ABD Basını

Başlatan Sihirbaz, Mar 28, 2017, 03:20 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-28.12.2017

Wall Street Journal, Amerika ve Rusya'nın Ukrayna, Suriye ve Kuzey Kore gibi kilit meselelerde yaşadığı görüş ayrılıklarıyla ilgili bir habere yer veriyor. Gazete, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'la yaptığı telefon görüşmesinde, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik tavrını yumuşatması çağrısı yaptığını, Lavrov'unsa Amerika'da Kuzey Kore'yle yüzleşmekten kaçınmasını istediğini bildiriyor. Habere göre Rusya'nın geçtiğimiz hafta Ukrayna'daki ateşkes gözlemleme faaliyetlerinden çekilmesi üzerine Ukrayna'nın doğusundaki çatışmalar yeniden şiddetlendi. Tillerson, Rusya'dan, ateşkes takibine tekrar katılmasını talep etti. Ancak Amerika'nın geçen hafta Ukrayna'ya tanksavar silah tedarik etmeyi kabul etmesi, Amerika ve Rusya arasındaki gerginliğin artmasına neden olabilir. Gazete öte yandan Kuzey Kore konusundaysa hem Tillerson hem de Lavrov'un Kore Yarımadası'nı nükleer silahlardan arındırmak için diplomatik çözüm üzerinde anlaşma yapmak gerektiğini düşündüğünü yazıyor. Ancak Lavrov'un Rus Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde, "Washington, Pyongyang'e yönelik saldırgan bir söylem kullanıyor, savaş hazırlığı yapıyor" şeklindeki ifadeleri, gerginlikleri tırmandırabilir. Başkan Trump'ın Rus lider Putin'le birkaç kez telefonla ve yüz yüze görüşmesine ve Moskova'yla daha yakın ilişkiler kurma çağrılarına rağmen Amerikalı diplomat ve askeri yetkililer, birçok mesele üzerinde Rus mevkidaşlarıyla ortak paydada buluşmanın zor olduğundan yakınıyor. Gazete, Amerika ve Rusya arasındaki anlaşmazlıkların esasında Doğu ile Batı'nın diyalog kurma konusundaki isteksizliğin bir yansıması olduğu yorumunda bulunuyor.

New York Times ise Suriye'yle ilgili haberinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye Devlet Başkanı Esat'a karşı tutumunu bir kez daha sertleştirdiğini yazıyor. Gazete, Suriye'deki çatışmaların sona doğru ilerlediği şu günlerde savaşı kazandığına ve iktidarda kalacağına kesin gözüyle bakan Esat'ın, yakın gelecekte de büyük olasılıkla Suriye'nin lideri olarak kalmaya devam edeceğini kaydediyor. Habere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, son birkaç aydır Esat'ın kalıcı olduğunu kabul ettiğinin sinyallerini veriyordu. Ancak Esat'ı "terörist" olarak nitelediği dünkü tavır değişikliği, Erdoğan'ın Rusya'ya bir anlamda "Suriye'nin geleceğini tek başına şekillendiremezsin" mesajı vermesi anlamına geliyor. Rusya'nın Kürt grupları Suriye barış görüşmelerine katmaya istekli olması ve bazı Kürt temsilcileri Soçi'ye davet etmesi, Türkiye'nin hoşuna gitmiyor. Öte yandan gazete, Erdoğan'ın Esat'a yönelik terörist suçlamasının tam da Esat'ın 400 bin kişinin yaşadığı Şam yakınlarındaki Doğu Guta'ya insani yardım koridoru açtığı zamana denk geldiğini belirtiyor.

Washington Post ise Rus Makeyev Füze Tasarım Dairesi'nden elde ettiği belgelere dayandırdığı haberinde, Kuzey Kore'nin tüm dünyayı şaşkınlık içinde bırakacak kadar hızlı geliştirdiği nükleer teknolojisinin bir kısmını Rusya'dan aldığını yazıyor. Habere göre Sovyetler Birliği'nin çöküşünden birkaç hafta sonra Amerikalı yatırımcılardan ve Rus bilimadamlarından oluşan bir heyet, Moskova'nın sahip olduğu stratejik silahların en önemlilerin biri olan denizaltıdan fırlatılan füzelerin pazarlanmasıyla ilgili bir anlaşma yapmıştı. Amaç, Amerikan uydu teknolojisini Rus silah teknolojisiyle bir araya getirerek denizaltı füzelerini uzay araştırmalarına, yani barışçı bir amaca yöneltmekti. Ancak bir dizi hukuki ve bürokratik engel yüzünden anlaşmanın tamamlanamaması, Sovyet askeri teknolojisine nakit para ödemeye hevesli Kuzey Kore'nin araya girmesine neden oldu. Bundan 20 yıl sonraysa bazı Sovyet silah tasarımlarının birbiri ardına Kuzey Kore'deki füze fırlatma platformlarında yer aldığı gözlenmeye başlandı. Gazete, Kuzey Kore'nin daha eski füzelerinde Rus yapımı parçalar ve tasarımlar kullandığının bilindiğini hatırlatıyor, ancak son ele geçirilen belgelerin, Kuzey Kore'nin elinde çok daha gelişmiş füzeler olduğuna işaret ettiğini yazıyor. Yeni ortaya çıkan bu teknoloji, daha çok karada fırlatma platformuna gerek kalmadan denizden fırlatılan füzelerle ilgili. Amerikalı yetkililer, Kuzey Kore'nin Rus tasarımları üzerinde çalışarak bunları daha da geliştirmeyi amaçlıyor olabileceği görüşünde.

Washington Post'un bugünkü ana sayfasında yer alan bir başka haberse Başkan Trump'ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn'le ilgili. Gazete, Flynn'in Rusya soruşturması kapsamında Başkan Trump'ı zan altında bırakacak şekilde bir suçlama yöneltmesi durumunda Trump'ın avukatlarının karşılık olarak Flynn'ı yalancılıkla suçlayacaklarını yazıyor. Trump ekibinin Flynn'i yalancılıkla suçlama planının hazır olduğunu kaydeden gazete, bu yaklaşımın, Trump'ın daha önce "harika bir insan" olarak nitelediği Flynn'e yönelik sempatik tavrından keskin bir dönüş olarak algılanacağı yorumu yapıyor. Habere göre Trump'ın avukatları, daha önce, Flynn'in Trump ya da Beyaz Saray ekibinden bir başkasını zor durumda bırakacak delillere sahip olmadığından emin olduklarını kaydetmişti. Ancak Flynn'in Rusya soruşturması kapsamında FBI'la işbirliği anlaşması yapması, Trump'ın avukatlarını olası bir suçlama karşısında hazır olmak üzere harekete geçirdi. Trump ekibinin planının ana parçası, Flynn'in yalancılığı. Ekip, Flynn'in Rusya Büyükelçisi'yle yaptığı görüşmeler konusunda FBI'a yalan söylediğini itiraf etmesinden yola çıkarak eski Ulusal Güvenlik Danışmanı'nın portresini bir "yalancı" olarak çizecek. Hukuk uzmanlarıysa eskiden yalan söyleyen bir kişinin güvenilmez olduğu şeklinde bir taktik geliştirmenin en temel hukuki savunma stratejisi olduğunu, ancak bu stratejinin işe yarayıp yaramayacağını, Flynn'in olası suçlamalarını destekleyecek başka kanıtlar olup olmadığının belirleyeceğini kaydediyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Kaynak: Voice of America-29.12.2017

New York Times, New York'un beş bölgesinden biri olan Bronx'ta en az 12 kişinin ölümüne neden olan yangın felaketine geniş yer ayırıyor. Gazete, Bronx'ta son 27 yılın en çok can alan yangınında 20 dairenin bulunduğu yüz yıllık bir apartman binasının şiddetli rüzgarın da etkisiyle çok kısa süre içinde alevlere boğulduğunu yazıyor. Habere göre 160 itfaiyecinin müdahale ettiği yangın, üç saatten uzun süre sonra kontrol altına alınabildi. Yangında ölenlerin en küçüğü bir, en büyüğü ise 50 yaşındaydı. Yangının çıkış nedeniyse henüz belirlenemedi. Gazete, 1990 yılında Bronx'ta ruhsatsız işletilen Happy Land adlı kulübün kundaklanması sonucu 87 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatıyor. Kübalı bir mültecinin kız arkadaşıyla kavga etmesinden sonra kıskançlık krizi geçirerek kulübü ateşe verdiği olayda ölenlerin çoğu, karnaval kutlaması yapan Honduraslı göçmenlerdi.

New York Times bugün ayrıca gazetenin muhabirlerinden Michael Schmidt'in Başkan Trump'la Florida'nın West Palm Beach kentindeki golf kulübünde yaptığı yarım saatlik söyleşinin ayrıntılarına yer veriyor. Michael Schmidt, söyleşide, Rusya soruşturması, Kuzey Kore, Alabama özel Senato seçimleri gibi son aylarda gündemi meşgul eden konuları ele alıyor. Habere göre Trump, bazı Cumhuriyetçi Partililer'in Rusya soruşturmasını yürüten özel savcı Robert Mueller'a karşı başlattıkları karalama kampanyasının tam tersine Mueller'ın kendisine adil davranacağına inandığını söyledi. Yarım saatlik söyleşi sırasında Rusya'yla işbirliği yapmadığını 16 kez dile getiren Trump, soruşturmanın Amerika'yı dünya kamuoyunun önünde çok kötü gösterdiğini, soruşturma ne kadar çabuk tamamlanırsa bunun Amerika için o kadar iyi olacağını kaydetti. Bir başkan olarak soruşturmayı durdurma hakkı olduğunu vurgulayan Trump, buna rağmen kendisine hakkaniyetli davranılacağı umuduyla meseleden uzak durduğunu söyledi. Başkan, Kuzey Kore konusundaysa Çin'e yüklendi ve "Kuzey Kore'ye petrol sevkiyatı devam ediyor, halbuki Çin'le yaptığım anlaşma bu değildi. Eğer Çin'den Kuzey Kore meselesiyle ilgili yardım alamazsak ben de ne zamandır yapmak istediğini yaparım" dedi. Trump, Alabama eyaletinde yapılan senatörlük seçimini Demokrat Partili Doug Jones'un kazanmasıyla ilgili olarak ise Cumhuriyetçi aday Roy Moore'un seçimi zaten kazanamayacağını bildiğini, ancak partisinin başı olarak Moore'u desteklemek zorunda olduğunu hissettiğini belirtti.

New York Times'ın iç sayfalarında yer alan bir haberse Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la ilgili. Patrick Kingsley imzalı haber, "Bir Yıl Boyunca Avrupa'yı Yerden Yere Vuran Erdoğan Barışmaya Çalışıyor" başlığını taşıyor. Gazete, Erdoğan'ın 2017 yılı boyunca bir zamanlar dost ve müttefik olduğu Avrupa ülkelerini karşısına almak için elinden geleni yaptığını, ancak yılsonu yaklaşırken fikir değişikliği yaşadığını yazıyor. Haber şöyle devam ediyor: "Erdoğan, bu yılın başında Hollanda hükümetini 'Nazi kalıntıları' olarak tanımladı, Alman siyasetçileri 'Nazilik yapmakla' suçladı, tüm Avrupa kıtasınıysa 'ırkçı, faşist ve gaddar' olarak nitelendirdi. Vize krizi nedeniyle Amerika'yla ilişkiler de iyi gitmedi. Ancak yıl bitimine birkaç gün kalan Erdoğan'ın dönüş yaptığı gözleniyor. Vize kısıtlamaları Amerika'yla karşılıklı olarak kaldırıldı. Cumhurbaşkanı, Tunus'a giderken yaptığı açıklamada, 'Almanya, Hollanda ya da Belçika'yla bir meselemiz yok, tam tersine bu ülkeler benim eski dostlarım' dedi, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Papa Francis'le bir araya gelmek istediğini söyledi. Türkiye'nin politikalarının Erdoğan'ın duygu durumuna göre yön değiştirdiği, bilinen bir gerçek. Kimi uzmanlar, Erdoğan'ın bu son tavır değişikliğini, uluslararası arenada yıl boyunca dışlanmış olmanın bir sonucu olarak görüyor." Gazete, Avrupa Birliği Türkiye eski temsilcisi Marc Pierini'nin konuya ilişkin görüşlerine de yer vermiş. Pierini'ye göre Erdoğan'ın sözlerinin tek nedeni var, o da diplomatik tecrit. Batı'yı şeytan olarak gösterme çabasının Erdoğan açısından önemli bir nedeninin ülke içinde oy toplamak olduğunu kaydeden uzmanlar, NATO üyesi olmasına ve Avrupa'ya göçmen selini durdurmada kilit ortak olarak görülmesine rağmen Türkiye'nin Avrupa'yla ilişkilerinin son bir yıl içinde büyük hasar gördüğünün altını çiziyor.

Washington Post ise Irak'ta aralarında yabancı savaşçıların da bulunduğu IŞİD zanlılarının yıldırım hızıyla yargılanıp ölüm cezasına çarptırılmalarının yarattığı tartışmayla ilgili bir habere yer ayırmış. Gazete, Başbakan Haydar El Ebadi'nin talimatıyla ve IŞİD kurbanlarının ailelerinin içini rahatlatmak amacıyla başlatılan hızlı yargılama sürecinin yabancı hükümetlerin siyasi ve ahlaki bir ikilem yaşamalarına neden olduğunu yazıyor: Yabancı hükümetler Irak'taki şüpheli yargılama sürecine karşı çıkıp kendi topraklarında terör tehdidine kapı aralayacağını bile bile vatandaşlarının iadelerini mi istemeli, yoksa Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin itirazlarına rağmen Irak'taki mahkemelerin hukuki süreci işletmelerine izin mi vermeli? Gazete, Irak'ta ölüm cezasına çarptırılan iki Türk'ü buna örnek gösteriyor. Habere göre Ağustos ayında IŞİD mensubu oldukları gerekçesiyle tutuklanan iki Türk vatandaşı, sadece 18 dakika süren duruşmada ölüm cezasına çarptırıldı. Türkler, yaptıkları savunmada masum olduklarını, Irak'a sadece sıhhi tesisat işine girmek için geldiklerini kaydetti. Birleşmiş Milletler'e göre Irak'ta 6 binden fazla militan, aldıkları ölüm cezalarının infaz edilmesini bekliyor. Ölüm cezasına çarptırılanların kaçının yabancı olduğu ve hangi ülkelerden geldikleriyse açıklanmış değil. Çok sayıda Avrupa ülkesiyse vatandaşlarının iade edilmesi talebinde bulunmadı. Gazete, adil yargı sürecinin olmadığı bu ortamın, Şiiler ve Sünniler arasındaki mezhep çatışmalarını kızıştırabileceği uyarısında bulunuyor. Bunun nedeni, hükümet ve yargı sistemlerinin Şiilerin egemenliği altında olması, terörle suçlananların neredeyse tamamınınsa Sünni olması. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter