Türkiye'nin Uyguladığı Tarım Politikaları

Başlatan BETONBEY, Şub 06, 2017, 02:27 ÖS

« önceki - sonraki »

hergeleci

#15
Kas 03, 2017, 09:49 ÖS Last Edit: Kas 04, 2017, 02:20 ÖÖ by hergeleci
Butun sertifikasyonlari yapilmis (organik falan filan) Nutella'dan daha da kaliteli, lezzetli, ve de saglikli bir yerli urunle piyasaya rakip olarak girmek gerek.

Saglikli dedim cunku icerigi bu:

http://static6.businessinsider.com/image/58a36d06dd08956f298b4589/this-graphic-showing-whats-actually-inside-nutella-may-make-you-rethink-nutrition-labels.jpg

Nutella gercekten kaliteyi cok bozdu. Milletin alternatif aramaya baslamasi normal. Palm yagi uzerine millet yogunlasmisken, herkes herseyin icerigini sorguluyorken, Nutella kasinmaya baslamisken tam firsat... Al sana katma deger firsati.

Not: Bir de ilginc bir anekdot, Amerika'da raflarda Damak cikolatalari gozukmeye basladi (tanesi $2.50 - $3.00 arasi). Burada nedense sacma sapan (portakalli, deniz tuzlu, meyveli, vs) tipte cikolatalar cikmaya basladi. Fistikli cikolata istiyorsaniz ya Damak ya da simdi adini hatirlayamadigim ve ortalikta gozukmeyen bir Alman markasi bulmak zorundasiniz. Yiyenlerde gayet begeniyor bu tipte cikolatayi. Konuyla alakali diger bir urun de findikli cikolata. Ritter'in dandik urununu saymazsak simdiye kadar buldugum en iyi urun Lindt'in top findikli siyah cikolatasi http://www.lindt.co.uk/shop/media/catalog/product/cache/1/thumbnail/9df78eab33525d08d6e5fb8d27136e95/1/5/150g_hazelnut_dark_405x400px.png . Boyle fistikli ve findikli kaliteli urunler cok zor bulunuyor ve pahali. Guzel pazar yani. Mesajı Paylaş

matmat26

Nutellaya rakip iki ürün var.
Torku Banada ve Sarelle.

Torku başarılı. Ancak "Palm yağı" olan ürününe "Hurma Yağı" yazarak sahtekarlık yapması çok ayıp.

Mesajı Paylaş

hergeleci

The rise of vertical farming
https://www.youtube.com/watch?v=VBhTyNbJE6A

Amerika'dan sonra en buyuk besin ihracatcisi: Hollanda Mesajı Paylaş

hergeleci

Eksiseyler'den bir alinti:

Ekmeğini Topraktan Çıkaran Bir Çiftçiden: Türkiye'de Tarım Nasıl Çökme Noktasına Geldi?

https://seyler.eksisozluk.com/ekmegini-topraktan-cikaran-bir-ciftciden-turkiyede-tarim-nasil-cokme-noktasina-geldi


Yine milli guvenlik meselesi haline getirilmis bir baska konu daha... Kicimin Hollanda'sinda petrol yok, toprak yok, gunes yok, adamlar besin ihracatcisi. Mazotta mazot. Disa bagimliyiz diye mazotu subvanse etmeyeceksen gideceksin cozum ureteceksin. Artik elektrikli/hibrit tarim araclari mi olur, ciftciye enerji uretip depolayilmesi icin subvansiyon mu olur (adam dandirik sehirde yasamiyor arazisi var iste bu adamdan baska kim yapabilir bunu bu ulkede zaten?) ya da yenilebilir enerji kaynaklariyla desteklenen pilot bolgeler mi olur, ya da komisyoncu gereksizi ortadan kaldiracak buyuk, kritik kutleli, dikey entegre konglomerat yapilanmalar mi olur, bir sey yapin artik.

Bazen sehirleri bu hale getirmek icin bilincli yapildigini dusunuyorum bu isin. Memlekete ekmegini tastan cikaran adam da lazim. Hem de cok lazim.

Ve biz daha normal tarim yontemleriyle tarim yapamazken elalem hidroponikti, sehir tarimiydi, robottu/otomasyondu, open source ekolojiydi (https://www.ted.com/talks/marcin_jakubowski?language=en#t-2709) almis basini gidiyor.

Mesajı Paylaş

farabi

Türkiye'de bana göre en temel sorun , tarım ürünü defteri sahibi çiftçi başına düşen tarım alanı ortalamasının çok düşük olması ve miras yoluyla yaşanan bölünmeler. AB ortalamasının çok altında ABD'nin ortalamasının ise çok daha azı... Ayrıca Türkiye'de sanayileşme yeteri düzeyde olmadığı için halen ülkenin ciddi bir kesimi için topraktan geçim zorunluluğu devam ediyor. Bizim çiftçilerimiz atölye seviyesi ise , abd'dekiler fabrika ölçeğinde çalışıyor. Atatürk Orman Çiftliğinin kurulmasının asıl amacı buydu...

İkincil sorun enerji ihtiyacı , deniz nakliyat sektöründe yolcu ve yük taşıyan gemilerinin aldığı fiyattan , çiftçiye mazotu verirsen zaten pek çok sorun düzelir. Yenilenebilir enerji konusunda da lisans zorunluluğunun kalkması gibi yasal düzenlemeler daha yeni geldi sayılır...

Üçüncü sorunda ülkede kooparatifçiliğin gereken etkinlikle çalıştırılamaması. Topraktan alınan mamul ile son ürün arasında oluşan uçurum , işin ticareti tarafında paylaşılmakta. Ve bu durum öyle abuk noktalara gidiyor ki adamın biri 20-25 milyon lira gibi paralarla her hangi bir hububat ürününde fiyat manipülasyonu yapabilir durumda...

Bir de galiba gübre sorunu var. Gübre ve ilaçlama konusunda yurt geneline yayılı genel bir yanlış kullanım durumu var. Mevsimlik rekolteyi arttırmak isterken uzun vadede toprağa zarar veren bazı uygulamalar yaygın ya da en azından benim karadeniz bölgesinde gözlemlediğim kadarıyla öyle. Bir de ülkemizdeki şartlar gereği , zorunlu olarak amonyum nitratlı ürünlere yasal düzenleme getirildi. Mesajı Paylaş

putty

Marketler pazarlar taze meyve sebze dolu. Ucuzlar bollar tazeler lezzetliler çok çeşitliler çok kaliteliler. Çokta ihraç ediyoruz. Niye başarısız görüyorsunuz tarımı. Köylü fakir çünkü diyorsanız hepimiz fakiriz bu ülkede. Biraz kırmızı et sorunumuz var sadece Mesajı Paylaş

bnb

Çünkü meyve sebze iyi para ediyo ve bizim anadoluda iyi yetişiyo. Buğday, arpa, mısır ve diğer tahıllar ise ucuz olduğu için çok yüksek üretim rakamları olduğu zaman ancak para bırakıyor. Onun için de geniş araziler, ucuz ama kaliteli gübre ve daha ucuz mazot gerekiyor. Sorun bu. Mesajı Paylaş

BATTLESTAR

Çiftcimiz bilgisiz. Topraklarımızı çok verimsiz kullanıyoruz.  Daha gübreyi bile verimli kullanmaktan uzağız. Ve tarım gelişmemizin önündeki büyük bir engel bana göre.

Tarım ve hayvancılığı sakın küçümsemeyin. Şu an gelişmiş olarak bir çok ülke modern tarım ve makineleşme konularında ok iyi konumlardadır ve hatta geçmişte abd dahil sanayileşmelerini ilk tarım sanayisi üzerinden başarmışlardı.


Velhasıl şu satten sonra yapılacak tekşey ya direk devletin yada devlet destekli şirketlerin. Devletin planlaması ile en uygun bölgelerde en uygun yöntemle gereken türleri gereken miktarda Üretecek tarım ve hayvancılık şirketlerine ihtiyacımız var.

Artık kendilerine verilen desteği gerekli şekilde değerlendiremeyen bilgisiz köylü halkıda bu şirketlerde çalışmaktan başka şansları olmaz. Zaten bizim milletimiz düzenli maaşı severler güvende olmayı parayı riske atmayı uzun süre beklemeyi sevmezler.


İnanın ülke tavuk eti yemekten güçsüz kaldı. Yeterli düzeyde kırmızı et yememek o halkı ciddi anlamda etkiler. Mesajı Paylaş

Baltica

Gelusmos ulkeler, cok buyuk alanlarda gdoli hibrit tohumla tek cesitle yapilan endustriyel tarim uygulamalarindan siyrilmaya calisiyorlar yalniz. O tur tariminda kendine mahsus baska sakincalari var. Mesajı Paylaş

BATTLESTAR

@Baltica

Sayın baltica bizimde şu an pek sağlıklı ve verimli yiyecekler yapıldığımız söylenemez. Üretici sanki gdo kullanmıyor mu ? Şunu unutmayalım ülkemizde yetiştirilen ürünün zaten en iyi ve sağlıklısı yurtdışına yollanıyor.

Burdaki amaç ülke tarım kabiliyetini daha verimli daha kazançlı olarak kullanıp daha fazla haneye devlet-özel ortaklığıyla iş imkanı sunup aradaki aracıların kalkması sebebiyle daha ucuz besin sağlamak .

Keza bu sistemle giderek tarımda dışa bağımlı oluyoruz.  Allah korusun bir ambargoda kıtlıkta ne yapacağımızı şaşırırız.

Yeteri kadar et meyve süt ihtiyacı karşılanmamış bireylerdende mutluluk, eğitimde ve askeriyede verim beklemek yanlış olur. Mesajı Paylaş

sadalone

Tarım'da ki iş gücüne katılım oranı tarımın toplam ekonomideki oranına göre en az iki kat fazla gibi.Tarımdaki bu fazla iş gücünü başta sanayi olmak üzere diğer sektörlere yönlendirmemiz gerekiyor.

Tarımda çalışan nüfusa oranla verimli arazi miktarımız yetersiz. Mesajı Paylaş

Baltica

@ BATTLESTAR, evet bizim su andaki tarim uygulamalarimizda cok sikintili. Ama ozellikle bahsettigim konu ozelinde, nasil 2-8 donumluk bahceler, tarlalar olcek ekonomisi kosullarina uygun degilse,  ornegin ABD'de, Brezilya'da sirketlerin sahip oldugu 15.000-20.000 donum alanda tek cesit (ozellikle misir veya arpa) hibrit tohumla yapilan tarimda cok problemli.

Ikisinin arasini bulmak gerek. Mesajı Paylaş

malpsoy

Sudan da  tarım yapmanın alınacak verimden öteye giden anlamı var mı ? 

Bu arada çiftçinin yılın çoğunu (8-9 ay) köyün kahvesinde geçirdiği bir ülkede verim nasıl arttırılır çalışmasını yapmamız lazım... Mesajı Paylaş

Sabri Ünal

2 dedem de vefat etti, birisinin tek anadan 12 çocuğu, diğerinin 3 anadan 11 çocuğu vardı. Baba tarafında amcam ölene kadar 10 yıl mirası bölüşemedik. Diğer tarafta da 1930 gibi doğumlu dedemin üstüne kayıtlı hiç bilinmeyen bir çocuk çıktı. Onu da öldüremedik! Çiftçilik yapan sadece bir tane dayım kalmıştı. Ahıra ayı girdi ve 25 koyunu telef diğerlerini sakat etti. Eşi stresten kanser oldu, vefat etti.

Sadece tek dedemin 100 koyunu, 60 kuzusu, 15 kadar ineği vardı ve ömrü (keçi ve oğlakları ben görmedim) bunlar çerçevesinde geçip gitti. Bağ, bahçe ve ot işlerini saymıyorum.

Aile üyelerinin ortak emek verip ortak tüketmesine dayanan ve ihracat'ı olmayan ve fazla üretmeyen aile için tarım anlayışını biraz dışına çıkmamız gerekiyor. Dedemden kaldı babamdan kaldı diye de bahçeleri bağları ve dahi (karadeniz için yaylaları ve dağları) bölüştürmek bizi ileriye götürmüyor.

Akılı ve usulüne uygun, eğitimini almış ellerce tarım faaliyetinde bulunmamız gerekiyor elbette FAKAT tarım için gerekli olan AKIL ve EDEVAT da tarafımızdan üretilmeli.

Hollanda sadece tarım üreticisi değil TARIM ARAÇLARININ da en büyük ihracatçılarından biri.

İyi Çalışmalar. Mesajı Paylaş
>>> Kaynak belirtmediğim her düşünce şahsi kanaatimdir. Fikirlerinizle uyuşmuyorsa çöpe atın gitsin.



Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter