Türkiye-Almanya İlişkileri

Başlatan Sihirbaz, Oca 30, 2017, 11:04 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

Sihirbaz

Mahkeme, Büyükada'da gözaltına alınan Uluslararası Af Örgütü mensubu 8 kişinin hepsini serbest bırakmış. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Berlin: Tahliye kararı cesaretlendirici bir sinyal

Aralarında Alman bilişim uzmanı Peter Steudtner'in de bulunduğu 8 tutuklu insan hakları aktivistinin tahliye edilmesi Almanya'da memnuniyetle karşılandı. Berlin, diğer tutuklular için çabaların süreceğini bildirdi.

Büyükada'da insan hakları aktivistlerinin düzenlediği bir toplantıda gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra dün görülen ilk duruşmada tahliye edilen Alman bilişim uzmanı Peter Steudtner ülkesine dönüyor. Steudtner'in Perşembe günü içinde Almanya'ya varması bekleniyor.
Steudtner tahliye kararının ardından yaptığı açıklamada, "Hepimiz son derece rahatladık. Bizi hukuki, diplomatik olarak destekleyenlere, dayanışma gösterenlere inanılmaz derecede müteşekkiriz" dedi.

Hakkında tahliye kararı çıkan bir diğer isim, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser de mahkeme kararının büyük sürpriz olduğunu belirterek, "Hala haksız yere hapiste bulunan pek çok arkadaşımız var, gazeteciler var. Tüm insan hakları savunucuları ve gazeteciler serbest bırakılıncaya dek çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.

Alman hükümeti de Steudtner'in serbest bırakılmasını memnuniyetle karşılarken, halen hapiste bulunan diğer kişilerin durumuna dikkat çekti. Hükümet sözcüsü Steffen Seibert Twitter hesabından "Nihayet! Peter Steudtner ve diğer insan hakları savunucuları serbest bırakılıyor. Onlar için mutluyuz ve düşüncelerimiz hala hapiste olanlarla" paylaşımında bulundu.

Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel de mahkeme kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, "Bu cesaret verici bir sinyal, bir ilk adım" dedi. "Anlaşılamayan nedenlerle Türkiye'de hapiste tutulan başka Almanların da bulunduğunu" vurgulayan Gabriel, bu vakalar için de bir çözüm bulunması ve serbest bırakılmalarının sağlanması için çabaları kararlı bir şekilde sürdürecekleri mesajını verdi.

5 Temmuz'da Büyükada'da bir otelde düzenlenen insan hakları seminerine katıldıkları için tutuklanan 8 kişi hakkında savcılık tarafından "terör örgütüne üyelik" ve "terör örgütüne yardım" suçlamasıyla 15 yıl hapis cezası talep edilmişti. 46 yaşındaki bilişim uzmanı Steudtner duruşmadaki savunmasında hakkındaki tüm suçlamaları reddetmiş, iddianamede yer alan örgütlerin bazılarının ismini bile bilmediğini belirterek serbest bırakılmayı talep etmişti.

Dün İstanbul'da Çağlayan Adliyesi'nde görülen duruşmada savcılık 8 tutuklu sanığın şartlı tahliyesini istemiş, ancak mahkeme heyeti 8 sanığın hepsinin serbest bırakılmasına hükmetmişti.

http://www.dw.com/de/menschenrechtler-peter-steudtner-aus-t%C3%BCrkischer-u-haft-entlassen/a-41114518
Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Rheinmetall: Türkiye ile silah ticareti beklemede

Alman Rheinmetall Türkiye'de tank fabrikası kurmayı mı planlıyor? Rheinmetall CEO'su Armin Papperger Türkiye'nin milli tank projesi Altay ve projeye olası Almanya katkılarını değerlendirdi.

Almanya ile Türkiye arasında son dönemde yaşanan siyasi gerilim, iki ülke arasındaki silah ve mühimmat ticaretine de sekte vuruyor. Rheinmetall CEO'su Armin Papperger, Alman savunma sanayii şirketi Rheinmetall'in TSK'ya ait Leopard tanklarının modernizasyonu ve iki ülkenin birlikte savaş uçakları için mühimmat üretme planları gibi birçok projenin beklemede olduğunu ve hükümetlerden onay alamadığını kaydetti.

Almanya'dan halihazırda Türkiye'ye silah ihracatları için hükümetten izin alınması olasılığının oldukça düşük olduğunu vurgulayan Papperger "Türkiye ile ilişkiler düzelmedikçe, Almanya'dan onay çıkması zor" dedi. Rheinmetall'in Türkiye'de tank üretimi için bir fabrika kurma planları ise 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan gelişmeler nedeniyle protestolara neden olmuştu. Bir grup protestocu, Rheinmetall'in Türkiye'de tank fabrikası kurma planlarını geçen mayıs ayında Berlin'deki Alman meclis binasının önüne bir tank getirerek protesto etmiş ve projenin durdurulmasını talep etmişti.

Karar 2018'de alınacak

Öte yandan Türk hükümetinin yaklaşık 7 milyar euroluk milli tank projesi Altay'ın, 100 ile 200 tanklık ilk bölümünün ihalesini Rheinmetall ile Türk kamyon ve otobüs üreticisi BMC firmasının 2016 yılında Ankara'da ortaklaşa kurdukları RBSS'nin alması söz konusu. Rheinmetall, RBSS'nin hisselerinin yüzde 40'ına sahip. Siparişle ilgili kararın 2018'de alınması bekleniyor.

Rheinmetall CEO'su Armin Papperger BMC'nin ihaleyi alması halinde Rheinmetall'in ortak firma RBSS üzerinden konuya dahil olabileceğini kaydetti. Ancak Berlin'den ihracat için onay çıkmaması halinde Almanya'dan yedek parça, üretim planı veya bilgi aktarımı yapılamayacağını, zira üretim konusundaki uzmanlığın da savaş silahlarını kontrol yasası kapsamına girdiğini ve onay gerektirdiğini söyledi. Yeni geliştirilecek teknolojiler ise onay kapsamının dışında bulunuyor. Ancak Papperger bunların en az 5 ila 10 yıl gerektireceği için gerçekçi olmadığını vurguladı ve "Tankları hemen istiyorlarsa bu gerçekçi değil" dedi.

Papperger başlangıçta gizlilik ilkeleri nedeniyle Rheinmetall temsilcilerinin ihalenin detaylarını göremeyeceğine dikkat çekti. Rheinmetall halihazırda Leopard tanklarının modernizasyonu ve Altay tank projesine olası katılım için hazırlık amacıyla savunma teknolojileri alanında Türkiye'de 10 civarında çalışana sahip. Bu rakamın değişmesinin ise planlanmadığı kaydedildi.

Rheinmetall CEO'su Armin Papperger firmasının Türkiye'de tek başına bir tank fabrikası kurmayı ise kesinlikle planlamadığını vurguladı. Papperger böyle bir girişimin ihracat onayı bir yana Türk hükümetinden onay almasının da mümkün olmadığına işaret etti. Papperger ilk adımda modernize edilecek Leopard tankı sayısının ise 40 olduğunu belirtti. Türkiye'de halihazırda 350'si Leopard 2 tipi olmak üzere 1300'ün üzerinde savaş tankı bulunuyor. Papperger savaş uçakları için iki ülkenin birlikte mühimmat üretme projesinin ise yıllardır konuşulduğunu, ancak bu konuda herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini kaydetti.

http://www.dw.com/tr/rheinmetall-t%C3%BCrkiye-ile-silah-ticareti-beklemede/a-41159110 Mesajı Paylaş

ocay

RBSS 40 adetlik Leopard-2A4 mod. için Alman hükümetinin onayını mı bekliyor doğru mu anladım?

Madem onam bekleniyor, gereken izinler alınmadan nasıl modernizasyon ihalesi BMC'ye veriliyor? Mesajı Paylaş

ayibarishi

Aynı soruları soruyorum:

RBSS 40 adetlik Leopard-2A4 mod. için Alman hükümetinin onayını mı bekliyor doğru mu anladım?

Madem onay bekleniyor, gereken izinler alınmadan nasıl modernizasyon ihalesi BMC'ye veriliyor?

+1 adet daha soru ilave ediyorum:

Madem öyle onay gerekiyor, Altay üretimi nasıl BMC verilmek için ötelenebiliyor?........ Mesajı Paylaş

saladin

Farketmez, Ukraynali Kharkiv BMC'yle ortak teklif verir, problem asilir. O da olmadi Yunan EAS'la ortak olunur. Zamaninda Araplara satmaya calismislardi zaten. Hem komsu, hem yandas, hem dindas ihya edilir, super olur. Mesajı Paylaş

HDS

Ben anlamıyorum Leo-2 modu BMC'ye verilmiş hakikaten? Yani, var mı öyle bir imzalan şey?

Zira benim bildiğim, M-60T'lerin ciddi elden geçmesi sonrası, bir durup yeniden bakmak istiyor kuvvet. Yani bırakın Leo-2'lerin modunu, belki M-60T'lerin dahi atış kontrol sistemleri de dahil olmak üzere, modern tankların, yaklaşık 400 kadar tankın daha ciddi,daha kapsamlı bir şekilde bir kabiliyet arttırımını planlayacağız.

Henüz ne kapsamda ve ne derinlikte bir şey yapacağımıza karar vermedik.


Eyvallah, tıpkı M-60T'lere yapılan çevresel farkındalık, SARP ve LWS vs gibi "eklentiler" Leo-2'lere ve yine hatta Kilis'te vs yapılabilir. Ama zırhtır, odur, budur, ona bakıyoruz. Bunlara belli ki bir miktar M-60 da dahil olacak. Hatta belki OMTAS atıcısına kadar dahil olacak.

Bu fazların içinde ne olmuş da RBSS'ye vermişiz ben anlamadım. Niyet vardır, benim bildiğim Rheinmetall muhakkak bu Leo-2 modu fırsatını değerlendirir, Altay'a sulanır vs vs ama bildiğim kadarı ile bir şey yok henüz. Mesajı Paylaş

Yakın

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Alman mevkidaşı Gabriel ile görüştü

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ile Antalya'da bir araya geldi. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakan Çavuşoğlu ile Alman mevkidaşı Gabriel, görüşmede, Türkiye-Almaya arasındaki konuları ve karşılıklı beklentileri değerlendirdi.

TWITTER'DAN AÇIKLAMA

Bakan Çavuşoğlu'da görüşmeye ilişkin Twitter'dan açıklama yaptı. Çavuşoğlu, "Almanya Dışişleri Bakanı @sigmargabriel ile Antalya'da biraraya geldik. Ülkelerimiz arasındaki zorlu konuları ve beklentilerimizi konuştuk" ifadelerini kullanırken görüşmenin fotoğraflarını da paylaştı.

https://www.ntv.com.tr/turkiye/disisleri-bakani-cavusoglu-alman-mevkidasi-gabriel-ile-gorustu,iAWHAy2AwUipjxsY2uv95w Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Alman kentlerine Ermeniler için anıt talebi

Almanya merkezli Tehdit Altındaki Halklar Toplumu, Osmanlı topraklarında hayatını kaybeden Ermeniler için Alman kentlerinde anıtlar dikilmesi talebiyle Alman Kentler Kurultayı'na başvurdu.

Almanya merkezli insan hakları örgütü olan Tehdit Altındaki Halklar Toplumu (GfbV), dönemin Osmanlı İmparatoluğu'nda I. Dünya Savaşı sırasında öldürülen Ermeniler ve diğer Hristiyan azınlıkları anmak için Alman kentlerinde anıt levhalar dikilmesi amacıyla Alman Kentler Kurultayı'na (Deutscher Städtetag) başvurdu.

Talebin, Alman Kentler Kurultayı'nın Başkanı Eva Lohse'ye bir mektup ile iletildiği bildirildi. Kurultay, yerel yönetimlerin taleplerini federal hükümet, Federal Meclis ve AB kurumları önünde temsil ediyor.

Tehdit Altındaki Halklar Toplumu tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Ermeni Soykırımı'nın hafızalarda canlı turulmasının Almanya'da yaşayan acı dolu birçok Ermeni gibi Keldani, Süryani ve Asuri Hristiyanını bilgilendirmek açısından önemli olduğu" vurgulandı.

Tehdit Altındaki Halklar Toplumu'nun Ortadoğu uzmanı Kamal Sido, Alman İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'nda müttefiki olan Osmanlı İmparatorluğu'nun yaptığı "tehcir, ölüm yürüyüşleri ve katliamlar" hakkında bilgisi olduğu kaydetti. Sido, "O nedenle aramızda yaşayan Ermeniler ve diğer mağdurlara yas tutacakları bir yer sunmak ve yaşananları unutturmamak için çaba göstermek büyük önem taşıyor" dedi.

Dönemin Osmanlı İmparatorluğu'nda 1915 ile 1918 yılları arasında  Ermenilerin yanı sıra başka Hristiyan azınlıklara mensup 1 milyon 500 bine yakın kişinin öldürüldüğü belirtiliyor. Türkiye ise yaşananları zorunlu tehcir olarak nitelendiriyor ve ölü sayısının yüz binlerle sınırlı olduğunu savunuyor.

Aralarında Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda'nın da bulunduğu yaklaşık 20 ülke yaşananları soykırım olarak tanıyor.

http://www.dw.com/tr/alman-kentlerine-ermeniler-i%C3%A7in-an%C4%B1t-talebi/a-41386987 Mesajı Paylaş

Alkyone

Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel:
"Türk tanklarının yoluna döşenen mayınlar nedeniyle askerlerin hayatını kaybetmeleri söz konusu. Almanya'da buna uygun savunma teçhizatları bulunması durumunda ihraç etmeyecek miyiz? Böyle bir şey düşünülmesi mümkün değil"
https://twitter.com/gooksel/status/949709449198845953 Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

BETONBEY

Tüm Alman denizaltı filosu hareketsiz

Alman Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Hans-Peter Bartels, "Deniz Kuvvetleri için gerçek bir felaket, tarihte ilk defa denizaltında faaliyet göstermeyeceğiz" diyor . Pazar haftalık Bild am  Sonntag pazarında  .

Ona göre, sorun, Alman ordusunun eski ekipmanı değiştirmemesi nedeniyle zamanla kötüye gittiğini açıkladı.

Alman Deniz Kuvvetleri, son Denizaltı'sını ekim ayında kaybetti, çünkü son 212A Tipi'nin dümeni ciddi bir şekilde Norveç kıyısındaki bir kaya ile çarpışırken filonun geri kalan kısmı hizmet dışı kaldı.

Ayrıca, yeni fırkateynlerden olan Tip 125'lerin hiçbirinin kusurlar nedeniyle operasyonel hizmete girmesi mümkün olmadığı ve benzer bir durumun, bir yıl boyunca kuru limana gönderilen yardımcı gemilerin, Berlin ve Bonn'un karşılaştığı anlaşılmaktadır. onarımların yarısı.

2015'te, Almanya'nın 66 Tornado jetinin sadece 29'unun havaya elverişli olduğu ortaya çıkarıldı. Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, daha sonra operasyonel Tornado jetlerinin sadece altı tanesinin Suriye'deki önerilen Alman misyonuna ihtiyaç duyulacağını vurguladı. Alman Genel Sekreteri General Volker Wieker şunları söyledi:

"Uçan sistemlerimizin durumu yetersiz kalmaya devam ediyor"

Alman medyasında elde edilen bir savunma bakanlığı raporu sorunu "çeşitli yedek parçaların bulunmaması" konusunda suçladı .

Almanya silahlı kuvvetlerinin hazır olması uzun zamandan beri eleştiri konusu oldu. Teknik sorunlar temel aldı. Savaşan Kürtlere silah gönderen Alman askeri uçakları, Kuzey Irak'ta ve Ebola salgını sırasında Batı Afrika'ya tıbbi yardımda bulundu. Mart ayında ilan edilen savunma kesintileri, Luftwaffe hizmetinden 90 Tornados'un emekli olma kararı aldı. Bu, Eylül 2005'e kadar Tornado gücünde dört kanadın azalmasına neden oldu.

Ocak 2004'te Almanya Savunma Bakanı Peter Struck, Alman Silahlı Kuvvetleri'nde daha büyük değişiklikler yapıldığını açıkladı. Bu duyurunun önemli bir kısmı, 2004 yılı başında 426'dan 2015 yılına kadar 265'e kadar Alman savaş uçağını kesecek plandır. Alman Tornado kuvvetleri, Luftwaffe ile 2020'ye kadar hizmette kalması beklenen tip ile 85'e indirildi.

George Allison -  16 Şubat 2018

https://ukdefencejournal.org.uk/entire-german-submarine-fleet-action/

Bu arada Deniz Yücel serbest bırakıldı. Alman hükümeti herhangi bir gizli pazarlık yok dese de arka planda ne olduğunu insan baya merak ediyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Berlin'in Türkiye'ye silah satışı politikasına eleştiri

Almanya ve Türkiye arasındaki silah ticaretiyle ilgili tartışmaları DW Türkçe'ye değerlendiren silah ticareti uzmanı Max Mutschler'e göre Almanya'nın Türkiye'ye yönelik kararlı bir silah ihracat politikası yok.

Bonn Uluslararası Silahsızlanma Merkezi'nin (BICC) kıdemli uzmanı Max Mutschler, "Alman hükümeti silah ihracatını sınırlayan politika izlediğini savunuyor, ancak özellikle Türkiye konusunda ciddi değil, net bir stratejisi yok" dedi. Alman hükümetinin Türkiye'de tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının serbest bırakılması karşılığında, çeşitli proje ve silah satışlarına yeşil ışık yaktığı iddiaları hakkında kesin bir şey söylemenin zor olduğunu belirten Mutschler, "Ama bir git gel durumu olduğu ve Türkiye'ye yönelik kararlılık ifade eden bir silah ihracat politikası olmadığı açık" dedi. BICC silahsızlanma araştırmaları merkezinin kıdemli uzmanı Max Mutschler'e yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

DW Türkçe: Dünyanın en fazla silah satın alan ülkelerden biri olan Türkiye için Alman savunma sanayinin taşıdığı önem nedir?

Mutschler: NATO üyesi Türkiye, Alman savunma sanayi ürünlerinin geleneksel alıcıları arasında. 2000-2010 yılları arasında Türkiye açısında ana tedarikçiler ABD ile birlikte Almanya oldu. Almanya'dan Türkiye'ye tank teslimatının büyük bir bölümü bu dönemde gerçekleşti. 2012 ila 2016 yılları arasında ise Almanya, Türkiye'ye silah ihracatında altıncı sıraya geriledi. ABD, Türkiye'ye ana silah ihracatçısı ülke olmaya devam ediyor. Almanya, ABD ile aynı ligde oynayan bir aktör değil.

DW Türkçe: Türkiye için kilit öneme sahip Alman savunma sanayi ürünleri hangileri?

Mutschler: Almanya savunma sanayisinin güçlü olduğunu söyleyebileceğimiz belirli alanlar var. Zırhlı savaş araçları bunlardan biri. Türkiye, büyük bir bölümü bir dönem Alman ordusunun envanterinde yer alıp daha sonra modernize edilmiş olan çok sayıda Alman zırhlı araca, Leopard 1 ve 2 tanklarına sahip. Ayrıca Türk donanması Alman yapımı gemilere, denizaltılara ve bir dizi silah sistemine sahip.

DW Türkçe: 2016 yılı sonu itibariyle Alman hükümeti Türkiye'ye yapılan silah ihracatında sınırlamalar getirmeye başladı. Siz de Almanya'nın Türkiye'ye silah ihracatını mercek altına aldığınız son raporunuzda da bu sürece dikkat çekiyorsunuz. Alman hükümeti neden frene bastı?

Mutschler: Darbe girişimi sonrasında insan hakları alanındaki gerileme, Kürt sorunundaki tırmanış, bu silahların Türkiye içinde baskı uygulama amaçlı kullanılması ihtimali öne çıkan gerekçeler. Alman hükümetinin onay vermeme gerekçelerini dayandırdığı beyanlarına baktığımızda büyük oranda AB'nin ikinci ve üçüncü silah satış kriterlerine atıf görüyoruz. İkinci kriter insan hakları alanındaki gelişmeler, üçüncü kriter ise ülke içi ihtilaf ve silahlı çatışma ile ilgili. Görünen o ki Alman hükümeti satılacak silahlar nedeniyle Türkiye'deki gelişmelerin daha kötüye gidebileceği ihtimalini dikkate almış, bazı taleplere onay vermemiş.

DW Türkçe: Raporunuzda 2014 yılında Türkiye'den Suriye'ye silah sevkiyatları, MİT TIR'ları iddiasına dikkat çekiyorsunuz. Alman hükümetinde Türkiye'ye satılan silahların üçüncü tarafların eline ulaşması endişesi olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Mutschler: Evet, bu endişenin olduğu kanaatindeyim. Alman hükümeti Türkiye'nin bazı taleplerini, yedinci AB satış kriteri, olan "izinsiz yeniden satış riski" endişesi nedeniyle reddetmiş. Bu endişenin yersiz olduğunu söylemek güç. Türkiye'nin Suriye'de bazı İslamcı gruplara silah verdiği yönünde haberler vardı, bunlar Alman hükümetinde soru işaretlerine yol açmış görünüyor.

DW Türkçe: Türkiye milli projesi olan Altay tank üretimi için Almanya'nın katkısını bekliyor. Rheinmetall sizce Alman hükümetinin kısıtlayıcı politikalarına rağmen bu projede yer almayı sürdürecek mi?

Mutschler: Korkarım Rheinmetall bu projede yer almayı sürdürecek. Çünkü federal hükümetten izin ancak savunma sanayi ürünlerinin satışı, ihracatında söz konusu. Bir Alman şirketi başka bir ülkede başka şirketlerle iş ortaklığına gittiğinde, uzmanlık paylaşımı ile sınırlı bir durum olduğunda izin alınmasına gerek yok. Yasal düzenlemelerde buna imkan tanıyan boşluklar var. Tabii diğer yandan siyasetin de elinde frene basmak için araçlar var. Daha uzun vadede mesela düzenlemelerde değişikliğe gidilebilir ki kanımca bu yapılmalı. Ayrıca hükümetin de devreye sokabileceği baskı araçları vardır gayet tabii ki…

DW Türkçe: Rheinmetall'ın Türkiye'de bu işe girmesi sizce uzun dönemli stratejik bir adım mı, yoksa ticari beklentilere mi dayanıyor?

Mutschler: Bu şirket açısından ticari bir karar. Böylelikle yeni bir pazara girilmiş aynı zamanda ihracat için şart olan Alman hükümetinin onayını alma koşulu da baypas edilmiş olunuyor. Ayrıca doğrudan Türkiye'de üretime katılarak üçüncü taraflara satıştan da kar elde edecek. Çünkü Türkiye'nin hedefi kendi ihtiyacını karşılamak için üretim yapmakla sınırlı değil. Kazanç elde etmek için ürettiği tankları da satmak istiyor. Ama Almanya ekonomisi açısından stratejik olarak düşündüğünüzde ise durum düşündürücü. Çünkü belki ileride bir gün Alman silah sanayisi, inşasına yardım ettiği Türk silah sanayisi ile rekabet etmek durumunda kalabilir….

DW Türkçe: Türkiye'nin dışarıya bağımlılığını azaltmak için milli savunma sanayini güçlendirme çabalarında geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutschler: Türkiye silah sanayisi ilerleme kaydetti. Tahminlere göre Türkiye ulusal silah ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabilecek noktaya geldi. Ama pek çok alanda dışa bağımlılığın sürdüğü de bir gerçek. Bugünden yarına bağımlılığınızı azaltamazsanız zaten. Ancak Türkiye'nin ilan ettiği bağımsızlık hedefinde son yıllarda ilerleme kaydettiği bir gerçek. Bunu açıkça ifade etmek lazım.

DW Türkçe: Alman hükümeti Türkiye ile ikili ilişkilerde yaşanan gerilim sürecinde silah satışıyla ilgili olarak Türkiye'nin bazı taleplerinin askıya alındığını açıklamıştı. Oysa Deniz Yücel'in serbest bırakılmasından önce de çok sayıda talebin onaylandığı ortaya çıktı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutschler: Alman hükümeti silah ihracatını sınırlayan politika izlediğini savunuyor, ancak özellikle Türkiye konusunda ciddi değil, net bir stratejisi yok. Daha çok taktiksel kanaatlerle, bir öyle bir böyle hareket ediliyor. Alman hükümetinin resmi açıklaması konuyla ilgili AB kriterlerine uyacağı yönünde. Bu konuda gerçekten kararlıysanız, mesela "şimdi Alman vatandaşlarının serbest bırakılması karşılığında silah ihracatına onay veriyoruz" diyemezsiniz. Bunun gerçekten bu şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda kesin bir şey söylenemez ama bir git gel durumu olduğu ve Türkiye'ye yönelik kararlılık ifade eden bir silah ihracat politikası olmadığı açık.

http://www.dw.com/tr/berlinin-t%C3%BCrkiyeye-silah-sat%C4%B1%C5%9F%C4%B1-politikas%C4%B1na-ele%C5%9Ftiri/a-42779939 Mesajı Paylaş

Trilogy

Zeytin Dalı'nın başlamasından sonra Almanya, Türkiye'ye 4 milyon 400 bin euro'luk askeri malzeme satmış

Berlin, Suriye harekatının başlamasından sonra Türkiye'ye askeri malzeme satışlarının sürdüğünü doğruladı. Yeşiller Partisi, bunun aksini iddia eden koalisyon partilerini kamuoyunu aldatmakla suçladı.

Türkiye'nin Suriye'deki askeri harekatının başlamasından sonra Alman hükümetinin, Türkiye'ye milyonlarca euro değerinde askeri malzeme satışına izin verdiği bildirildi.
Alman Deutsche Welle'nin (DW) haberine göre, Almanya Ekonomi Bakanlığı'nın Yeşiller Partisi Milletvekili Omid Nouripour'un yazılı soru önergesine verdiği yanıtta, Zeytin Dalı Harekatı'nın başlamasından sonra Türkiye'ye 4 milyon 400 bin euro'luk askeri malzeme satışı için Alman hükümetinden 20 ayrı izin alındığı belirtildi. Bir önceki yılın aynı zaman diliminde silah satışları için 14 izin çıkarılmış ve Türkiye'ye 3 milyon 600 bin euro değerinde askeri malzeme satılmıştı.

Türkiye'ye hangi malzemenin sevk edildiği açıklanmadı. Tüfek, tank ve roket gibi silahlar dışında silahsız askeri araçlar ve keşif teknolojisi de askeri malzeme sınıfına giriyor.

GABRIEL TÜRKİYE'YE SEVKİYATIN DURDURULDUĞUNU AÇIKLAMIŞTI

Dışişleri Bakanlığı görevi Çarşamba günü sona eren Sigmar Gabriel ise Şubat ayında harekâtın başlamasıyla birlikte Türkiye'ye yapılan sevkiyatın durdurulduğunu söylemişti. Gabriel, Gazeteci Deniz Yücel'in tahliye edildiği 16 Şubat'ta katıldığı televizyon programında, "Suriye'nin kuzeyindeki çarpışmalarla bağlantılı olarak hiçbir askeri malzeme sevkiyatında bulunmadık. NATO müttefiki Türkiye dahi söz konusu olsa böyle durumlarda Almanya'nın askeri malzeme vermesi yasaktır" demişti. Gabriel söylerini, "Harekâttan önce silah dışında askeri malzeme gönderebilirdik. Ancak harekât nedeniyle buna da son verdik. Bu uygulamayı değiştiremeyiz ve değiştirmek de istemiyoruz" şeklinde sürdürmüştü.

'İZİNLER NATO İTTİFAKININ SAVUNULMASI İLKESİ DOĞRULTUSUNDA VERİLDİ'

Almanya Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı Matthias Machnig, soru önergesine 13 Mart'ta verdiği yanıtta Kuzey Suriye harekâtının başlamasından sonra da münferit satışlara izin verildiğini belirtti. Yazılı yanıtta, 'söz konusu izinlerin ya Almanya'nın NATO'lu müttefiklerine olan anlaşmalara bağlı yükümlülükleri çerçevesinde ya da NATO ittifakının savunulması ilkesi doğrultusunda' verildiği ifade edildi. Almanya'nın askeri malzeme ihracatını koordine yetkisi Ekonomi Bakanlığı'nda bulunuyor. Federal Meclis'in Perşembe günkü oturumunda Suriye'deki Türk askeri harekâtı da görüşülecek.
VEKİLDEN TEPKİ: TÜRKİYE'NİN SURİYE'DEKİ MÜDAHALESİ ORANTISIZ, ALMAN HÜKÜMETİ KAMUOYUNU KANDIRDI

Soru önergesini veren Milletvekili Nouripour, Alman haber ajansı DPA'ya yaptığı açıklamada büyük koalisyonu kamuoyunu aldatmakla suçladı ve "Almanya hükümeti, kamuoyunu sistematik biçimde kandırmıştır. Bakanlıkça verilen ihracat izinleri, Türkiye'nin Kuzey Suriye'deki orantısız müdahalesi nedeniyle yeni hükümetin inandırıcılığına gölge düşürmüş ve silah ihracatını kısıtlama taahhütlerinin boşuna verilmiş sözler olduğunu ortaya çıkarmıştır" dedi.

ASKERİ MALZEME SATIŞI DENİZ YÜCEL'İN TAHLİYESİYLE BAĞLANTILI MI?

Askeri malzeme satışının Deniz Yücel'in tahliyesiyle bağlantılı olabileceğine dair iddialar Türk ve Alman hükümetleri tarafından yalanlanmıştı. Ankara, Yücel'in salıverilmesinin ardından ikili ilişkilerin düzelmesinin umut edildiğini duyurmuştu.
Almanya 2006 - 2011 yılları arasında Türkiye'ye Leopard 2 tipi savaş tankı sevk etmişti. Türkiye tankların Rheinmetall şirketi tarafından modernizasyonu için Almanya'ya başvurmuş ve eski Dışişleri Bakanı Gabriel bu konuda Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu umutlandırmıştı. Türkiye'nin Suriye'deki harekatı başladıktan sonra ise Alman hükümeti modernizasyon projesini rafa kaldırtmıştı.

Almanya'dan Türkiye'ye yapılan askeri malzeme satışları 2018 yılıyla birlikte artmaya başladı. Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı Machnig'in yazılı cevabına göre Ocak ve Şubat aylarında 9 milyon 700 bin euro'luk satışla ilgili 34 ayrı ihracat izni verildi. 2017 yılında Türkiye Almanya'dan ithal ettiği askeri malzemeye 34 milyon 200 bin euro ödemişti.

Almanya'da yasalar uyarınca silah ve silahlanma malzemesi satışına Alman hükümetinin onayı gerekiyor.

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201803151032653267-almanya-turkiye-4milyon-400bin-euro-askeri-malzeme-satisi/
Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Altay tankında siyasi düğüm

Leopard tanklarının üreticisi Alman Rheinmetall şirketinin, Türkiye'nin Altay tankı projesine katılımı konusunda belirsizlik sürüyor. İşbirliği Alman hükümetinin iznine bağlı.

Türkiye'nin savunma sanayi alanında mega projelerinden olan Altay adı verilen tank üretiminde gözler yeni Alman hükümetine çevrilmiş durumda. Türk hükümeti, "Altay Tankı" projesini Alman savunma sanayisinin katkısıyla hayata geçirmek istiyor. Ancak son dönemde Berlin ile Ankara arasında yaşanan siyasi gerginlikler, Türkiye'deki iç siyasi gelişmeler ve son olarak da Afrin operasyonunun Almanya kamuoyunda yol açtığı tartışmalar nedeniyle Türkiye'nin istediği işbirliğinin geleceği belirsiz.

Almanya'da yasalara göre silah şirketlerinin ülke dışına satış yapması hükümetin onayına bağlı. Alman savunma şirketi Rheinmetall'in Türkiye'de tank üretimi için Almanya'ya çeşitli makineler, aksam ihraç etmek istemesi durumunda, tıpkı silah satışlarında olduğu gibi, Alman hükümetinden onay alması gerekiyor. Ancak muhalefet partileri, Türkiye'ye silah satışının durdurulmasını isterken koalisyon hükümetini oluşturan partilerden de itirazlar yükselmesi Başbakan Angela Merkel üzerindeki baskıyı artırıyor.

Berlin henüz renk vermedi

DW Türkçe'ye konuşan Alman savunma uzmanı Magdalena Kirchner, bu konuda Alman hükümetinin bugüne kadar olumlu ya da olumsuz olarak algılanabilecek, bağlayıcı herhangi bir tavır takınmaktan kaçındığına dikkat çekti. Kirchner, Eylül ayındaki seçimler sonrasında geçici hükümetin bu konuda kararı yeni hükümeti bıraktığına işaret ederken "Merkel liderliğindeki yeni koalisyon hükümetinin önümüzdeki dönemde bu konuda nasıl bir karar alacağını öngörmek çok güç" şeklinde konuştu.

Merkel üzerinde büyük baskı

Alman hükümetinin kamuoyuna yönelik açıklamalarında, Türkiye'ye silah ihracatında kısıtlama uygulandığına vurgu yaptığını hatırlatan Kirchner, "Ancak son günlerde basına yansıyan haberler, aslında Türkiye'nin birçok talebine de onay verildiği ortaya çıktı. Gerçekten kısıtlamaya gidildi mi, yoksa bu açıklamalar daha çok Alman halkını yatıştırmaya yönelik miydi, tam olarak bilemiyoruz" dedi.

Alman hükümetinin artan kamuoyu baskısı nedeniyle zorlu bir karar alma süreci içinde olduğuna işaret eden Kirchner, Rheinmetall'in takınacağı tavrın da önem taşıdığını söyledi. Kirchner, "Rheinmetall, Altay tankı üretimine BMC ile ortak iştiraki olan RBSS şirketi ile katılabilir. Ama bunu salt ekonomik çerçevede değil, hükümetin onayını gerekli kılan yasal düzenlemeler ve gayet tabii ki de siyasi gelişmeleri gözeterek değerlendirmek durumunda" görüşünü kaydetti.

Son aylarda şirketin genel merkezi önünde, hissedarlar genel kurulu toplantıları esnasında, Türkiye'deki faaliyetleri nedeniyle protesto gösterileri düzenlendiğini hatırlatan Kirchner, "Rheinmetall, Altay tankı projesine katılması halinde Almanya'daki imajının zarar görme riskini de değerlendirmeye almak durumunda" şeklinde konuştu.

Rheinmetall'in Türk muhataplarıyla görüşmeye devam edeceği sinyalini verdiğini ancak 2017 yılında zaten gergin olan ikili ilişkiler dolaysıyla yaşanan güçlüklerin Türkiye'nin Afrin harekatı ile farklı bir boyuta taşındığını söyleyen Kirchner, "Rheinmetall siyasi gelişmeleri de gözardı edemez. Daha birkaç gün önce Federal Meclis'teki tüm siyasi gruplar, Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekâtı'nın uluslararası hukuku ihlal ettiğini söylediler, harekâta tepki gösterdiler" dedi.

Türkiye alternatiflere yönelir mi?

Leopard tanklarının üreticisi olan Alman Rheinmetall şirketi, bu alandaki teknolojik üstünlüğü, geliştirdiği tankların Türk ordusu tarafından kullanılıyor olması gibi nedenlerle Altay projesi için en iddialı isimlerden biri olarak görülüyor. Ancak Türkiye'de bazı uzmanlar da Altay tankı projesi için Almanya dışındaki ülkelere yönelmek gerektiği görüşünde.

Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi emekli kurmay albay Yrd. Doç. Dr. Savaş Biçer, Almanya'nın siyasi gerekçelerle Türkiye'nin çok ihtiyacı olan dönemlerde kısıtlamalara gidebileceğini belirterek "Parası ile aldığınız bir sistemi istediğiniz şekilde kullanamayacaksanız, almak ne kadar doğru?" diyor.

"Elbette ihtiyacımız olan savunma sanayi ürününü teknolojisi en üstün yerden almak isteriz" diyen Biçer, Almanya ve ABD'nin tank motoru açısından dünyada lider olduklarını ancak Türkiye'ye yönelik muhtemel kısıtlamaların da kabul edilmemesi, sorun çıkarmayacak tekliflere yönelmek gerektiğini savundu.

"Almanya ile yol alınmalı"

Harp Akademileri Komutanlığı bünyesinde ders veren İstinye Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ise Altay projesinde Almanya ile birlikte yol alınmasının iyi olacağı görüşünde.

Almanya ile birlikte üretilebilecek Altay tankının, dünyadaki en iyi 5 tanktan biri olarak anılmaya aday olabileceğini belirten Prof. Caşın, "Bir kere Türkiye'nin Leopar tanklarında çok ciddi tecrübesi ve yetişmiş personeli var. Aynı zamanda yeni tankın motor kısmındaki sessizlik, hız ve mukavemet gücü konusundaki yetkinliği, diğer tanklara göre ciddi bir üstünlüğe sahip" görüşünü kaydetti.

Ortadoğu'daki tank pazarının yakın gelecekte yüzde 40-60 arasında büyüyeceği, yaklaşık 6 bin yeni tank için toplamda 30 milyar dolara yakın bir pazar oluşacağı tahminini dile getiren Prof. Caşın, diğer zırhlı muharebe araçları ile birlikte, toplam pazarın 250 milyar dolar gibi çok büyük bir rakama ulaşabileceğine dikkat çekti.

Almanya'da yeni hükümetin göreve başlamasıyla ikili ilişkilerde yumuşasa olacağını tahmin eden Prof. Caşın "Son günlerde Merkel-Yıldırım görüşmesi ve dışişleri bakanlarının müzakereleri ve karşılıklı temaslar, bu konuda ortamın önemli ölçüde yumuşatıldığını gösteriyor. Almanya'nın son dönemde PKK'ya karşı aldığı tedbirleri sıkılaştırması da bunun bir göstergesi. Dolayısıyla artık Altay konusunda top Berlin'de" şeklinde konuştu.

Türkiye, ilk etapta 250, daha sonra ise toplam 1000 adet Altay tankı üretmeyi planlanıyor. Toplam ihale bedelinin 10 milyar doları bulması öngörülen Altay tankının, 2020 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girmesi hedefleniyor.

http://www.dw.com/tr/altay-tank%C4%B1nda-siyasi-d%C3%BC%C4%9F%C3%BCm/a-43056387 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Türkiye Almanya'dan 115 iade talebinde bulundu

Alman basınındaki haberlere göre, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana Türkiye Türk vatandaşlarının iadesi için Almanya'ya 115 başvuruda bulundu. Başvuruların yaklaşık yarısında gerekçe olarak terör şüphesi gösterildi.

Stuttgarter Zeitung ve Stuttgarter Nachrichten gazeteleri, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminden bu yana Türkiye'nin Almanya'ya Türk vatandaşlarının iadesi için 115 başvuruda bulunduğunu bildirdi. Alman Adalet Bakanlığı'ndan alınan verilere dayandırılan haberde, bu iade taleplerinden 54'ünde terör şüphesinin gerekçe gösterildiği belirtildi.

Gazetelerin haberinde, 2015 yılında Almanya'da talep edilen iade sayısının 66 olduğu ve bunlardan sadece 13'ünde terörizmin gerekçe gösterildiği kaydedildi.

Haberde, Almanya'nın 2015 öncesinde de sonrasında da terör şüphesi ile gerekçelendirilen iade talebine onay vermediğine dikkat çekildi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mart ayının başında başkent Berlin'e yaptığı ziyarette, Almanya'yı terör örgütü olarak sınıflandırılan PKK ve Gülen yapılanmasına karşı yeterince girişimde bulunmamakla suçlamıştı. Çavuşoğlu, Gülen yapılanmasına mensup 768 kişinin Almanya'ya iltica başvurusunda bulunduğunu, bunlardan 401'ine iltica hakkı tanındığını dile getirmişti.

http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-almanyadan-115-iade-talebinde-bulundu/a-43201297 Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter