Avrupa Birliği

Başlatan Sihirbaz, Oca 27, 2017, 02:23 ÖS

« önceki - sonraki »

Defence

Frontex, EMSA ve EFCA, sahil güvenlik fonksiyonlarına ilişkin işbirliğini güçlendiriyor

Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex), Avrupa Balıkçılık Kontrol Ajansı (EFCA) ve EMSA, geçtiğimiz ekim ayında üç ajansın değiştirilmiş kurucu mevzuatlarınca öngörülen bir üçlü çalışma sözleşmesini imzalayarak, sahil güvenlik fonksiyonları hakkındaki işbirliklerinin yapılandırılması konusunda önemli bir adım attılar.Söz konusu anlaşma, Avrupa ajansları arasında gelişmiş bir sinerjinin oluşturulmasına yönelik bir çerçeve ortaya koymakta olup, bu sinerji üye devletlerde deniz emniyeti, deniz güvenliği, arama ve kurtarma, sınır kontrolü, balıkçılık kontrolü, gümrük kontrolü, genel hukuki yaptırım ve çevrenin korunması gibi çok çeşitli alanda sahil güvenlik fonksiyonlarını yerine getirmekten sorumlu olan 300'den fazla sivil ve askeri idarenin faaliyetlerine etkin ve düşük maliyetli bir şekilde destek sunulmasını sağlayacaktır.Frontex, EFCA ve EMSA; denizcilik bilgilerinin paylaşılması, yeni denetim ve iletişim hizmetlerinin sağlanması, kapasite oluşturulması, denizcilik alanında operasyonel zorlukların ve yükselen risklerin analiz edilmesi ve aynı şekilde çok amaçlı operasyonların planlanması ve uygulanması konularında işbirliği yapacaklar.

http://www.virahaber.com/frontex-emsa-ve-efcadan-sahil-guvenlikte-isbirligi-44382h.htm Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Merkel: Avrupa sırtını ABD ve İngiltere'ye dayamaktan artık vazgeçmeli

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa'nın sırtını artık tamamen Donald Trump'ın başkanı olduğu ABD ve Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma sürecini başlatan İngiltere'ye dayamayı bırakması gerektiğini söyledi.

Merkel, bu iki ülkenin yanı sıra Rusya ile de dostane ilişkilere sahip olmayı istediklerini ancak Avrupa'nın "artık kendi kaderini belirlemek için kendisinin savaşması" gerektiğini ifade etti.

Münih'te düzenlediği seçim mitinginde konuşan Merkel, "Başkalarına bel bağladığımız günler sona erdi. Son birkaç gün içerisinde bu dönemin artık bittiğini bizzat gözlerime gördüm" diye konuştu. Merkel, bundan sonrasında Almanya için önceliğin Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile kurulacak ilişkiler olacağını belirterek, "Biz, Avrupalıların kendi kaderimizi elimize almamız gerekiyor" dedi.

Trump, geçen hafta içerisinde seçilmesinden bu yana NATO liderler toplantısına katılmak üzere ilk kez Avrupa'ya gelmişti. NATO liderlerinin görüşmesinin ardından da İtalya'da G7 toplantısı yapılmıştı. Almanya Başbakanı, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, G7 zirvesi sırasında yapılan iklim değişikliği görüşmelerinden "hiç memnun kalmadığını" söylemişti.

Almanya'nın yanı sıra İngiltere, Kanada, Fransa, İtalya ve Japonya, iklim değişikliği konusunda 2015 yılında imzalanan Paris anlaşmasına yönelik taahhütlerini yinelerken, Trump bu anlaşmayla ilgili nihai kararı önümüzdeki günlerde alacağını söylemişti.
Trump, seçim kampanyası döneminde, Paris anlaşmasından ayrılmayı vaat etmiş ve iklim değişikliğinde insan faktörünün rol oynamadığını öne sürmüştü.

BBC'nin Avrupa Editörü Katya Adler, Merkel'in ABD ve İngiltere'ye yönelik sözlerinin bu ülkelere gönderilmiş bir mesaj olmaktan çok, seçimin yaklaşması nedeniyle seçmenler üzerinde etki yaratmayı hedefleyen bir söylem olduğu yorumunu yapıyor.
Yapılan kamuoyu yoklamaları, Eylül ayındaki seçimlerden Merkel'in dördüncü kez zaferle çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.

Heyecanlı ve açık sözlü Merkel - BBC muhabiri Damien McGuiness Berlin'den yazıyor

Merkel; biranın, pretzelin ya da bandonun etkisinden midir bilinmez, Münih'te yaptığı konuşmada alışılmadık düzeyde heyecanlı ve açık sözlüydü.

Trump'ın ABD'si ve AB'den çıkan İngiltere ile ne olursa olsun iyi ilişkilerin korunması gerektiği ancak artık bu ülkelere bel bağlayamayacakları mesajını verdi.

Avrupalıların kendi kaderlerini kendileri belirlemesi gerektiği yönündeki sözleri ise büyük alkış topladı.
Merkel'in şu aralar öz güveni oldukça yerinde. Fransa'da kendisi gibi serbest ticaretten ve Avrupa değerlerinden yana olan yeni bir cumhurbaşkanı; Avrupa'da ise AB'nin Fransa-Almanya lokomotifinin yeniden harekete geçtiği iyimserliği var.
Seçimlere dört ay gibi bir süre kala, iç politikada Merkel'in durumu da hiç olmadığı kadar güçlü görünüyor.

Merkez soldaki rakibi Martin Schulz'un adaylığının yarattığı ilk heyecan dalgası geçmiş durumda. Ve Pazar günü bira çadırında yaptığı bu konuşmayla Bavyera eyaletindeki kardeş muhafazakar parti CSU ile aralarındaki buzları da eriterek gücüne güç katmış gibi duruyor.
İngiltere'nin AB'den çıkışından ya da Trump'ın seçilmesinden hiç hazzetmemiş olabilir.
Ancak Merkel, AB'ye sahip çıkmanın Eylül ayında bir dönem daha seçilme şansını artıracağının da gayet farkında.

http://www.bbc.com/news/election-2017-40082599 Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Haber ABD'nin resmi yayın kurumu Voice of America'dan:


AB-Polonya Gerginliği Tırmanıyor

Polonya hükümetinin, Yüksek Mahkeme üzerindeki kontrolünü artıran reformları devreye sokma konusundaki ısrarı Avrupa Birliği'nin uzun süredir sert tepki vermesine neden oluyor.

Polonya'yı aylardır uyaran Avrupa Birliği dün "Ya reformları askıya al ya da sonuçlarına katlan" mesajı gönderdi. Avrupa Birliği, yargı bağımsızlığını daha da kısıtlayacak reformların hayata geçirilmesi halinde Polonya'nın oy hakkının askıya alınması sonucunu doğuracak 7'nci maddenin hayata geçirilebileceğini net şekilde dile getirmeye başladı.

Avrupa Birliği Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Polonya'nın geçirmek istediği yasaların hukukun üstünlüğüne yönelik sistemik tehditleri önemli ölçüde artırdığını söyledi. 'Hukukun üstünlüğünün en güçlü üye ülkeden daha güçlü olduğunu' belirten Timmermans, "Son gelişmeleri dikkate alırsak 7'inci maddeyi hayata geçirmeye çok yaklaşıyoruz" dedi.

Brüksel, yeni yasaların kalan yargı bağımsızlığını da ortadan kaldıracağı ve yargıyı tamamen hükümetin kontrolü altına sokacağı endişesini taşıyor.

Bu endişe Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk'un da devreye girmesine neden oldu.

Polonya'nın Avrupa'da marjinalleşmesine neden olacak kara bir senaryoyu engellemenin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirten Tusk, Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ile ülkedeki durumu görüşmek için acil bir toplantı talebinde bulunduğunu duyurdu.

Polonya hükümeti tarafından sunulan yasa tasarısının geriye gidiş niteliğinde ve Avrupa değerleri ile standartlarına aykırı olduğu da Tusk'un vurguları arasında yer aldı.

Yasa tasarısının Polonya'nın itibarını zedelediğinin altını çizen Tusk, "Avrupa Birliği sadece para ve prosedürlerden ibaret bir birlik değildir. Her şeyden önce birliği tanımlayan hususlar değerler ve kamu hayatı için yüksek standartların inşasıdır" dedi

Avrupa Birliği üyelerindeki demokratik standartları koruma amacı taşıyan ve "nihai önlem" olarak görülen 7'nci maddenin devreye sokulabilmesi için Polonya dışındaki üyelerin oybirliği gerekiyor.

https://www.voanews.com/a/eu-closer-to-sanctions-on-poland-over-changes-in-judiciary-/3951022.html
Mesajı Paylaş

BETONBEY

Almanların Polonya derdi neden ve ABD'nin bu konuya gösterdiği önemde ayrıca konuşulmalı... Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Macaristan Başbakanı Orban: 'Polonya'nın yanındayız'

Polonya meclisinin tartışmalı yargı reformu yasasını oy çokluğuyla kabul etmesinin ardından, Macaristan hükümetinden Varşova yönetimine destek geldi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban Avrupa Komisyonu'nun Polonya'yı söz konusu yasa konusunda uyarmasına ilişkin yaptığı konuşmasında, Varşova hükümetinin yanında yer aldıklarını söyledi:

"Bu yapılanlar haksızlık ve çifte standart. Bugün Brüksel'in Polonya'ya yaptığı şeyi bu şekilde tanımlayabiliriz. Biz onurlu insanlarız. Sadece Macar olduğumuz için değil. Onurlu insanlar böyle bir muameleyi asla kabul etmezler. Böyle bir durumda çıkıp birilerinin saldırıya uğrayan tarafta yer alması gerekir. Burdan Schulz'a sesleniyorum. Polonya'nın yanında yer alıyoruz."

Avrupa Komisyonu, yargı sistemindeki değişiklikle ilgili Varşova hükümetini defalarca uyardı ancak Polonya meclisi tartışmalı yasayı cumartesi sabahı oy çokluğuyla kabul etti.
Söz konusu yasayla ilgili Polonya'daki protestolar da hala devam ediyor. Avrupa Komisyonu Başkan yardımcısı Frans Timmermans da yaptığı son açıklamasında uyarılarının askıya alınması durumunda Lizbon Antlaşması'nın 7. maddesinin yürürlüğe konulabileceğini söylemişti.

http://www.euronews.com/2017/07/22/hungarian-pm-defends-poland Mesajı Paylaş

saladin

#20
Tem 23, 2017, 01:21 ÖÖ Last Edit: Tem 23, 2017, 01:28 ÖÖ by saladin
Gecen sene de hem Macaristan'i hem Polonya'yi 7. maddeyle tehdit etmislerdi.

Ama hem maddenin uygulanmasinin zorlugu, hem de Almanya ve Fransa'nin pisirikligi bence bu isi daha oteye goturemez.

Bu arada benzer kulvarlarda yuruyen Polonya ve Turkiye icin George Friedman'in yaptigi  tahmin icin:
https://medium.com/@brainbarbudapest/world-war-iii-is-coming-and-youll-never-believe-who-s-going-to-start-it-8c2a8ae0721

bilindigi uzere kendisi gelecegi  ABD, Japanya, Polonya ve Turkiye'nin sekillendirecegini belirtiyor.

Hatta simdiler de ucuncu dunya savasinin Turkiye ve Polonya yuzunden cikacagi gibi iddialari var. Mesajı Paylaş

Sihirbaz

AB Komisyonu'ndan Polonya'ya sert uyarı


Avrupa Birliği Polonya'ya tartışmalı yargı reformunu geri çekmesi için bir ay süre verdi.

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Varşova yönetiminin uyarıları dikkate almaması durumunda Lizbon Antlaşması'nın 7. maddesinin yürürlüğe konulabileceğini söyledi: "Komisyon Polonya yönetimine tüm sorunları bir ay içinde çözmesini öneriyor. Anayasa Mahkemesi üyelerinin emekliliğe zorlanması ya da görevden alınması gibi herhangi bir önleme başvurulmamasını tavsiye ediyoruz. Eğer böyle bir adım atarlarsa Komsiyon derhal 7. maddeyi uygular."

Anılan 7. maddenin yürürlüğe girmesi Polonya'nın Birlik'teki oy hakkının askıya alınması anlamına geliyor.

Polonyalılar planlanan yargı reformuna karşı meydanlara indi.

Anayasa Mahkemesi üyelerinin görevden alınmasını öngören tartışmalı paket hakimlerin de Adalet Bakanı tarafından atanmasının önünü açıyor.

http://www.euronews.com/2017/07/26/eu-commission-ready-to-immediately-trigger-procedure-that-could-suspend-poland Mesajı Paylaş

Sihirbaz

Avrupa yoksulluk riskiyle karşı karşıya


Euronews'te dünyayı derinden etkileyen kritik olaylara derinlemesine baktığımız İnsiders programında bu hafta Avrupa'daki yoksulluk riski konusunu ele alıyoruz.

Avrupa'da ekonomik kriz artık tarih oldu gibi görünüyor. Negatif büyüme oranları geçmişte kaldı. İşsizlik oranları halen nispeten yüksek kalmaya devam etse de istikrarlı olma yönünde ilerliyor. Fakat tüm bu olumlu verilere rağmen Avrupa yoksulluk riskiyle karşı karşıya. Her dört Avrupalıdan biri düşük gelir, maddi koşulların yetersizliği ve hatta daha önemlisi sosyal dışlanma riski karşısında tehdit altında.

Genel ortalamaya bakıldığında Avrupa'da yetişkin ve yaşlılardan önce bu durumdan en çok çocuklar etkileniyor . Zira yüzde 27'si fakir ailelerde büyüyor. Çocuklarda yoksulluk riski Almanya'dan Fransa'ya, İspanya'dan İngiltere'ye tüm Avrupa ülkelerini tehdit ediyor.

İspanya'da yoksulluk

Avrupa'nın doğusuna ve güneyine baktığımızda yoksulluk riski ve sefaletin daha yüksek boyutlarda ulaştığını görüyoruz. Büyüme oranının 2016'da 3,2'ye tırmandığı İspanya'yı ele alalım. Her üç İspanyoldan biri yoksulluk sınırında.

Halkın yüzde 40'ının yoksulluk riskiyle karşı karşıya olduğu Endülüs'a gittik. Burada çocuklarda yoksulluksa yüzde 44 seviyesinde.

Almanya'da yoksulluk

Avrupa'nın en düşük işsizlik oranına, güçlü ve istikrarlı bir büyüme modeline sahip Almanya'yı da mercek altına aldık. Fakat buzdağının görünen kısmı daha farklı. Almanya'da da gelir eşitsizliği yüksek boyutlara ulaşmış durumda. Bunun nedenlerinin başındaysa yarı zamanlı, geçici ve esnek çalışma koşullarına öncelik veren iş gücü piyasasındaki reformlar geliyor.

http://www.euronews.com/2017/07/28/poverty-in-the-eu Mesajı Paylaş

Defence

İtalya ile Fransa arasında anlaşmazlıklar büyüyor


Avrupa Birliği'nin (AB) büyük üyelerinden İtalya ve Fransa arasındaki anlaşmazlıklar son haftalarda gün yüzüne çıkmaya başladı. Libya'daki tarafları siyasi çözüm için tek başına bir araya getiren Fransa'nın, sığınmacılara limanlarını kapatıp, gelişleri önlemek amacıyla Libya'da başvuru merkezi kuracağını açıklaması son olarak da Saint-Nazaire kentindeki İtalyan devlet şirketi Fincantieri'nin ortağı olduğu "STX" tersanelerinin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından millileştirilmesinin gündeme getirmesi, iki ülke arasındaki krizin işaretleri olarak görülüyor.

Roma'daki Luiss Üniversitesi Öğretim Üyesi Germano Dottori yaptığı değerlendirmede, İtalya ile Fransa arasında son günlerde ortaya çıkan manzaranın arkasında başka nedenler olduğuna işaret ederek, "İtalya'da üst düzey siyaset sınıfı, uluslararası politikada yapılan büyük tercihlere ilişkin durumu idare etmeye hazırlıksız yakalandı. İtalyan hükümeti, bunu kavrayamadı." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Fransa'nın Milli Günü 14 Temmuz'daki Paris ziyaretine dikkati çeken Dottori, Libya'daki istikrarsızlık nedeniyle düzensiz göçe maruz kalan İtalya yerine Fransa'nın bu ülkedeki taraflar arasında arabuluculuğa soyunmasını, "Şu anda Libya'da gördüklerimiz, Trump'ın 14 Temmuz'daki ziyaretinde olgunlaştı. Macron ile Trump orada anlaştı." şeklinde açıkladı. Dottori, İtalya'da Paolo Gentiloni hükümetinin, uluslararası alanda ABD'den değil Almanya'dan yana durduğunu dile getirerek, "İtalya ile Fransa arasındaki anlaşmazlıkların büyük kısmı, Fransa ile ABD arasındaki anlaşmayı okuyamamaktan kaynaklanıyor. İtalya, Trump'a karşı Almanya'nın yanında yer almayı seçti. Macron ise Almanya'ya karşı Trump'ı seçti. ABD'nin de Almanya'ya karşı Fransa'yı desteklemek işine geliyor. Fransızlar da Almanlara karşı arkalarında ABD'nin desteğini hissetmekten dolayı memnunlar. Macron, zekice bir formül geliştirerek, ABD'ye Fransa'nın İngiltere'nin yerine Avrupa'daki en iyi müttefiki olacağını gösterdi ve geri kalan buna göre şekilleniyor." değerlendirmesinde bulundu.

İki ülkenin göçmen konusundaki anlaşmasına da değinen Dottori, sözlerini şöyle sürdürdü: "İtalya da Fransa gibi Schengen anlaşmasının bir parçası. 'Kim savaştan ya da siyasi zulümden kaçıyorsa buraya girebilmesini' öngörüyor, diğerleri ve ekonomik göçmenler ise 'geri gönderilir' diyor. Fransa, İtalya'dan karışıklık yapmamasını istiyor bir süredir. Fransa, gelenlerin büyük kısmının yüzde 80-90 ilticaya uygun olmadığını ve bu nedenle geri gönderilmesi gerektiğini İtalya'ya söylüyor."

İKİ ÜLKE ARASINDA ÇATIŞMA DEĞİL REKABET VAR

İtalya'nın önde gelen düşünce kuruluşu Uluslararası İlişkiler Enstitüsünün (IAI) uzmanlarından Alessandro Ungaro ise İtalya ile Fransa arasındaki sorunun "bir çatışma değil, rekabet" olduğunu söyledi. Ungaro, "İtalya ile Fransa arasındaki bu durum tabii ki kritik ama ben bunu bir çatışma olarak değil de biraz rekabet olarak değerlendiriyorum" dedi.

İki ülke arasındaki anlaşmazlıkların arkasında, Fransa'nın Emmanuel Macron ile Avrupa'da yeniden oyun kurucu olmak istemesinin yattığını belirten Ungaro, Almanya'da Eylül ayında seçimler yapılacağına dikkati çekerek, "Merkel, Eylül sonuna kadar seçim kampanyasıyla uğraşacak. Burada bir boşluk oluyor. İşte Macron, bu boşluktan istifade etmek istiyor. Almanya, Eylül ayı sonuna kadar kendi içine dönecek. O sırada, Macronlu Fransa, Avrupa'da ağırlık kazanmaya bakacak." ifadelerini kullandı.

FRANSA'NIN LİBYA'DAKİ ARABULUCULUĞU

Fransa'nın Libya'daki taraflar arasında arabuluculuk yapmasına İtalya'dan gelen tepkileri değerlendiren Ungaro, "Libya konusunda İtalya'nın pozisyonu hep net oldu. Her zaman Serrac'ı destekledi. Fransızlar ise resmi olarak Serrac'ı destekledi ama Hafter'e da destek verdiler. Bizim Mısır'a yönelik pozisyonumuz da bu konuda ödediğimiz bu bedellerden biri." diye konuştu. Mısır'da Ocak 2016'da öldürülen İtalyan öğrenci Giulio Regeni'nin ölümünün aydınlatılmamasına tepki gösteren İtalya'nın Kahire'deki büyükelçisini bir süreliğine çektiğini anımsatan Ungaro, "Fransızlar ise bu konuda Mısır ile görüştüğü için Libya'da arabuluculuk konusunda işi bu noktaya getirebildiler." yorumunu yaptı.

FİNCANTİERİ MESELESİ

Alessandro Ungaro, Fransa'nın Saint-Nazaire kentindeki İtalyan devlet şirketi Fincantieri'nin ortağı olduğu "STX" tersanelerinin millileştirilmesinin gündeme getirilmesine yönelik tartışmaların ucunun açık olduğunu söyledi.
İtalya'nın Ekonomi Bakanı Pier Carlo Padoan aracılığıyla tersanelerin millileştirilmesinin "kabul edilmez" olduğunu ifade ettiğini aktaran Ungaro, bu konuda Fransız Ekonomi Bakanı'nın Salı günü İtalyan mevkidaşlarıyla görüşeceğini ve bu görüşmenin çok önemli olduğunu ifade etti.

Fincantieri şirketinin sunduğu teknolojik endüstriyel planın bir önceki Hollande hükümeti döneminde onaylandığını hatırlatan Ungaro, "Bu henüz kapanmış değil, açık bir konu." dedi.

http://www.dunyabulteni.net/manset/404725/italya-ile-fransa-arasinda-anlasmazliklar-buyuyor-grafikli Mesajı Paylaş

Atılgan

Fransa ile İtalya arasında işbirliği sağlandı


İki ülke arasında krize yol açan STX tersaneleri konusunda Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire ile İtalyan mevkidaşı Pier Carlo Padoan Roma'da bir araya geldi.
Fransa ile İtalya son dönemde yaşanan fikir ayrılıklarına sünger çekme kararı aldı.

İki ülke arasında krize yol açan STX tersaneleri konusunda Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire ile İtalyan mevkidaşı Pier Carlo Padoan Roma'da bir araya geldi. Yapılan basın toplantısında fikir ayrılıklarının giderilmesi için iki tarafın kararlılıkla hareket edeceği açıklandı.

İtalya Ekonomi ve Maliye Bakanı Pier Carlo Padoan: "Fransa ile 27 Eylül'de yapılacak ve Fransız Cumhurbaşkanı ve Başbakanı'nın da katılacağı zirveye kadar süre tanınmasına karar verdik. Farklılıkları gidermek için zamanımız olacak."

Gerginliğin azalması için İtalya'ya zeytin dalı uzatan Paris yönetimi ise STX görüşmelerine ilave olarak iki ülke arasında askeri gemi inşası alanında işbirliği teklifinde bulunmuştu. Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, "Fransa ile İtalya arasındaki stratejik bir hedef olan sivil ve askeri alanlardaki endüstriyel işbirliğinin birlikte inşaası için şans tanıdık. Fransa ve İtalya arasında bir 'Airbus gemisi'nin inşaası dünyada ve deniz sektöründe endüstriyel bir şampiyonun oluşması anlamına geliyor. Bu da tabii ki biraz zaman alıyor." şeklinde konuştu.

Saint-Nazaire kentindeki "STX" tersanelerinin yüzde 33'lük hissesini elinde bulunduran Fransa, şirketin diğer ortağı İtalyan devlet şirketi Fincantieri'ye satılmasını reddetmişti. Cumhurbaşkanı Emanuel Macron'un tersanelerin millileştirilmesini gündeme getirmesi Roma yönetiminin tepkisini çekmişti.

http://www.denizhaber.com.tr/fransa-ile-italya-arasinda-isbirligi-saglandi-haber-75609.htm Mesajı Paylaş

Anatolia


Trilogy

İtalya ve Almanya arasında 'tekne' gerginliği


İtalyan Sahil Güvenlik ekiplerinin, Lampedusa Adası'nda bir Alman sivil toplum kuruluşunun teknesine el koyduğu bildirildi.

İtalya'nın güneyindeki Sicilya Adası'nda Trapani kenti polis yetkilileri yaptıkları açıklamada, Jugend Rettet adlı sivil toplum kuruluşunun göçmen kurtarma teknesinin, geçen ekimde Libya'da insan kaçakçılarına yardım amacıyla kullanıldığı şüphesiyle alıkonulmasına karar verildiğini belirtti.

Jugend Rettet, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kurtarma teknelerindeki mürettebatın Lampedusa Adası'nda sorgulandığını duyurdu.

Trapani savcılığı, daha önceden yaptığı açıklamada, bazı sivil toplum kuruluşlarının, teknelerini hem göçmenleri kurtarmak hem de insan kaçakçılarına yardım etmek amacıyla kullandıklarıyla ilgili iddiaların olduğunu kaydetmişti.

http://www.denizhaber.com.tr/italya-ve-almanya-arasinda-tekne-gerginligi-haber-75621.htm Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Avrupa Birliğinde ciddi bir kriz kapıda. Olay büyüyeceğe benziyor...

Bildiğiniz gibi Almanya'nın en büyük ikinci havayolu "Berlin Air"...
Berlin Air uzunca bir süredir krizde, sürekli zarar ediyor. Havayolunun en büyük iki ortağı Ethiad Havayolları ile bizim Esas Holding (Pegasus). Ethiad'ın artık Berlin Air'e daha fazla kaynak aktarmayacağını açıklaması ile birlikte Berlin Air iflas başvurusunda bulundu. Bunun üzerine Alman Hükümeti AB kurallarına aykırı olmasına rağmen "uçuşların bir süre daha sürmesi ve yolcu mağduriyetlerinin oluşmaması" gerekçesi ile 150 milyon Euro tutarında yardım yapacağını açıkladı. Lufthansa ise Berlin Air ile ilgilendiğini ve hisseleri devralabileceğini açıkladı...

Tüm bu gelişmeler başta Ryan Air ve Easy Jet olmak üzere Avrupa kökenli havayollarını ve bazı Batılı Hükümetleri öfkelendirdi. Almanya'yı AB kurallarına, Lufthansa'yı ise rekabet kurallarına uymamakla suçluyorlar. Olay her geçen gün daha da büyüyor, tırmanıyor...

Almanya'nın Macaristan ve Polonya'ya karşı uyguladığı politikalardan rahatsız olan bu iki ülkeye ek olarak, olaylardan havayolları doğrudan etkilenecek olan İngiltere ve İrlanda ile Almanya'nın doğal rakibi olan Fransa'nın da olaya dahil olması ile AB'yi karışık günler bekliyor gibi... Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter