Türkiye-Almanya İlişkileri

Başlatan Sihirbaz, Oca 30, 2017, 11:04 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

HDS

Mesela bizim milletvekiline denetleme yetkisi verirsen de bu olur:

Milletvekili polis azarlar, halk diye peşine taktığı da vekilini alkışlar..

Zaten her vatandaşın gönlünden de işte böyle polis aşağılayabilmek yatar. Belki bir gün yeterince yaltaklanır da adam olursa o da büyüyünce bir polis azarlar. Hızını alamazsa vatandaş tokatlar. Dolayısı ile vekili ile halkı monolitik bir bütünlük arz eder.

Bu bakan makan korumalarına her karşılaştığımda çok kızıyorum, ama sonra bunun gibi şeyleri görünce de kızamaz oluyorum. Türkiye'de yaşamak hakikaten Nasreddin Hoca olmak gibi. Ama herkes "haksız"..







Bir SAT arkadaşla yine bir dalışta tanışmıştık. "Ya abi, bir fırkateynden açılıp bir gemiye bordalayacağız. Gemi kaptanı telsizden bize direktif veriyor; 'Çocuklar oradan değil, buradan yanaşın, o öyle olmaz..' diye, kızıp telsizleri kapatıyoruz en sonunda. Ya ben özel birliğim, sen gemi kaptanısın, sen işini yap ben işimi yapayım." diye serzenişte bulunmuştu. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Almanya Dışişleri Bakanı: Türkiye'ye silah ihracatını beklemeye aldık


Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel, Türk hükümetiyle yaşanan siyasi gerilim nedeniyle Türkiye'ye silah ihracatı başvurularının bekletildiğini açıkladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye ile Almanya arasındaki silah ticaretine ilişkin Handelsblatt gazetesine açıklamalarda bulundu. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gabriel açıklamasında, "Türkiye'nin şu sıralar bize silah satışına yönelik yaptığı başvuruları, ki bunların sayısı hiç az değil, beklemeye aldık" şeklinde konuştu. Gabriel bu başvurulara yönelik bir sorumluluk taşınmadığını ifade etti. Bakan, uluslararası sözleşmeler uyarınca bağlı kalınması gereken ancak içeriğini silahların oluşturmadığı bazı ihracatların ise bekletilemediğine dikkat çekti.

Alman haber ajansı dpa'nın Yeşiller Milletvekili Özcan Mutlu'nun verdiği soru önergesine aldığı yanıta dayandırdığı haberine göre, Alman hükümeti yıl başından bu yana Türkiye'ye 25 milyon euro tutarındaki silah ihracatına onay verdi. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Almanya'nın Türkiye'de tutuklu bulunan Alman vatandaşları konusunda yapabileceklerinin sınırlı olduğunu da sözlerine ekledi. Bakan, Türkiye'nin NATO'dan çıkarılması veya diplomatik ilişkilerin tamamen kesilmesi gibi önerilere sıcak yaklaşmadığını ifade ederek, "Bu durumda tutuklu olanlar daha hızlı bir şekilde serbest kalmaz. Konsolosluk desteği de alamazlar" dedi.

Sigmar Gabriel bir kez daha federal hükümetin Türklerle değil, Recep tayyip Erdoğan yönetimindeki Türk hükümetiyle sorunu olduğunu yineledi. Bakan, "Bizi birbirimize karşı kışkırtmaması için her şeyi yapmalıyız" ifadesini kullandı.

Gabriel: Türkiye'ye seyahat edecekler duyuruları okusun

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, pazar günü İstanbul'da gözaltına alınan Türkiye kökenli Alman vatandaşı çifte yönelik olarak ise daha öncesinde "Kölner Stadt Anzeiger" gazetesine açıklamalarda bulundu. Bakan, Türk hükümetinden gözaltındaki Alman vatandaşına konsolosluk erişimi yolunun açılmasını talep etti. Sigmar Gabriel açıklamasında ayrıca Türkiye'ye yapılacak seyahatlere ilişkin de uyarıda bulunarak, "Türkiye seyahatlerinde daha da dikkatli olunması gerektiğini" belirtti.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gabriel, "Her Alman vatandaşına, içinde bulunduğumuz koşullar uyarınca Türkiye seyahati öncesinde Dışişleri Bakanlığı'nın seyahat ve güvenlik duyurularını dikkatlice okumasını tavsiye ederim" dedi. Sigmar Gabriel gazeteye yaptığı açıklamada, bakanlığının Alman vatandaşı çiftin hangi gerekçeyle Türkiye'de tutulduklarına dair henüz bilgi sahibi olmadığını ifade etti.

Alman haber ajansı dpa ise pazartesi akşam saatlerinde diplomasi çevrelerine dayandırdığı haberde, çiftin muhtemelen "siyasi gerekçelerle" gözaltına alındığını bildirdi.

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Schäfer, pazartesi sabah saatlerinde İstanbul'da Türk kökenli Alman vatandaşı bir çiftin gözaltına alındığı konusunda ciddi bilgiler ulaştığını açıklamış ancak gözaltı hakkında kendilerine resmi bir bilgi verilmediğini belirtmişti.
Sözcü, Türkiye'ye gitmeyi planlayan her Alman vatandaşının ülkede olup bitenlerle ilgilenmek zorunda olduğunu vurgulamış, Alman vatandaşlarını Türkiye'deki gözaltılar nedeniyle uyararak, "Türkiye'ye seyahat etmeyi düşünen herkesin başına gelebilir. Bu üzücü bir gerçek" demişti.

http://www.dw.com/tr/almanya-d%C4%B1%C5%9Fi%C5%9Fleri-bakan%C4%B1-t%C3%BCrkiyeye-silah-ihracat%C4%B1n%C4%B1-beklemeye-ald%C4%B1k/a-40457085 Mesajı Paylaş

Sabri Ünal

Almanya'dan aldığımız göze batan en temel malzemeler:

- MR Cihazları (Siemens)
- Rüzgar Santralleri (Siemens)
- Hızlı Trenler (Siemens)
- Beyaz Eşya (Boch, Siemens)
- Çeşitli Komponetler (ABB)
- Otomotiv, hiç saymıyorum
- Denizaltı
- Gemi Motorları
- Güç Grubu ve Motor

MTU'nun Türkiye'den elde ettiği 5 yıllık ciroyu ortaya koyup, bir MARKA kurmak şart!

Son rüzgar enerjisi ihalesinin Siemens'e gitmesi açıkcası benim kanaatimce sektörde bir marka olabileceğimiz alanlardan birisini daha tıkamıştır. Hatalı karardır.
Mesajı Paylaş
>>> Kaynak belirtmediğim her düşünce şahsi kanaatimdir. Fikirlerinizle uyuşmuyorsa çöpe atın gitsin.

bnb

Dillerine doladıkları "Türkiye'yi Noto'dan çıkartmak işimize gelmez"de neyin nesi. Almanya canı istediği zaman Türkiye'yi Nato'dan çıkarabileceğini mi sanıyor gerçekten? Bunlarda bu işleri bilenler tv'a falan çıkıp birşeyler anlatmıyor mu? Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Türkiye'ye Silah Satışının Askıya Alınmasına Tepkiler Farklı


Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in, Türkiye ve Almanya arasındaki gerginlik nedeniyle Türkiye'ye silah ihracatı başvurularının bekletildiğini açıklamasından sonra, hükümetteki Birlik Partileri ile ortağı SPD'nin yanı sıra muhalefet partileri arasında konuyla ilgili değişik görüşler ortaya çıktı.

Hristiyan Birlik Partilerinin dış politika sözcüsü Jürgen Hardt, Almanya ve Türkiye'nin NATO çatısı altında ortak çıkarları bulunduğunu belirterek, "Almanya Türk ordusunun güçlü olmasını arzular" dedi. NATO kapsamındaki dayanışmanın Türkiye'nin silah taleplerinin "iyi niyetli" gözden geçirilmesini gerektirdiğini savunan siyasetçi, silah ambargosunun NATO'nun zayıflatılması ve Almanya'nın kendi güvenlik çıkarlarının zarar görmesi anlamına geleceğini belirtti.

Federal Parlamento'da Yeşiller'den milletvekili Özcan Mutlu, Türkiye'de tutuklu bulunan Almanlar'ın durumuna tepki verilmesini isteyerek, silah ihracatının durdurulması önermişti.

Almanya-Türkiye ilişkileri son olarak Alman insan hakları savunucusu Peter Steudtner'in ve Alman vatandaşı Türk kökenli bazı kişilerin FETÖ'yle bağlantılı oldukları suçlamasıyla Türkiye'de tutuklanmaları ya da gözaltına alınmaları sonrasında tırmanmıştı.

Dışişleri Bakanı Gabriel ise yaşanan siyasi gerilim nedeniyle Türkiye'ye silah ihracatı başvurularının bekletildiğini duyurmuş, "Türkiye'nin şu sıralar bize silah satışına yönelik yaptığı başvuruları - ki bunların sayısı hiç az değil, beklemeye aldık" şeklinde konuşmuştu. Alman hükümetinin iki ülke arasındaki gerilime rağmen bu yılın başından beri Türkiye'ye 25 milyon Euro tutarında silah ticaretini onayladığı biliniyor. Almanya'da yasalara göre silah firmalarının ülke dışına yaptığı satışları hükümetin onaylaması gerekiyor.

Türkiye'ye ihraç edilen mühimmatın başında bomba, torpido ve füzeler geliyor. Türkiye, Almanya'dan en çok silah satınalan ilk 10 ülke arasında yer alıyor. 2015'te en çok silah satınalan ülkeler sıralamasında 25. olan Türkiye, 2016'da 8. sıraya yükselmişti. Federal Hükümet geçen yıl 54 silah satışına izin verdi, 11'ini reddetti. Başta Sol Parti olmak üzere, Yeşiller ve SPD'li çok sayıda siyasetçi aylardır Başbakan Angela Merkel'e Türkiye'ye yönelik silah ambargosu uygulama çağrısında bulunuyor. Almanya'nın 1990'lı yılların başında sattığı bazı silahların terör örgütü PKK'ya karşı kullanıldığının ortaya çıkması üzerine Berlin o dönemde Türkiye'ye silah ambargosu uygulamıştı.

Bu arada 24 Eylül parlamento seçimlerine 12 gün kala kampanya çalışmalarına, Türkiye ile ilgili açıklamalar damga vurmaya devam ediyor. Nitekim Başbakan Angela Merkel Türkiye'nin, "kendisinin hukuk devleti kavramından anladığı her şeyden fazlasıyla uzaklaştığını" savunarak, son yaşanan gelişmelerden sonra Türkiye politikalarını değiştirme kararı aldıklarını, ayrıca Gümrük Birliği'nin genişletilmesinin de söz konusu olmayacağını açıkladı.

"Seçim arenasında" Türkiye

Kamu televizyonu ARD'de katıldığı "Seçim Arenası" programında, stüdyodaki seçmenlerin sorularını cevaplandıran Merkel, AB'ye üyelik müzakerelerinin durumunun ise 19-20 Ekim'de yapılacak AB Zirvesi'nde görüşüleceğini de söyledi. Türkiye'de halkın yarısının anayasa referandumunda "Hayır" oyu verdiğini hatırlatan Merkel, bu kişilerin ve muhalefetin hayal kırıklığına uğratılmaması gerektiğini de öne sürdü. Merkel, Ankara ile Berlin arasındaki gerilim sürerken Almanya'daki Türk kökenli vatandaşlarla birlik olunması gerektiğini belirtti ve Merkel, "Siz, burada evinizdesiniz. Size değer veriyoruz" ifadelerini kullandı ve oy kullanmalarını istedi.

https://www.amerikaninsesi.com/a/turkiyeye-silah-satisinin-askiya-alinmasina-tepkiler-farkli/4025151.html Mesajı Paylaş

Trilogy

Merkel'den Türkiye'ye silah sevkiyatıyla ilgili açıklama


Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'ye silah sevkiyatının tamamen yasaklanmasına karşı olduğunu dile getirdi.

Merkel, bu satışların bir miktar kısıtlandığını fakat IŞİD'le mücadele Türkiye'nin kilit müttefiklerden biri olduğunu ifade etti.
Almanya Başbakanı, Türkiye'ye silah satışı taleplerinin duruma göre ele alındığını sözlerine ekledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, "Aslında NATO müttefikimize silah sevk etme yükümlülüğümüz bulunuyor. Ancak Türkiye'ye silah sevkiyatını neredeyse tamamen durdurduk" açıklamasında bulunmuştu.

'TÜRKİYE'YE DAHA SIKI BİR SEYAHAT UYARISI İÇİN SEBEP YOK'

Alman NDR kanalına röportaj veren Merkel, Türkiye'ye yönelik daha sıkı bir seyahat uyarısı için bir sebep görmediğini, Berlin'in seçenekleri açık tuttuğunu söyledi.

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201709121030110475-merkel-turkiye-silah-satisi/ Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Türkiye, Alman istihbaratı için 'riskli ülke' mi?


Almanya'nın önemli haber portallarından tagesschau.de'de yayınlanan haberde, Alman hükümetinin Türkiye'yi istihbarat birimleri açısından güvenlik riskinin yüksek olduğu ülkelerin listesine almayı düşündüğü iddia edildi.

Almanya'nın kamu yayın kuruluşu ARD'ye bağlı tagesschau.de haber portalında Almanya ile Türkiye arasındaki güvenlik işbirliğini yakından ilgilendiren bir habere yer verildi.

Batı Alman Radyoları (WDR), Kuzey Alman Radyoları (NDR) ve Süddeutsche Zeitung gazetesinin yaptığı ortak araştırmaya dayandırılan habere göre, Federal İçişleri Bakanlığı Türkiye'yi "Alman devletinin 'sırlarını taşıyan', istihbarat birimleri çalışanları gibi kişilerin 'özel güvenlik riskleriyle' karşı karşıya olduğu" ülkelerin bulunduğu listeye almayı gözden geçiriyor. Söz konusu çalışanlara yönelik korkutma ve şantaj girişimleri güvenlik riskleri arasında sayılıyor.

Haberde "İstihbarat çalışanları için devletler listesi" (Staatenliste für Nachrichtendienstmitarbeiter) adı verilen listede halihazırda aralarında Çin, Kuzey Kore, Pakistan, Rusya'nın da bulunduğu 30 ülkenin yer aldığı, NATO partnerleri gibi yakın müttefiklerin ise listede bulunmadığı belirtildi.

Haberde ayrıca İçişleri Bakanlığı'ndan bir sözcünün "hâlihazırda listenin güncellenmesi üzerinde çalışıldığını ve İçişleri Bakanlığı'nın Türkiye'nin de bu listeye eklenip eklenmemesi konusunda incelemesini sürdürdüğünü" söylediği kaydedildi. Benzer bir habere Temmuz ayı başında Bild gazetesi de yer vermiş, haberde en fazla tehdit altında olan Almanya'nın dış istihbarat servisi BND'nin çalışanlarının, Türkiye'nin de listeye dahil edilmesine destek verdiği öne sürülmüştü.

WDR, NDR ve Süddeutsche Zeitung'un haberine göre, hükümet çevreleri Türkiye'nin listeye alınıp alınmayacağına henüz karar vermedi.

http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-alman-istihbarat%C4%B1-i%C3%A7in-riskli-%C3%BClke-mi/a-40476622 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Gabriel: Türkiye'ye ekonomik baskı etkisini gösterdi


Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel Türkiye'ye ekonomik yardımların azaltıldığını, bu durumun etkisini gösterdiğini söyledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Nordwest Zeitung'a verdiği demeçte "Alman hükümetinin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın provakasyonlarına uzun süre temkinli davrandığını" söyledi. Ancak Türkiye'de Almanların haksız gerekçelerle tutuklanması ve Ankara'nın, teröre destek verdiği iddiasıyla 680 Alman şirketinin adının yer aldığı bir liste hazırlamasına tepki vermek zorunda olduklarını söyleyen Gabriel, "Ekonomik yardımlarımızı azalttık ve Türkiye'ye yatırımlar konusunda risklere işaret ettik" dedi. Ankara'nın buna da hızlı bir biçimde tepki gösterdiğini söyleyen Gabriel, "Ekonomik baskı etkisini gösterdi" dedi.

Gabriel, Alman insan hakları savunucusu Peter Steudtner'in Türkiye'de tutuklanmasının ardından Türkiye politikasını değiştirdiklerini açıklamış ve Almanya Dışişleri Bakanlığı Türkiye'ye karşı seyahat uyarısını sertleştirmişti. Gabriel Türkiye'de iş yapan Alman şirketleri ve yatırımcılarını da dikkatli olmaları yönünde uyarmıştı.

Türkiye'nin bir süre önce aralarında Daimler ve BASF gibi Alman şirketlerinin de bulunduğu 680 Alman şirketinin adının yer aldığı bir liste oluşturduğu ve listedekilerin teröre destek ile suçlandığı iddia edilmişti. Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ Temmuz ayında yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Berlin'e gönderdiği ve Alman şirketlerini de içerdiği belirtilen "terör" listesiyle ilgili bir "iletişim hatası"nın yaşandığını söylemişti.

Röttgen: Türkiye ile ilişkiler kötüleşiyor

Öte yandan Federal Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partili Norbert Röttgen, Passauer Neue Presse'ye Türkiye'nin AB üyeliği hakkında açıklamalarda bulundu. Türkiye ile ilişkilerde esaslı bir kötüleşme yaşandığını söyleyen Röttgen, "Cumhurbaşkanı Erdoğan değerler konusunda bir ortaklık yok, Ankara ile sadece çıkarlara dayalı bir işbirliği olabilir" dedi.

Röttgen, açıklamasında Sosyal Demokrat Parti başbakan adayı Martin Schulz'un Başbakan Angela Merkel ile televizyon düellosunda Türkiye ile ilgili sarfettiği sözleri ise eleştirdi. Schulz'un düelloda sürpriz bir biçimde Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin sonlandırılmasını söylediğini, bundan birkaç gün sonra ise bir başka söyleşide bunu olasılık olarak değerlendirdiğini belirterek "Böyle dış politika yapılamaz" diye konuştu.

http://www.dw.com/de/gabriel-setzt-im-t%C3%BCrkei-streit-auf-wirtschaftlichen-druck/a-40477525 Mesajı Paylaş

Search and rescue

FAZ'dan grafik, yıllar içinde AB'den Türkiye'ye yapılan direkt yatırımlar.


*İspanyol Bankası BBVA ile Garanti arasında 920 milyon dolarlık anlaşma olmuş, İspanya o yüzden tepede.


Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Türkiye'den Almanya'ya iltica başvuruları rekor seviyede


Türkiye'den Almanya'ya yapılan iltica başvuruları en yüksek seviyeye ulaştı. Bu yıl Almanya'ya iltica talebinde bulunan Türk vatandaşlarının sayısı 4 bin 700.

Alman gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung'un Federal Göçmen ve Mülteciler Dairesi'ne (BAMF) dayandırarak verdiği habere göre bu yılın Ağustos ayında 877 Türk vatandaşı Almanya'ya iltica başvurusu yaptı. Bu rakamın 15 Temmuz 2016 tarihindeki başarısız darbe girişiminden bu yana Türk vatandaşlarının Almanya'ya yaptığı en yüksek iltica başvurusu olduğu vurgulandı. BAMF verilerine göre bu yıl Almanya'ya iltica başvurusunda bulunan Türk vatandaşlarının sayısı 4 bin 700. Ancak yapılan iltica başvurularından büyük bölümü reddedildi.

Frankfurter Allgemeine Zeitung'un haberinde Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi'nin bu yıl iltica başvurularından 8 bin 500'ünü karara bağladığı ve yaklaşık 5 bin başvurunun reddedildiği kaydedildi. Sadece 670 kişinin iltica başvurusu kabul edilirken, bin 140 kişi sığınmacı, 112 kişi ise geçici koruma statüsü aldı.

Sınır dışı edilme kararı alınanlar

Yabancılar Kayıt Merkezi'nden alınan bilgilere göre 31 Ağustos 2017 itibariyle 6 bin 784 Türk vatandaşı hakkında da sınır dışı edilme kararı alındı. Berlin ve Saksonya eyaletlerinin başvurusu reddedilen toplam 6 kişiyi sınır dışı ederek Türkiye'ye gönderdiği öğrenildi.

Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi başvuru sahiplerine hangi gerekçe ile koruma statüsü verildiği konusunda bir istatistik tutmuyor. Türkiye'den yapılan bazı başvurularda ülkede darbe girişiminde bulunulmasının iltica gerekçesi olarak sunulduğu bilgisine yer verildi.
Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, darbe girişiminden bu yana 250 diplomatik pasaport ve 365 hizmet pasaportu sahibi Türk vatandaşının Almanya'ya iltica başvurusunda bulunduğunu belirtmişti.

http://www.dw.com/de/zahl-t%C3%BCrkischer-asylbewerber-erreicht-h%C3%B6chststand/a-40500875 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Schulz: Erdoğan'ın önünde diz çökmeye niyetim yok


Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) başbakan adayı Martin Schulz, seçimlere sayılı günler kala DW'ye mülakat verdi. Türkiye ile ilişkilere dair açıklamalar yapan Schulz, "Bize şantaj yapılmasına izin veremeyiz" dedi.

DW'nin Almanya'da 24 Eylül'de yapılacak seçimlerde Federal Meclis'e girme şansı olan beş partinin liste başı adayları ile yaptığı söyleşi dizisinin bu haftaki konuğu Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) başbakan adayı Martin Schulz oldu. Schulz, Almanya'nın Freiburg kentinde DW Baş Editörü Ines Pohl ile DW editörlerinden Jafaar Abdul Karim'in sorularını yanıtladı.

"Hayal kırıklığına uğradım"

Türkiye ile ilişkiler ve Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakereleri ile ilgili açıklamalar yapan Schulz, müzakerelerin kesilmesi yönündeki görüşünü yineledi. Shulz, "AB'ye üye olması halinde uyması gereken temel ilkeleri her gün çiğneyen biriyle müzakereleri sürdürmenin bir anlamı yok. AB bir hukuk birliği, temel ilkelere, temel haklara dayanıyor. Söz konusu temel haklardan biri düşünce özgürlüğü, gazetecilerin devletin baskısı altında kalmadan çalışabilme özgürlüğü. Bu haklar Türkiye'de sistematik olarak çiğneniyor. Böyle bir ülke AB'ye üye olamaz" dedi.

Türkiye'deki muhalefet ile irtibat içinde olduklarını kaydeden Schulz, "Sayın Erdoğan beni hayal kırıklığına uğrattı, başta büyük bir reformcuydu, şu anda ülkesini tecrit etme yolunda" şeklinde konuştu.

Başbakan olması halinde nasıl bir Türkiye politikası izleyeceği sorusuna ise Schulz şu yanıtı verdi: "Türkiye'nin çok yakın bir müttefik, dost bir ülke olduğu, ayrıca anayasa referandumunun da ortaya koyduğu gibi Türklerin neredeyse yarısının Erdoğan'ın tarafında olmadığını gözeten bir politika izleyeceğim. Ancak Recep Tayyip Erdoğan'ın daha fazla provokasyon yapmasına izin vermeyeceğim."

"Müzakereler kesilmeli"

Türkiye'de tutuklu bulunan Alman vatandaşlarına istinaden "Tüm diplomatik kanalları kullandık, bütün diplomatik yolları denedik" diyen Schulz "İki seçeneğimiz var, ya onları çıkaramayacağız ve Erdoğan politikalarına devam edecek ve AB ile müzakereleri sürdürecek veya onları çıkaramayacağız ama tam da bu nedenle müzakereleri sonlandıracağız" şeklinde konuştu.

Schulz Erdoğan'ın AB ile Türkiye arasındaki mülteci mutabakatını iptal etme ihtimaline ilişkin olarak ise "Erdoğan'ın önünde diz çökmeye niyetim yok. Bize şantaj yapılmasına izin veremeyiz" dedi. Schulz, "Mülteci sorunu nedeniyle Türkiye'de demokrasinin yok edilmesini sineye çekemem" şeklinde konuştu. Ines Pohl ve Jafaar Abdul Karim'e yönelik olarak, "Yarın gazeteci olarak Türkiye'ye gitseniz tutuklanmayacağınızın garantisi yok" diyen Schulz, Türk hükümetinin tutumunun AB değerleri ile bağdaşmadığını ifade etti. Erdoğan'ın mülteci mutabakatını feshedeceğini düşünmediğini belirten Schulz, "Erdoğan mültecilere değil, Türklere kötü muamele ediyor" değerlendirmesini yaptı.

SPD geride

Seçime sayılı günler kala SPD'nin anketlerdeki değerleri düşüş gösteriyor. Son anketlerde yüzde 20 oy oranına ulaşan Schulz, rakibi Merkel'in partisi Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) bir hayli gerisinde. Anket değerlerinin değil sandıktan çıkan sonuçların önemli olduğunu ifade eden Schulz, Merkel'in Almanya'da mevcut durumu idare etme yönünde politikalar izlediğini söyledi. "Birçok kişi ülkenin geleceğine ilişkin endişeli" diyen Schulz, genel olarak Almanya politikasında insanlara 'hızla değişen bir dünyada hiçbir şeyin aynı kalmayacağını söyleme cesaretinin eksik olduğu' eleştirisinde bulundu.

Schulz, ıssız bir adaya düşse yanına hangi politikacıyı alacağı sorusuna ise "Cem Özdemir" şeklinde yanıt verdi. "Özdemir'i çok yakından tanıyorum, Avrupa Parlamentosu'ndaydı. Çok iyi bir insandır" dedi.

http://www.dw.com/de/martin-schulz-ich-bin-nicht-bereit-vor-erdogan-in-die-knie-zu-gehen/a-40539414 Mesajı Paylaş

putty

Yani yenilmeyi göze almış ama diz çökerek değil direnecek. Onurlu bir yenilgi sunsak atlayacak demek ki. Mesajı Paylaş

Terra

Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı


Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann, Köln şehrinde PKK terör örgütü yandaşlarının düzenlediği etkinlikle ilgili Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Bakanlık, etkinliğin düzenlenmesini ve terör propagandasına izin verilmesini kınadı.

DışişleriBakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Almanya'nın Köln şehrinde PKK terör örgütünün Almanya'daki uzantıları tarafından bir etkinlik düzenlenmesine ve burada terör propagandası yapılmasına izin verilmiş olmasını kınıyoruz. Tepkimiz Bakanlığa çağrılan Almanya'nın Ankara Büyükelçisi nezdinde kuvvetli şekilde ifade edilmiştir." değerlendirmesi yer aldı.

Açıklamada, festival adı altında düzenlenen söz konusu propaganda faaliyeti sırasında Almanya'daki mevzuata göre yasak olmasına rağmen, PKK terör örgütünün sembollerinin kullanılmasına, elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterlerinin açılmasına ve PKK'nın halihazırdaki elebaşılarından birinin de terörü öven mesajının okunmasına göz yumulduğu belirtildi.

"ALMANYA'YI İLKELİ DURUŞA DAVET EDİYORUZ"

Köln'deki faaliyetin, Alman yetkililerin bu tür düzenlemelere izin vermeyecekleri yönündeki açıklamalarından sonraki ikinci faaliyet olmasının "dikkat çekici" olduğu vurgulanan açıklamada, "Almanya'nın terörle mücadelede izlediği bu çifte standartlı tutum, terörizmle küresel mücadele adına kaygı vericidir. Almanya'yı terörün her türüne karşı ilkeli bir duruşa davet ediyoruz." ifadelerine yer verildi.

ALMANYA'DA TERÖR ÖRGÜTÜ GÖSTERİSİ

Almanya'da terör örgütü PKK yandaşları, sözde uluslararası Kürt festivali adı altında gösteri düzenlendi. Köln kentinin Deutzer Werft Meydanı'nda yaklaşık 3 bin terör örgütü yandaşının gösterisini Türk basın mensuplarının takip etmesine izin verilmedi. Etkinlikte terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterleri ile Alman yetkililerin daha önce yasaklandığını açıkladıkları terör örgütü paçavraları açıldı.

Terör etkinliğinde ayrıca kiralanan bir uçağın kuyruğuna asılan "Özgür Öcalan" pankartı kent semalarında uçuruldu. Alman polisinin gözü önünde açılan poster ve paçavraların yanı sıra sık sık terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan lehine slogan atıldı.

Söz konusu festivale geçen yıl Köln makamları "güvenlik endişesi" nedeniyle izin vermemişti.

http://www.ntv.com.tr/turkiye/almanyanin-ankara-buyukelcisi-disisleri-bakanligina-cagrildi,QS_5yb_D60-Vd7sMK-jFKQ Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Alman devlere Türkiye'de ilan çağrısı


Axel Springer, borsada kayıtlı en büyük 30 şirketi bir araya getirerek Türkiye'de bir ilan kampanyası düzenlemeyi amaçlıyor. Bu yolla tutuklu Almanların serbest kalması için Türk hükümetine baskı yapılması hedefleniyor.

Almanya'nın en büyük medya grubu Axel Springer, ülkenin en büyük şirketlerini bir araya getirerek, aralarında Die Welt gazetesinin muhabiri Deniz Yücel'in de olduğu Alman tutukluların serbest bırakılması için Türkiye'ye baskı yapmayı amaçlıyor. Axel Springer'in yönetim kurulu başkanı Mathias Döpfner, Alman Birleşik Borsa Endeksi'ni (DAX) oluşturan 30 şirketin yönetim kurulu başkanlarına bir mektup yazarak, Türk medyasında yapılması planlanan bir ilan kampanyası için destek istedi.

İlk olarak Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung (FAS) adlı gazetede yer alan habere göre, Döpfner Almanya'nın önde gelen sanayi devleri, bankaları ve sigorta şirketlerinin, isimleri ve yönetim kurulu başkanlarının imzaları ile ilanda yer almasını istiyor. Amaçlarının Türkiye'de haksız yere tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının serbest bırakılması olduğunu yazan Döpfner, Deniz Yücel'in en tanınmış tutuklu olduğunu, ancak kampanyanın sadece onun için yapılmadığını ve genel olarak kötü duruma dikkat çekilmek istendiğini vurguladı.
Axel Springer şirketinin Alman Haber Ajansı'na (dpa) yaptığı açıklamada ise, "Deniz Yücel, istemeden Türkiye'nin özgürlükçü ve demokratik değerlere sırt çevirmesinin sembol ismi oldu" denildi.

Şirketlerin en az yarısının katılımı şart

FAS'in elindeki bilgilere göre, kampanyanın hayata geçirilebilmesi için, çağrı yapılan şirketlerin yarısından fazlasının katılımı şart koşuluyor. Gazete, şirketlerin şu ana kadar temkinli davrandığını ve Türkiye'deki çalışanlarına baskı uygulanabileceği endişesiyle çekinceleri olduğunu yazdı.

"İlan Türkiye'ye veya Türk vatandaşlarına karşı değil"

Axel Springer şirketinin dpa'ya yaptığı açıklamada ise, şimdiden 'bazı şirketlerden olumlu tepki' geldiği kaydediliyor ve "başarıları özgürlükçü değerler sayesinde mümkün olan yeterli sayıda Alman şirketin ilana destek vereceğinin" ümit edildiği dile getiriliyor. İlanın Türkiye'ye veya Türk vatandaşlarına karşı olmadığını vurgulayan şirket, verilmek istenen mesajın gayet basit ve açık olduğunu belirtiyor.
Axel Springer bu mesajı, "Hukuk devleti ilkeleri, temel haklar ile basın özgürlüğünün korunması ekonomik yatırımların yapıldığı Türkiye için esas önemdedir. Bu demokratik temeller eksik olursa ekonomi zarar görür" şeklinde ifade ediyor.

Alman Dışişleri Bakanlığı'nın verdiği bilgilere göre, Türkiye'de tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının sayısı 54. Bakanlık, 11 kişinin tutukluluğunun siyasi gerekçelere dayandırıldığını ifade ediyor.

http://www.dw.com/tr/alman-devlere-t%C3%BCrkiyede-ilan-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1/a-40549342 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Milli Görüş davası Köln'de başlıyor


Milli Görüş'ün eski yönetici ve çalışanlarının vergi kaçırma ve dolandırıcılık suçlarından Köln'de yargılanmasına bugün başlanıyor.

Köln Asliye Ceza Mahkemesi'nde Milli Görüş'le ilgili hazırlanan iki ayrı iddianame kabul edilerek dava açıldı. İlk duruşma 18 Eylül'de yapılacak. İlk iddianamede Milli Görüş'ün eski Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü'nün de aralarında bulunduğu eski üç yönetici ile bir muhasip yargılanacak.

Söz konusu dört kişinin 2004-2008 yılları arasındaki Vergi Dairesi'ne namaz takvimi satışları, hac seyahati organizasyonları ve Kurban Bayramı'nda yapılan kurban bağışlarından elde edilen geliri bildirmedikleri ve böylelikle vergi kaçırdıkları iddia ediliyor.

İkinci davada ise Milli Görüş'ün eski üç yöneticisi ile dönemin Muhasebe Genel Müdürü yargılanacak. Bu davada dört sanık 2005-2009 yılları arasında Milli Görüş'e yapılan 11 milyon eurodan fazla bağışta dolandırıcılıkla suçlanıyor. Söz konusu kişilerin Milli Görüş üyelerinden kurban için 100'er euro topladıkları ve toplanan bu paraların yüzde 30'unu başka amaçlar için kullandıkları iddia ediliyor. Savcılığın daha önce verdiği bilgiye göre 377 bin euroluk bağış söz konusu.

Milli Görüş'ün eski çalışan ve yöneticilerine yönelik dava için Köln Asliye Ceza Mahkemesi toplam 50 duruşma planladı. Duruşmaların 8 Mart 2018 tarihine kadar sürmesi bekleniyor.

Üçüncü iddianame de hazır

Köln Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği bilgiye göre Milli Görüş'le ilgili olarak hazırlanan bir iddianame daha var. Bu iddianamede diğer davalarda adı geçen üç sanığa aylarca imamların sigortalarını ödemedikleri suçlaması yöneltiliyor. Mahkemenin henüz bu iddianameyi kabul etmediği ve davanın henüz açılmadığı belirtildi.

Köln'de görülecek davanın önemli sanıklarından Oğuz Üçüncü 2014 yılında 12 yıl boyunca yürüttüğü Milli Görüş'ün Genel Sekreterliği görevinden ayrılmıştı. Üçüncü kendisine yöneltilen suçlamaların Milli Görüş'e zarar vermesini istemediğini belirterek görevini bırakma kararı aldığını belirtmişti. Üçüncü'nün yerine halen AKP İstanbul milletvekili olarak görev yapan Mustafa Yeneroğlu geldi. Yeneroğlu'nun halefi ise 2015 yılında Bekir Altaş oldu. Organizasyonun Genel Başkanlığını ise Kemal Ergün yürütüyor.

Milli Görüş'e 2009'da baskın düzenlenmişti

2000'li yıllarda Alman istihbaratının yakın takibe aldığı Milli Görüş'e Köln Savcılığı'nın talimatıyla 2009 yılında Almanya çapında baskınlar düzenlenmişti. O dönem baskınlara Milli Görüş'e yapılan bağışlarda dolandırıcılık, imamların sigortalarının ödenmemesi, vergi kaçakçılığı şüphesi gibi gerekçeler gösterilmişti.

Milli Görüş Almanya genelinde 300'den fazla cami, kültür derneği ve 30 binden fazla üyeye sahip.

http://www.dw.com/tr/milli-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F-davas%C4%B1-k%C3%B6lnde-ba%C5%9Fl%C4%B1yor/a-40524926 Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter