Sig Sauer P320 Amerika'nın yeni hizmet tabancası.

Başlatan strongarm, Oca 23, 2017, 03:50 ÖS

« önceki - sonraki »

BETONBEY

Üstadım Bora-12 için düşüncenizi merak ettim. Malumunuz olduğu üzere silah başarılı lanse edilerek  farklı ülkelere pazarlanmaya çalışılıyor.

Pakistan'ın keskin nişancı tüfek alımı ihalesinde de yapılan testlerde başarılı olduğu, en isabetli vuruşları kaydettiği her platformda dillendirilmesine rağmen tercih edilen silah olmadı/olamadı bir türlü...

Profesyonel görüşünüz nedir ?

Bora-12'de "kargaya yavrusu şahan gözükürmüş" misali bir olaymı yaşıyoruz millet olarak... Mesajı Paylaş

strongarm

#16
Şub 08, 2017, 06:40 ÖÖ Last Edit: Şub 08, 2017, 06:56 ÖS by strongarm
Sayın  BETONBEY,



Keskin nişancı tüfekleri, kullanım yerlerine göre, üç kategoride mütalaa edilir; Askeri, güvenilk güçleri ve özel maksat... Bu
örneklerin ana tefrik unsuru, genelde kullanılan fişeğin, çapı, sevk hacmi gibi özellikleridir. Zikredilen bakış açısından, BORA
veya JNG 90'ı, askeri kategoride değerlendirmek gerekir.

Her tür keskin nişanöı tüfeğini, özellikleriyle beraber, https://en.wikipedia.org/wiki/MKEK_JNG-90  linkinden genel hatlarıyla
incelemek mümkündür.

Askeri kullanıma göre tasarlanmış keskin nişancı tüfekleri,

- Standart cephaneyi kullanabilme,

- Uzun mesafelerde taşıma ihtimaline karşı mümkün olduğunca hafif,

- Bakımı basit ve kolay, arıza ihtimaline  göre çabuk aksam değişikliğine uyabilen,

- Karşılaşılması muhtemel ekstem çevre, ısı  şartlarına yeterli mukavemete sahip,

- Optik yanında mekanik nişan düzenini de havi,

- Mümkün olduğunca az mekanik ses çıkarma,

- Yaklaşık 100 metrede 3cm atış grubunu verebilecek namlu, nişangah ve kavrama, destek elemenlerını haiz,

- Etkili bir alev gizleyen taşıma...

Gibi evsafı haiz olmalıdır. Hassas atış verdiği kanıtlanmış standart hiizmet silahlarından seçilecek örnekleriin istenen özelliklere
taşımasıyla yahut yeni baştan gereklere göre tasarlanarak yapılabilirler.

Mevcut bütün dolum sistemlerinden keskin nişancı tüfekleri yapmak mümkündür. Ancak, basit, güçlü yapılanması, yerine göre çok
az ses istihsaliyle boşaltım ve dolum özellikleri nedeniyle sürgü kollu sistemler tercih edilmektedir.

"Bolt action" tabir edilen sürgü kollu sistemde, insan özellikleri; heyecan, korku, yaralanma ve sair etkenler refakatınde, mümkün
olan mekanik otomasyonu sağlayan yapılanma, yaklaşık yüzyimi yıl kadar önce, Mauser G98 ile belirlenmiştir. Şarjörden dolum
ve namludan boşaltım işlemlerini tamamen kontrol altında yapan bu düzenin belirgin unsuru, sürgü kolu dönüşü ile, namlu gerisi
konumlandırmadaki yerini değiştirmeyen tırnaktır. Bir zamanların MKE yapımı Mauser klonlarında en iyi şekilde yer alan bu düzen,
sıfırdan başlanarak beş yılda düze çıkarılan BORA'da mevcut değildir.

Atış hassasiyetini belirleyen hususlardan biri, kullanılan fişek özelliklerine göre, her atışta, namlunun ataletiyle verdiği salınımın,
çekirdek silahtan ayrıldığı anda, her daim aynı koordinatlarda olmasıdır. Namlu ucunda, öne ve arkaya milimetrik hareketlerle bunu
sağlayan küçük ağırlık düzenleri vardır. BORA'da buna da yer verilmemiştir.

Gövdeye saplandığı yerden başka hiç bir mahalle temas etmeyen ve ısı, titreşim gibi fiziksel değişimleri, çekirdek sevkine yeknesak
olarak intikal ettiren "Yüzer/Free Floating" namlular, keskin nişancı tüfeklerinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Isı yayılımı ve en az
titreşim istihsali için bu öğeler mümkün olduğunca etli, ancak taşımada kolaylık cihetinden uzunlamasına dış yivlerle mücehhez
olmalıdır. Bilindiği kadarıyla, BORA'da yüzer namlu mevcut, ancak mukavemet artırıcı dış yivli geniş harici çap namevcuttur.

Her tür nişangah düzeni, namluyla yekpare bir mahalde konumlandırıldıkları takdirde en istikrarı atışlara yardımcı olurlar. Ara her
türü kademe, muhtemel yeni aksaklıklar demektir. BORA'da bilindiği kadarıyla dürbün ayakları doğrudan gövde üzerinde değildir.

Ön kısmı ağır tüfek yapılanmaları, 7.62mm gibi çaplarda genelde namlu gaz saptırıcı esaslı frenleme elemanlarına ihtiyaç
gerektirmezler. Bu çaplarda ihtiyaç duyulan, havaya yanmadan atılan barut zerrelerinin, namlu ağzı aleviyle ateşlenmesi neticesi
oluşacak ses ve ışık çıkışına mani olacak yapılanmalardır. BORA namlu ucu takısı, daha çok geri tepme önleyici gibi görülmektedir.

Netice olarak, hernekadar, Pakistan elemelerinde, yöre fişeğine uyumla en iyi atışları çıkarmış, uluslararası bir fuarda, kıymatine
binaen çalınmış olsa da, BORA, beş yıllık bir çalışma sonunda, bir şeyler ortaya koyabilme kaygu, hatta korkusuyla, mevcut
örneklerin nüfuz edilebilenlerinden bazı öğelerin ödünç alımıyla, naçar ortaya konmuş ve ulusal tasarım özelliklerinin tümünü havi,
kullanılmakta olan br keskin nişancı tüfeğidir denilebilir.

Görevlendiren kişiler, görevlendirilenler kadar görevin bilinen her tür detayına vakıf değil iseler ve vazife alanlar, bilinene yenilik
ekleme gibi hasletlerden uzakta kimselerse, amaçlananın gerçekleşmesi zordur.



Saygılar.


 

Mesajı Paylaş

BETONBEY

Paylaştığınız bilgiler için teşekkürler üstadım :)

Keskin nişancı tüfeklerin askeri kullanımında da kullanım amacı ve kullanıcı birlik babında malumunuz olduğu üzere farklılıklar ortaya çıkmaktadır.

Piyade birliği keskin nişancısı,

Komando birliği keskin nişancısı,

Özel birlik keskin nişancısı,

Pusu timleri...

Bora sizin görüşünüze göre bu yapılardan hangisi yada hangilerinin keskin nişancısı olabilir ?

MPT-76'dan yada farklı bir standart piyade silahından dürbün takviyesi ile yapma keskin nişancılar hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Ayrıca şarjörlü ve sürgü kollu keskin nişancı silahlarını karşılaştırmak mevzuu bahis olduğunda harekat sahası konu dışı bırakılırsa atış sıhhati, kullanım kolaylığı babında hangi sistem daha etkili olur ?

Son olarak da Bora'nın Pakistan'daki başarısının standart tip mermi ile atış zorlaması olduğu, teste giren tüfeklerin kendi özel üretim mermileri ile atış yapma şansı bulabilmeleri durumunda sonucun değişebileceğinimi söylüyorsunuz ?



Mesajı Paylaş

strongarm

#18
Şub 08, 2017, 11:04 ÖÖ Last Edit: Şub 08, 2017, 06:58 ÖS by strongarm

Sayın BETONBEY,



Bora, 7.62mm çapı ve bunda değişik barut hakkını  havi seshızıaltı fişeğiyle, daha yüksek çaplı antimaterial platformu
hariç bütün birliklerde çoğunlukla, kısa menzilli pusu ve özel tim operasyonlarında, eksik gidererek, kullanılabilir. Muhtemel
yapım gayesi de bu olmalıdır.

Ana metinde de bahis edildiği gibi, yeri geldiğinde, optik düzen, istinat ayağı, ayarlanabilir kundak ekiyle her tür piyade
tüfeğinin atış hassasiyeti kanıtlanmış örneklerine, keskin nişancı görevi verilebilir. Ancak, masrafsız ve belki de açık
kapatma amaçlı bu uygulamalar yanında, söküp takması, bakımı kolay, az parçalı, yer ve zamana göre, mekanizma sesi
dahi mahzurlu olacak ahvale göre sıfırdan tasarlanan türlerde, zor şartların güçlü mekanizması sürgü kollu modellerin
tercihi esas olmalıdır. Görev ortamlarının uç ısı şartlarında, fazla ağırlık yapmadan, doldurup boşaltmayı en güçlü ve sağlıklı
şekilde çıkarıp, nişan hattını bozmayacak en kısa kapsül darbeleme süresinde, mükerrer olarak, dışa en alçak profil resmiyle
çıkartacak başka sistem mevcut değildir. Bunun gerçeklendirilmesinde, bir küsür asır öncesi en ağır savaş şartlarında, kanla
çizilmiş tasarım sınır ve ufuklarını gözardı etmek doğru olmayacaktır.

BORA'nın ulaşabilir olduğu ilan  edilen atış hassasiyyeti, 100 metrede yaklaşık 1cm sapmadır. Standart olarak 3mm kabul
edilen bu değerin üçtebir azaltılmış olması, müteaddit ,değişik kültür ve coğrafi birimlerce  denenmiş, saptanmış bir ölçüm
değilse, şapka çıkartılma durumundan uzak addedilmelidir. Pakistan'daki test neticeleri, değişik ortam ve kişilerce tekrarlama
kazanmadığı takdirde, bu minval üzerinde değerdirilmelidir.



Saygılar. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Üstadım üstüste sorularla yormuyorumdur inşallah, bilgilendirmeler için teşekkürler...

Milli makinalı tüfek projesi için ne düşünüyorsunuz ?

Geçmişte MG3, PKS ve 5.56 FN ile biraz haşır neşir olmuş biri olarak hem kalibre hem de iş görürlük babında bizim milli makinalı tüfeğimiz hangi özelliklere sahip olmalıdır ?

Halen devam ettiği dile getirilen proje hakkında da bilginiz varsa bizleri de aydınlatırsanız sevinirim üstadım.

Saygılar Mesajı Paylaş

strongarm

#20
Şub 09, 2017, 06:32 ÖÖ Last Edit: Şub 09, 2017, 06:54 ÖÖ by strongarm
Sayın BETONBEY,



MKE kurumu'nu ne kadar tebrik etsek muhtemelen yeterli olmayacaktır. Sırasıyla tabancamız, piyade tüfeğimiz "Milli" yapılmış,
makinalı tüfeğimizi aynı sıfata sarmağa vasıl eylenmiştir. Filvaki, altı yıl önceden başlatılan proje henüz daha elle tutulur bir cirime
ulaşamamış görüünümdedir, ancak, malumdur, "Acele işe şeytan karışır"...


MKEK, zaten Alman lisanslı MG3'ü senelerdir üretmektedir. Bu kadar zaman zarfında, "Know How" içerikli üretim uygulamalarını
kavrayamayıp sınai mülkiyet ödemelerinden sıyrılamamışsa, ya ketumiyetlerinden dolayı Alman'ları tebrik, ya da sahip olduğu
safiyet nedeniyle bu kurumu ikaz etmek gerekecektir.

Anlaşıldığı kadarıyla, "Milli" vasfına müncer olmak için, projenin "Özgün" olması gerekmemektedir. Patent yahut üretim incelikleri
tescillerine bağlı kalmadan, varolan platformları tozlu arşivlerden alarak masaya yatırmak, şeffaf kağıt üzerinden kopya çekerken
fazlalık olduğu farkedilen bir kaç unsuru uzaklaştırmak, belki yerine pratik zekamızın ürünü başkalarını koymakla iş nihayete
erdirilebilecektir.

Öyleyse, neden bu operasyon MG3 üzerinde yapılmamaktadır. Malum  olduğu üzere, bu silah, makaralı kilit sistemiyle "Kısa Geri
Tepmeli" düzende çalışan, namluyu saran soğutucu önüne takılan, alev gizleyen unsurunun, aynı zamanda, gaz basıncı ile
birbirine kilitli kombinasyonun arkaya gidiş hızını artırarak, makinalı tüfeğin o meşhur "Motorlu Testere" yahut "Sürekli yırtılan
kaba kağıt" sesiyle karşı taraf askerinin paçalarını sıkma nedeni olan 1200 atış/Dakika, akıllara seza, sindirici süratini vermektedir.
"Soğuk Dövme Namlu Yapımı" tekniği denilen, kısa sürede yıpranan namlulara yedek yetiştirme yeniliğini de getiren bu makinalı
tüfeğin, bunca yıldır imalatıyla, muhtemelen, mahzurları sayılan, aşırı vibrasyonla  atış hassasiyetinin biraz azalması, cephane
sarfı gibi unsurlara, nasıl, nerelere müdahaleyle mani olunacağı öğrenilmiş olmalıdır. Bu silah, günümüzün bütün çok maksatlı
makinalı tüfekleri gibi; Açık kapaktan ateş ederek, sıcak namluyla kendiliğinden patlamaya engel olmakta, muhtelif tesbit
düzenlerine uyarlanabilmekte, ısınan namlusu çabuk değiştirilebilmekte, üretim şekli, kesme bükme operasyonları esasına binaen
makul maliyette gerçekleşebilmektedir. "Milli" olmak için bunlar yeterli değil midir.

Ancak, anlaşıldığı kadarıyla, sıcak bakılan, "Kalashnikov Makinalı tüfeği/Plemyot Kalashnikov/PK" platformudur. Hayli büyük bir
çoğunluğun, aslını, Rusya'ya götürülen, sıkı bir Nazi taraftarı, tüccar yapımcı Hugo Schmeisser"e atfettiği, döner başlıklı, gaz piston
vuruşlu AK47 tüfeklerinin, kabaca baş aşağı yapılanması olan bu makinalı tüfek, gerçekten ucuz yapım maliyeti, her tür şartlar
altında, ağabeyi piyade tüfeği gibi gıkını çıkartmadan çalışması ve etkinliğiyle bizim "Milli" vasfımıza yakışır niteliklerdedir. Ancak,
MKEK'nin senelerdir yapmakta olduğu MG3ler gibi, kısa geri tepmeli değil, gaz pistonlu sistemde çalışmaktadır. Filvaki,onun benzeri,
açık kapaktan ateşleme yapmakta, çabuk namlu değişimi ve muhtelif tesbit yapılanmalarına uyarlanabilirlik vasıflarını taşımaktadır.
MKEK, çalışma sistemine adaptasyonu sağlayabilse dahi, ortada çok daha önemli bir başka engel mevcuttur. Muhtemelen bizim
milli silahımız, 7.62 Nato fişeği kullanacaktır. Ancak, PK Platformu'nun cephane birimi, asırlık 7.62x54mmR'dir. "R"nin anlamı, fişek
kovanı taban çapının gövdesinden daha büyük olduğu, yani dışa çıkıntı verir ahvalde bulunduğudur. Özellikle şeritle beslemede,
bu tür fişekler, daha zor yapılanmalar gerektirmektedirler ve PK esaslı makinalı tüfeklerde zikredilen mekanizmalar mevcuttur.

Ruslar neden bütün makinalı tüfeklerinde bu geniş tabanlı fişekleri kullanmaktadırlar. MKEK, daha basit yapılanmadaki besleme
devresini akledip gerçekleşebilmeyi becerebilse dahi, silahın çalışması yeterli düzeyde olabilecek midir...

Ruslar, geniş iklim yelpazesini havi ülke coğrafyasında, her şerait altında, sıcakta, dondurucu soğukta, makinalı tüfeklerinin aksama
vermeden çalışmasını temin için, "Daha yüksek kapak geri vuruş kuvveti" istihsal eden "R" evsaflı fişekleri kullanmaktadırlar. Bunların
muhatap olacakları kilit sistemleri daha mukavim yapılacak, silah, çevre faktörlerine  bağlı olmadan, uzun süre takılmadan çalışacak,
hizmet verecektir. Bunun ne kadar hakikat olduğu, geçen zaman içinde defalarca  kanıtlanmıştır.

MKEK, kullanacağı çevresiz Nato fişeğiyle PK platformunda yeterli kesiksiz çalışmayı temin edebilecek midir... Bu şüphelidir. Korkulan,
projenin başlangıcından bu yana geçen süre içinde kurumun henüz bu detaya dahi vakıf olamaması ihtimalidir.



Saygılar.




Mesajı Paylaş

BETONBEY

İki silahıda kullanmış biri olarak tercihim PK serisinden yanadır. İnşallah milli model PK üzerinden geliştiriliyordur.

Yüksek atım gücü saha da karşı tarafın üstünde  muhteşem bir baskı oluştursa da MG3'ün özellikle arazi birliklerinde kullanımı ve işletilmesi çok zordur.

Tecrübeyle sabit silahın atım yatağının temiz tututulmaması yada mayonunun kıvrılması, kirlenmesi bile saha da mermi yerine silahı alıp adamların kafasına atma hissi doğurmaktadır ;D

Mermiyi metal mühimmat kutusuyla, silahı kılıfının içinde taşımakta arazi birliklerinin yapabileceği iş değildir ki inadına yeterki çalışsın diye onu da yapmışlığımız var :)

Bu meyanda PK serisi de, FN Minimi serisi de beğendiğim silahlardır. İnşallah bu yönde çalışılıyordur.

Fişek konusunda belirttiğiniz husus ve düşük atım sürati, mayon diziliminde mermi fasılasının daha uzun olması olası pekçok tutukluğun önüne geçmekte...

Sıcak havalarda bol atım durumunda gaz pistonunun kirlenerek şişmesi haricinde hiçbir sıkıntısını yaşamadım.

Yeri gelmişken FN Minimi'de bulunan bir mekanizma hakkında müsadenizle bir soru sormak isterim.

Silahın mayon beslemesi haricinde, mermi basılı mayonun bitmesi durumunda şarjör kullanabilmek için silahın sol tarafında bir yuva bulunmaktadır. Mermi bittiğinde klasik 30'lu plastik M-16 şarjörünü takıp devam edebiliyorsunuz.

Bu besleme şekli için silah mekanizmasında ekstrem bir değişiklik gerekiyormu ?

Faydaları ve mahzurları gözönünde bulundurulursa kullanım şekli arazi personeli için çok pratik olsa da silahın atış karakteristiğinde yada uzun süreli işletme ve idamesinde olumsuz sonuçlar ortaya çıkartırmı ?

Milli silahımızda bu tarz bir dizayn olmalımıdır ?

Saygılar Mesajı Paylaş

strongarm

#22
Şub 09, 2017, 09:38 ÖÖ Last Edit: Şub 10, 2017, 03:14 ÖÖ by strongarm

Sayın BETONBEY,



FN MINIMI, iki tür besleme özellikli, diğer örneklerden farklı olarak, gaz pistonu itiş gücünü, kesiksiz tüm sürgü geri
gidişinde kullanan bir makinalı tüfektir.

Şerit ve şarjör girişleri farklı olup, sürgünün her iki kaynaktan beslemeyi mümkün kılan iki ayrı iticisi mevcuttur.  Birinin
devreye sokulmasıyla öteki işlem dışı kalır. Bu yapılanma için, mutlaka diğerlerinden farklı şekil ve fonksiyonu havi
unsurlar kullanılacaktır.

Şerit bitimi halinde, şarjörü kullanılacak tüfekten beklenen randıman, makinalı soydaşından aşağı seviyede kalacaksa
veya, tüfek hiç mevcut değilse, mutlaka bu sistemin bir getirisi olacaktır.

Bilindiği gibi, makinalı tüfekler, tesbitli durumda ve otomatik atış halinde, aynı namlu boyunda, aynı fişekle, hedefte
çok az aralıkta daha çok vuruş verebildikleri cihetinden, tüfeklerden daha fazla etkili atış menziline sahiptirler.

Bu görüşler çerçevesinde, muhtemelen, yapılandırma maliyeti ve beklenen getiri kıyaslaması neticesi, milli silahımızda
zikredilen özelliğin olmaması fazla eksiklik yaratmıyacaktır.


Saygılar.

Mesajı Paylaş

BETONBEY

Bilgilendirme için teşekkürler üstadım.

Saygılar Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter