar 80 yılın üzerine çıkarmayı hedeflediklerini de vurguladı.

New York Times bugün ayrıca Başkan Trump'ın çelik ve alüminyum ithalatına yüksek gümrük vergileri getirme kararıyla ilgili habere yer veriyor. Gazete, piyasaların Trump'ın açıklamasına sert tepki verdiğini, borsaların düşüşe geçtiğini yazıyor. Habere göre Trump, sektörün önde gelen yöneticileriyle, Beyaz Saray içinde birçok kişiyi şaşkınlığa uğratan acele bir toplantı yaptı. Trump, gümrük vergisine ilişkin resmi kararı haftaya imzalayacağını söyledi ve kararın etkilerinin çok uzun süre hissedileceği sözü verdi. Trump'ın bazı danışmanlarının tavsiyelerinin aksi doğrultusunda aldığı karara yöre yabancı ülkelerden ithal edilen çeliğe yüzde 25, alüminyumaysa yüzde 10 oranında gümrük vergisi getirilecek. Trump, uygulamanın tüm ülkeler için geçerli olacağını, herhangi bir ülkeye imtiyaz sağlanmayacağını da kaydetti. Kararın temelindeyse ithal metallerin Amerikan sanayiini zayıflattığı ve buna bağlı olarak ulusal güvenliği tehdit ettiği görüşü yatıyor. Trump Yönetimi, özellikle Çin'in ucuz metal ihracatıyla mücadele etmeyi amaçladığını kaydediyor. Ancak gazeteye göre ağır gümrük vergisi uygulaması, en çok, gerek Amerikan şirketleri gerekse Amerikan Ordusu'nun çelik ve alüminyum ihtiyaçlarının büyük kısmını karşılayan Kanada gibi müttefikleri etkileyecek. Gazete, borsaların karara ani tepki verdiğini, Standard and Poor's 500 endeksinin yüzde 2'ye yakın değer kaybettiğini bildiriyor. Çelik ve alüminyuma dayalı otomotiv firmalarının ve uçak imalatçısı Boeing'in hisselerinde de düşüş kaydedildi.

Washington Post ise Rusya lideri Putin'in, Rusya'nın Amerikan füze savunma sistemlerini işlevsiz kılacak yeni silahlar geliştirdiğiyle ilgili açıklamalarının Rus-Amerikan ilişkilerine nasıl yansıyacağıyla ilgili bir değerlendirmeye yer ayırıyor. Gazete, iki ülke arasındaki ilişkilerin Soğuk Savaş'tan bu yana ilk kez bu kadar gerildiğini kaydediyor. Uzmanlara göre iki ülkenin birbiriyle olan ilişkisine damgasını vuran sözlü saldırılar, diplomatik ilişkilerde yaşanan aksamalar ve askeri gövde gösterileri, küresel güvenliği tehdit eder nitelikte. Rusya ve Amerika'nın siber güvenlik, Ukrayna, Suriye, silahlanma başta olmak üzere çözmesi gereken birçok mesele var. Ancak uzmanlar, ilişkilerin donma noktasına geldiği şu günlerde karşılıklı diyalog olasılığının düşük olduğunu kaydediyor. Amerika Savunma Bakanlığı yetkilileri, Rusya'yı, Amerika'ya yönelik bir numaralı stratejik tehdit olarak görüyor ve savunma bütçesindeki artışın Rusya kaynaklı tehditlere yanıt vermek için şart olduğunu söylüyor. Gazete, bu konuda, hem Bill Clinton hem de George W Bush'un başkanlıkları sırasında Rusya politikalarıyla ilgili üst düzey görevler üstlenen Andrew Weiss'ın görüşlerine başvurmuş. Weiss, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Savunma Bakanlığı yetkililerinin eleştirilere rağmen Moskova'yla diyalog yolunun açılması gerektiğini ısrarla vurguladıklarını hatırlatıyor. Ancak Weiss'a göre Rusya'ya yeni yaptırımlar uygulanması yönünde yasa çıkaran Kongre, Rusya konusunda bu iki bakanlıkla aynı çizgide değil. Uzman, Putin'e taviz verilmesi şeklinde algılanacak her türlü girişimin Senato'da engelleneceği uyarısında bulunuyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-05.03.2018


New York Times, İtalya'da dün yapılan genel seçimlerle ilgili habere yer ayırıyor. Gazete, İtalyan seçmenlerin büyük çoğunlukla, seçim kampanyalarını göçmenlik karşıtı öfke dalgası üzerine kuran aşırı sağcı ve popülist partileri desteklediğini yazıyor. Habere göre İtalya'da beş yıl sonra yapılan bu genel seçim, Avrupa'da popülizmin gücünün ve popülist siyasetin kıtaya ne ölçüde hakim olabileceğinin bir göstergesi. Almanya'da Angela Merkel, Fransa'daysa Emmanuel Macron'un aşırı sağcı ve popülist rakiplerini geride bırakarak seçimleri kazanmaları, Avrupa'nın birliğini ve ortak değerlerini tehdit eden popülist güçlerin dizginlendiği şeklinde algılanmıştı. Ancak gazeteye göre bu durum, İtalya'daki seçim sonuçlarıyla birlikte değişeceğe benziyor. Alınan ilk sonuçlara göre İtalya'da seçim yarışını önde göğüsleyen partilerin ortak paydası, Avrupa Birliği'ne şüpheyle bakmaları, birliğin İtalyan halkını Avrupa'nın "kölesi" olarak gördükleri şeklindeki inanç ve bundan kaynaklanan öfke, ortak para birimi euro bölgesinden çıkma isteği ve İtalya'nın çıkarlarını Avrupa'nın ortak çıkarları üzerinde tutma vaadi. İtalya şimdi hiçbir partinin tek başına iktidar olmak için gereken oranda oy toplayamadığı seçimler sonrasında nasıl bir hükümet kurulacağını merakla bekliyor. Toplam oyların üçte birini alan, yaklaşık on yıl önce kurulan internet bazlı popülist Beş Yıldız Hareketi'yle temasa geçmeden koalisyon oluşturulması mümkün görünmüyor. Gazete, İtalya'da kurulacak hükümetin birleşik Avrupa kıtası projesine geçmişe oranla çok daha kısıtlı ölçüde yatırım yapacak nitelikte olduğunun altını çiziyor. Bu durum, özellikle jeopolitik rakipler Rusya ve Çin'in Avrupa'yı zayıflatma emelleri karşısında daha da büyük önem kazanıyor.

Wall Street Journal ise Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed Bin Selman'ın Mısır'a yaptığı resmi ziyaret ve bu ziyaretin önemiyle ilgili haberine ana sayfasında yer ayırmış. Gazete, Suudi Arabistan veliaht prensinin ülkenin siyaset ve ekonomisini yeniden yapılandırma çabalarının, gerek bölgenin istikrarına, gerekse ticari fırsatlara hizmet edeceği konusunda müttefiklerini ikna etme amacı taşıdığını yazıyor. Habere göre Muhammed Bin Selman dün Kahire'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Ferrah El Sissi'yle bir araya geldi. Suudi Arabistan, Arap dünyasının nüfusu en yüksek ülkesi olan Mısır'ı Ortadoğu'daki en değerli stratejik müttefiklerinden biri olarak görüyor. Suudi Arabistan, El Sisi Hükümeti'ni, 2011 yılında patlak veren, Körfez ülkelerindeki krallıkları sarsan, bölgedeki bazı diktatörleriyse deviren Arap Baharı gibi bir hareketin bir daha yaşanmaması için bir garanti olarak görüyor. 32 yaşındaki Veliaht prens Muhammed Bin Selman, Mısır'dan sonra İngiltere ve Amerika'ya geçecek. Gazete, Trump Yönetimi'nin Suudi Arabistan'la ilişkilerinin oldukça sıcak olduğunu, iki ülkenin İran'a yönelik ortak bazı şüpheler paylaştığını hatırlatıyor. Trump ayrıca paylaştığı Twitter mesajlarında Bin Selman'ın yolsuzluklarla mücadele şeklinde tanımladığı kampanyasına destek verdiğini kaydetmişti. Suudi Arabistan ekonomisinin petrole olan bağımlılığını kırıp ekonomiye çeşitlilik kazandırmayı amaçlayan bin Selman'ın küresel şirketleri Suudi Arabistan'a yatırım yapmaya ne ölçüde ikna edebileceğiyse, Batılı ülkelerin zihninde birer soru işareti oluşturuyor. Bin Selman'ın yolsuzlukla mücadele girişiminin şeffaflık ilkesine dayanmaması, çok sayıda Batılı ülkeyi tedirgin ediyor.

Los Angeles Times ise dün akşam sahiplerini bulan 90'ıncı Oscar Ödülleri'nin ayrıntılarına yer veriyor. Gazete, 13 dalda Oscar'a aday olan ve hem fantastik, hem de dramatik öğeler taşıyan Shape of Water'ın en iyi film dalında ödüle layık görülmesinin büyük sürpriz olmadığını yazıyor. Gazeteye göre aynı şekilde Francis McDormand ve Gary Oldman'ın en iyi kadın ve erkek oyuncu Oscar'larını kucaklamaları da sürpriz etkisi yaratmadı. Farklı dallarda aday on filmden dokuzu, törenden bir ya da birkaç Oscar'la ayrılmayı başardı. Gazeteye göre gerek sinemaseverler gerekse eleştirmenlerden tam puan alan Lady Bird'ün törenden ödülsüz ayrılmasıysa belki de gecenin hayal kırıklığı yaşatan tek gelişmesiydi. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-06.03.2018

Wall Street Journal, Güney Kore'den bir heyetin Kuzey Kore'nin başkenti Pyongyang'da Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'la yaptığı resmi görüşmenin ayrıntılarına yer veriyor. Gazete, Kim Jong Un'un Güney Kore'den gelen ziyaretçilerine nükleer silahlardan vazgeçme ve ilişkileri normalleştirme konusunda Amerika'yla görüşmeye istekli olduğunu söylediğini yazıyor. Habere göre Güney Koreli heyete göre Kim, yapılacak müzakereler sırasında silah denemelerini durduracağı sözü de verdi. Kim Jong Un ayrıca ülkesinin güvenliğinin garanti altına alınması durumunda nükleer silah edinme emellerinden vazgeçme şeklindeki niyetini açıkça ortaya koydu. Kim'in vurguladığı bir diğer noktaysa Nisan ayı sonunda Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in'le görüşme yapma konusundaki istekliliği. Gazete, eğer bu görüşme gerçekleşirse Kuzey ve Güney Kore'nin üçüncü kez bir araya geleceğini hatırlatıyor. Öte yandan Güney Kore Ulusal Güvenlik Danışmanı ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı, bu hafta Washington'a gelerek Amerikalı yetkililere Kuzey Kore'yle yaptıkları görüşme hakkında bilgi verecek. İki yetkili daha sonra Pekin, Moskova ve Tokyo'yu kapsayan bir tura çıkarak bölge güçlerini son gelişmeler konusunda bilgilendirecek. Kuzey Kore'ye "azami baskı" politikasını benimseyen Trump Yönetimi, daha önce yaptığı açıklamalarda, nükleer silahlarından vazgeçmediği sürece Kuzey Kore'yle masaya oturmanın mümkün olmayacağının altını çiziyordu.

New York Times ise Başkan Trump'ın kısa süre önce açıkladığı çelik ve alüminyum ithalatına gümrük vergisi uygulama kararının Cumhuriyetçi Parti içindeki yankılarıyla ilgili bir habere yer veriyor. Gazete, aralarında Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan'ının da bulunduğu bir grup Cumhuriyetçi'nin Trump'ın kararını öfkeyle karşıladığını, ancak Başkan'ın geri adım atmama konusunda ısrarlı olduğunu yazıyor. Öte yandan Beyaz Saray, kararın Amerika'nın en çok ticaret yaptığı ortakları üzerindeki etkisini hafifletmek için vergi uygulamasının gevşetilebileceğinin sinyallerini verdi. Paul Ryan, sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada, çelik ve alüminyum ithalatına yönelik gümrük vergisi uygulamasının Cumhuriyetçi Parti'nin kısa süre önce geçirdiği vergi indirimi yasasının getireceği ekonomik kazancı tehlikeye atacağı uyarısında bulundu. Çok sayıda iktisatçı da müttefiklerle ticaret savaşı başlatmanın ekonomik büyümeyi baltalayacağı kaygısı taşıyor. Ancak borsaların haftaya güçlü bir başlangıç yapması, ekonominin zarar göreceği uyarılarına kulak asmayan Trump'a "ben haklıyım" deme şansı verir nitelikte. Trump bir yandan da uygulamanın Meksika ve Kanada için farklı olabileceğinin sinyalini verdi. Başkan'a göre Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması NAFTA'nın şartlarının gözden geçirilmesi ve yeni bir anlaşma üzerinde mutabık kalınması durumunda Meksika ve Kanada, gümrük vergisi uygulamasından muaf tutulabilir.

New York Times bugün ayrıca anayasada yapılacak değişiklikle ömür boyu iktidarda kalma amacına erişecek Çin Devlet Başkanı Xi Jinping hakkında bir değerlendirmeye yer veriyor. Gazete, bu hafta Pekin'de yıllık Ulusal Halk Kongresi için toplanan delegelerin devlet başkanlığı süresi üzerindeki kısıtlamayı kaldıracak değişikliğe onay vereceğini bildiriyor. Habere göre kamuoyu önünde "babacan halk adamı" profili çizen Xi, kapalı kapılar ardında aslında çok daha farklı bir kişilik sergiliyor. Xi, Çin siyasetindeki entrikalar üzerinde egemenlik kurma emelleri güden ve bu emele ulaşmak için acımazsızca davranabilen bir lider. Propaganda sistemi, Xi'yi yoksulluk ve yolsuzluklarla mücadele eden, küresel arenada Çin'in süper güç imajını pekiştiren, tatlı sert mizaçlı bir lider olarak yansıtıyor. Ancak gazeteye göre Xi, aslında yıllardır Mao'dan sonraki en güçlü lider olma amacının yapı taşlarını döşüyor. Devlet televizyonunda yayınlanan propaganda görüntüleri, Xi'yi Çin'in "eli, ayağı, yüreği" olarak yansıtıyor. Xi bir yandan da ülkesinin çıkarlarına yönelik kararlarını olağanüstü gizlilik içinde alıyor. Gazete, Xi'nin devlet başkanlığıyla birlikte parti içinde biraz korku, biraz da sadakat hislerinin yansıması olarak sızıntı devrinin kapandığını vurguluyor. Xi'nin nerede yaşadığının bile bir sır olarak saklanması, Yasak Şehir'in hemen yanındaki hükümet karargahında alınan hayati kararların Xi dışında sadece birkaç sağ kolu tarafından bilinmesi, Çin'de hükümetin adeta kapalı bir kutu içinde işlediği konusunda ipuçları veriyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-07.03.2018

Wall Street Journal, Trump'ın en üst düzey ekonomi danışmanı Gary Cohn'un, Başkan'la çelik ve alüminyuma gümrük vergisi uygulanması kararı üzerinde zıtlaşmaları nedeniyle görevinden istifa ettiğini bildiriyor. Gazete, gümrük vergisi uygulamasına karşı çıkan Goldman Sachs Grubu eski yöneticisi Cohn'un Beyaz Saray'dan ayrılmasının, piyasaları ve yatırımcıları olumsuz etkileyeceğini öngörüyor. Habere göre geçen yıl Amerika'nın Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesine de karşı çıkan ve yine kaybeden tarafta yer alan Cohn, Başkan Trump'ın bir trilyon dolarlık altyapı projelerinde fazla ilerleme kaydedemeden görevden ayrılıyor. Öte yandan federal bütçe açığının büyümesi ve enflasyonun yükselmesiyle ilgili kaygılar ve Trump'ın ticaret savaşları başlatmaya hevesli görünmesi, finansal piyasalarda olumsuz yönde yansımıştı. Uzmanlar, şimdi Cohn'un görevi bırakmasıyla piyasalardaki sarsıntının daha da şiddetleneceğini öngörüyor. Wall Street çevrelerinde piyasalarla ilgili derin bilgisi ve serbest küresel ticaret yanlısı dünya görüşüyle büyük takdir toplayan Cohn'un geçen hafta yardımcılarına, çelik ve alüminyuma gümrük vergisi getirilmesi kararından dönülmediği takdirde istifa edeceğini söylediği bildiriliyor.

New York Times ise Trump Yönetimi'nin Kuzey Kore politikasıyla ilgili bir değerlendirmeye yer veriyor. Gazete, Başkan Trump'ın iş başına gelirken kendisinden önceki başkanlar George W. Bush ve Barack Obama'nın Kuzey Kore politikalarındaki yanlışları tekrarlamayacağı sözü verdiğini, ancak şimdi Trump'ın da benzer duruma düştüğünü yazıyor. Habere göre Trump, Kuzey Kore'yle çok uzun sürecek ve sonucu öngörülemeyen müzakere tuzağına düşmeyeceğini, Bush ve Obama'nın yaptığı hatalardan kaçınacağını söylemişti. Ancak Kuzey Kore'nin nükleer silahlarını bir kenara bırakıp müzakere masasına oturma istekliliği göstermesi, bir kez daha, ne kadar süreceği belli olamayan ve son derece karmaşık bir sürecin kapısını aralıyor. Gazeteye göre Trump, başta Amerika'nın Kore Yarımadası'ndaki askerlerini geri çekmesi olmak üzere bazı konularda taviz vermesi için Kuzey Kore'den baskı görecek. Öte yandan Kuzey Kore'yle diplomatik ilişki kurma konusunda son derece istekli olduğu gözlenen Güney Kore'nin bu tavrı da Trump Yönetimi'nin Kuzey Kore'ye yönelik azami baskı ilkesine dayalı politikalarını zora sokabilir. New York Times bugünkü başyazısını da Kuzey Kore ilişkilerine ayırmış. Gazete, "Kuzey Kore Topu Trump'a Attı" başlıklı yazıda, Pyongyang Hükümeti'nin nükleer silah denemeleri, Washington'un bunlara verdiği sert tepkiler ve savurduğu tehditler yüzünden adeta yüreği ağzında olan uluslararası toplumun Kuzey Kore'nin uzlaşı sinyalleri vermesiyle birlikte bir nebze de olsa rahatladığını kaydediyor. Başyazı şöyle devam ediyor: "Kuzey Kore konusundaki iyimserlik temkinli adımlarla desteklenmeli. Barışçı bir sonuca ulaşmak için geçmişi uzun yıllara dayanan karşılıklı güvensizlik ve umutsuzluk hislerinin giderilmesi şart. Nihayet Kuzey Kore'yle müzakere fırsatı doğru ve Trump, bu fırsatı kaçırmamalı. Kim Jong Un'un ülkesinin güvenliğinin taahhüt edilmesi karşılığında nükleer silahlardan vazgeçebileceğinin işaretini vermesi, önemli bir gelişme. Ancak ne yazık ki Amerika, şu anda, olası müzakere sürecini yürütebilecek mekanizmalardan yoksun. Örneğin Seul'de büyükelçimiz yok. Kuzey Kore'yle daha önce görüşmeler yapan ve ikili meselelere en hakim diplomatların başında gelen Joseph Yun, geçen hafta emekli oldu. Kuzey Kore'yi dize getirmede Güney Kore'nin savaştan kaçınma politikasındaki ısrarlılığı ve ezici ekonomik yaptırımların etkisi büyük. Bu fırsat boşa harcanmamalı. Ancak fırsatı değerlendirmek için istikrarlı diplomasi, kararlılık, sabır ve Twitter'dan uzak duran bir başkan gerekiyor."

New York Times'ın bir başka ana sayfa haberiyse Amerika ve Çin'in teknoloji dünyasında üstünlük elde etme yarışıyla ilgili. Gazete, ulusal güvenlikle ilgili ihtiyaçlarını karşılamaya ve ekonomik çıkarlarını korumaya çalışan Amerika ve Çin arasındaki rekabetin giderek teknoloji alanına kaydığını yazıyor. Habere göre Amerikan hükümeti, Amerikan yarı iletken telekomünikasyon ekipmanları devi Qualcomm'un Singapur merkezli Broadcomm tarafından satın alınma girişimi hakkında, ulusal güvenlik kaygılarını öne sürerek soruşturma başlatılması çağrısında bulundu. Hükümete göre bilgisayar ve akıllı telefon çipleri üreticisi Qualcomm'un Singapur menşeli firma tarafından satın alınması, Amerikan teknoloji firmalarını Çinli rakipleri karşısında zayıf duruma düşürebilir. Amerikan Maliye Bakanlığı'ndan bir yetkili, Qualcomm'un piyasadan çıkmasının oluşturacağı boşluğun Çinli firmalar tarafından hızla doldurulacağı, bunun da Çin'in küresel teknoloji sektörünü işgal altına alması anlamına geleceğini kaydetti. Gazete, teknoloji savaşlarının, ulusal güvenlik ve ekonomik gücün elele yürüdüğü bir çağda "angajman kurallarını" yeniden tanımlayacağını kaydediyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, teknoloji, süper bilgisayarlar ve yapay zeka gibi, içinde yaşadığımız on yılın en kritik sektörlerinde ülkesini Amerika karşısında öne geçirmeye çalışıyor. Qualcomm anlaşmasını değerlendirme altına alan ve Maliye Bakanlığı'na bağlı olarak işlev gören Amerika'daki Yabancı Yatırımları İnceleme Komitesi, ulusal güvenlik kaygılarına dayanarak yabancı ülkelerin Amerikan firmalarını satın almasını engelleme yetkisine sahip. Şirket evliliklerinin komite tarafından değerlendirme altına alınması, anlaşmaların ölüm fermanının imzalanması olarak görülüyor. Gelecek nesil 5G kablosuz bağlantı teknolojisinin öncülerinden olan Qualcomm aynı zamanda teknoloji sektöründe Amerikan Hükümeti'nin de en önde gelen tedarikçilerinden biri. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-08.03.2018

Washington Post, Florida eyaletinde bir liseye düzenlenen ve 17 kişinin ölümüne neden olan silahlı saldırıdan sonra Florida Eyalet Meclisi'nin bireysel silahlanmaya kısıtlama getirecek bazı yasal uygulamaları oylayıp meclisten geçirdiğini bildiriyor. Gazete, Florida Eyalet Meclisi'nin güçlü silah lobisi Ulusal Silah Birliği NRA'e meydan okuyan bir girişimde bulunduğunu, bireysel silahlanma yanlılarının "laboratuvarı" olarak tanımlanan eyaletin çok ciddi bir değişikliğe imza attığını, başka eyaletlerin de Florida'nın izinden gidebileceğini yazıyor. Yasa değişikliği, uzun namlulu silah satışlarında üç günlük bekleme uygulanmasını, bu tür silahların satışının 21 yaş ve altındakilere yasaklanmasını, okullarda güvenliğin arttırılmasını ve okul çalışanlarının eğitimden geçirilip silahlandırılmasını öngörüyor. Gazete öte yandan Amerikan Senatosu'nun silah kontrolu konusunda henüz herhangi bir planı olmadığını, silah satın almak isteyenlerin geçirildiği güvenlik taramasının sıkılaştırılmasıyla ilgili yasa değişikliğinin çıkmaza girdiğini hatırlatıyor.

Washington Post'un bir diğer ana sayfa haberiyse Rusya soruşturmasında yaşanan bir gelişmeyle ilgili. Gazete, soruşturmayı yürüten özel savcı Robert Mueller'ın, Trump'ın yemin ederek başkanlık görevini devralmasından kısa süre önce Seyşel Adaları'nda düzenlenen bir gizli toplantının, Trump Yönetimi ve Kremlin arasında gizli bir "arka kapı" açma girişimi olduğuna dair kanıtlar elde ettiğini bildiriyor. Habere göre özel güvenlik firması Blackwater'ın kurucusu Erik Prince, 2017 Ocak ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakınlığıyla bilinen bir Rus yetkiliyle gizli bir görüşme yaptı. Mueller'ın soruşturması kapsamında ifade veren bir görgü tanığı, görüşmenin amacının, Trump'ın ekibinden bir temsilcinin Moskova'dan gelen bir temsilciyle buluşarak, iki ülke arasındaki ilişkileri konuşmasını sağlamak olduğunu kaydetti. Gazeteye göre ifade veren kişi, Seyşel Adaları'ndaki görüşmeyi organize eden ve görüşmeye bizzat katılan Lübnan asıllı Amerikalı işadamı George Nader. Robert Mueller, bir yandan Seyşeller'deki görüşmenin hangi şartlar altında yapıldığını soruştururken diğer yandan Trump'ın geçiş dönemindeki ekibinin, işbaşına yeni gelen hükümet ve Kremlin arasında gizli bir kanal açma çabalarının boyutlarını genel olarak değerlendiriyor. Konuyla ilgili bilgi sahibi olan, ancak kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kişilere göre Mueller'ın ekibi, Seyşeller'deki görüşmenin, Washington ve Kremlin arasında gizli bir iletişim kanalı açma girişiminin ilk ve en önemli adımlarından biri olduğundan şüpheleniyor.

New York Times ise Başkan Trump'ın bugün imzalaması beklenen, çelik ve alüminyum ithalatına yönelik gümrük vergisi kararıyla ilgili habere yer ayırmış. Gazete, yüzden fazla Cumhuriyetçi Kongre üyesinin karardan vazgeçmesi için Trump'a adeta yalvardığını yazıyor. Habere göre yetkililer, dün geç saatlerde yaptıkları açıklamada, Kanada, Meksika ve başka bazı müttefiklerin uygulamadan muaf tutabileceğini bildirdi. Ticaret Bakanı Wilbur Ross, dün Fox Televizyonu'na verdiği demeçte, Amerika'nın ulusal çıkarlarına hizmet eden ülkelerin uygulama kapsamı dışında tutulabileceğini kaydetti.Beyaz Saray danışmanlarından Peter Navarro'ya göre uygulama, bugün öğleden sonra Beyaz Saray'da yapılacak imza törenini izleyen 15 ila 30 gün içinde etkili olmaya başlayabilir. Gazete, Trump'ın, en yakın ekonomi danışmanı Gary Cohn'un gümrük vergisi konusunda Başkan'la zıtlaştıktan sonra istifa etmesi üzerine ortaya çıkan boşluktan yararlanmakta gecikmediği yorumunda bulunuyor. Küresel ticaret savaşlarına yol açacağı gerekçesiyle karara karşı çıkan Cohn, Beyaz Saray içinde azınlıkta kalmış, Peter Navarro'nun başını çektiği korumacı kanat ise gümrük vergisi konusunda baskın çıkmıştı. Gazete, yabancı hükümetlerin görevinden istifa eden Gary Cohn'u küresel ekonomik meselelerde bir müttefik olarak gördüğünü, Beyaz Saray içinde yükselişini sürdüren popülist kanadınsa Wall Street'in, Dünya Ticaret Örgütü'nün ve yabancı ülkelerin korkularını körüklediğini bildiriyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-09.03.2018

Amerikan gazetelerinin bugünkü manşetlerini en çok Başkan Trump'ın Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un müzakere masasına oturma teklifini kabul etmesiyle ilgili haber işgal ediyor.

Washington Post, karşılıklı askeri tehditler ve kişisel hakaretlerin aylardır Amerika ve Kuzey Kore arasındaki gerginlikleri tırmandırmasından sonra Trump ve Kim Jong Un'un Mayıs ayı sonuna doğru bir araya gelme olasılığı doğmasını olağanüstü bir gelişme olarak tanımlıyor. Ancak bu konuda uzman görüşlerine başvuran gazete, bugün yayınladığı makalelerde, Trump'ın Kim Jong'un görüşme daveti üzerinde fazla kafa yormadan, alelacele kabul ettiği görüşünü yansıtıyor. Kimi uzmanlara göre daveti peşinen kabul etmesi, Trump'ın görüşmelerin şartları ve gündem maddeleri konusunda elinde tuttuğu kozları kaybetmesi ve Kuzey Kore'yi nükleer silahlardan arındırmanın "erişmesi zor bir fantezi" haline gelmesi anlamına geliyor. Bunun nedeni, Trump Yönetimi'nin olası görüşmeleri sağlam bir temele oturtmak için gereken ön hazırlıkları yapacak, uluslararası müzakereler konusunda deneyimli bir ekipten yoksun olması. Gazetede yer alan Max Boot imzalı makaledeyse, daha kısa süre öncesine kadar Kim Jong Un'a "Minik Roket Adam" diye hitap eden, "Benim nükleer düğmem seninkinden büyük" diyen Trump, şimdi büyük bir tutarsızlık örneği sergileyerek Kuzey Kore liderine en büyük isteği olan "uluslararası arenada meşruluk statüsünü" adeta hediye ettiği yazılı. Makale şöyle devam ediyor: "Kim Jong Un şimdi halkın önüne çıkıp Amerikan başkanının Kuzey Kore karşısında en pençe divan durduğunu çünkü ülkesinin dev nükleer gücünden korktuğunu söyleyecek. Güney ve Kuzey Kore el ele gelip Trump'ı zor duruma düşürdü. Hem Güney Kore lideri Moon Jae-in'in hem de Kim Jong Un'un bunun için kendilerine göre gerekçeleri var. Kim, nükleer füze denemelerini görüşmeler boyunca askıya almayı kabul etti. Ancak bu kolaylıkla geri çevrilebilecek bir karar. Hatta nükleer savaş başlıklarını geliştiren mühendislerine zaman kazandırmak için daha fazla ödün vermeye de yanaşabilir. Kim Jong Un, Amerika'nın anlaşma imzalaması ve askerlerini Kore Yarımadası'ndan çekmeyi kabul etmesi durumunda nükleer silahlardan vazgeçebilir. Trump böyle bir öneriyle karşı karşıya kalması durumunda bunu büyük bir zafer olarak yansıtacaktır. Ama şu bir gerçek ki Trump, Kuzey Kore hakkında hiçbir şey bilmiyor. Ayrıca etrafında da Kore konusunda uzman olan tek bir kişi bile yok."

Washington Post bugün ayrıca İran'da bazı kadınların İslami hükümete meydan okuyan bir girişim başlatarak büyük kentlerin en kalabalık meydanlarında başörtülerini çıkarıp İslami kuralları protesto etmeye başladıklarını yazıyor. Gazete, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle cesur bir girişimde bulunan bu protestocu kadınların sayısının çok az olmasına rağmen yaptıklarının hükümetin gözünden kaçmadığını bildiriyor. Habere göre son aylarda benzer protesto gösterilerine kalkışan bazı kadınlar tutuklandı. İran'daki kötü ekonomik durumun halkın birçok kesimi arasında rahatsızlık yarattığı bir dönemde patlak veren başörtü protestosu, İran'da kadınların maruz kaldığı muamele ve uymak zorunda oldukları aşırı katı dini kuralları tartışmaya açtı. İranlı kadınlar, protestoların yanı sıra sosyal medya üzerinden başlattıkları kampanyalarla da her gün karşı karşıya kaldıkları ayrımcılığa dikkat çekmeye çalışıyor.

New York Times ise ana sayfasında dün akşam 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle İstanbul'da binlerce kadının katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüşten bir fotoğrafı ana sayfasında paylaşmış. Gazete, İstanbul'dan Bilbao'ya, Katmandu'dan Nairobi'ye dünyanın dört bir yanındaki kadınların, geçen yıla damgasını vuran ve yankıları 2018'de de devam eden MeToo ve TimesUp hareketleri ışığında çok sayıda gösteri düzenlediklerini yazıyor. Habere göre bu yıl 8 Mart'ta düzenlenen yürüyüşlerin ana teması, bu iki hareketin hedef aldığı cinsel taciz, şiddet ve tecavüzü ve işyerinde eşitliği gündeme getirdi. İspanya'da feminist örgütler, kadınları 8 Mart'ta para harcamamaya ve ev işi yapmamaya çağırdı. Arkalarına sendikaların desteğini alan ve ellerinde tencere tavalarla caddelere dökülen çok sayıda İspanyol kadın, kadının iş hayatındaki yer ve önemini vurgulamak için bir günlüğüne iş bırakma eylemi yaptı. Filipinler'in başkenti Manila'daysa sokağa çıkan kadınlar, Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin Asya kıtasının kadın haklarını en çok çiğneyen lideri olduğuna dikkat çekti. Seul'deki gösterilerdeyse cinsel dinamikler ve maaş eşitsizliği damgasına vurgu yapıldı. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-12.03.2018

Washington Post, Amerika'da bireysel silahlanmayla ilgili tartışmalara yer ayırmayı sürdürüyor. Gazete, kısa süre önce silah satın alma yaşının 18'den 21'e yükseltilmesi önerisine sıcak bakan Başkan Trump'ın şimdi geri adım attığını yazıyor. Habere göre Trump Yönetimi'nin, geçen ay Florida'da bir lisede yaşanan silahlı saldırı üzerine Beyaz Saray'ın hazırladığı ve dün açıkladığı eylem planı, silah edinme yaşıyla ilgili herhangi bir somut öneri getirmiyor. Eğitim Bakanı Betsy DeVos'un başkanlığını yürüteceği Federal Okul Güvenliği Komisyonu oluşturulmasını öngören plan, daha çok akıl ve ruh sağlığı ve okullarda güvenliği arttıracak önlemlere odaklanıyor. Öte yandan Demokrat Partili Kongre üyeleri, öğretmenlerin silahlandırılmasını destekleyen, ancak silah sahibi olma yaşını yükseltme gibi başka bazı önlemlerden soğuyan Trump'ı güçlü silah lobisi Ulusal Silah Birliği'nin baskılarına boyun eğmekle suçluyor. Silahlı şiddetle mücadele eden bazı gruplar, Trump'ın attığı adımı, dev bir yangını sadece birkaç damla suyla söndürmeye çalışmaya benzetiyor.

Washington Post bugün ayrıca Başkan Trump'ın kızı Ivanka Trump'ın Beyaz Saray'daki rolüyle ilgili bir değerlendirmeye yer veriyor. Gazete, Trump'ın üç çocuk annesi 36 yaşındaki kızı Ivanka'nın aile ilişkileriyle Beyaz Saray danışmanlığı arasında hassas bir denge tutturmaya çalıştığını yazıyor. Değerlendirmeye göre Ivanka Trump, babasının tam tersine her konuda kontrollu, bilgili ve hazırlıklı tavrıyla dikkat çekiyor. Ancak Ivanka Trump'ın Beyaz Saray'ın art arda kriz ve skandallarla sarsıldığı şu günlerde içinde bulunduğu ortama hâkimiyeti eskiye oranla etkisini yitirmeye başladı. Bunda kendisi ve özellikle kısa süre önce en gizli belge ve verilere erişimi kısıtlanan eşi Jared Kushner'ın Beyaz Saray Genel Sekreteri John Kelly'yle arasındaki gerginliğin tırmanmasının, Beyaz Saray içinden Ivanka Trump ve eşi Kushner'la arasındaki ilişkiyle ilgili bir takım ayrıntıların basına sızmasının rolü büyük. Öte yandan kısa süre önce PyeongChang Kış Olimpiyatları'nın kapanış töreni için Amerikan heyetini temsil etmek üzere Güney Kore'ye giden Ivanka Trump, birçok çevreye göre Kore'de başarılı bir performans sergiledi. Ancak NBC Televizyonu'ndan Peter Alexander'a verdiği söyleşide babasına yönelik cinsel taciz suçlamalarına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği yanıt, tepki çekti. Gazeteye göre Trump'ın babasını suçlayanlara inanmadığını ve bir evlat olarak babasına inanma hakkını saklı tuttuğunu söylemesi, Ivanka Trump'ın ailevi ve resmi görevleri arasında ne kadar ince bir hat üzerinde dengede kalması gerektiğinin en yakın örneklerinden biri oldu.

Washington Post, bugünkü başyazısında da, 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişiminin hedef aldığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidarı sırasında bir zamanlar ılımlılığın ve aydınlanmanın örneği olarak gösterilen Türkiye'nin "iç karartıcı totaliter bir hapishaneye" dönüştüğünü yazıyor. Twitter mesajı atmanın suç olabildiği Türkiye'de sorunlu bir demokrasinin diktatörlüğe doğru ilerlediğini yazan gazete, Erdoğan'ın basın, hükümet, akademi ve hukuk çevrelerinde kendisine düşman gördüklerine karşı baskı kampanyası uyguladığını kaydediyor ve bunun son örneği olarak geçen hafta 23 gazetecinin iki ila yedi yıl hapis cezasına çarptırılmasını gösteriyor. Başyazı şöyle devam ediyor: "Türkiye'de şimdiye kadar 60 bin kişi tutuklandı, 150 bin kişiyse görevden uzaklaştırıldı. Erdoğan'ın ana hedefi, şu anda Pennsylvania'da yaşayan Fethullah Gülen'le bağlantısı olduğu düşünülen kişiler. Türkiye'de bir zamanlar çok hareketli, bağımsız bir basın vardı. Ancak Erdoğan, basına karşı birçok cephede birden savaş açtı. Bazı basın organları kapatıldı, bazılarıysa hükümet yandaş savcı ve yargıçların kararlarıyla zorla el değiştirildi. Bazı gazeteciler, Twitter'de paylaştıkları mesajlar yüzünden suçlanıp hapse atıldı. İki gazeteciyi savunan avukat Barış Topuk, durumu, 'Bize göre sanıklar TTO yani Tweetçi Terör Örgütü üyesi olmakla suçlanıyor' şeklinde tarif etti. Erdoğan'ın ayrıca internet yayıncılığı ve internette ifade özgürlüğünü de hedef almaya hazırlandığı söyleniyor. Duruşmalar, Türkiye'nin Batı'nın demokratik ilkelerinden, insan haklarından ve hukukun üstünlüğünden ne kadar çok uzaklaştığını gösteriyor. Erdoğan, ülke yönetmenin düşünce kontrolü ve baskılara dayandığı Rusya, Çin, Mısır ve Küba gibi ülkelerle kol kola, mutlu bir şekilde yürümeye devam ediyor. Erdoğan'ın diktatörlüğünün adı konmalı. Kendisi kulaklarını tıkasa bile Amerika ve diğer ülkeler, yüksek sesle protesto etmeli."

Wall Street Journal ise Başkan Trump'ın çelik ve alüminyum ithalatına gümrük vergisi uygulanmasına ilişkin kararının resmiyet kazanması üzerine Amerika'nın birçok müttefikinin vergilerden kaçınmanın yollarını aramaya başladığını yazıyor. Habere göre Amerikalı ve Avrupalı yetkililer bu hafta ticaret odaklı bir bizi görüşme yapmaya hazırlanırken Çin, gümrük vergisi uygulamasına misilleme yapacağı uyarısında bulunuyor. Trump'ın kararıysa en çok Amerika'nın en büyük iki ortağını, Japonya ve Avrupa Birliği'ni etkiledi. Amerika'nın yıllık ticaretinin dörtte birini gerçekleştirdiği Japonya ve AB, haftasonunda uygulamayla ilgili çok ciddi kaygıları olduğunu gündeme getirdi ve ticaret ve güvenlik açısından çıkar ilişkisi içinde oldukları için uygulamadan muaf tutulmak istediklerini kaydetti. Brüksel'de bir araya gelen Amerikalı, Avrupalı ve Japon yetkililer, konuya ilişkin bu hafta yapılacak ek görüşmelerle ilgili ayrıntılı bilgi vermedi. Avrupa Birliği, Amerika geri adım atmadığı takdirde, buna, bazı Amerikan mallarına üç buçuk milyar dolarlık gümrük vergisi uygulayarak karşılık vermeye hazırlandıklarını bildiriyor. Trump, Japonya'yla ilgili olaraksa Başbakan Şinzo Abe'yle konuştuğunu ve Japonya'yı, Amerika'yla daha adil ticari anlaşmalar yapmaya teşvik ettiğini söyledi. Trump, paylaştığı bir Twitter mesajında, Amerika ve Japonya arasındaki ticaret açığının 100 milyar dolar olduğunu kaydetti. Resmi kayıtlara göreyse bu rakam, 68,8 milyar dolar. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-13.03.2018

New York Times, önceki gün New York'ta düşen turistik gezi helikopterinin nehirden çıkarıldığı anı gösteren fotoğrafı ana sayfasında paylaşıyor ve beş kişinin ölümüne yol açan kazanın, turistik helikopter gezilerinin güvenliğini tartışmaya açtığını yazıyor. Gazete, Miami, New York, Los Angeles ve San Francisco gibi büyük kentlerde bir zamanlar sadece profesyonel fotoğrafçılara verilen kapısız helikopter turlarının sıradan turistlere de açılmasının ciddi bir güvenlik riski teşkil etmeye başladığını bildiriyor. Habere göre helikopter gezisinden önce yolculara verilen güvenlikle ilgili bilgilerin ve gösterilen videonun yetersiz olduğu ve gerekli denetimlere tabi tutulmadığı öğrenildi. Örneğin benzer turlara daha önce katılan bir yolcu, helikopterin koltuklarına omuzlarından ve bellerinden kemerlerle bağlanan yolculara acil durum halinde bu kemerlerden nasıl kurtulacaklarına dair gereken bilginin son derece yüzeysel bir şekilde verildiğini söyledi. Bu nedenle New York'ta düşen helikopterdeki yolcular, kemerlerden kısıtlı zaman zarfında kurtulmayı başaramadıkları için can verdi. Gazete, bu turların sıkı denetime tabi tutulmamasının büyük şaşkınlık yarattığı yorumunda bulunuyor.

Washington Post ise 66 yaşındaki eski bir Rus ajanının ve 33 yaşındaki kızının İngiltere'de zehirlenmesiyle ilgili habere yer veriyor. İngiltere Başbakanı'nın konuyla ilgili açıklamalarına yer veren gazete, Theresa May'in İngiliz uzmanların yürüttüğü soruşturmanın sonuçlarını açıkladığını yazıyor. Habere göre May, soruşturmaya göre eski ajan ve kızına yönelik saldırının sorumlusunun çok büyük olasılıkla Rusya olduğunu kaydetti. İngiliz Polisi, ajan ve kızının komaya girmesine neden olan zehrin Rusya tarafından geliştirilmiş, askeri sinir gazı olduğu sonucuna vardı. May, Rusya'nın ya İngiltere'ye doğrudan saldırı yaptığını ya da geliştirdiği sinir gazının yanlış ellere düşmesine neden olduğunu kaydetti. Başbakan, İngiltere'nin kendi toprakları üzerinde masumlara yönelik cinayet girişimlerine izin vermeyeceğini vurguladı. Habere göre Avam Kamarası'na hitaben konuşan May, Rusya'ya misilleme yapılıp yapılmayacağı konusunda bir açıklamada bulunmadı ancak Rusya'ya, İngiliz Polisi'nin bulgularına yanıt verme şansı tanıyacaklarını belirtti.

Wall Street Journal ise Başkan Trump'ın, yarı iletken çip üreticisi Amerikan firması Qualcomm'un Singapur merkezli Broadcom tarafından 117 milyar dolara satın alınması planını ulusal güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle durdurduğunu yazıyor. Gazete, Trump Yönetimi'nin, satışın, Amerika ve Çin arasındaki yüksek teknoloji rekabeti üzerinde Amerika açısından olumsuz etki yaratabileceğini öne sürdüğünü bildiriyor. Habere göre Yabancı Yatırımlar Komitesi, Broadcom tarafından satın alındığı takdirde 5G olarak bilinen yeni nesil kablosuz internet bağlantısı teknolojisinin geliştirilmesinde Qualcomm'un özellikle Çin menşeli Huawei teknoloji şirketi karşısında rekabet gücünün zayıflayacağı kararına vardı. Broadcom'dan yapılan açıklamadaysa satışın Amerika'nın ulusal güvenliğini tehdit edecek hiçbir nitelik taşımadığı kaydedildi. Gazete, Başkan Trump'ın daha önce de merkezi Portland eyaletinde bulunan yarı iletken çip üreticisi Lattice'in, yine ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin hükümetinin desteklediği bir şirket tarafından satın alınma girişimini engellediğini hatırlatıyor.

Los Angeles Times ise Cumhuriyetçi Parti'nin, Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'nun bir yıl süren soruşturması sonucunda Başkan Trump'ın seçim kampanyasını yürüten ekibin Rusya'yla işbirliği yaptığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlamadığını bildirdiğini yazıyor. Habere göre Cumhuriyetçi Parti'nin konuya ilişkin 150 sayfalık raporu, bugün Demokrat Parti'ye iletilecek. Demokrat Parti ise komisyonun soruşturmasının yarım kaldığı şeklinde bir şikayette bulundu ve Cumhuriyetçiler'inkinden çok daha kapsamlı bir soruşturma yapılması gerektiğini kaydetti. Cumhuriyetçi Parti'nin raporu, Rusya'nın seçim kampanyalarına müdahalesinin Trump'ın en yakın rakibi Hillary Clinton'u mağlup etme amacı taşımadığı sonucuna varıyor. Gazeteye göre bu bulgu, Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler'i, Kremlin'in özellikle Trump'a yardım etmeyi amaçladığı sonucuna varan Amerikan istihbarat örgütleriyle taban tabana zıt düşürüyor. LA Times ayrıca komisyonun başkanı Cumhuriyetçi Devin Nunes'in partizanca bir yaklaşım sergileyerek, hükümetin görevini suiistimal etmesi tehlikesine karşı ulusal güvenlik örgütlerini korumayı amaçlayan komisyonun bu geleneksel misyonunu ve işleyiş tarzını ihlal ettiğinin altını çiziyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz


Kaynak: Voice of America-14.03.2018

Amerikan basını, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un Başkan Trump tarafından görevden alınmasının yarattığı yankılara geniş yer ayırıyor.

Washington Post, Rex Tillerson'u saf dışı bırakan Başkan Trump'ın bundan böyle "Önce Amerika" felsefesini yansıtmaya daha istekli taraftarlarını etrafına toplamaya başlayacağını yazıyor. Gazete, Trump'ın Dışişleri Bakanlığı'na atadığı CIA Başkanı Mike Pompeo'nun İran ve Kuzey Kore gibi kritik sorunlarda Tillerson'dan çok daha katı bir tavra sahip olduğunu ve Başkan'la oldukça yakın bir ilişki kurduğunu bildiriyor. Böylece geçen hafta Beyaz Saray baş ekonomi danışmanı Gary Cohn'un da ayrılmasıyla birlikte Trump'ın 2016 başkanlık kampanyasında öne çıkardığı aşırı milliyetçi ve korumacı tavır, daha somut bir biçimde şekillenmeye başlayacak. Pompeo'nun İran'la yapılan nükleer anlaşmayı yırtıp atmaya Tillerson'a kıyasla daha istekli olması, bunun bir örneği. Gazete bir yandan da CIA'in başına geçecek ilk kadın olan Gina Haspel'le ilgili görüşlere yer veriyor. CIA'in Tayland'daki gizli hapishanesinde terör zanlılarının işkenceye varan uygulamalara tabi tutulmasına izin vermesi ve şiddet ağırlıklı sorgulama tekniklerinin kayıtlı olduğu video görüntülerinin yok edilmesi için bir talimat hazırlamış olması, gazeteye göre Haspel'in Senato'dan onay almasını zora sokabilir.

New York Times da Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un Trump tarafından görevden alınmasıyla ilgili haber ve yorumlara geniş yer ayırıyor. Gazete, bugün yayınladığı iki başyazıyı da bu konuya ayırmış. İlk başyazıda Dışişleri Bakanlığı koltuğunu devralacak CIA Başkanı Mike Pompeo'yu mercek altına alan gazete, gelenin gideni aratacağını, büyük eksiklikleri ve yanlışlıklarına rağmen Tillerson'un Kuzey Kore, İran, Paris İklim Anlaşması ve Rusya kaynaklı tehditler konusunda şimdiye kadar Trump'a ve çevresindekilere kıyasla çok daha mantıklı ve tutarlı politikalar yürüttüğünü yazıyor. Başyazı şöyle devam ediyor: "Eğer Rex Tillerson profesyonel kariyerini ExxonMobile gibi dünyanın en büyük şirketlerinden birinin CEO'su olarak tamamlasaydı her zaman başarılı lider olarak hatırlanacaktı. Ama şimdi Amerika'nın gelmiş geçmiş en zayıf, en etkisiz dışişleri bakanlarından biri olarak anılacak. Dış siyaset konusunda sıfır bilgi ve deneyimle bakanlık koltuğuna oturan, başında bulunduğu bakanlığı diplomasiyle yakından uzaktan ilgisi olmayan bir başkanın istekleri doğrultusunda yöneten Tillerson, birçok deneyimli diplomatın görevi bırakmasına neden oldu. Ancak buna rağmen Tillerson'un gidişine üzülüyoruz çünkü yerine gelecek Pompeo, büyük olasılıkla çok daha kötü olacak. Tillerson en azından Savunma Bakanı James Mattis'ın yanı sıra Trump Yönetimi içindeki az sayıda gerçekçi sesten biriydi."

New York Times'ın diğer başyazısıysa CIA'in başına geçecek ilk kadın olan Gina Haspel'le ilgili. Gazete, "CIA'in Başına Bir İşkenceciyi Getirmek" başlıklı yazısında, Başkan Trump'ın geçen yılın başında Fox Televizyonu'nda yaptığı bir açıklamada "İşkencenin işe yaradığını düşünüyorum" şeklinde bir ifade kullandığını hatırlatıyor. Gazete, Savunma Bakanı James Mattis'in Senato'daki onay oturumu sırasında işkenceye karşı olduğunu söylemesinin ve uluslararası hukuka bağlı kalacağı sözü vermesinin herkesin içini rahatlattığını, ancak şimdi Gina Haspel'in CIA'in başına geçmesiyle huzursuzluğun bir kez daha baş gösterdiğini yazıyor. Başyazı şöyle devam ediyor: "Konu işkence olduğunda hiçbir Amerikalı yetkili, 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra terör zanlılarına yönelik ileri sorgulama teknikleri, yani işkenceyi uygulamaya koyan Gina Haspel kadar öne çıkamaz. Gina Haspel, gizli CIA ajanı olarak görev yaptığı yıllarda kurumun gizli hapishanelerinde terör zanlılarına işkence uygulayarak bilgi toplanmasının benimsenmesinde doğrudan rol oynamıştı. Haspel, 2005 yılında CIA Merkezi'nde görev yaparken ise Tayland'daki bir CIA hapishanesinde videoya çekilen işkence görüntülerinin yok edilmesi talimatı vermişti. Alınan duyumlara göre Haspel, CIA içinde saygı gören bir yetkili. Ancak Haspel'in CIA'in başına geçmesi, onay oturumu sırasında işkenceye şiddetle karşı çıktığını belirtmediği sürece Trump'ın bu uygulamaya kayıtsız kalmasını garanti altına alacaktır."

Los Angeles Times ise Başkan Trump'ın kendine göre "haydut eyalet" olarak tanımladığı California'ya düzenlediği ilk ziyaretin ayrıntılarını aktarıyor. Gazete, Trump'ın California'daki gününü Meksika sınırına örülmesi planlanan duvarın numunelerini incelemekle, başta Vali Jerry Brown olmak üzere eyalet yetkililerini iğnelemekle, Beverly Hills'de bağış kampanyasına katılmakla ve zaten Amerika'nın en yoğun trafikli kenti olan Los Angeles'ta trafiği iyice felce uğratmakla geçirdiğini yazıyor. Habere göre Trump, California'da gerek şiddetli protestolarla, gerekse yandaşlarının kendisine destek verdiği gösterilerle karşılandı. İki tarafın birbiriyle yüzleşmesini engellemek amacıyla Los Angeles'ta çok sayıda polis, kentin önemli noktalarında konuşlandı, birçok bölgeye barikatlar kuruldu. Los Angeles Times'a göre California'da Trump'ın aldığı kamuoyu destek oranı yüzde 25 civarında. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-15.03.2018

Amerikan basını, dün ülke genelindeki ortaokul ve lise öğrencilerinin bireysel silahlanma yasalarını protesto etmek ve siyasetçileri bir an önce daha sert önlem almaya çağırmak amacıyla yaptıkları ders bırakma eyleminin yankılarına geniş yer ayırıyor.

Washington Post, genç öğrencilerin Alaska'dan Florida'ya "gelecek nesil biziz" sloganıyla düzenledikleri gösterilerin, 24 Mart'ta Washington'da yapılacak protesto yürüyüşünün bir provası niteliğinde olduğunu yazıyor. Gazete, öğrencilerin Beyaz Saray ve Kongre önünde oturma eylemi düzenleyerek siyasetçileri silahlı şiddete karşı önlem almaya çağırdığını bildiriyor. Habere göre içlerinden bazıları Kasım'daki Kongre ara seçimlerinde oy kullanacak yaşta olacak öğrencilerin verdikleri ana mesaj, silah kontrolu konusunda harekete geçmeyen siyasetçileri, akın akın sandık başına giderek kullandıkları oylarla bulundukları makamlardan uzaklaştırma tehdidi oldu. Washington ve civarında gösteri düzenleyen çok sayıda liseli, 2020 başkanlık seçimlerinde ve 2022 Kongre ara seçimlerinde de bu meselenin peşini bırakmayacaklarını, çocuk güvenliğini tehlikeye atan her siyasetçinin koltuğunun sallantıda olduğunu bildirdi. Amerikalı öğrenciler silah satın alma yaşının 18'den 21'e yükseltilmesini ve taarruz tipi silahların yasaklanmasını talep ediyor.

Washington Post bugün ayrıca İngiltere'nin kendi topraklarında eski bir Rus ajanı ve kızına sinir gazıyla yapılan ve arkasında Rusya'nın parmağı olduğu sonucuna varılan saldırıdan sonra 23 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı aldığını bildiriyor. Gazete, Başbakan Theresa May'in İngiltere'nin saldırıya, İngiliz ve Rus yetkililer arasında yapılacak üst düzey görüşmelerin askıya alınması ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un İngiltere ziyaretinin iptal edilmesi şeklinde de karşılık vereceğini açıkladığını yazıyor. Habere göre May, bu yaz Rusya'da yapılacak Dünya Kupası karşılaşmalarının Kraliyet ailesi ve İngiliz bakanlar tarafından da boykot edileceğini açıkladı. İngiltere 1980'li yıllarda Soğuk Savaş'tan bu yana ilk kez bu kadar büyük bir grup Rus diplomatı sınır dışı etme kararı aldı. İngiltere'nin sınır dışı edeceği Rus diplomatlar arasında, Rusya'nın Londra'daki Büyükelçiliği'nde görev yapan bazı askeri ataşeler de yer alıyor. İngiltere'nin Salisbury kasabasında bir parkta bank üzerinde koma halinde bulunan 66 yaşındaki eski Rus ajanı ve 33 yaşındaki kızının durumu ciddiyetini koruyor. Washington Post, bugünkü başyazısını da bu konuya ayırmış. İngiltere'nin Rusya'yı cezalandırdığını, Amerika'nın da aynısını yapması gerektiğini kaydeden gazete, İngiltere'deki saldırının, Batılı hükümetlerin Rus lider Putin'in giderek saldırganlaşan tavrına dur demeyi becerememesinin bir sonucu olduğunu kaydediyor. Başyazı şöyle devam ediyor: "Putin, kışkırtıcı eylemlerini sürdürüyor. Bunların bazıları, Soğuk Savaş sırasında bile eşi benzeri görülmemiş hareketler. İngiltere şimdi önlem almak için harekete geçti. Ancak Putin'i durdurmanın yolu, Batılı ülkelerin kuracağı ittifakın Putin'e karşı ortak tavır almasından geçer. İngiliz bilimadamları, Rus ajan ve kızına karşı kullanılan sinir gazının 1970'lerde Sovyetler Birliği'nin gizlice geliştirdiği Noviçok adlı kimyasal silah olduğunu belirledi. Bu saldırı sıradan bir suç değil, devlet terörüdür. Başta Amerika olmak üzere tüm Batılı ülkeler İngiltere'nin yanında yer almalıdır. Aksi takdirde Putin'in emelleri ve cesareti, katlanarak büyüyecektir."

New York Times gazetesiyse Pennsylvania eyaletinde Salı günü yapılan Temsilciler Meclisi özel seçiminde 33 yaşındaki eski savcı Demokrat Partili Conor Lamb'in sadece 627 oyla 60 yaşındaki Cumhuriyetçi Partili rakibi Rick Saccone'u mağlup etmesiyle ilgili habere yer ayırıyor. Gazete, Pennsylvania eyaletinin ikinci büyük kenti olan Pittsburgh ve civarındaki kırsal alanları kapsayan 18'inci bölgeyi, 2016 başkanlık seçimlerinde Trump'ın kolaylıkla kazandığını hatırlatıyor. Ancak bu seçimde çok az farkla da olsa Demokrat aday Lamb'in ipi önde göğüslemesi, Kasım'da yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'ye çok ciddi bir mesaj veriyor. Habere göre Cumhuriyetçi Parti, iki adayın aldıkları oy sayısının birbirine çok yakın olması nedeniyle oyların yeniden sayılmasını talep etmeye hazırlanıyor. Ancak yine de Demokrat Parti'nin Pittsburgh ve civarındaki bölgeyi alması, Trump'ın cazibesini ne kadar çok yitirdiğinin bir göstergesi. Gazete, Conor Lamb'in kampanya sırasında en ağır eleştirilerini Başkan Trump'tan çok sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik programlarını değiştirmeye çalışan Temsilciler Meclisi Başkan Paul Ryan'a yönelttiğini bildiriyor. Lamb'in bu taktiği, Kasım'daki Kongre ara seçimlerinde Arkansas, Utah ve Kansas gibi muhafazakar eyaletlerde seçime girerek Trump'ın 2016'da aldığı oyların peşinden gidecek olan Demokrat adaylar tarafından da benimsenebilir. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter