Denizcilik Haberleri

Başlatan Atılgan, Oca 12, 2017, 02:01 ÖS

« önceki - sonraki »

Atılgan

Hurdaya satılan tanker sayısı en yüksek seviyeye ulaştı


Son iki seneye oranla 2017'de şu ana kadar daha fazla ve daha genç tanker hurdaya satıldı. Alibra Denizcilik'e göre, şimdiye kadar 2017'de ortalama yaşı 24.5 yıl olan 49 tanker söküme gitti. Bu rakam 2015 ve 2016'da sırasıyla 27.3 ve 27.4 yıl olarak gerçekleşmişti.

Londra merkezli gemi brokerinin bildirdiğine göre sıkıntılı navlun piyasaları ve 2014'ten beri en düşük seviyede olan düşük spot satış oranları bu yüksek orana yol açtı. En fazla geri dönüşüme giden tanker Yunanistan'dan çıktı. Hurdaya gönderilen tüm tankerlerin toplam tonajının yüzde 24'ü Yunanlılar tarafından gerçekleştirildi.

Geçen sene bu oran tüm 2016 için yüzde 10 olarak gerçekleşmişti. Bangladeş, Hindistan'daki diğer tersanelere göre daha elverişli bir konumda.

Bildirildiğine göre, bunun nedeni devam eden çevresel düzenlemelerdir ve geminin uygun teknolojilerle donatılması geminin maliyetine değmiyor. Bunun yerine, gemi sahiplerinin finansal olarak gemilerini hurdaya çıkarıp daha yüksek enerji verimliliği olan tasarımlara ve entegre teknolojilere sahip yeni gemiler sipariş etmeleri daha uygun.

http://www.denizhaber.com.tr/hurdaya-satilan-tanker-sayisi-en-yuksek-seviyeye-ulasti-haber-75939.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Edremit- Ayvalık Arasında Deniz Taksiler Törenle Seferlere Başladı


Edremit-Ayvalık arası deniz yolu ile birbirine bağlandı. Deniz taksi ile ilk sefer, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur ve 12 Belediye Başkanı'nın katıldığı törenle başladı.

Ayvalık iç denizi ile Edremit Körfezi'nin birbirine kavuşturulmasının ardından masmavi bir Ayvalık parolasıyla köprünün altından geçen Başkan Uğur'u; AK Parti Balıkesir Milletvekilleri Mahmut Poyrazlı ve Kasım Bostan'ın yanı sıra Karesi Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Kepsut Belediye Başkanı İsmail Cankul, Burhaniye Belediye Başkanı Necdet Uysal, Gömeç Belediye Başkanı Kazım Arslan, Gönen Belediye Başkanı Hüseyin Yakar, Dursunbey Belediye Başkanı Ramazan Bahçıvan, İvrindi Belediye Başkanı Recai Bayraktar, Susurluk Belediye Başkanı Hüseyin Hızlıoğlu, Marmara Adalar Belediye Başkanı Süleyman Aksoy, Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş ve AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Hakan Kayaalp yalnız bırakmadı.

Aşırı kirlilik nedeniyle deniz dibi canlısının neredeyse hiç kalmadığı Ayvalık'ın iç denizine yeniden hayat vermek amacıyla harekete geçerek iç deniz ile Körfez suyunun sirkülasyonu için Cunda Köprüsü'nü Ayvalık'a kazandıran Başkan Ahmet Edip Uğur, hedeflerinin masmavi bir Ayvalık olduğunu söyledi.

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki BADO Deniz Otobüsüyle Ayvalık ile Edremit Körfezi ilçeleri arasında deniz seferlerinin başlayacağının da müjdesini veren Başkan Uğur, "Bu kapsamda; Altınoluk ve Edremitlileri, Cunda Adası'na getirecek, Ayvalıklıları da Cunda Adası'nda Edremit ve Altınoluk'a götüreceğiz. Bugün Ayvalık'a kazandırdığımız köprünün altınının açılmasıyla Ayvalık iç denizi ile Körfez denizini birbirine kavuşturmuş olduk. Böylelikle hem Ayvalıklı balıkçılarımızı daha bereketli avlanmalar yapabilmeleri için kısa yoldan Edremit Körfezi'ne ulaştırdık, hem de BADO Deniz Otobüsleriyle Körfez halkını deniz yoluyla buluşturduğumuzun güzergahının da ilk turunu atmış olduk. Ayvalık'ımıza ve Körfez Bölgemize hayırlı ve uğurlu olsun." diye konuştu

Başkan Uğur, BADO seferleriyle Edremit Körfezi ilçeleri arasında daha rahat ve daha çabuk ulaşımın da sağlanacağına dikkat çekerek, bu durumun körfez bölgesinde ekonomik canlılığı beraberinde getireceğini savundu.

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, AK Partili milletvekilleri Poyrazlı ve Bostan'ın yanı sıra 12 ilçe belediye başkanı daha sonra yine BADO'nun 'Avşa' adını taşıyan deniz otobüsüyle, Ayvalık'tan deniz yoluyla ayrıldı.

http://www.kaptanhaber.com/haber/46673/edremit-ayvalik-arasinda-deniz-taksiler-torenle-seferlere-basladi.html

Mesajı Paylaş

HDS

Sondan ikinci ve üçüncü haber çok hoş. Bir yandan "navlun" piyasaları ve bunların kreditör bankaları göçerken bunun taşımacılığa, tersanelere etkileri çok enteresan oluyor. Zaten düşen navlun fiyatlarından kar etmek için bir süredir "küçük" tonajlı gemiler hurda ediliyor. tersaneler hiç olmadığı kadar büyük Panamax'ler vs yapıyor. Demek ki bir sonraki "hurdaya çıkarma rüzgarı" da karbon emisyonu furyası ile gelecek.

Bakalım Çin'in kendi kara "ipek yolu" projesi ne etki doğuracak. Mesajı Paylaş

Atılgan

Avrupa'da nehir turu yolcusu sayısı 1.3 milyona ulaştı, 39 yeni gemi suya indi


Dünyanın en büyük seyahat pazarı Avrıpa'da nehir turları sektörü hızla büyüyor. Geçen yıl ve 2017'nin şu ana kadarki döneminde toplam 39 yeni nehir gemisi operasyona başlarken, bir yandan da hızla gelişen nehir turlarının sorunları ile başa çıkılmaya çalışılıyor.

Avrupa nehir kruvaziyer endüstrisi 2016'da ağırladığı  1.36 milyon yolcu ile büyümeye dvam etti. Yolcu sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.7 artış gösterdi.

31 GEMİ YAPIM AŞAMASINDA

Deniz aşırı yolcuların artmasıyla birlikte, Avrupa nehirlerinde, yeni gemiler ve yeni konseptler ortaya çıkıyor. Geçen yıl, 22 yeni geminin hizmete girdiği Avrupa'da  bu yıl da 17 gemi operasyonlara başladı. Bunların haricinde siparişi verilmiş 31 yeni gemi daha bulunuyor.
 
Geçen yılki konukların neredeyse yüzde 39'unun ABD ve Kanada'dan geldiğini belirten Seatrade'in Avrupa Nehir Kruvaziyeri Muhabiri Frederik Erdmann, "Kuzey Amerika, Avrupa'nın nehir gemisi operatörleri için daha önemli bir kaynak pazara dönüşüyor ve İngiltere, geçen yıl yolcu sayısında yüzde 11 artış gösterdi" dedi.
 
NEHİR TURLARI ZORLUKLARLA KARŞI KARŞIYA
 
Crystal River Cruises'ın, Crystal Bach ve Crystal Mahler'ın bu yaz sonunda operasyona başlaması ile birlikte sektöre yeni bir vizyon ve yeni konseptler geldiğini belirten Erdmann, Teknolojik olarak gelişmiş bu gemilerin, yeni varış noktalarını da beraberinde getirdiğini söyledi.

Erdmann, ''Öte yandan, Avrupa'nın nehir gemisi endüstrisi de bir dizi zorlukla karşı karşıya. Kurallar ve yönetmelikler, ülkeden ülkeye değişim göstermeye devam ediyor, bazı turistik noktalar yoğunluk belirtileri gösteriyor. İyi mürettebatın işe alınması giderek zorlaşıyor ve güvenlik, kritik bir unsur. Bu durum, okyanus seferinde olduğu kadar nehir gezisinde de sorun yaratıyor. Hepsinden önemlisi de, artan trafikten dolayı operasyonlar zorlaşıyor. Sorunlar çoğunlukla, yüksek yaz sezonu boyunca limanlardaki düşük su seviyesi veya fazla rezervasyondan kaynaklanıyor'' dedi.

''SADECE 150 KM MESAFEDE 5 LİMAN VAR''
 
Vukovar Liman Otoritesi Genel Müdürü Alen Jakumetovc, yüksek kapasiteli kullanım konusunda açıklamalarda bulunarak, ''Tuna Nehri ve Drava Nehri üzerindeki 150 kilometrelik mesafede 5 gemi limanı var. Bizim gecikmeleri engellemek için yeni bir planlama yapmamız gerekiyor. Böylece turlar gecikmeden devam edebilir ve yolcularımız memnun kalır "dedi.
 
'YOLCU VE LİMAN GÜVENLİĞİ HİÇ BU KADAR SIKI OLMAMIŞTI'
 
Nehir yolculuğu ve yolcuların güvenliğinin hiç bu kadar sıkı olmadığını belirten Scenic Luxury Cruises & Tours Operasyon Genel Müdürü Lucas Sandmeier, "Sorunlar, nehir turlarının başarılı olma iddiasına zarar vermeden çözülmelidir. Seyahatçilerin güvenliğe dair artan talepleri, hükümetler ve kanun düzenleyicilerin talimatları ile harmanlanmalıdır."dedi.
 
Amsterdam Limanı Ticari Müdürü Monic van der Heyden, nehir gemileri limanları için güvenlik konusunda şu açıklamayı yapıyor:

''UMUT VERİCİ''

"Güvenlik sadece, endüstrinin ve liman otoritelerinin değil aynı zamanda mürettebatın ve yolcuların ortak sorumluluğu. Güvenlik, ilgili tüm tarafların odağında olmalıdır. Bazı nehir gemisi şirketleri güvenlik yönergeleri ve yönetmelikleri üzerinde ayrı ayrı çalışıyor. Zorluklar farklı alanlara gizlense de, önümüzdeki yıllar için durum tamamen umut verici görünüyor: "Yeni gemi, yeni varış noktası ve sektörü taze ve yenilikçi tutan yeni kavramlarla nehir gezisinde olmak için harika bir zaman" dedi.
 
GRC Global River Cruises GmbH'nin Genel Müdürü ise "Sektörün farklı alanlarına ilişkin zorluklar bulunsa da, Avrupa nehir gemisi endüstrisi kötümser değil. Nehir kruvaziyeri sektörü yeni varış noktaları, yeni konseptler ve yeni bakış açısıyla büyümeye devam edecek" dedi.

DÜMENİ OKYANUSTAN NEHİRE KIRANLAR DA VAR
 
Avrupada nehir kruvaziyeri sektörünün hızla büyümesine paralel okyanuslarda faaliyet gösteren kruvaziyer şirketleri de rotayı buraya çeviriyor. Bunlardan bir tanesi de Olsen Cruise Lines. Şirket, Brabant isimli gemisi ile 2018'de nehir turlarına başlıyor. Olsen Cruise Lines'ın satış ve pazarlama müdürü  Justin Stanton, "On yıllardır edindiğimiz uzmanlık ve zengin yelken mirasını ilk kez nehir gemisi pazarına getirmekten dolayı gurur duyuyoruz.'' ifadelerini kullandı.

NEHİR TURLARI MASAYA YATIRILACAK
 
Avrupa'daki nehir gezintisine dair fırsatlar ve zorluklar, 6 - 8 Eylül tarihleri arasında Hamburg'da gerçekleşecek olan Seatrade Avrupa 2017'de tartışmaya açılacak.
 
Konferansta, nehir gezileri ile ilgili iki temel konu ele alınacak. Bunlardan bir tanesi gemi turlarında inovasyon diğeri ise güvenlik ve aktivite olacak.
 
Konferensa katılacak olan IG River Cruise Başkanı ve River Advice AG'nin Baş Hizmet Sorumlusu Daniel Buchmuller, ''Bir yandan modern ve daha konforlu nehir gemilerine geçilirken diğer yandan çevresel ve toplumsal zorluklar büyümeye devam edecek. İnovasyon, hem yeni müşteri kazanmada hem de tekrar müşteriyi şaşırtmada temel anahtar olacak. Müştei güvenini kazanmada temel faktörlerden birisi güvenlik olacak ve biz de zaten oturumlarımızda bunları masaya yatıracağız'' dedi.

http://www.kaptanhaber.com/haber/46689/avrupada-nehir-turu-yolcusu-sayisi-13-milyona-ulasti-39-yeni-gemi-suya-indi.html Mesajı Paylaş

Atılgan

Türk balıkçılar Moritanya'daki tekne sayılarını artırdı


Anadolu'yu çevreleyen denizler dışında uzak sularda önceki yıllarda faaliyeti bulunmayan Türk balıkçıları, geçen sene 2 tekneyle gittikleri Moritanya'da 33 teknelik filoya ulaştı.

Afrika kıyılarında tutulan balıklar, Türklerin kurduğu fabrikalarda balık ununa çevrilerek Türkiye'ye gönderiliyor. En büyük teknelerin Moritanya'ya gitmesinin Türkiye kıyılarındaki av baskısını önemli ölçüde azalttığı belirtiliyor.

Atlas Okyanusu'na açılan balıkçılardan Ege Bölgesi Gırgır Balıkçıları Derneği Başkanı Mehmet Aksoy, Oruç Reis teknesiyle avlandığı Moritanya'nın başkenti Nuakşot'tan telefonla yaptığı açıklamada, Türk balıkçılarının bu ülkede alıkonulduğu, engellendiği iddialarının doğru olmadığını belirtti.

Türkiye ile Moritanya arasında avlanma anlaşması bulunmamasına rağmen Moritanya hükümetinin Türk balıkçılara sahip çıktığını, aralarında oluşan kardeşlik hukuku dolayısıyla avlanmalarına izin verildiğini anlatan Aksoy, av sahalarının çok verimli ve kazancının yüksek olması dolayısıyla kısa zamanda tekne filosunu 33'e çıkardıklarını dile getirdi.

"Alıkonan tekne yok"

Bu ülkede Çin, Norveç, İspanya, Fransa ve Portekiz'den gelen balıkçıların yapılan anlaşmalar çerçevesinde yıllardır avlandığına dikkati çeken Aksoy, şöyle konuştu: "Moritanya, herhangi bir anlaşmamız olmamasına rağmen bize kucak açtı. Türk tekneleri kimi zaman kendilerine ayrılan sahaların dışında da avlandı. Bir de ava kapalı sahalardan tekne geçişinde dahi cezalar kesiliyor. Bu kuralın ihlal edilmesi nedeniyle çok sayıda ceza kesildi. En fazla ceza da 650 bin dolarla benim tekneme kesildi ancak 'bu ceza haksızdır' diyemiyorum. Moritanya hükümeti, cezayı ödemeyen teknelerin uluslararası sulara çıkmasına izin vermiyor. Bu çok doğal çünkü Türkiye'de de böyledir ancak bu ülkede limanda alıkonulan, ava çıkması engellenen hiçbir Türk teknesi yok. Ceza kesilen Türk tekneleri de avlanmaya devam ediyor. Buradaki balıkçılar Moritanyalılarla adeta kardeş oldu. Bize yönelik kötü bir muamelenin olması mümkün değil."

Kesilen cezaların indirilmesi ve Türk teknelerinin diğer av sahalarından geçişine imkan sağlanması konusunda Moritanya hükümetiyle görüştüklerini, bu alanda yeni düzenlemeler yapılacağını anlatan Aksoy, Türk balıkçılarının söz konusu kıyılarda daha düzenli, kurallara uygun şekilde çalışmaya devam edeceğini söyledi.

Moritanya'da Türk balıkçısının fark yarattığını anlatan Aksoy, dünyada avlanma tekniğinde çok iyi olduklarını bu ülke kıyılarına geldiklerindi fark ettiklerini dile getirdi. "Biz diğer ülkelerin balıkçılarına göre çok çalışkanız. Diğer balıkçılar 8 saat mesai yapıyor, biz 24 saat denizdeyiz. Avdayken telefonla dahi konuşmuyoruz sadece ava odaklanıyoruz. Diğerlerinde bu ciddiyet yok." diyen Aksoy, Moritanyalıların da Müslüman olması dolayısıyla bu ülkede sempatiyle karşılandıklarına işaret etti. Dünyanın en büyük kültür balığı üreticilerinden olan Türkiye'nin balık unu ihtiyacını da Moritanya'dan karşılar duruma geldiğine vurgu yapan Aksoy, tuttukları balıkların önemli bölümünü Türk firmalarının kurduğu 5 balık unu fabrikasına gönderdiklerini, buradan Türkiye'deki çiftliklerin ihtiyacının karşılandığını dile getirdi.

"Hamsi avı azalır"

Moritanya'daki faaliyetler sayesinde Türkiye kıyılarındaki av baskısının da azaldığına işaret eden Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradaki avcılık sayesinde Türkiye kıyılarındaki av baskısı azaldı. Bir gecede bin ton hamsi tutabilen teknelerin hepsi şu an Moritanya'da. Karadeniz'de hamsinin peşine düşen tekne sayısı önemli ölçüde azalmış oldu. Bu yıl hamsi avının azalacağını bunun da fiyatı artıracağını düşünüyoruz. Geçen yıllarda bu teknelerin tuttuğu hamsilerin önemli bölümü balık unu oluyordu. Artık tamamen sofralara gideceğini söyleyebiliriz."

Mehmet Aksoy Moritanya kıyılarında avlanan Türk teknesi sayısının 40'a çıkacağını sözlerine ekledi.

http://www.denizhaber.com.tr/turk-balikcilar-moritanyadaki-tekne-sayilarini-artirdi-haber-76022.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Göcek Körfezi'nin temizliği 'DTO Fethiye'ye emanet


Muğla'nın Fethiye İlçesi'nin dünyaca ünlü körfezi Göcek'te görev yapan 'DTO Fethiye' atık alım teknesi, günde ortalama 17 yattan tonlarca kirli su alarak, mavi denizlerin temiz kalmasını sağlıyor.

'DTO Fethiye' son 15 ayda 2018 yattan 1 milyon 543 bin litre siyah su ve 1147 litre sintine atığı toplayarak denizlerin kirlenmesini önledi.

Akdeniz'in en önemli yatçılık merkezlerinden biri olarak gösterilen Göcek Körfezi, adalarla çevrili eşsiz koyları ve marinalarıyla yat turizminin gözbebeği konumunda. Sahillerde betonlaşmayı önleyerek doğal güzellikleri bozmadan yatak kapasitesini arttıran yat turizmi ise gelir düzeyi yüksek tatilciler tarafından tercih ediliyor ve yüksek turizm geliri sağlıyor.

Ancak yat yoğunluğu nedeniyle mavi denizlerde oluşan kirlilik, yat turizmini tehdit edecek boyutlara ulaşabiliyor. Bu nedenle harekete geçen İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Fethiye Şubesi, Göcek Körfezi'nde görev yapan atık alım teknesiyle, kirli suların yatlardan denize bırakılmasını önlemeye çalışıyor.

2018 yattan 1 milyon 543 bin litre siyah su

2015 yılında Güney Ege Kalkınma Ajansı'ndan (GEKA) yüzde 75 hibe desteği alınarak yapımı tamamlanan 12 ton kapasiteli 'DTO Fethiye' atık alım teknesi, günde ortalama 17 tekneden tonlarca kirli suyu pompalar yardımıyla çekerek karadaki tesise taşıyor. Tekne, 2016 Haziran ayından, geçen 21 Ağustos'a kadar 2018 yattan 1 milyon 543 bin litre siyah su ve 1147 litre sintine atığı toplayarak denizlerin kirlenmesini önlendi. Tonu 45 liradan alınan atıklar, teknelerin demir attığı koylardan açık denize çıkmaması nedeniyle, kirli su boşaltma maliyetlerini de düşürdü.

'Hem maliyeti düşürüyor hem denizleri temiz tutuyor'

Göcek koylarında demirli 'Merisu 2' teknesinin kaptanı Ergül Yılmaz, atık alım teknesinin yat sahibi ve kaptanlar için büyük hizmet olduğunu söyledi. Teknenin telefon irtibatıyla bulundukları yere geldiğini anlatan Yılmaz, "Buraya Bodrum'dan geliyorum. Marinalarda atığımızı boşaltabiliyoruz. Ama atık alım ünitesi bulunmayan Göcek'te açık denize çıkmamız gerekiyor. Ancak ne kadar açığa çıkarsak çıkalım, denizi kirletmiş olacağız. Atık alım teknesi hem maliyetlerimizi düşürüyor, hem de denizlerimizin temiz kalmasını sağlıyor. 20 yıldır denizlerden ekmek yiyen insanım. Temiz kalması çok önemli" dedi.

DTO Fethiye teknesinin kaptanı Erdal Söyler, kimi teknelerden 500 litre kimilerinden ise 2 tona yaklaşan atık su aldıklarını söyledi. Belli bir plan dahilin de hareket ettiklerini anlatan Söyler, 12 ton kapasitelerinin dolması durumunda tekneyi boşaltıp tekrar denize açıldıklarını kaydetti.

'Halkımızı ne kadar bilinçlendirebilirsek, denizlerimiz temiz kalır'

DTO Fethiye Şube Başkanı Şaban Arıkan ise şu ana kadar atık toplamada ulaştıkları rakamların yat turizminde algı yaratmaya çalışmaktan öte gidemeyeceğini belirtti. Günlük ortalama 17 tekneden alınan atıkla, denizlerin kurtarılamayacağını anlatan Arıkan, amaçlarının denizleri kirletmeme bilincini yaymak olduğunu vurguladı. Denizler var oldukça yat turizminin sürdürülebileceğini aktaran Arıkan, "Halkımızı ne kadar bilinçlendirebilirsek, denizlerimiz temiz kalır. Halkımızda deniz kültürü oluşturmamız gerekiyor. Şu anda halkımızın yüzde 10'u ancak denizlerimizden faydalanabiliyor. Deniz ürünleri yiyerek, denizlerimizde yüzerek ya da tekneyle denize açılarak, bu rakamı yüzde 90'lara ulaştırmamız gerekiyor" dedi.

http://www.denizhaber.com.tr/gocek-korfezinin-temizligi-dto-fethiyeye-emanet-haber-76065.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Rus tankeri, Arktik'i yanında buzkıran gemisi olmadan geçen ilk ticari gemi oldu


Rus Sovcomflot şirketine ait doğalgaz taşıyan bir buzkıran tanker, Arktik bölgesini yanında diğer bir buzkıran olmadan geçmeyi başaran ilk ticari gemi oldu. Gemi, ayrıca geçişi rekor sürede tamamladı.

Rusya'dan Sovcomflot şirketine ait özel olarak tasarlanmış Christophe de Margerie isimli doğalgaz yüklü tanker Arktik bölgesini bir buzkıran gemisinin yardımı olmadan geçti. Böylece bir ilki başaran gemi, 19 günde Norveç'ten Güney Kore'ye gaz götürdü. Bu geçiş Süveyş Kanalı üzerinden normal güzergâh ile sürdüğünden yüzde 30 daha hızlı oldu.

300 metre uzunluğundaki ve dünyanın ilk buzkıran sıvılaştırılmış doğalgaz taşıyıcısı olan gemi, Kuzey Denizi Güzergâhı olarak bilinen güzergâhı 6 buçuk günlük rekor bir sürede bitirdi. Sovcomflot, tankeri Yamal yarımadasından Asya pazarına gaz sevkiyatı için kullanacak. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de geminin Arktik bölgesinin ticaret rotaları için açılması konusunda büyük önem taşıdığını belirtmişti.

http://www.denizhaber.com/dunya/rus-tankeri-arktiki-yaninda-buzkiran-gemisi-olmadan-gecen-ilk-ticari-h71334.html Mesajı Paylaş

HARZEMŞAH

Üstatlar, bilmem izliyor musunuz? Dün İstanbul Kilyos önlerinde Moğolistan bandralı bir nehir gemisi kırılarak ortadan ikiye bölündü. Olaya müdahale eden Kıyı Emniyetine ait kurtarma gemisi geminin arka bölümünü yedekleyerek çekti ve kıyıya oturttu. Bu sabah, Kıyı Emniyeti geminin arka bölümü ile ilgilenirken, kıyıdan az uzaktaki demir atmış durumdaki ön bölüm battı...

Çünkü eğer bu iş için iki kurtarma gemisi ayırmış olsa idik, geminin arka bölümü ile birlikte ön bölümünü de kurtarabilirdik.

Bu olay 1985 yılının Ocak ayında, Deniz Kurdu tatbikatı sırasında batan tank çıkarma gemimizi hatırlattı. Tatbikat sırasında fırtına çıkınca, iyi bağlanmayan bir tankın kayarak ön kapağa hasar vermesi sonucu su almaya başlayan gemi, defalarca imdat istemesine, kıyıya sadece 5 mil uzaklıkta olmasına ve çevresinde çok sayıda Donanma gemisi bulunmasına rağmen, tatbikata komuta eden Amiralin, "bırakalım kendi sorunlarını çözmeye alışsınlar" talimatı nedeniyle uzunca denilebilecek bir sürede batmış, 39 şehit verilmiş ve gemi ile birlikte 10'dan fazla  tank sulara gömülmüştü.

Olayın ardından konuşan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı, "Kurtarma çalışmaları sırasında altın değerindeki zamanın iyi değerlendirilemediği"ni söylemişti.

Ah şu genlerimizdeki vurdum duymazlık... Mesajı Paylaş

Atılgan

Dünyal konteyner filosunda orta tonajlı gemiler azalıyor


Braemar ACM'nin yayınladığı rapora göre, global konteyner taşımacılığının geleceğinde orta tonajlı gemilerin payı düşük olacak.
İngiltere merkezli charter ve gemi acenteliği firması Braemar ACM tarafından yayınlanan bir rapora göre global konteyner taşımacılığının geleceğinde orta tonajlı gemilerin payı düşük olacak.

Raporda şu ifadeler yer alıyor: "Global ölçekte konteyner gemisi siparişlerinin büyük kısmını feeder gemileri ve ULCV siparişleri oluşturuyor. Orta kapasiteli gemilere yatırım ise oldukça az seviyede."

2012 yılının sipariş profili; 3 bin TEU altı gemiler yüzde 25, 3 bin ile 7 bin 499 TEU arası yüzde 33, 7 bin 500 TEU ve üstü ise yüzde 42 şeklindeydi.

Bu yıla ait güncel dağılım ise şöyle: 3 bin TEU altı gemiler yüzde 49, 3 bin ile 7 bin 499 TEU arası yüzde 10, 7 bin 500 TEU ve üstü ise yüzde 41.

Rapor şöyle devam ediyor: "Taşımacılık şirketlerinin kapasitelerini artırması ve global ölçekte daha fazla limanın LCV ve ULCV sınıfı gemilere uygun hale gelmesiyle Panamax sınıfı ile 7 bin 500 TEU sınıfı aralığındaki gemiler uzun dönemli iş alma konusunda sorun yaşamaya başladılar. Yakın zamanda teslim edilen ve yakın gelecekte teslim edilecek olan ULCV sınıfı gemileri hesaba kattığımızda orta tonajlı gemilerin aleyhine olan bu trendin devam edeceğini söyleyebiliriz."

Şirket konteyner piyasalarının geleceğiyle ilgili iyimser olarak şu ifadeleri kullanıldı: "Eğer TEU hacim talebindeki mevcut iyileşme sürdürülürse ve gemi sökümü ve yeni gemi siparişleri açısından sağduyulu filo yönetimi sağlanırsa sektör önümüzdeki iki ya da üç yıl içerisinde ciddi şekilde toparlanır."

http://www.denizhaber.com.tr/global-konteyner-filosunda-orta-tonajli-gemiler-azaliyor-haber-76120.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Hapag-Lloyd: Önümüzdeki birkaç yıl yeni gemi almayacağız


Alman konteyner taşıyıcısı Hapag-Lloyd önümüzdeki birkaç yıllık dönemde yeni gemi yatırımı planlarının olmadığını söyledi.

Hapag-Lloyd: "Önümüzdeki yıllarda yeni gemiler için sermaye ayırmayacağız. Yatırımlarımız konteynerlerin yenilenmesi ve geliştirilmesine yönelik olacak. Bu yatırım için yıllık 400 milyon euro seviyesinde bir kaynak ayırmayı düşünüyoruz."

Verilen bilgilere göre Hapag-Lloyd yeni siparişlere ihtiyaç olmadığına, mevcut hacim artışını karşılayacak yeterli kapasitenin piyasada bulunduğuna inanıyor. Bununla bağlantılı olarak şirket yeni gemi siparişlerinde bir patlama beklemiyor.

IMO düzenlemeleriyle ilgili olarak Hapag-Lloyd, filosunun büyük bir kısmının farklı yakıt türlerine geçişe uygun olduğunu, bununla birlikte bir miktar ilave yatırımın gerekebileceğini belirtti. Buna rağmen Hapag'a göre gemi başına devasa yatırımlara ihtiyaç olmayacak.

Şirket yeni düzenlemelerin uygulanmaya başlayacağı 2020'den sonra yakıt fiyatlarını dikkatle takip edeceklerini söyledi. Maliyetlerin yükseleceğini öngören Hapag-Lloyd bu maliyetlerin müşterilere yöneltilebilmesi gerektiğini açıkladı.

Alman konteyner taşıyıcısı 2017 ilk yarı için 46 milyon euro net zarar açıkladı. Şirket geçen yıl ilk yarı için 142 milyon euro net zarar açıklamıştı. Hapag-Lloyd ilk yarı sonuçlarını beş adet Valparaiso Express sınıfı 10 bin 500 TEU konteyner gemisinden dördüncüsü olan M/V Callao Express'i teslim alırken duyurdu.

http://www.denizhaber.com.tr/hapag-lloyd-onumuzdeki-birkac-yil-yeni-gemi-almayacagiz-haber-76150.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Alanya'da ikinci SGK gemisi batırılıyor


Alanya'da dalış turizmine hizmet vermesi ve balık yuvası olması amacıyla hurdaya ayrılan bir sahil güvenlik gemisi önümüzdeki günlerde törenle batırılacak. Alanya'da ilk gemi 26 Haziran 2006 tarihinde batırılmıştı
SAHİL Güvenlik Komutanlığı'na bağlı bir gemi 2017 yılında hizmet dışı kalınca, geminin Alanya'da dalış turizmi için batırılmasına karar verildi. Gemi önümüzdeki günlerde dalış turizmine hizmet etmesi ve balık yuvası olma amacıyla resmi törenle batırılacak. Alanya Kalesi arkası, Damlataş Mağarası civarında batırılması düşünülen sahil güvenlik gemisi önümüzdeki günlerde Alanya'ya getirilecek. Yetkililer yaptıkları açıklamada, Alanya'da dalış turizminin geliştirilmesi, alternatif dalış sahalarının oluşturulması, yasa dışı trolcülüğün önlenmesi, balık popülasyonunun arttırılması, yavru ve genç balıklar için habitat sahalarının oluşturulması amacıyla, yapay resif kapsamında geminin batırılacağına dikkat çektiler.  Alanya açıklarında ilk gemi 2006 yılında batırılmıştı.

Alanya Belediyesi tarafından uygulanan ve Danimarka Pangaea Çevre Vakfı tarafından tüm masrafları karşılanan proje 5 ayrı etapta gerçekleştirilmişti. Geminin batırılması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan onay beklenirken, Alanya ziyareti sırasında konu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'e anlatılmış, dalışı çok seven Tüzmen, izin için gerekli imzanın atılmasını sağlamıştı. Yine o dönemde daha önceden tespit edilen 4 ayrı bölgede balıkların yuva yapması için 2 bin 400 adet anfora ve 500 beton blok denize bırakılmış, dalış turizmi için bölge cazibe merkezi haline getirilmişti. 19 metre uzunluğundaki gemi, Damlataş Plajı'nın 100 metre açığında, 30 metre derinlikte batırılmıştı.

Batırma işlemi, Danimarka'dan gelen özel bir belgesel ekibi tarafından saniye saniye görüntülenerek, 7 dakikada batan geminin çekimleri 20 kişiden oluşan ekip tarafından 9 kamera ile kayıt altına alınmıştı.

Mesajı Paylaş

Atılgan

Kaptan Cousteau'nun gemisi Calipso, Yalova'da yandı


Jacques-Yves Cousteau'nun R/V Calipso adlı gemisi Yalova Tersanesi'nde yandı.
Ünlü Fransız deniz araştırmacısı Jacques-Yves Cousteau'nun R/V Calipso adlı gemisi Yalova Tersanesi'nde yandı. Türkiye'ye tamir ve restorasyon için getirilen gemi ile Kaptan Cousteau dünya denizlerini gezmiş, 129 belgesel çekmiş ve 50 kitap yazmıştı.

Tamirat için Nisan ayında Yalova'ya getirilen geminin yeniden denizlere açılması planlanıyordu. Hangarda gece çıkan yanıınla R/V Calipso'nun büyük bölümü yandı. Kaptan Cousteau'nun ölümünün ardından kurulan Cousteau Vakfı'na devir edilen 42 metre boyundaki gemi, 30 yıldır dinlendiği köşesinden çıkartıldı. Dünyanın en ünlü deniz belgeselcisi Fransız deniz araştırmacısı Jacques-Yves Cousteau'nun efsane gemisi 'R/V Calipso'nun restorasyonu için vakıf yönetimi Yalova'da bir tersane ile anlaşmıştı.

GECE HANGARDA YANGIN ÇIKTI

Tersane yönetiminin restorasyon çalışmalarına katılmadığı, vakfın tersaneden bir hangar kiralayarak özel olarak anlaşılan bir firma ile restorasyon çalışmalarına başladığı belirtiliyor. Hangara restorasyon ekibi dışında tersane çalışanlarının girmediği belirtilirken önceki gece saat 02.00 sıralarında hangarın yangın alarmları ötmeye başladığı belirtiliyor.

GÜVENLİK GÖREVLİLERİ KAPILARI KIRDI

Tersanenin gece güvenliğini sağlayan ekipler yangın alarmı üzerine Calipso'nun bulunduğu hangarın kapılarını kırıp yangına müdahale etti. İtfaiye ekipleri olay yerine geldiğinde ise Calipso'nun 3'te 2'si yanıp kül olmuştu.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Yangının ardından tersane yönetimi de soruşturma başlattı. Sigorta şirketi de yangının sebebi hakkında inceleme başlattı. Teknik ekip ise geminin tekrar yüzüp yüzemeyeceğini araştırıyor. Kırmızı beresi simge olan, dünyanın en saygın deniz araştırmacılarından Cousteau çok sevdiği gemisini 1996'da Singapur Limanı'nda geçirdiği kazaya kadar aralıksız kullanmıştı. Başka bir gemiyle çarpıştığı için ağır hasar alan gemi Fransa'da kızağa çekilirken, Kaptan Cousteau 1 yıl sonra hayatını kaybetmişti.

MAYIN TARAMA GEMİSİYDİ

Calipso, İngiliz Kraliyet Donanması için mayın tarama gemisi olarak 1942'de denize indirildi. İkinci Dünya Savaşı'nda Akdeniz'de görev yapan gemiyi 1950'de 'Kaptan Kusto' satın aldı. Kaptan, R/V Calipso'yu deniz araştırma gemisine dönüştürülürken güvertesine helikopter pisti, 2 denizaltı, dalış ekipmanları koydu. Kabinleri gözlem odalarına ve laboratuvarlara çevrilen gemi, 46 yıl dünyanın her denizinde dolaştı. 1996'da Singapur'da bir mavna ile çarpışarak batan Calipso, 42 metre boyunda 8 metre genişliğinde.

11 Haziran 1910'da doğan Jacques Yves Cousteau, 4 yaşında yüzmeye başladı. Denize ve mekanik aletlere ilgisi her geçen gün artan Cousteau, deniz subayı olarak Fransız Deniz Kuvvetleri'ne girdi. Fransız Denizaltı Araştırma ve Çalışma Grubu'nu subayken kuran Cousteau, 1943'te bugün SCUBA olarak bilinen ve sualtı araştırmalarını kolay hale getiren dalış sistemini geliştirdi. 1949'da emekli oldu 1950'de Calipso'yu satın alan bilim insanı ülkemizde Kaptan Kusto olarak bilindi. 1956'da Le Monde du Silence (Sessizlik Dünyası) adlı filmiyle Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü alırken, ardında 129 belgesel bıraktı. 1959'da iki kişi ile dalabilen Dalan Daire'yi yapan Kaptan Kusto, 350 metre derinliğe indi.

http://www.denizhaber.com.tr/kaptan-cousteaunun-gemisi-calipso-yalovada-yandi-haber-76422.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Saros Körfezinde Bulunan ve Casus Tekne Sanılan Cismin Gizemi Çözüldü


"Casus tekne bulundu" şeklinde haberlere konu olan tekneyle ilgili Edirne Valiliği açıklama yaptı.
Edirne'nin Enez ilçesinde "casus tekne bulundu" şeklinde haberlere konu olan tekneyle ilgili Edirne Valiliği açıklama yaptı.

Edirne Valiliği yaptığı yazılı açıklamada, bazı basın ve yayın kuruluşları tarafından, "Sahil Güvenlik Ekipleri Saros Körfezi açıklarında casus bir tekne tespit etti", "Saros'ta casus tekne" ve benzeri başlıklarla haberler yayınlandığını belirterek, olayla ilgili gerçek bilgilerin kamuoyunun istifadesine sunulmak amacıyla açıklama yapıldığını ifade etti.

Teknenin 25 Temmuz 2016 yılında batık halde bulunduğu ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"25 Temmuz 2016 tarihinde, Edirne ili Enez İlçesi açıklarında 'bir trol teknesinin ağına batık takıldığı' ihbarı alınmıştır. Görevlendirilen Sahil Güvenlik botu tarafından, balıkçı teknesi kaptanı ile yapılan görüşmede Sultaniçe Limanı 7-8 mil açıklarında uluslararası sularda trol avcılığı yapılırken ağın birden ağırlaştığı, güçlükle çekilmesi sonucunda ağda küçük bir teknenin çıktığının görüldüğü ifade edilmiştir. Bahse konu batık tekne, Cumhuriyet Savcısı talimatı ile Enez Limanı'nda bulunan Sahil Güvenlik Destek Tesisleri'nin yanında karaya çekilmiştir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından bahse konu tekneye ilişkin yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde, teknenin yaklaşık 5 metre boyunda ve 1.5 metre genişliğinde olduğu ve üzerinde uzaktan kumanda maksadıyla kullanılabilecek kırık bir anten tespit edildiği, bunun haricinde aktif olarak çalışan herhangi bir muhabere ya da radar sistemi bulunmadığı, teknenin bulunduğu tarihten 5-6 ay önce batmış olabileceği, teknenin üzerinde kurşun delikleri bulunduğu, dünya donanma gemileri tarafından asimetrik tehdit eğitimleri kapsamında hedef teknesi olarak kullanılmak üzere üretilmiş, uzaktan kumanda edilen 'İnsansız su üstü aracı' olduğu ve bölgede yapılan uluslararası tatbikatlarda kullanılarak batırılmış olabileceği değerlendirmeleri yapılmıştır. Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur."

http://www.denizhaber.com.tr/sarosta-bulunan-teknenin-gizemi-cozuldu-haber-76457.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Lara'ya yapıalcak olan kruvaziyer limanı turizme katkı sağlayacak


Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Lara'da yapılacak kruvaziyer ve yat liman kompleksi projesine meclisten onay çıktığını belirterek, ihaleye hazır hale gelen projenin turizme büyük ivme kazandıracağını söyledi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Kruvaziyer Liman Projesi'nin Antalya'nın yıllardır özlediği önemli bir yatırım olduğunu belirtti. Bu yatırımı Antalya'ya kazandırarak turizme önemli bir ivme kazandırmak, kaliteyi yükseltme hedeflerinin olduğunu belirten Türel, "Kruvaziyer gemilerle ağırlıklı olarak gelir düzeyi yüksek üçüncü yaş kuşak turistler seyahat ediyor. Antalya'ya bu gelir düzeyi yüksek turistleri getirmek amacıyla kruvaziyer liman yapmak istiyoruz. Bu konuda uzun bir zamandır çalışıyoruz. Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararımız Başbakanımız ve planlama kurulu üyesi bakanlarımız tarafından imzalandı. Proje şu anda ihaleye hazır" dedi.

EN UYGUN LOKASYON LARA

Projeyi Büyükşehir Belediyesi'ne ait Lara Birlik plajında yapacaklarını söyleyen Türel, şunları kaydetti: "300 kusur dönüm bir araziyi kapsıyor. Sahile genişliği bin metre civarında. Kruvaziyer limanla sahiller kapatılıyor diye bir takım eleştirileri görüyorum, garipsiyorum. Antalya'nın 640 kilometrelik sahilinde biz bir liman yapacaksak bu liman Antalya'nın bir kıyısında olmak durumunda. Tabi bu lokasyonun havaalanına, Kundu, Belek gibi turizm merkezlerine ve şehir merkezine yakınlığı önem arz ediyor. Lara en uygun lokasyon. Liman yapıldığında burası bir başlama ve bitme noktası olacak. Havaalanına 10 dakika. Nasıl ki Güney Amerika'ya gemilerle tura çıktığınızda önce uçakla Miami'ye gidiyorsunuz, oradan da gemilerle seyahate çıkıyorsunuz, şimdi Akdeniz'de bir tur yapılacaksa aynı şekilde uçaklar önce Antalya'ya gelecek veya son durak Antalya olacak buradan herkes uçakla ülkesine dönecek. Havaalanına yakınlığı bu yüzden önem arz ediyor. Kruz limanlarının içinde mutlaka bir de otel oluyor. Gelen turist gelir gelmez gemiye binmiyor kruz limanın olduğu otelde bir iki gün de konaklıyor."

AKVARYUM İÇİNDEN KARAYA ULAŞILACAK

Yapılacak otelin kruvaziyer limana en yakın yerde olması gerektiğine değinen Menderes Türel; Ayrıca ticari alan, yat kulübü de planlandı. Kruvaziyer limana 300 metrenin üzerinde 4 gemi yanaşabilecek. Ayrıca yaklaşık 420 yat kapasiteli bir marina daha olacak. Burada proje avantajlarımız var. Örneğin, limanın açıktaki mendireğine demir atan kruvaziyer gemisinden asansörlerle denizin altına iniyorsunuz. Denizin içindeki bir akvaryumdan raylı sistemle karaya geliyorsunuz. 700-800 metrelik mesafeyi etrafınızda balıklar yüzerken muhteşem görüntülerle geçip, karaya ayak basmış oluyorsunuz. Bu da turistler için cazibeli bir durum olacak. Bu da projemiz kapsamında var" şeklinde konuştu.

YATIRIMCILARIN İLGİSİNİ ÇEKMEMİZ LAZIM

Proje ile ilgili dünyada bu işi yapan en saygın ve önemli kruvaziyer şirketleri ile birçok görüşme yaptıklarını belirten Türel, "Ben Miami'de Kardeş Şehir Protokolü'nü imzalarken birçok görüşme yaptım. Mutlaka o yatırımcıların da ilgisini buraya çekmemiz onların Antalya'ya olan yatırım iştahını ciddi bir şekilde sağlamamız lazım. Onun için bu proje geliştirildi. Yerli ve ya yabancı yatırımcı bulunduğu takdirde ihalesine çıkıp Antalya'ya kazandıracağız" dedi.

'1 SANTİM EKSİLMEYECEK'

Başkan Türel, projenin Lara sahilini etkileyeceği şeklindeki çekincelere de açıklık getirdi. Türel, "Bu devasa projeleri bu işin uzmanı kişiler hazırlıyor. Bu kişilerin hazırlaması yetmiyor. Ulaştırma Bakanlığı Alt Yapı Genel Müdürlüğü bu projeleri didik didik inceliyor. Lara Sahili, benim 3 yaşımdan 18 yaşıma kadar bütün yazlarımı geçirdiğim bir sahil. Lara Sahili'nde eğer 1 santim eksilecekse ben bu Kruvaziyer Liman'ı hiçbir şekilde burada yapmam dedim. Ve biz böyle yola çıkıyoruz" dedi.

http://www.denizhaber.com.tr/laraya-yapialcak-olan-kruvaziyer-limani-turizme-katki-saglayacak-haber-76470.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

Denizdeki petrol sızıntılarına karşı 'Naviator'lu önlem


ABD'de su altında da hareket edebilen ve "Naviator" adı verilen drone, özellikle denizlerdeki petrol ve doğalgaz boru hatlarındaki alt yapı arızalarını hızla belirleyebiliyor.
ABD'deki Rutgers Üniversitesi'nde Mekanik ve Uzay Bilimleri Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Javier Diez, su altında gözlem yapabilecek drone geliştirme çalışmalarına 2012 yılında başladıklarını ve aracın testlerini 2013'te tamamladıklarını aktardı.

Su altında da hareket edebilen ve araştırma yapabilen araca "Naviator" adını verdiklerini ifade eden Diez, "Dünyada son yıllarda su altında da araştırma yapmakta kullanılabilecek pek çok drone geliştirme girişiminde bulunuldu. Ancak Rutgers Üniversitesi araştırma ekibinin geliştirdiği Naviator, türünün ilk örneği olma özelliğini koruyor. Geliştirdiğimiz araç teknolojik bir sıçrama niteliği taşımaktadır. Naviator aynı zamanda havada da hızlıca konuşlandırılarak arama ve kurtarma, köprü, gemi ve liman kontrolleriyle denizdeki petrol ve doğalgaz operasyonlarını incelemek için rahatlıkla kullanılabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Hızlı tepki veren drone için ticari şirket kuruldu

Diez, Naviator'un hava ve suda hızlı tepki kabiliyetine sahip olduğunu kaydederek, şöyle devam etti: "Petrol ve doğalgaz sektöründe alt yapıdaki arızalar çok hızlı bir şekilde araştırılıp saatler veya günler boyunca sürecek sızıntıları önleme çalışmaları, geliştirdiğimiz drone sayesinde kısa sürede bitirilebilir. Yani Naviator enerji sektöründe özellikle boru hattıyla petrol ve gaz taşımacılığında olası arızaları belirlemekte etkin rol oynama kapasitesine sahip. Bu araç sayesinde, su altındaki boru hatlarının kontrollerinin daha hızlı, daha sık ve tüm kötü hava koşullarında bile yapılmasına olanak sağlanabilir. Naviator'u karada ve suda hızla harekete geçirme kolaylığı var. Bu da daha az insan etkileşimi, daha az zaman ve para harcanması anlamına geliyor. Naviator, bu sayede olası petrol sızıntılarını önlemek için de etkin bir çözüm sunabilir."

Diez, Naviator'un birçok projede denendiğini, son olarak 20 Haziran 2017'de deniz altında bir köprünün ayaklarının kontrolünde kullanıldığını belirterek, Rutgers Üniversitesi'nin geliştirdiği drone için ticari adımlar atmak amacıyla SubUAS LLC isimli bir de şirketin kurulduğunu açıkladı.

Söz konusu drone için şu anda 15 kişilik araştırma ekibinin geliştirme çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Diez, proje giderlerinin ise Amerikan Deniz Araştırmaları Bürosu tarafından karşılandığını bildirdi.

http://www.denizhaber.com.tr/denizdeki-petrol-sizintilarina-karsi-naviatorlu-onlem-haber-76481.htm Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter