Nükleer Enerji ve Nükleer Teknoloji

Başlatan The Thing, Oca 25, 2017, 08:56 ÖÖ

« önceki - sonraki »

The Thing

Fransa'da Nükleer Santral Tartışması

Fransa'nın nükleer enerji santrallerini işleten şirket (EDF), ülkenin en eski nükleer santralinin kapatılmasıyla ilgili hükümet planına sonunda onay verdi.

Şirketin yönetim kurulu, Fessenheim nükleer santralinin kapatılmasına karşı burada çalışanların alacakları tazminatla ilgili hakların korunacağına dair verilen güvence üzerine hükümete "evet" dedi.

EDF Yönetim Kurulu Başkanı Jean Bernad Levy konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı: "Biz Fessenheim'da uzun ve kademeli bir kapatma süreci gerçekleştireceğiz. Bu bir kaç yıl sürecek. Daha sonra santralin sökülme aşaması da zaman alacak. Şirkette kadrolu çalışanların işlerinin garanti edilmesi kesin. Hükümet bu konuda yeni bir yapılandırmaya gidecek. Fessenheim'da yeni enerji intikal projeleri hayata geçirilmeye çalışılacak."

Fessenheim'in kapatılması için yoğun çaba gösteren çevre örgütü Greenpeace ise ülkedeki diğer nükleer santrallerinden de kapatılmasından yana.

Greenpeace sözcüsü Cyrille Cormier ise endişelerini şu şekilde dile getirdi: "Ülkedeki nükleer enerji santralleri giderek eskiyor. Güvenlik nedeniyle kapanmaları gerekiyor. Şirket, çalışanlarını sürdürülebilir enerji üretimi için hazırlamalı. Şirketin gerçekten ihtiyacı olan bu."

Fransa, 58 reaktör ile nükleer enerji üretiminde dünyada ilk sırada yer alıyor. Ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 76'sını, nükleer enerji santralleri karşılıyor. 220 bin civarında işçinin çalıştığı nükleer enerji santrallerinin yıllık cirosu ise 46 milyar avro.

http://www.euronews.com/2017/01/25/edf-accepts-closure-of-france-s-oldest-nuclear-plant Mesajı Paylaş

The Thing

2006 yılında Toshiba tarafından satın alınan, ABD'nin en önemli nükleer güç ve teknoloji şirketi Westinghouse, geçtiğimiz dönemki 3.6 milyar dolarlık zararın ardından iflas koruma isteği ile mahkemeye başvuruyormuş.

http://www.reuters.com/article/us-toshiba-accounting-westinghouse-idUSKBN16Z258 Mesajı Paylaş

The Thing

İsveç nükleer enerji santrallerinin faaliyet ömrünü uzattı

İsveç, elektrik ihtiyacının üçte birini karşıladığı nükleer enerji santrallerinin ömrünü uzatarak, 50 yıl içinde kapatılmasına karar verdi.

İsveç hükümeti tarafından yapılan açıklamada, daha önce ülkedeki nükleer enerji santrallerinin kapatılması için belirlenen 40 yıllık sürenin 50 yıla çıkarıldığı duyuruldu.

Açıklamada, gelecek 50 yılda yeni nükleer enerji santrallerinin açılabileceği de belirtildi. Nükleer enerji santrallerine her zaman karşı olduğunu dile getiren iktidar ortağı Yeşiller ve Çevre Partisinin karara destek vermesi dikkat çekti.

İsveç'te 12 nükleer enerji santralinden 3'ü kapatılırken, 9'u faaliyetlerini sürdürüyor. Bu santraller, ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 34'ünü karşılıyor.

http://www.ntv.com.tr/dunya/isvec-nukleer-enerji-santrallerinin-faaliyet-omrunu-uzatti,hOH04TKtSUyJLSbpd17apQ Mesajı Paylaş

putty

Türkiye ileride nükleer silah üretir mi üzerine tartışma açmak istiyorum.
Bunu birden aklıma getiren şey AB'nin geçenlerde açıkladığı kendi ordusunu kurma düşüncesi oldu. NATO nun geleceği muğlaklaşıyor ise bu haber bunun işareti ise bizim nükleer şemsiyemiz ortadan kalkacak olur ise ancak buna karşılık üstüne üstlük karşımızda içinde Yunanistan'ın da olduğu Fransa'dan güç alan bir nükleer tehdit ile karşı karşıya kalabileceğiz. NATO yok ise AB ordusu var ise bir anda biz nükleer güvenceden yoksun kaldığımız gibi en büyük düşmanımızın ait olduğu yeni güvenlik sistemi dolaylı bile olsa nükleer güce sahip görünecek. Yunanistan ile savaşırsak karşımız da Fransa'nın da olduğu bir pakt çıkacak. Hadi çok direndik kolay çıkmadık Fransız gemileri batıyor Paris Gezginle bombalanıyor enerji hatlarına saldırıyoruz Renault cayır cayır yanıyor filan bize burada dur yoksa nükleer silah kullanırım derler mi mesela. Tabi ki derler milli güvenlik planları böyle farz edilerek hazırlanır. Buna Rusyayı da eklersek zaten durum daha beter olacak. NATO kağıt üstünde bitmez ama anlamını yitirir AB ile ABD garip işbirliklerine gider bir anlamda dolaylı olarak yeni bir NATO Türkiye siz kurulmuş olur ama kağıt üstünde NATO hala var diye biz kendimizi güvende hissedebilecek miyiz?  
Başka bir bakış açısı ile geleceğin Türkiye sini hayal ediyorum. Şu anki ivmesi ile Türkiye nasıl bir askeri güç olacak ileride. Bütün konuşulan projeler başarılmış farz edersek bittiğinde dünyadaki yerimiz süper güçlerin içinde olacak gibi görünüyor. Mesela İsrail gibi bir muazzam askeri kabiliyet ile mukayese ediyorum üstün olmadığımız alanlarda eşit olacağız onlarla. Onlar denizaltı, uçak, helikopter yapmayacak biz yapacağız mesela. Sıralar isek biz ABD, Rusya, Çin, Fransa'nın ardından gelen Kore, Japonya, İspanya gibi eşit güçlerdeki ülkeler gurubunda olacağız. Muhtemelen bu gurubun içinde en tepelerde olacağız. Böyle bir ülke bu aşamadan sonra nükleer silah düşünebilir mi acaba.
Bazı faktörler bu kararımızı etkileyecektir. İran'ın durumu NATO'nun durumu AB'nin yaklaşımları İsrail'in durumu bizim bu konudaki kararlarımızı etkileyebilir. Şimdi değil ama o gürbüzlükte birde böyle dünya dengeleri ile alakalı bir zorlama olur ise bence Türkiye'nin nükleer silah üretme programına start vermesi imkansız değildir.
Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

NATO şemsiyesi altında, gerçek manada, kendimizi güvende hissedebiliyor muyduk ki?..

Faraziyeler üzerinden konuşalım...

1- Diyelim ki, NATO üyesi bir nükleer güçle (mesela Fransa ile) savaşa varan bir ihtilafa düştük ve (nasıl olur sorusunu karıştırmayın) adamları konvansiyonel savaşta dize getirdik, farzedin donanmalarını dağıttık, hergün Paris'i vuruyoruz. Adamların da canına tak etti bize birkaç nükleer füze salladılar. (Bana sorarsan böyle bir senaryoda, canlarına tak etmesini beklemeden, daha karizma çizilir çizilmez nükleer opsiyonu devreye alırlar.)

Böyle bir senaryoda, herhangi başka bir nükleer kabiliyetli NATO üyesinin, Fransızların kullandığı nükleer saldırıyı cezalandırmak adına, Fransız topraklarına nükleer bir saldırı düzenleyebileceğine ihtimal veren var mı? Hadi nükleer karşı saldırıyı bir kenara bırakalım, Fransa'ya herhangi bir yaptırımda bulunulacağını bekleyen var mı?

2- Anladık, yukarıdaki senaryo hiç olamayacak kadar absürd... Rusya, Çin veya Hindistan gibi NATO harici nükleer güçle sıcak bir savaşa girişmiş olsak, ve yine farazi olarak adamları konvansiyonel savaşta darmadağın etsek ve adamlar son çare olarak mecbur kalıp nükleer saldırı düzenlemiş olsalar... Mesela Anadolu topraklarına, birkaç nükleer füze sallasalar...

Patlak veren bu nükleer savaşın tarafı olma pahasına, nükleer kabiliyetli herhangi bir NATO ülkesinin, devreye girerek o ülkeye bir nükleer karşı saldırı düzenleyebileceğine ihtimal veren var mı?

Tabi herkesin aklına hemen İncirlik'teki B-61'ler gelecek. Diyelim ki Türkiye, bu B-61'lerin kontrolünü eline alıp Rusya'ya nükleer bir karşı saldırı düzenledi... O vakit Rusya bundan ABD'yi sorumlu tutmayacak mı? Böyle bir durumda bu nükleer savaşın ABD topraklarına sıçrama riski yok mu?

Milyonda bir bile olsa, bir nükleer savaş riskini ABD veya başka bir NATO ülkesi, Türkiye adına üstlenmek isteyecek midir?

Yoksa, şu anda Ukrayna krizinde yaptıkları gibi, birkaç kınama, ambargo vs. cılız yaptırımlarla olayı geçiştirip, kendilerini olayların dışında mı tutmaya çalışacaklardır.

Eğer bu sorulara benim düşündüğüm menfi cevapları sizler de öngörüyorsanız... O halde, NATO üyesi olmakla, otomatikman nükleer koruma şemsiyesi altında olmanın eş anlamlı olamayabileceği üzerinde bir daha düşünün.

Nükleer caydırıcılığın tek yolu vardır: O gücü elinde bulundurmak. Yoksa yeryüzündeki hemen hemen hiç bir ülke, bir diğeri için nükleer bir savaşın tarafı olmaya gönüllü olmaz.

Paktlar bu noktada çatlar! Mesajı Paylaş

ayibarishi

Genel anlamda haklısınız. NATO ittifakı bizim için böyle bir tercihe zorlanırsa çatlayabilir. Fakat eğer küresel bir savaş açıkça görünüyorsa, Türkiye bunun NATO içinde cephe tutan bir ülkesiyse, bu sefer şemsiyeye güvenilebilir.

Bu belirsiz ortam içinde en doğru hareket tarzı nedir? Neler olabilir?

- Bir miktar (8-10 adet mesela) tamamen milli kontrolde ve açıklanmamak üzere nükleer başlığa sahip olmak hedeflenebilir.

- Bu başlıkları gerektiğinde takmak üzere balistik füze ve seyir füzesi kabiliyetleri geliştirilebilir.

- Kimyasal yada biyolojik silah çalışmaları ile düşmanların nükleer silahları karşısında bir denge unsuru aranabilir.

- Pakistan benzeri dost ve nükleer güce sahip bir ülkeyle çeşitli çözümler ve anlaşmalar geliştirilebilir.

Belki bunların bir kısmını zaten yapmışız yada yapıyoruzdur.

Fakat kendimiz açık bir nükleer güç olmak istersek, işte bu zorlu bir yol. Ve kesinlikle gerçekçi sebepler üzerine inşa edilmek zorunda olan bir yol... Mesajı Paylaş

putty

Nükleer silahların bir miktarı bizim kontrolümüzde ortaklık böyle bir şey ABD nin ikna olmasına gerek yok NATO nun silahlarını kullanmak için. Anahtarı bizde olan bombalar var NATO sayesinde nükller gücüz biz aslında şu anda farkında değiliz. Mesajı Paylaş

matmat26

Darbe günü Akıncı ussundeki kimyasal silahlarla ilgili bilgiler basina yansimisti.

Bunların gerçekliği var miydi? Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Bazı nükleer silahların kontrolünün bizde olduğunu destekler nitelikte resmi hiç bir açıklama duymadım.

Hatta tam aksine, bundan birkaç sene evvel, bizdeki nükleer araştırma enstitülerinin faaliyetleri neticesinde, test amaçlı yüksek düzeyde zenginleştirilmiş, az bir miktar uranyumu ABD'ye resmen teslim ettik.

http://www.gazetevatan.com/abd-istedi-turkiye-verdi-438496-dunya/

Eğer bize nükleer silahların kontrolünü verdilerse, elimizdeki zenginleştrilmiş uranyumu neden alıyorlar? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?..

Bu durum, başka bir bakış açısıyla, içimizi rahatlatacak bir gelişme olarak da değerlendirilebilir. Eğer uranyumu yüksek düzeyde zenginleştirdik ve bu seferlik bunu ABD'ye verdiysek, "istediğimiz zaman bunu yine yapabiliriz" demektir.

Zaten İran'ın nükleer programı konusunda açıklama yapan İsrail'li yetkililer, Türkiye için "short notice" nükleer silah üretebilecek ülke açıklamasında bulunmuştu.

Ayrıca düşen Atlasjet uçağındaki nükleer fizikçiler de hesaba katılınca, bizde birtakım odakları endişelendirecek düzeyde bir entellektüel birikimin olduğu, ama bunun henüz sahaya yansımadığı fikri oldukça makul görünüyor. Mesajı Paylaş

putty

Bu iddialar var ama biraz zayıf yanı olan bir iddia kabul ediyorum. İnanmak istediğim tarafa inandım bazı nükleer bombaların kontrolünün bize bırakıldığı görüşü var bende bu hoşuma gitti ona inandım mantıklıda geldi başka şartla kim ülkesine nükleer bomba alır kendini hedef yapar. Ama bir muğlaklık ve hafif bir saçmalık var tabi ikna olabilirim aksi söylenirse de.
Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Adamlar kırk dereden kırk su getirip, birkaç tane SİHA ve Whiskey Cobra'yı bile bize vermekten imtina ederken... Bazı nükleer silahların kontrolünü bize bırakmış olmaları biraz fazla iyimser bir yaklaşım olmaz mı? Mesajı Paylaş

sahin1

Benim bildiğim, Türkiye'deki nükleer silahlar çifte anahtar sistemi ile çalışıyor. Yani bir anahtar bizim komutanda ise diğeri NATO-ABD'li komutanda. İki anahtar olmadan sistemler çalışmıyor. Güvenlik sistemi yani. Dolayısıyla bu silahların kontrolü bizde diyemeyiz. Mesajı Paylaş

sadalone

Anahtarın sadece komutanda olması tehlikeli degil mi?ABD'li komutana güvenim sonsuzda peki ya bizim komutan...Kabile seviyesinin bir tik ust seviyede yeralan  kurumsalligini yitirmiş devletimizin hangi personeline hangi yöneticisine güveneceğiz.

Mesajı Paylaş

sahin1

O zaman öbür komutana güveneceğiz. Ayrıca, konu komutandan ibaret değil. O silahların kullanılması devletin sadece savaşa girmesi değil, ancak dünya çapında bir savaş olması veya nükleer çatışma durumunda söz konusu olup, devletlerin vereceği kararlar sonrası gündeme gelebilir. Kararlar alındıktan sonra komutana talimat verilir. Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

O silahlar ABD'nin taraf olmadığı bir nükleer savaşta kullanılamaz. Bizim tek başına taraf olduğumuz, ABD'nin ise hiç bulaşmak istemediği bir savaşta bu silahlara asla güvenemeyiz.

Ama aksi durumda, yani ABD'nin taraf olduğu, fakat bizim hiç bulaşmak istemediğimiz bir nükleer savaşta bu silahlar Goeben rolünü üstlenebilir. Buna çok dikkat etmek lazım.

Anahtarın bir tanesinin bizde olmasının ne anlamı var ki?.. Silahı ve onun kilit mekanizmasını üreten adamlar, ihtiyaç halinde bunu by-pass etmenin yolunu mu bulamayacaklar?

Önemli olan konu, silah kimin deposunda, yani elinin altında bulunuyor? İncirlik'te Amerikalıların kontrolü altında bulunuyorsa, ki öyle olduğunu tahmin ediyorum, unutun o silahları.

Nükleer bir gerginlik ufukta belirdiği vakit, ABD bu işe bulaşmak istemiyorsa, (ki bizim kara kaşımıza, kara gözümüze nükleer bir çatışmaya niye girsin) o silahlar oradan buhar olacaktır. Anahtarların birisi bizim komutanın boynunda kalabilir, sakıncası yok.

Sonuçta 15 Temmuz gibi kritik bir günde, öncesinde ve sonrasında İncirlik'e inen ve kalkan uçakları ve kargolarını tam olarak biliyor muyuz? Konuyla nasıl bir bağlantısı olabilir, ben de anlayamadım doğrusu, ama öylesine aklıma geldi işte... Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter