Türkiye-Almanya İlişkileri

Başlatan Sihirbaz, Oca 30, 2017, 11:04 ÖÖ

« önceki - sonraki »
Aşağı git

TolgaHM

Bana daha çok teröristleri öldürmesinler diye silah vermiyoruz gibi geldi. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Bugün bu şartlarda silah sistemlerini farklı gerekçelerle satmayan Almanya yarın ciddi bir kriz durumunda ne yapacağını ayan beyan ortaya koymuş.

Kendi milli ve yerli silah teknolojimizi oluşturmadığımız sürece bu tavırları farklı ülkelerden daha çok görürüz. Mesajı Paylaş

HüsamettinErTürk

"İç politika için söylenen her sözün bir bedeli olduğunu acı ile öğreniyoruz. Şu referandum bir bitsede normale dönsek. İnşallah o zamana dek yıktıklarımızı ve önümüzdeki günlerde yıkacaklarımızı tamir etme olanağı kalmıştır."
@Observer

Sn Observer iç politikada söylenen sözler diyorsunuz ancak bu sözlerin söylenme sebebi biz değiliz.
1-Almanya ve diğer muhibbi ülkeler kendi seçimleri sebebiyle nasyonalistlere oy kaptırmamak için bize karşı sert bir tavır takınma refleksi kazandılar.
2- Bu adamların daha önceleride yaptıkları hareketlerle bugün yaptıkları hareketler arasında bir çelişki yok .Türkiye ne zaman Almanya gibi bölgeyi kontrol altında tutmaya çalışan ülkelerin çıkarlarına ters hareket etse bizi savunma sanayiinden vurmaya çalıştıkları yıllardır bilinen yaşanan gerçek.

Sizin söylediğiniz gerekçe aynen şuna benziyor bir adam geliyor size yumruk atıyor ve siz "bana nasıl yumruk atarsın ulan!" diye bağırdığınızda adam size diyorki üstündeki kıyafetleri benden satın almıştın o kıyafetleri bir daha sana satmayacağım.

Burada suçlu yumruk atanda mı yoksa yumruk yedikten sonra yediği yumruğun hesabını soranda mı? Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Suç, kendisi elbise üretmekle uğraşmayıp, er ya da geç kendine yumruk atacağını bildiğin adama muhtaç hale gelip ondan elbise almak zorunda kalandadır.

El bilmemnesiyle gerdek olmayacağını acı tecrübeyle öğreniyoruz. Keşke daha önceden bunun farkına varmış olsaydık.

Bu durum bize şu acı gerçeği de tüm çıplaklığıyla gösteriyor:
- Üyesi olduğumuz için sırtımızı yaslayarak kendimizi güvende hissettiğimiz (ve belki de sırf bu gerekçeyle kendi savunma gardımızı indirdiğimiz) NATO'nun, aslında hiçbir kriz karşısında bizi koruma niyetinde olmadığı ve bu görevini layıkıyla yerine getirmeyeceği... (Göstermelik veya salt kendi çıkarlarına olan faaliyetlerden bahsetmiyorum.)

Verilmiş sadakamız varmış ki, sadece biz değil, bu güne kadar Ruslar da sözkonusu koruma şemsiyesinin kerhen ve göstermelik olduğunun farkına varamamışlar. 4. ve 5. maddelerin, mevzubahis ülke Türkiye olduğunda işletilmeyeceğinin daha önceden farkına varsalardı vay halimize.

Bugün sudan sebepler uydurarak askeri ambargolar uygulayan (sözde) müttefiklerimizin, bir işgal karşısında bizimle omuz omuza çarpışıp işgale karşı koymasını bekleyebilir misiniz?

Eğer kendi çıkarları işgale karşı koymayı gerektirmiyorsa ben hiç beklemiyorum. İttifak çatlamasın diye göstermelik birkaç silah yardımı dışında ellerini ovuşturup seyrederler.

Yanlış anlaşılmasın, "NATO faydamıza değildir" demeye çalışmıyorum. Placebo etkisiyle bile olsa (ki fazlası da oldu) yine de faydamıza olmuştur. Ama NATO'ya güvenemeyeceğimizin de farkında olmalıyız. Çünkü gerçekten güven vermiyor. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Haber Almanya'nın Resmi Yayın Kurumu Deutsche Welle'den:

Almanya'nın silah satışı engeli Türkiye'yi nasıl etkiler?

Alman hükümetinin birçok defa Türkiye'ye silah ihracatını engellediğinin ortaya çıkması iki ülke arasında yeni bir gerginliğe neden oldu. Uzmanlara göre, Türkiye savunma konusunda eksen kayması yaşayabilir.

010-2015 yılları arasında kimi savunma malzemelerinin Türkiye'ye ihracatına sekiz kez izin vermeyen Alman hükümetinin, 2016 Kasımı'ndan bu yana da tam 11 kez silah ihracatını engellediğinin ortaya çıkması gözleri Türkiye'ye çevirdi. Sol Parti'nin konu ile ilgili soru önergesini yanıtlayan hükümet, hafif silahlar, cephanelik ve bazı savunma malzemelerinin ihracatına izin verilmediğini açıklamıştı.
Alman hükümetinin aldığı kararın sadece 'hafif silahlar, cephanelik ve diğer silahlanma malzemelerini' kapsadığına dikkat çeken Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nda (SSM) uzun yıllar proje koordinatörü olarak görev yapan aynı zamanda Johns Hopkins Üniversitesi'nin Orta Asya ve Kafkasya Araştırma Merkezi'nde analist olarak çalışan Kemal Kaya, "Bu, daha çok siyasi mesaj içeren bir karardır.

Mühimmat Türkiye için 'kritik teknoloji' değildir" diyerek şunları söyledi: "Alman silah ambargosu mühimmatta Türkiye'yi etkilemez. Mühimmatla ilgili teknolojiyi zamanında Almanlardan aldık ama artık kendimiz üretiyoruz. Üretim kapasitemiz yetmeyince, Almanlardan alıyorduk. Ancak Türkiye'nin alternatifleri mevcut. Rusya ve Ukrayna mühimmat satmak için fırsat kolluyor. Bu ambargo güvenlik açısından Türkiye'yi etkilemez. MKE (Makine Kimya Endüstrisi) ortadaki hareketliliğe cevap verecek kapasite artışına gidebilir. Mühimmat açığı bizden ziyade, bizim üzerimizden sağa, sola giden mühimmat açığıdır. Biz de mühimmat kullanılması durumu yok. Bunlar Suriye'de harcanıyordur."

Alman G-3'ler envanterden çıkıyor

Kara kuvvetlerinde kullanılan Alman yapımı  G-3 tüfeklerinin de, yerli 5-56 tüfeklerinin üretimi arttıkça, Türk Silahli Kuvvetleri'nin envanterinden çıkacağını söyleyen Kaya, "Biz zaten Almanlardan teknoloji alıyoruz, hafif silahlar bu kapsamda değil" dedi. Almanya'nın Osmanlı'dan bu yana, kara sistemlerinde etkin olduğunu belirten Kaya, "Ancak eskiye göre etkileri azaldı. Türk Kara Kuvvetlleri'nde ana sistemlerden biri olan Alman Leopar tanklarının modernizasyonunu ASELSAN (Askeri Elektronik Sanayi) Almanlarla yapıyor. Söz konusu modernizasyon desteği konusunda ciddi sıkıntılar yaşanabilir" dedi.

Eksen kayması endişesi

Emekli Özel Harp Subayı Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar ise DW Türkçe'ye, Almanya'nın Türkiye'ye silah satışı gerçekleştirmemesinin yeni olmadığını belirterek şunları söyledi: "Türkiye ile Almanya ve AB ülkeleri arasında gerginlik var. Onlar doğal olarak ellerindeki inisiyatifleri bir 'koz ve cezalandırma' aracı olarak kullanıyor. Bu konuda temel kırılmalardan bir tanesi, PKK'dır. PKK'nın DEAŞ'la (IŞİD) mücadele etmesi, Batı ile Türkiye arasında kırılmaya yol açtı. Batı'nın tavrının NATO üyesi olan ülkelere büyük sonucu olacak. Bu tavır jeopolitik anlamda eksen kaymasına sebep olabilir. Bu tür yaptırımları yapabilirsiniz ama dozajını partner olarak çok iyi ayarlamalısınız. Partnerinizin ihtiyaçlarını karşılamadığınızda, Asya gibi başka eksenlere kayacağını öngörmelisiniz."

Bedava vermiyorlar

Türkiye'nin silahları bedava almadığını, bedel ödeyerek aldığını vurgulayan Ağar, "Ülkenin savunması için silah sistemine ihtiyaç duyulursa, başka kaynaklara başvurabilir. Yunanistan da NATO üyesi ama S-300,400 füzelerini, entegre etmiş durumda. Benzer fotoğraf Türkiye için de geçerli olabilir" diye konuştu.

Almanya'nın kararının, Türkiye savunma sanayisinde büyük yatırımları olan Alman şirketlerini etkilemesi beklenmiyor.  MTU ve HDW gibi devler, Türkiye'ye teknoloji dahil pekçok ürün satıyor ve büyük projeler yürütüyor. Geçen yıl Almanya'nın 1915 olaylarını 'soykırım' olarak tanımasına tepki gösteren Ankara, SSM Müsteşarı İsmail Demir'in ağzından, "Almanlarla yürütülen denizaltı projesinde Türkiye'nin kendi başına yola devam edebileceğini' duyurmuştu.

Ancak denizaltılar için Alman ThyssenKrupp Marine System (HDW) şirketi ile imzalanan 2,2 milyar euroluk sözleşme halen yürürlükte. Alman tasarımı denizaltıların ilki 2020 yılında teslim edilecek.

Milli gemi ve milli tankta Alman imzası

Alman firmaları, Türkiye'ye genelde teknoloji satıyor. Hükümetin, bir süre önce duyurduğu, milli tank ve milli gemi projeleri de yine Türk ve Alman şirketlerinin ortak çalışması olarak yürütülüyor. Koç Grubu tarafından üretilen ve milli olarak lanse edilen 'Altay' tankı geliştirme projesinin en önemli parçası olan motor da, bir Alman firması olan MTU'ya ait. Aracın, atış ve komuta kontrol sistemleri ise ASELSAN tarafından üretiliyor. Silah sistemi,  Hyundai-Rotem'dan teknoloji transferi yapılarak MKE tarafından, modüler zırh paketi ise Roketsan tarafından imal ediliyor.

Türkiye'nin büyük önem verdiği milli gemi (MilGem) projesinde de Alman MTU motorları kullanılıyor. MilGem projesiyle, Türk savunma sanayisi ilk kez korvet tipi bir askeri gemi inşası kabiliyeti kazandı. Bu şekilde iki gemi denize indirilirken, üçüncünün inşası devam ediyor.

http://www.dw.com/tr/almanyan%C4%B1n-silah-sat%C4%B1%C5%9F%C4%B1-engeli-t%C3%BCrkiyeyi-nas%C4%B1l-etkiler/a-38092858 Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

#20
Mar 23, 2017, 09:22 ÖS Last Edit: Mar 23, 2017, 09:24 ÖS by HARZEMŞAH
Artık kamuya mal olan bu ambargonun ardından, Almanya'nın İncirlik'teki varlığı ilk gündeme gelen konu olur herhalde. Bir ihtimal İncirlik pazarlık konusu edilerek Altay için motor kopartılabilir...

Çünkü İncirlik, Alman Hava Kuvvetlerinin eğitim ve harbe hazırlık faaliyetlerinde çok büyük bir önem taşıyor.... Mesajı Paylaş

anafor2016

"Çünkü İncirlik, Alman Hava Kuvvetlerinin eğitim ve harbe hazırlık faaliyetlerinde çok büyük bir önem taşıyor...."

Bu kısmı açabilir misiniz?  İncirlikte konuşlu alman uçakları nasıl bir eğitim alıyor? Operasyon tecrübesini mi kasteddiniz? Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Türkiye'ye 54 silah satışına onay

Almanya'da Türkiye'ye silah ihracatı ile ilgili tartışmalar sürüyor. WDR'in özel haberine göre bu yıl içinde Alman hükümeti Türkiye'ye 54 silah satışına izin verdi.

Alman hükümetinin 2016'dan Türkiye'nin silahlanma malzemesi alımıyla ilgili olarak yaptığı 11 başvuruyu geri çevirdiği ortaya çıkmıştı. Alman yayın kuruluşu WDR'in elde ettiği yeni bilgilere göre ise Alman hükümeti 2017'nin başından beri Türkiye'ye 54 silah satışına izin verdi.

WDR'in haberinde Yeşiller Milletvekili Özcan Mutlu'nun soru önergesine Alman Ekonomi Bakanlığı'ndan gelen açıklamaya yer verildi. Buna göre, sadece 2,5 y içinde Türkiye'ye 21 milyon 800 bin euro hacmindeki silahlanma malzemesinin satışına Alman hükümetinden onay çıktı. Alman hükümetinin toplam 54 satışı onayladığını ifade edildi.

Alman basınına hafta başında yansıyan haberde ise Alman hükümetinin 2016'dan bu yana Türkiye'deki insan hakları durumunu gerekçe göstererek Türkiye'ye 11 silah satışına izin vermediği gündeme gelmişti. Bu bilgiye de Alman Ekonomi Bakanlığı'nın Sol Parti Milletvekili Jan van Aken'ın verdiği soru önergesinde yer verilmişti. Haberde, Türkiye'nin hafif silahlar, cephanelik ve diğer silahlanma malzemelerine ilişkin Türkiye'den gelen başvuruların geri çevrildiği belirtilmişti. Soru önergesine verilen yanıtta Türkiye'deki insan hakları durumunun silah satışının gerçekleşmemesi kararında önemli rol oynadığı kaydedilmişti.

Muhalefetten Türkiye'ye suçlama

Türkiye'ye silah satışı ile ilgili tartışmalar Berlin'e de sıçradı. Muhalefetteki sol partiler Türkiye'ye silah satışının yasaklanmasını istiyor.
Heilbronner Stimme gazetesini konuşan Sol Parti Federal Meclis Grubu Başkanı Sahra Wagenknecht, Londra saldırısına işaret ederek Alman hükümetinin işbirliği yaptığı ülkelere dikkat etmesini istedi. Wagenknecht, "Biz de Almanya'nın işbirliği yaptığı ve silah sağladığımız ülkelere daha yakından bakmalıyız. Suudi Arabistan, Katar ve Erdoğan'ı kast ediyorum. Bunların hepsi İslamcı terör gruplarının aktif destekçileridir" dedi.

IŞİD'in Irak Savaşı'nın bir ürünü olduğunu söyleyen Wagenknecht "Afganistan, Suriye ve Libya gibi ülkelerde terörle mücadele savaşlarının o bölgeleri daha da istikrarsız bir hale getirdiğini ve terörü beslediğini kanıtladığını" savundu.

http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyeye-54-silah-sat%C4%B1%C5%9F%C4%B1na-onay/a-38101363 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Almanya'da MİT hakkında soruşturma başlatıldı

Almanya Federal Başsavcılığı MİT'in casusluk yaptığı iddiaları ile ilgili soruşturma başlattı. Almanya İçişleri Bakanı da Alman topraklarında casusluk yapmanın suç olduğunu ve buna göz yumulmayacağını söyledi.

Almanya Federal Başsavcılığı, MİT'in Almanya'da Gülen yandaşlarını izlediği yönündeki suçlamalara ilişkin olarak soruşturma başlattı. Federal Savcılık sözcüsü, soruşturmanın başarı şansının Alman istihbarat birimlerinin savcılığa aktaracağı bilgilere bağlı olduğunu söyledi.   
 
Türk istahbaratı MİT'in Almanya'da Gülenci olduğu iddia edilen kişileri izlediğine ilişkin Alman basınına yansıyan haberlere Alman hükümetinden de tepki geldi.

"Alman topraklarında casusluk suçtur"

Konuyla ilgili Passau kentinde bir açıklama yapan Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, bu tür izleme faaliyetlerine sert bir dille kınadı. "Alman topraklarında casusluk faaliyetlerinde bulunmak suçtur ve buna göz yumulmaz" ifadelerini kullanan Almanya İçişleri Bakanı De Maiziere, bu tür izleme faaliyetlerinin Almanya'nın iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Dairesi tarafından takip edildiğini ve yasaların ihlal edilmesi durumunda Almanya'da ikamet etme izninin iptal edilmesi veya cezai soruşturma başlatılması gibi sonuçları olacağını kaydetti. Casusluk iddialarının sürpriz olmadığına da işaret eden De Maiziere, "Türkiye'ye böyle olamayacağını defalarca söyledik. Gülen hareketinden bağımsız olarak burada Alman yasaları geçerli ve burada yaşayan kişilerle ilgili yabancı makamlar casusluk yapamaz" diye konuştu.

"Alman - Türk ilişkilerinin geleceği olamaz"

De Maiziere, ne Almanlara ne de burada Erdoğan yönetimini eleştiren Türklere seyahat kısıtlamaları getirilebileceğini ifade etti. Bakan, "bir şekilde Türkiye'de gözden düşen kişilerin Türkiye'ye giderken kaygı taşımaması gerektiğini dile getiren De Maiziere, bu şekilde "Alman - Türk ilişkilerinin geleceği olamaz" diye sözlerini sürdürdü. Alman Bakan, Türkiye'nin sadece NATO ortağı olmadığını aynı zamanda turistler tarafından sevilen bir ülke olduğunu belirterek "Almanya'dan Türkiye'ye düzenli olarak giden turistler Türkiye'nin çıkarınadır" diye konuştu.

http://www.dw.com/de/kommentar-t%C3%BCrkische-spionage-in-deutschland-das-geht-gar-nicht/a-38161314 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Almanya İncirlik'e Alternatif Üsleri Belirledi

Alman Sol Parti'sinin soru önergesine, federal hükümetten gelen yanıt açıklandı. Federal hükümet, Alman askerlerinin konuşlanması için İncirlik Üssü'ne alternatif 8 farklı ülkede askeri üs belirlediğini bildirdi. Söz konusu üslerin Kuveyt, Ürdün ve Kıbrıs'ta bulunduğunu belirtildi,

Ancak Sol Parti'nin Federal Meclis'te verdiği soru önergesine yanıt veren Alman hükümeti üslerin askeri amaçlara uygun olup olmadığının araştırılması amacıyla bu ülkelere ziyaretler yapıldığını, "üslerde askerlerin muhtemel konuşlandırılması konusunda ise herhangi bir görüşmenin yapılmadığını" açıkladı. Kıbrıs'taki üslerin Akrotiri ve Paphos adlı üsler olduğu da belirtildi. 

Sol Parti'nin dış politika sözcüsü ve soru önergesini hazırlayan Jan van Aken yaptığı yorumda, "Görünen o ki federal hükümetin Alman askerlerini İncirlik Üssü'nden başka bir yere sevk etme gibi bir amacı bulunmamakta. Zira federal hükümet asker konuşlandırma konusunda olası başka ülkelerle görüşmede bile bulunmamıştır" dedi.

Almanya'nın alternatif üs arama nedenleri

Bazı Türk hükümet yetkililerinin Almanya'daki seçim kampanyası etkinliklerinin iptal edilmesi üzerine Berlin ile Ankara arasında başlayan gerginlik nedeniyle koalisyon partilerinden ve muhalefetten politikacılar Alman askerlerinin İncirlik Üssü'nden çekilmesini talep etmişlerdi.

Geçen yıl da Federal Meclis'te Osmanlı döneminde yaşanan olayların 'Ermeni soykırımı' olarak kabul edilmesinin ardından, bu karara tepki olarak Ankara, Alman milletvekillerinin İncirlik Üssü'ndeki Alman askerlerini ziyaretine izin vermemişti. Bunun üzerine Berlin burada konuşlandırılmış olan Alman Tornado keşif uçaklarını geri çekme tehdidinde bulunmuştu.

İncirlik'e ziyarete şu ana kadar izin yok

Bu konudaki gerginlik ancak birkaç ay sonra giderilebilmişti. Alman heyetin İncirlik'teki Alman askerlerini geçen yılın Ekim ayında ziyaret etmesini izin çıkmıştı. Ancak federal hükümetin Sol Parti'nin soru önergesine verdiği yanıtta, o dönemden bu yana hiçbir vekilin İncirlik Üssü'ne ayak basmasına izin verilmediği de vurgulandı. Dördü Hristiyan Demokrat Birlik partili (CDU) toplam altı milletvekilinin Türk makamlarına verdiği İncirlik'i ziyaret müracaatının ise Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından incelenmekte olduğu belirtildi.

IŞİD ile mücedele eden uluslararası terörle mücadele koalisyonu çatısı altında yaklaşık 270 kadar Alman askeri Konya ve İncirlik'teki askeri hava üslerinde görev yapıyor.

http://www.dw.com/de/bericht-bundeswehr-findet-acht-alternativen-zu-incirlik/a-38178396 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

MİT krizinin' perde arkası

Berlin-Ankara hattında güven bunalımı büyüyor, güvenlik alanında işbirliği durma noktasında. Berlin, MİT'in Almanya'da casusluk yaptığı iddiaları üzerine Türkiye'nin istihbarat ağını deşifre etmek için düğmeye bastı.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan'ın, Gülen yapılanması hakkında Alman Dış İstihbarat Teşkilatı BND'nin Başkanı Bruno Kahl'a verdiği dosyanın basına sızması, iki ülke arasında görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkartırken,  güvenlik birimleri arasındaki güven bunalımını daha da derinleştirdi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Ankara-Berlin hattındaki yoğun temaslarda, Gülen yapılanmasının Almanya'da izlemeye alınmasını, Türkiye'de açılan soruşturmalarda arananların iade edilmesini isteyen Türk hükümeti, bu taleplerine olumlu karşılık bulamadı.

Aylardır süren görüşme trafiğinde Alman tarafı, Türkiye'den iletilen dosya ve bilgilerin yeterli olmadığını, Alman hukuku çerçevesinde harekete geçebilmek için somut, mahkemeler tarafından kabul edilebilecek bilgi ve belgelerin gerektiğini vurguluyordu.

İkna etmek isterken deşifre mi oldu?

MİT Müsteşarı Fidan'ın,  kimilerine göre Almanya'nın "iddialarını belgele" beklentisini karşılamak amacıyla verdiği  "Gülen Dosyası",  Almanya'da Gülen yapılanması yerine, Türk istihbaratının Almanya'daki faaliyetlerine odaklanılmasına yol açtı.

DW Türkçe'nin edindiği bilgilere göre MİT Müsteşarı Fidan'ın, Şubat ayındaki Münih Güvenlik Konferansı sırasında BND Başkanı Kahl'e ilettiği "Federal Almanya Cumhuriyeti'ndeki FETÖ/PDY (Paralel Devlet Yapılanması)" adını taşıyan dosya, bir süre sonra Kahl tarafından, iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı'na (BfV) iletildi. Türkiye'nin terör örgütü olarak sınıflandırdığı ve "FETÖ" olarak nitelendirdiği Fethullah Gülen cemaatinin Almanya'daki yapılanmasıyla ilgili bilgilere yer verilirken, örgüte destek verdiği iddia edilen kişi ve kurumlar, bunlara ilişkin ayrıntılar sıralandı. Dosyanın Anayasayı Koruma Teşkilatı  incelenmesi sırasında,  buradaki görsel malzemelerin Almanya'da yürütülmüş geniş kapsamlı istihbarat faaliyetleri sonucunda temin edildiği değerlendirmesi yapıldı.

Dosya bu şüphe üzerine, Türkiye'nin beklentilerinin aksine Gülen'in izlenmesi değerlendirmesini yapacak birim yerine Almanya'da yabancı ülke istihbaratlarının faaliyetlerine karşı koymadan sorumlu birime gönderildi ve "dosyanın Türk istihbaratının Almanya'daki faaliyetlerini ortaya koyduğu" görüşü üzerine Alman yargısına da bilgi verildi. Güvenlik makamlarının ortak değerlendirmesi sonucunda, dosyadaki listelerde isimleri yer alan kişilerin bilgilendirilmesi kararlaştırıldı ve bu kişilerin ikamet ettiği 9 eyaletin ilgili makamlarına bilgi verildi.

Dosyada ismi bulunan Sosyal Demokrat Partili Federal Milletvekili Michelle Müntefering ise, milletvekillerinin güvenliğini sağlamakla yükümlü Federal Emniyet Teşkilatı (BKA) tarafından bilgilendirildi.

İstihbarat ağı mercek altına alındı

MİT'in BND'ye ilettiği Gülen yapılanmasına ilişkin dosyanın, Almanya'nın bilgisi dahilinde burada bulunan MİT görevlileri tarafında açık kaynaklardan değil, daha geniş bir istihbarat ağı tarafından ve espiyonaj faaliyeti yürütülerek elde edildiğini düşünen Alman tarafı, bu konuda kapsamlı bir soruşturma yaparak sorumluları ortaya çıkarmayı hedefliyor.

Federal Başsavcılığın, Türkiye'nin Almanya'da yürüttüğü iddia edilen istihbarat faaliyetleri hakkında başlattığı soruşturma şu noktalara odaklanıyor: Bu dosya Almanya'daki hangi kuruluşlar ve kimler üzerinden yürütülen faaliyetler sonucunda oluşturuldu? Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ve benzeri kuruluşların, çalışanlarının bu dosyanın hazırlanmasında bir rolü var mı? DİTİB'e bağlı imamların Türkiye için istihbarat çalışması yürüttüğü iddiaları üzerine Federal Başsavcılığın soruşturma başlatmasından kısa bir süre sonra Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı bazı imamların geri çekildiğini duyurmuştu. Gerek DİTİB, gerekse Diyanet, imamların casusluk yaptığı iddialarını ise yalanlamıştı.

Gülen yapılanmasıyla ilgili dosyanın ardından başlayan tartışma, Ankara-Berlin hattında gerilimin tahmin edilenden daha derin olduğunu ortaya çıkardı.

Ankara işbirliğinde frene bastı

DW Türkçe'nin edindiği bilgilere göre Ankara bir süredir güvenlik alanında Almanya ile yürütülen işbirliğinde frene basmış durumda. Bu yılın başında Türk tarafı, PKK ve Gülen yapılanmasına karşı Almanya'dan beklenen adımlar atılmadığı müddetçe, diğer alanlarda işbirliği yapmayacağını Alman tarafına açıkladı. IŞİD gibi terör örgütleriyle mücadele, yabancı savaşçılar gibi konularda bilgi paylaşımının son gerginlik öncesine kadar sürdüğü, ancak uyuşturucu kaçakçılığı gibi organize suçlarla mücadele alanlarında Ankara'nın birkaç ay önce işbirliğini durdurduğu öğrenildi.

Merkel'e de dosya verilmişti

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in 2 Şubat tarihinde yaptığı Türkiye ziyareti sırasında da iki ülke güvenlik birimleri arasında yaşanan sorunlar gündeme gelmiş, Merkel'e PKK'nın Almanya'daki faaliyetlerine ilişkin bir dosya verilmişti. Dosyanın içeriği Merkel'in Berlin'e dönüşü sonrasında Almancaya çevrildi ve Federal İçişleri Bakanlığı tarafından eyalet içişleri bakanlıklarına görüş iletilmesi talebiyle gönderildi. Dosyada Almanya'nın terör örgütleri listesinde yer almasına karşın PKK'nın bayraklarıyla, Öcalan posterleriyle düzenlediği gösterilerin görüntülerine yer verildi ve bunların önlenmemesinden duyulan tepki ifade edildi. Eyaletler ise gösterilerde gerilimin tırmanmasına yol açacak müdahalelerden kaçınıldığını ancak sonrasında gerekli adımların atıldığı bilgisini paylaştı.

Federal Hükümet bu gelişmeler sonrasında Mart ayında adım atarak Abdullah Öcalan'ın fotoğraflarının bulunduğu bayrak ve flamaları yasakladı. Almanya'dan gelen bu adımları yeterli görmeyen Türk güvenlik birimleri, PKK'nın faaliyetlerine karşı daha geniş kapsamlı soruşturmalar yürütülmesini, PKK sorumlularının yakalanmasını, iade taleplerine olumlu karşılık verilmesini talep ediyor.

Terör tanımında farklılıklar var

Alman güvenlik makamları ise ancak hukuk devleti ilkeleri ve Alman yasalarının çizdiği sınırlar çerçevesinde hareket edebileceklerini, "terör, terör örgütü, terörist" gibi tanımlamalarda iki ülke arasında farklılıklar olduğunu, Türkiye'nin çok yüksek beklentilerinin karşılanmasının güç olduğunu ifade ediyorlar. Türkiye'nin Almanya'da hukuken örgüt "sempatizanı" tanımına uyan kişileri "terörist" olarak gördüğü, ancak bu konuda Alman mahkemelerince kabul edilebilecek nitelikte somut kanıtlar ortaya konulamadığını, bu farklılıklar nedeniyle beklentilerin karşılanamayacak boyuta ulaştığı ifade ediliyor.

Almanya'nın 80'li yıllardan bu yana PKK ile mücadele ettiğini ancak son dönemde Ankara'nın Alman yasalarının tanıdığı alanın ötesine geçen "çok yüksek beklentileri" nedeniyle diyalogda bile güçlük çekildiğine işaret ediliyor. Merkel hükümeti, Ankara'dan beklentilerini Alman hukuku çerçevesinde tutmasını isterken, uluslararası işbirliğinin ülkelerin karşılıklı olarak birbirlerinin hukuk düzenlerine saygı göstermesi koşuluna dayandığını hatırlatıyor.

Türk tarafı ise, Alman yargısının IŞİD gibi İslamcı terör örgütlerinin üzerine kararlı bir şekilde giderken, PKK ve onunla bağlantılı olduğunu iddia ettiği PYD gibi örgütlere tolerans gösterdiği eleştirisini getiriyor. Ankara'nın Berlin nezdinde yaptığı son girişimlerde, Almanya'dan IŞİD'e katılmak üzere Suriye ve Irak'a giden yabancı savaşçılara karşı çok sayıda soruşturma açıldığını, ancak PYD'ye katılanlara karşı benzer soruşturmalar açılmadığını belirterek, bu duruma da tepki gösterdiği öğrenildi.

http://www.dw.com/tr/mit-krizinin-perde-arkas%C4%B1/a-38227249 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Türkiye'den Yücel'i ziyarete onay

Türkiye Alman diplomatların hapisteki Die Welt muhabiri Deniz Yücel'i ziyaret etmesini onayladı. Karar olumlu yankı buldu.

Alman diplomatlar cezaevindeki Die Welt Türkiye muhabiri Deniz Yücel'i ziyaret edebilecek. Konuyla ilgili ilk açıklamayı Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer Berlin'de yaptı. Fischer, Türkiye'nin Alman diplomatların Yücel'i ziyaret edebilmesini sözlü olarak onayladığını belirtti. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Yücel'le Alman Büyükelçiliği'nden diplomatların görüşecek olmasını, "İleriye atılmış bir adım" olarak nitelendirdi. Ancak diplomatların Yücel'i bundan sonra sürekli ziyaret edip edemeyeceği konusunda bir bilgi vermedi. Alman Haber Ajansı'na (DPA) göre Yücel'i cezaevinde Almanya'nın İstanbul Başkonsolosu Georg Birgelen ziyaret edecek.

Gabriel Çavuşoğlu'yla konuştu

Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel Lüksemburg'da yaptığı açıklamada, geçen cuma NATO Dışişleri Bakanları toplantısı çerçevesinde Türk meslektaşı Mevlüt Çavuşoğlu'na konsolosluk yetkililerinin Deniz Yücel'le görüşmesi konusundaki isteği ilettiğini belirtti. Gabriel, "Türkiye bu sabah sözlü olarak nihayet zor geçen günlerin ardından yarın Yücel'in cezaevinde iyi durumda olduğu konusunda ikna olabilmemiz için kendisiyle görüşebileceğimizi onayladı" dedi. Gabriel, Çavuşoğlu ile görüşmesinde Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım'ın Deniz Yücel'le Alman diplomatların görüşebilmesi için verdiği sözü hatırlattığını belirterek, "bunun üzerine Çavuşoğlu'nun Ankara'da bir kez daha yoğun çaba gösterdiğini ve haftasonunda kendisine olumlu yanıt verdiğini' kaydetti.

Die Welt gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Uli Poschardt  Alman hükümetine çabalarından dolayı teşekkür etti. Deniz Yücel'in ziyaret edilmesinin ilk adım olacağını belirten Poschardt , gazeteciye yönelik suçlamaların asılsız olduğunu kaydetti. Poschardt, "Deniz Yücel mümkün olduğunca hızlı biçimde serbest bırakılmalıdır" dedi. Alman Gazeteciler Birliği (DJV) Başkanı Frank Überall da açıklamasında, "Deniz Yücel'in işlediği tek suç eleştirel bağımsız gazetecilik yapmak" dedi. Sol Parti Meclis Grup Başkan Yardımcısı Caren Lay, diplomatların Deniz Yücel'i ziyaret edebilecek olmasından memnuniyet  duyduğunu belirtirken, Hür Demokrat Parti (FDP) Genel Başkanı Christian Lindner sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Deniz Yücel'le görüşülmesi AB'nin bütün ülkelerinde doğal olarak beklenirdi. Bu durum Erdoğan Türkiyesinin karakterini gösteriyor" dedi.

Deniz Yücel ne ile suçlanıyor?

Deniz Yücel, "Terör propagandası yapmak ve halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmekle" 14 Şubat'ta gözaltına alınmış, yaklaşık iki hafta Emniyet Müdürlüğü'nde tutulduktan sonra 27 Şubat'ta tutuklanmıştı. Almanya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım'ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Türk ve Alman vatandaşı olan Yücel'in Alman yetkililerle görüştürüleceğine dair söz vermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı bazı konuşmalarda Deniz Yücel'i 'Alman ajanı' ve 'PKK'nın temsilcisi' olarak nitelendirmiş, Alman hükümeti söz konusu suçlamaları "mesnetsiz" diye nitelendirmişti.

http://www.dw.com/de/deutschland-erh%C3%A4lt-konsularischen-zugang-zu-journalist-deniz-y%C3%BCcel/a-38263600
Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Alman Başkonsolos Deniz Yücel'i ziyaret etti

Almanya'nın İstanbul Başkonsolosu Georg Birgelen Türkiye'de tutuklu bulunan Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel'i Silivri Cezaevi'nde ziyaret etti.

Alman Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Avrupa'dan Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth, Almaya'nın İstanbul Başkonsolosu Georg Birgelen'in Deniz Yücel'i cezaevinde bugün ziyaret ettiğini bildirdi. Roth 'Deniz Yücel'in durumunun mevcut şartlar altında iyi olduğunu', ancak Silivri cezaevindeki tek kişilik hücrede tecritte bulunması dolayısıyla 43 yaşındaki Yücel'in yoğun sıkıntı yaşadığını belirtti. Başkonsolos Birgelen'den önce Almanya Başkonsolosluğu'ndan bir avukat da Deniz Yücel ile görüşmüştü.               

Ziyaretin gerçekleşmiş olması dolayısıyla Türk makamlarına teşekkür eden Michael Roth, ancak Yücel'i ziyaretin bir defalığa mahsus bir durum olmamasını umduklarını belirterek, konsolosluk yardımlarının tam anlamıyla yapılabilmesinin teminat altına alınması gerektiğini söyledi. Roth Yücel'in özgürlüğüne kavuşması için Alman hükümetinin girişimlerini sürdüreceğini, federal hükümetin bu konuda yükümlülük taşıdığını da söyledi.

Roth Pazertesi günü Ankara'daki temaslarının ardından İstanbul'a geçmiş, Yücel'in avukatları ve yakınlarıyla da görüşmeler gerçekleştirmişti.

Michael Roth, eleştirel bir gazeteci olmasının Yücel'in tutuklanması için gerekçe oluşturamayacağını, Alman hükümetinin Yücel'in tutuklanmasını sineye çekmeyeceğini de vurguladı. Roth, Yücel olayının Almanya-Türkiye ilişkilerinde büyük bir sınav anlamına geldiğini söyledi ve federal hükümetin tecrit cezasının kaldırılması için çaba gösterdiğini de sözlerine ekledi.

Deniz Yücel, "Terör propagandası yapmak ve halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek" suçlamasıyla 14 Şubat'ta gözaltına alınmış, yaklaşık iki hafta Emniyet Müdürlüğü'nde tutulduktan sonra 27 Şubat'ta tutuklanmıştı. Almanya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım'ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Türk ve Alman vatandaşı olan Yücel'in Alman yetkililerle görüştürülüceğine dair söz vermişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı bazı konuşmalarda Deniz Yücel'i 'Alman ajanı' ve 'PKK'nın temsilcisi' olarak nitelendirmiş, Alman hükümeti söz konusu suçlamaları "mesnetsiz" diye nitelendirmişti.

http://www.dw.com/de/au%C3%9Fenstaatsminister-y%C3%BCcel-geht-es-den-umst%C3%A4nden-entsprechend-gut/a-38287111 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Haber Almanya'nın resmi yayın kuruluşu Deutsche Welle'den:

MİT'in listesi sanılandan daha kapsamlı

Milli İstihbarat Teşkilatı'nın şubat ayında Alman makamlarına verdiği ve çoğunluğunu Gülen yapılanmasına yakın olduğu kişi ve kurumları içeren listenin sanılandan daha fazla kişi ve kurumu kapsadığı bildiriliyor.

Berlin polisinin verilerine göre, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT), Berlin'de başlangıçta sanılandan daha fazla kişi ve kurum hakkında casusluk faaliyeti yürüttüğü haber veriliyor. Polis sözcüsü Winfried Wenzel'in rbb haber portalına verdiği bilgiye göre, Berlin emniyet teşkilatı şu ana kadar 60'tan fazla kişi ve kurumu saptadı ve yaklaşık 40 kişiyle de temasa geçildi.

Birçok kişi kendiliğinden yetkililere başvuruyor

Saptanan isimler arasında, bugüne kadar siyasi faaliyetlerle dikkati çekmemiş, herhangi bir siyasi hareket veya kurum ile bağlantısı olmayan kişiler de bulunuyor. Polis sözcüsü Wenzel, söz konusu kişiler ile derhal iletişime geçildiğini, polisin kendilerine ulaşamaması halinde, şahısların en kısa zamanda eyalet emniyet teşkilatına başvurmaları yönünde haber bırakıldığını açıkladı. Wenzel, birçok kişinin listede olabilecekleri endişesiyle kendiliğinden yetkililere başvurduğunu kaydediyor.

Polis, listede bulunan kişilere, Türkiye'ye seyahat etmemeleri, dikkatli olmaları ve herhangi bir casusluk faaliyeti veya tehdit yönünde somut emareler tespit ettikleri takdirde derhal polise haber vermeleri gerektiği yönünde uyarıda bulunuyor.

Polis listeyi deşifre etmeye çalışıyor

MİT tarafından Alman Dış İstihbarat Teşkilatı'na (BND) iletilen listenin bütün temas bilgilerini içermediğini kaydeden Berlin polisi sözcüsü Wenzel, örneğin sadece bir şirket isminin olduğunu, adres ve benzeri bilgileri polisin araştırması gerektiğini kaydediyor. Farklı eyaletlerdeki yetkililerin işbirliği yaparak listedeki eksik bilgileri tamamlamaya çalıştıklarını, ancak bunun uzun sürdüğünü belirten Wenzel, listedeki tek bir veri birkaç kişiyi birden ilgilendirebildiği için, başlangıçta listede bulunan kişi ve kurum sayısının 300'den 400'ün üzerine çıktığını bildiriyor. Bu sayının 60'ı ise Berlin'den.

Listedekilerin büyük çoğunluğunun kimliğinin saptandığını belirten polis sözcüsü, ancak listenin henüz tamamlanmadığını belirtti.

http://www.dw.com/de/mindestens-60-berliner-auf-t%C3%BCrkischer-spitzelliste/a-38355213 Mesajı Paylaş

Merkator

Alman Dışişleri Bakanı: İncirlik'ten çekilelim tartışmalarını anlamıyorum

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, İncirlik Üssü'nde konuşlu Alman askerleri ile Tornado keşif uçaklarının çekilmesi tartışmalarını anlamadığını söyledi.

Ortadoğu gezisi kapsamında dün Irak'ta temaslarda bulunan Gabriel, Alman kamu kanalı ARD'ye yaptığı açıklamada, "Ben bu tartışmayı hiç anlamadım. Bu konu sadece referandumdan sonra değil, daha önce de gündeme geldi. Sol Parti ve Yeşiller'e mensup politikacılar İncirlik'ten çekilmemiz gerektiğini dile getiriyorlar. Biz İncirlik'te uluslararası koalisyonu IŞİD'e karşı desteklemek için bulunuyoruz. Bu demek oluyor ki, biz kendi çıkarımız için oradayız. Türkiye'ye iyilik yapmak ya da Türkiye'yi desteklemek için değil, IŞİD'e karşı mücadelede katkı vermek için oradayız. Çekilecek olursak, biz kendimize zarar veririz. Ben şimdi bunun Türkiye'yi ne tür bir cezalandırma olacağını anlamıyorum" dedi

Gabriel," Bir taraftan Türkiye ile IŞİD'e karşı mücadelede iş birliği yapılırken, anti demokratik olan birini desteklemek doğru mu?" şeklindeki bir soruya ise, şu karşılığı verdi:

TÜRKİYE KONUSUNDA SAĞDUYULU OLMALIYIZ

"Biz anti demokratik yollara başvuran kimseyi desteklemek istemiyoruz. Ancak Türkiye'nin AB'nin doğrudan komşusu olduğunu biliyoruz. Türkiye'ye IŞİD'e karşı mücadelede ihtiyacımız olduğu için değil, Avrupa'nın komşusu olduğu için ihtiyacımız var. 80'li yıllarda Türkiye'de askeri diktatörlük vardı ama kimse o zaman Türkiye'nin NATO'dan dışlanmasını istemedi, çünkü biliyorduk ki bu Türkiye'nin Sovyetler Birliği'nin yanına itilmesini sağlayacak bu da bize zarar verecekti. Bu nedenle şu anda da sağduyulu olmayı öneririm. Böyle bir tartışma sadece Türkiye'nin Rusya'ya yanaşmasını sağlar. Bu bizim çıkarımıza olmaz. Bizim yapmamız gereken, Türkiye'de anayasa değişikliğine karşı oy kullananları desteklemek olmalı. Halkın yarıya yakını, belki de daha fazlası bu değişikliğe karşı…Türkiye'de demokratik unsurları desteklemek gerek. Türk hükümeti ile görüşmeyi kesmeyi akıllıca bulmuyorum."

GAZETECİLER TERÖRİST DEĞİL

Sigmar Gabriel Almanya'nın geri kabul anlaşması ve tutuklu bulunan Alman gazeteci Deniz Yücel nedeniyle Türkiye'ye bağımlı kaldığı yönündeki eleştirilere ise katılmadığını söyledi. Gabriel," Biz Erdoğan'ın politikalarını ve hükümetini tabi ki eleştiriyoruz. Sadece Alman gazetecinin serbest kalması için değil, tutuklu bulunan 160'a yakın gazetecinin serbest kalmasını istiyoruz. Bizim için tutuklu olmaları için bir neden yok. Bunlar terörist değil, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü için mücadele eden kişiler. OHAL ve benzeri uygulamaların demokratik bir yapıyı hedeflemediğini de biliyoruz. Bizim rehin durumda olduğumuza katılmıyorum. Türkiye'nin de en azından bizim kadar AB ile iş birliğine ihtiyacı var. Her şey göründüğü gibi değil, öfkeyi anlıyorum ancak biz şantaja açık değiliz. Türkiye'de demokratik güçleri desteklemek için her şeyi yapıyoruz ama BM'ye Türkiye'deki sığınmacılardan bize ne dersek, Erdoğan'la birilerinin hala görüşüp görüşmediği de bizi ilgilendirmiyor dersek- en sonunda Putin görüşür- bunun Türkiye, Almanya ve Avrupa'daki insanların daha iyi yaşamalarına katkı vereceği konusunda şüphelerim var" diye konuştu.

http://www.kokpit.aero/incirlik-konusundaki-tartismalari-anlamiyorum Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter