Sahil Güvenlik Komutanlığı

Başlatan Atılgan, Oca 06, 2017, 12:19 ÖS

« önceki - sonraki »

Atılgan

Forumda SGK ile ilgili bir başlık bulamadım.O nedenle yeni bir başlık açıyorum.Belki forum yönetimi deniz araçları konusunda alt bir başlık açarak SGK ile ilgili konuları onun altına taşır.

Sahil Güvenlik Komutanlığının mevcut tekne envanteri Ocak/2017 itibari ile şöyle:

4   adet korvet
16 adet 80 sınıfı bot
8   adet 70 sınıfı bot
13 adet MRTP33 sınıfı bot
9   adet MRTP29 sınıfı bot
6   adet MRTP19 sınıfı bot
18  adet MRTP15 sınıfı bot
4   adet  SAR35 sınıfı bot
10  adet SAR33 sınıfı bot
14  adet Türk sınıfı bot
13  adet saç piket bot

Toplam tekne sayısı 115

Sahil Güvenlik Komutanlığı hava platform envanteri şöyle:

14 adet AB412 gözetleme ve kurtarma helikopteri
3  adet CASA CN 235 deniz gözetleme uçağı

Projeler

Sahil Güvenlik Radar Ağı projesi (Devam ediyor, kısmen devreye girdi)
600 tonluk SGK gemisi tedarik projesi (8 adet)
Arama/Kurtarma Botu projesi

Mesajı Paylaş


Atılgan

Sahil Güvenlik Komutanlığına 6 yeni bot geliyor


Avrupa Birliği ile Uluslararası Göç Örgütü tarafından finanse edilen botlar, Türk karasularında yasadışı göçmenlik ve zor durumdaki mültecilerin kurtarılması için kullanılacak. Botlar Damen tarafından Antalya'da üretilecek.

Botların her biri 8 silindirli MTU 2000 serisi motor kullanacak. Teknelerin alabora olmaları halinde kendiliğinden düzgün duruma gelebilecek bir tasarımları var. Alüminyum gövdeli dalgakıran teknolojisine göre üretilecek botlar, MTU 8V 2000 M84L motorları sayesinde arama ve kurtarma operasyonları sırasında 33 knot'luk maksimum hıza ulaşabilecek.

Arama kurtarma botlarının tamamı bu yıl hizmete girecek. Antalya'daki Damen Tersanesi'nde üretilecek botların ilki Mayıs 2017'de, kalan 5 bot ise 2017 yılının sonuna kadar Sahil Güvenlik Komutanlığı'na teslim edilecek. Mesajı Paylaş

BugraBeyI

#3
Şub 01, 2017, 09:57 ÖS Last Edit: Şub 01, 2017, 10:18 ÖS by BugraBeyI
Botlar arama kurtarma tipi küçük botlar.  Yeni bir kabiliyet kazandırmaz ama ben kaan tipi botların SAR vb görevler için çok hızlı(askeri kalıyorlar) ve güçlü buluyorum. Dolayısıyla da işletmesi pahalı. Ares botları ve bu SAR1906 tipi botlar gereklilikti. Böylece kaanlar sadece karasularımızda Türk varlığını göstermenin söz konusu olduğu görevlerde kullanılacaktır AB den finansmanını sağladığımız botlar bunlar işte SAR 1906    

http://products.damen.com/en/ranges/search-and-rescue-vessel/search-and-rescue-vessel-1906 Mesajı Paylaş


Atılgan

Damen'in Sahil Güvenlik Komutanlığı için inşa ettiği arama kurtarma botlarından ikisi teslim edildi

T.C Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın Göçmen Akışının Yönetiminde Operasyonel Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında Damen Tersanesi ve Rolls-Royce tarafından , Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı için inşa edilen SAR tipi arama ve kurtarma botlarından ikisi düzenlenen törenle teslim edildi.

Antalya Serbest Bölge'de düzenlenen törene, Antalya Vali Yardımıcısı Mehmet Kurdoğlu, Sahil Güvenlik Komutan Yardımcısı Kıdemli Albay Zeki Bodur, Uluslararası Göç Örgütü(IOM) Türkiye Misyon Şefi Lado Gvilava, AB Türkiye Delegasyonu Büyükelçisi Christian Berger katıldı.

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı, Büyükelçi Christian Berger "Sahil Güvenlik Komutanlığının ortaya koyduğu muazzam çabalar bir yandan Akdeniz'de can kaybının önlenmesi açısından hayati rol oynarken, öte yandan denizde düzensiz göç hareketini engellemiştir. AB, bugün teslim edilen iki adet son teknoloji arama-kurtarma botu ile Sahil Güvenlik Komutanlığının çabalarına katkıda bulunmaktan gurur duymaktadır. Bugün bizleri bir araya getiren proje, AB ve Türkiye'nin beraber çalıştığı zaman neler başarabileceğini ortaya koyan pek çok güzel örnekten birini teşkil etmekte olup, birlikte daha güçlü olduğumuzu ortaya koymaktadır" dedi.

"Göçmen ve mültecilerin kurtarılması için çalışmaktayız"

IOM Türkiye Misyon Şefi Lado Gvilava, "Bugün Sahil Güvenlik Komutanlığına teslim edilen bu botlar, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve 2017 yılı sonuna kadar IOM tarafından teslim edilecek olan son derece sofistike altı arama ve kurtarma botunun ilk parçasını oluşturmaktadır. IOM bu proje altında yalnızca botların tedariki yoluyla değil, çeşitli göçmen profillerine etkili müdahale edilmesine yönelik eğitim programları yürüterek de göçmen ve mültecilerin kurtarılması için çalışmaktadır" diye konuştu. 'DAMEN SAR 1906' sınıfı botlardan iki tanesini bugün teslim alacaklarını söyleyen Sahil Güvenlik Komutan Yardımcısı Kıdemli Albay Zeki Bodur, "Avrupa Birliği'nin fon sağlayıcısı olduğu, uluslararası göç örgütü koordinesinde yürütülen 'T.C Sahil Güvenlik Komutanlığının göçmen Akışının Yönetiminde Operasyonel Kapasitesinin Güçlendirilmesi' projesi kapsamında inşası başlatılan 6 adet arama kurtarma botundan ilk 2'si bugün Sahil Güvenlik Komutanlığı hizmetine giriyor. Diğer botların ise, bu yılın sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

'DAMEN SAR 1906' sınıfı botlar ömürleri boyunca Türk Deniz Yetki Alanları ve Arama Kurtarma Bölgesinde başta olmak üzere göçmen ve mülteci krizinde Sahil Güvenlik Komutanlığının kapasitesinin arttırılması amacıyla kullanılacak" dedi. "2017 yılının ilk 5 ayında Türkiye tarafından kurtarılan göçmen sayısı 5 bin 812" Türkiye'nin düzensiz göçle mücadelede Avrupa Birliği ile 18 Mart 2016 tarihinde mutabakata vardığını ifade eden Zeki Bodur, taahhütlere bağlı kaldıklarını söyledi. Bodur, "Düzensiz göçün sonlandırılması konusunda büyük bir kararlılıkla üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz. 2016 yılının ilk 5 ayında Yunanistan tarafına geçtiği belirlenen göçmen sayısı 156 bin 723'ken Türkiye tarafından kurtarılan göçmen sayısı 25 bin 619 olmuştur.

2017 yılının ilk 5 ayında ise, Yunanistan tarafına geçtiği bildirilen sayı 6 bin 865'ken, Türkiye tarafından kurtarılan göçmen sayısı 5 bin 812 olmuştur. Başka bir ifade ile geçen yılın ilk 5 ayında düzensiz göçmenlerin yüzde 14'ü Komutanlığımız tarafından kurtarılırken, bu yılın aynı döneminde oran yüzde 50'ye yükselmiştir" şeklinde konuştu. Törenin sonunda, 'DAMEN SAR 1906' adlı 2 botun teslimi için imzalar atıldı. Daha sonra katılımcılar birbirlerine hediye takdim ederken, teslim edilen botlarla 30 dakikalık bir gezi gerçekleştirildi.

http://www.denizhaber.com.tr/damenin-sahil-guvenlik-komutanligi-icin-insa-ettigi-arama-kurtarma-botlarindan-i-haber-74741.htm Mesajı Paylaş

Terra

Ege'de Türk Sahil Güvenlik botlarının devriye nöbeti artırıldı

Türk bayraklı 'M/V ACT' isimli kuru yük gemisine Yunan Sahil Güvenlik botu tarafından ateş açılmasının ardından Muğla'nın Bodrum ve Datça ilçeleri ile Aydın'ın Kuşadası arasındaki bölgede Sahil Güvenlik botlarının devriye nöbeti artırıldı.
Yunanistan'ın Rodos Adası yakınlarında, Türk bayraklı ' M/V ACT' isimli kuru yük gemisine Yunan Sahil Güvenlik botu tarafından ateş açılmasının ardından Muğla'nın Bodrum ve Datça ilçeleri ile Aydın'ın Kuşadası arasındaki bölgede Türk Sahil Güvenlik botlarının devriye nöbeti artırıldı.

Kuzey Ege ile Akdeniz arasındaki, Bodrum'un Akyarlar ve Turgutreis açıklarındaki Türk ve uluslararası karasularda seyreden Türk bayraklı gemi ve tankerlere Yunanistan'ın Kilimli (Kalimnos), Psemiros ve İstanköy (Kos) adalarından gelen 3 Yunan Sahil Güvenlik botu yanaşmak istedi. Ancak Türk botları bu duruma engel oldu.

Turgutreis açıklarındaki Çatal Ada ve Topan Ada bölgesinde, devriye gezen 302 ve 703 nolu Türk Sahil Güvenlik botları, Türk gemilerine eşlik etti. Bunun üzerine Yunan botları İstanköy ve Psemiros Adası önlerine çekilmek zorunda kaldı. Gemilerin geçişlerini kendi sularından izleyen Yunan botları, yaklaşık 3 saat sonra geldikleri limana geri döndü. Türk botlarının bölgedeki devriye nöbeti sürüyor.

http://www.denizhaber.com.tr/egede-turk-sahil-guvenlik-botlarinin-devriye-nobeti-artirildi-haber-75060.htm Mesajı Paylaş

Atılgan

6. Akdeniz Sahil Güvenlik Faaliyetleri Forumu gerçekleşti

6. Akdeniz Sahil Güvenlik Faaliyetleri Forumu düzenlendi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 'Düzensiz göçte yüzde 98'lik düşüş yakaladık' dedi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Antalya'nın Kemer ilçesinde gerçekleştirilen 6. Akdeniz Sahil Güvenlik Faaliyetleri Forumu'nun açılışında, Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin insanlarının aynı mahallenin çocukları gibi ortak bir duygu, geçmiş, kültüre sahip olduklarını, dinleri, dilleri farklı olsa da algılarının, tepkileri ve duygularının birbirine benzediğini vurguladı.

Bu nedenle Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin Akdeniz temelinde bir araya gelerek kurumsallaştırılmaya çalışılmasının son derece doğru ve önemli bir adım olduğuna dikkati çeken Soylu, Türkiye olarak bu girişime sonuna kadar destek verdiklerini söyledi.

Aynı tecrübeyi Karadeniz'de yaşadıklarını anlatan Soylu, "Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler arasında Karadeniz Sahil Güvenlik Teşkilatları İşbirliği Forumu kuruldu. Bu forumda 2006'dan bu yana ciddi gelişmeler sağlandı. Göçmen geçişi ve kaçakçılığının önlenmesi konusunda Karadeniz'i güvenli bir deniz haline getirmeyi birlikte başardık. Aynı mahallenin çocukları olarak başardık. Üye ülkeler bu işbirliğinden önemli faydalar elde etti. Dileğimiz Karadeniz'de sağladığımız bu kurumsal başarının Akdeniz'e örnek olmasıdır." diye konuştu.

"Hepimiz dramatik sahneler görüyoruz"

Dünyada suyun var olduğu günden bugüne, Akdeniz'in tarihteki en önemli etkileşim alanlarından birisi olduğuna değinen Soylu, Akdeniz'in büyük medeniyetlere ev sahipliği yaptığını, bilginin, kültürün, paranın ve ticaretin burada taşınmasına sebebiyet verdiğini bildirdi.

Siyasi dengelerin aslen Akdeniz'de değiştiğini, bugün de özellikle Ortadoğu'da yaşanan siyasi hareketliliğin doğudan batıya doğru bir göçmen akımını başlattığını anlatan Soylu, "Hepimiz dramatik sahneler görüyoruz. Aynaya baktığımızda insanlığımızı tarttığımız, olmaması lazım gerektiğini konuştuğumuz 'İnsanlığımızı kaybediyor muyuz?' diye kendi kendimize baktığımız dramatik sahneleri görüyoruz. Bizim radarlı gemilerle gezdiğimiz denizlerde basit lastik bir botla hayatta kalmaya çalışan insanları görüyoruz." dedi.

"Bütün siyasi ve ideolojik düşüncelerimizi bir tarafa bırakarak şu gerçeği görmek zorundayız. Dünyanın doğusu ile batısı arasında çok ciddi ekonomik farklar söz konusudur." ifadesini kullanan Soylu, şöyle konuştu:

"Güvenlik, yaşam standartları anlamında büyük farklılıklar var. Oysa insanlık bileşik kaplardaki su gibidir. Mutlaka bir şekilde dengeye gelmeye çalışacaktır. Dolayısıyla bu şartlar, yani batı ile doğu arasındaki bu eşitsizlik eşitlenmedikçe, en azından doğuda sivillerin can güvenliği sağlanmadıkça bu sahneler kendiliğinden bitmeyecektir. Buradaki herkes, bütün sahil güvenlik birimleri çok iyi niyetle, bütün tedbirleri alsalar bile bu sorunun sizlerin boyunu aşan, bu meselenin boyunu aşan bir tarafı olduğu aşikardır, açıktır. Biz Aylan bebeği unutmuyoruz. Biz sahil güvenlik mensuplarımızın, jandarmalarımızın, polislerimizin kah kıyılarda kah denizlerde ellerini uzatıp hayatlarını kurtarmaya çalıştığı ya da cansız bedenleriyle karşı karşıya olduğu insanları unutmuyoruz. Hayatımızın bir sonu olduğunu, bizden sonra gelecek nesillere sorumluluk içerisinde dünya bırakma sorumluluğu içerisinde olduğumuzu en iyi sizler bilirsiniz. Dünya maalesef şu anlattığım tablo içerisinde bir çılgınlık halindedir. Dönüp ne aynaya bakmaktadır ne de 'Acaba ne oluyor, biz bunun neresindeyiz, nasıl çözebiliriz' diye anlayışla karşı karşıyadır. "

Soylu, hiç kimsenin 21. yüzyılı böyle hayal etmediğini aktararak, okul yıllarında dünya savaşları okutulurken, bunların hep tarihte kaldığını düşündüklerini ama o gün yaşanılanlardan çok daha dramatik, insanın içini acıtan ve insanlığı hatırlatan tabloları gördükçe üzüldüklerini dile getirdi.

Farklı kültürlerden, medeniyetlerden, düşüncelerden gelen insanlar olarak, bunun bir ortak sorun olduğunu, bu sorun karşısında herkesin dünyaya söyleyecek bir sözü bulunması gerektiğini hatırlatmak için ifade ettiğine dikkati çeken Soylu, ekonomik farklılıkları giderip, savaşların durdurulması gerektiğini söyledi.

Çatışma ve şiddeti, fakirliği dünyanın bir yerine hapsetmenin mümkün olmadığını, artık hep birlikte görülmesi gerektiğini anlatan Süleyman Soylu, dünyanın güzelliklerini paylaşmaya mecbur olunduğunun kabul edilmesi gerektiğini bildirdi.

"Bu dönemde geçişler yüzde 98'lik bir düşüşle 20 bin 364'e gerilemiştir"

Türkiye'nin sahil güvenlik konusunda iş yükünün fazla olduğunu ifade eden Soylu, uyuşturucu, sigara, tarihi eser ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele ettiklerini dile getirdi.

Soylu, göçmen kaçakçılığıyla mücadele ederken "Sadece karşı kıyıya geçmesinler" mantığıyla hareket etmediklerini belirterek, şöyle konuştu:

"Önemli olan hem o insanların denizden sağ kurtulması hem de yasa dışı bir durumda kalmamalarını sağlamaktır. O insanların denize inmelerini engellemektir. Jandarma ve emniyet güçleriyle sahil güvenlik güzel bir koordinasyon içinde hareket etmektedir. Uluslararası Göç Örgütü'nün verilerine göre 2015 yılında Yunanistan tarafında 853 bin 650 olan düzensiz göçmen yakalaması alınan tedbirlerle 2017 yılının sonlarına geldiğimiz bu dönemdeki burada samimiyetimizi, Türkiye'nin sözlerine ve ahitlerine bağlılığını, Türkiye yalnız kalsa da verdiği sözün kendisi için ne kadar büyük bir anlam olduğunu, uluslararası alanda verdiğimiz sözü yerine getirmek için ortaya koyduğumuz gayretin ve samimiyetin büyüklüğün ifade etmek istiyorum geçişler yüzde 98'lik bir düşüşle 20 bin 364'e gerilemiştir. Bir günde 9 bin 800 kişinin geçmesinden 2017 ortalaması ki bizim için büyük bir rakam olan günde 70'e gerilemiştir. Merkezi ve Batı Akdeniz rotası olarak bilinen hatlardaki hareketlilik dikkat çekici. Merkezi Afrika rotası olarak bilinen Afrika'dan İtalya'ya geçişin 107 bin 28 olduğu, Batı Akdeniz rotası olarak bilinen Afrika'dan İspanya'ya geçişin 3 bin 845'ten 2017 itibariyle 12 bin 328 olduğu gözlenmektedir. Düzensiz göç rotalarının Doğu Akdeniz ve Ege'de aldığımız tedbirler neticesinde kısmen, o kadar olmasa da İtalya ve İspanya hattına biraz kaydığı anlaşılmaktadır. Düzensiz göç rotalarının Doğu Akdeniz ve Ege'de aldığımız tedbirler neticesinde kısmen, o kadar olmasa da İtalya ve İspanya hattına biraz kaydığı anlaşılmaktadır. Düzensiz göçle mücadeleye destek vermek için 2016 yılından beri Ege'de görev yapan NATO unsurlarının artık burada aldığımız tedbirlerle çekilme zamanı gelmiştir. Bana göre Deniz güvenliği açısından bunun elbette ki daha doğru adımlarını hep birlikte atacağız."

"Sanki birileri düğmeye basmış gibi..."

Türkiye'nin sahil güvenlik yükünün fazla olmasının sadece Ortadoğu'ya komşu olmasından kaynaklanmadığına işaret eden Soylu, bu durumun deniz envanterinin fazla olmasından kaynaklandığı söyledi.

İstanbul ve Çanakkale boğazlarının muhteşem iki eser olduğuna değinen Soylu, bu iki eserin doğu ile batı arasında geçiş yolları üzerinde durmakta olduğunu, bunların sağladığı güçlü bir denizcilik birikimine sahip olduklarını ifade etti.

Ağustosta bir ay süreyle Karadeniz'de birden bire bir hareketlilik başladığının altını çizen Soylu, "Sanki birileri düğmeye basmış gibi başlayan hareketlilik Türk Sahil Güvenlik ekipleri, jandarma ve emniyet teşkilatı ile diğer devletlerin işbirliğiyle kısa sürede kontrol altına alındı, güvenlik sağlandı. Birden bire Karadeniz'e göçmen akımı başlayıp Romanya'ya doğru gidişler oldu. Hemen bir araya gelip koordinasyonu sağladık. Tedbirlerle çok kısa süre içerisinde geçişi sıfırlama imkanına sahip olduk. Bunda Ege ve Akdeniz'de aldığımız tedbirlerin, tecrübelerimizin çok büyük etkisi var." değerlendirmesinde bulundu.

Politika, siyaset, ekonomik dengelerin uğraş alanları içerisinde olduğunu belirten Soylu, insanlığın deniz kirliliği konusunda sorumsuz davranmaya devam ederse gelecekte ne denizin kokusunu duyulabileceğini ne de ondan lezzet çıkarılabileceği uyarısında bulundu.

"Haliç'i temizlemeyi başardık"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde bir çok önemli işe Haliç'i temizlemeyi de eklediğini anlatan Soylu, " Cumhurbaşkanımıza İstanbul'a böyle bir güzelliği yeniden kazandırdığı için hem denizciler hem çevre hem de dünyada güzelliklerle buluşmayı hak eden insanlık adına teşekkür ediyorum. Büyük bir ekonomik maliyete katlandık, Haliç'i temizlemeyi başardık. O tahribatın etkileri yüzde 100 silinmiş değildir ama büyük oranda başarı elde ettik. Bu hatayı Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de tekrarlamak istemiyoruz." dedi.

Deniz kirliliğinin evsel, endüstriyel, tarım faaliyetleri ve gemilerden atılan atıklar nedeniyle oluştuğuna dikkati çeken Soylu, insanlığın anlaşılmaz bir şekilde denizlere karşı savaş açmış gibi davrandığını belirtti.

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeye yakışır şekilde ciddi bir denetim ve hassasiyet içerisinde olduklarını anlatan Soylu, "Sahil güvenlik komutanlığımız eliyle son iki yılda deniz çevresinin ve kaynaklarının korunmasına yönelik 4 bin 500 olayda 11 milyon 736 bin lira, yani yaklaşık 2.7 milyon avro ceza kesilmiştir." diye konuştu.

Hedeflerinin, deniz kirlendikten sonra ceza kesmek değil kirlenmeyi engellemek olduğunu aktaran Soylu, şunları kaydetti:

"İnsanlara doğru alternatifler imkanlar sunmak gerekir. Tekne sahiplerine 'sintineyi denize basma' dediğimizde onlara bunu boşaltabilecek tesisler vermeliyiz. Küçük teknelerin deniz kirliliğine sebep olan atıklarını kontrol altına uygulamayı hedeflediğimiz mavi kart uygulaması başlattık. Bu sistem atık takip sistemidir. Dünyada da tektir. Küçük teknelere 'mavi kart' diye isimlendirdiğimiz küçük kart veriyoruz. Buna karşılık liman ve marinalarda kurulu atık boşaltma merkezlerimiz var. Elektronik sisteme entegre olan bu kartlar sayesinde küçük teknelerin limanda kurulu bu merkezlere atıklarını boşaltmalarını sağlıyoruz, bunu denetliyoruz. Bu denetimlere teknelere yanaşmadan atık verme frekansını takip ederek elektronik ortamda yapabiliyoruz. Toplanan atıkları envanter bilgilerini çıkartabiliyoruz. 78 kıyı tesisinde, 43 özel marinada, belediyelerin işlettiği 15 marinada, 20 balıkçı barınağı olmak üzere 156 noktada mavi kart otomasyon sistemi kurulmuştur. Bu çok önemli bir başarıdır. Sistem kapsamında 29 bin kart dağıtılmıştır. Yani 29 bin tekne bu sisteme dahil edilmiştir."

Soylu, bu dünyada ortak hedefler ve vizyonlarının olması gerektiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'yi tanımlarken hep Avrupa'nın dışında tutmak istediler. Ortadoğu sınırlarını Türkiye sınırları üzerinden kurmak istediler. 21. yüzyılda bunun böyle olmadığını hepimiz gördük. Bu sadece Türkiye için değil sınırların ortadan kalktığı bütün dünya ülkeleri için geçerlidir. Herkes 'dünyada deniz yok. Denizlerden ulaşım olmaz. Kara sınırlarını tutarsak düzensiz göçleri engelleyebilen imkanına sahip olabiliriz" zannetti. Bunun böyle olmadığını gördük. Sadece İran'da 2.5 milyonun üzerindeki Afgan, batıya göç etmeyi bekliyor. Bunlar karadan, denizden eğer imkan bulabilirlerse havadan göç edebilmek için ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koyacaklar."

"Bu konuda büyük bir yardım alıyor falan değiliz"

"Eğer batı ile doğu arasındaki bu eşitsizlik acımasız şekilde devam ederse gelişmiş batı ülkelerinin liderleri kendi konularına 'acaba bu göçle biz nasıl uğraşırız' diye başlık yapmaktan hiçbir zaman kendilerini alıkoyamazlar." diyen Soylu, şöyle devam etti:

"Bunu hep barebar iyi paylaşmalıyız. Ülkelerimizin temel konusu haline getirmek zorundayız. Türkiye bir sorumluluk ortaya koyuyor. Biz sahil güvenliklerimizle gerekli sorumluluğu ortaya koymazsak açık şekilde ifade edeyim bir günde batıya 15-20 bin insan geçmesi hayal değildir. Kimse kusura bakmasın. Bu konuda büyük bir yardım alıyor falan değiliz. Bu konuda büyük bir yardım ediyorlar falan değil. Kendi imkanlarımızla, kaynaklarımızla bunları sağlamaya çalışıyoruz. Öyle bir iki bot desteğiyle bu olabilecek, yapılabilecek işler değildir. Bugün birtakım teknolojilerden istifade ediyoruz. Terörle mücadeleden insansız hava araçlarından istifade ediyoruz. Dünyanın bakması gereken vizyon şurasıdır. Artık denizler düzensiz göç konusundaki en önemli alanlardır. Buraya bugüne kadar baktığımızdan çok daha önemli tedbir almak dünyanın ortak sorunudur. Bunu hep beraber çözmek durumundayız. Bu konuda Türkiye'nin tecrübelerini bütün dünya iyi tahlil ve tespit etmek, elde ettiği sonuçları iyi analiz edip uygulamaya koymak durumundadır. Bu tecrübe her zaman gelişebilecek tecrübe değil ve gelecek dünyasının bize hangi riskleri önümüze koyabileceğini hiç birimiz biliyor ve tahmin edebiliyor değiliz."

Soylu, Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin ilgili vizyonu ve hedefinin temiz bir Akdeniz olarak tarif etmenin anlamlı bir yaklaşım olacağını bildirdi.

Akdeniz'in aynı zamanda uyuşturucu taşıma rotası olduğunu vurgulayan Soylu, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu yaz güçlü iş birlikleri sayesinde nesillerimizi zehirlemeye çalışanlara karşı hep birlikte çok önemli başarılar kazandık. Denizin içerisinde bu zehri kimin, nasıl, nereye ve ne kadar taşıdığını yakalayabildiklerimiz kadar biliyoruz. Bunun için burada istihbarat iş birliğimiz bizim açımızdan çok önemlidir. Akdeniz ülkeleri sadece uyuşturucunun taşınmasına ilişkin sorumlu değil aynı zamanda nesilleri uyuşturucu konusunda ciddi tehdit altındadır. Hepimiz hedef ülkeyiz. Özellikle bizim ülkemiz batıdan kimyasal uyuşturucuların, doğudan ise doğal olarak uyuşturucuların hedef ülkesi konumundadır. Taşıma konusundaki mesele zaten hepimizin bilgisi dahilindedir. Akdeniz'in temizliği dışında uyuşturucu konusunda da yapacağımız işbirliği insanlığa büyük bir katkı olacaktır."

Soylu'nun konuşmasının ardından forumun 2017 dönem başkanlığı görevini yürüten Türk Sahil Güvenlik Komutanı Vekili Tuğamiral Bülent Olcay tarafından dönem başkanlığı süresince icra edilen faaliyetlere ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Forumda ayrıca katılımcı ülkeler tarafından "Deniz kirliliğinin önlenmesinde en iyi sahil güvenlik uygulamaları" konusunda sunum yapıldı.

Türkiye ile Fransa arasında dönem başkanlığı devir teslim töreninin yapıldığı ve 13 ülkeden üst düzey sahil güvenlik komutanları ile uluslur arası kuruluş temsilcilerinin katıldığı forum, yarın sona erecek.

http://www.denizhaber.com.tr/6-akdeniz-sahil-guvenlik-faaliyetleri-forumu-gerceklesti-haber-76986.htm Mesajı Paylaş

Donanma

Sahil Güvenlik Komutanlığı 2015-2019 Stratejik Planı:

http://www.sahilguvenlik.gov.tr/orta/strateji2014.pdf Mesajı Paylaş

Donanma

2014 yılı itibariyle Sahil Güvenlik Komutanlığı tekne envanteri (Kaynak SGK Stratejik Plan)

- 4 adet Dost sınıfı açık deniz sahil güvenlik gemisi
- 8 adet 600 sınıfı sahil güvenlik gemisi (Proje halinde)
- 4 adet Sat 35 sınıfı sahil güvenlik botu
- 18 adet 80 sınıfı sahil güvenlik botu
- 10 adet Sat 33 sınıfı sahil güvenlik botu
- 10 adet Türk tipi sahil güvenlik botu
- 13 adet Kaan 33 sınıfı sahil güvenlik botu
- 9 adet Kaan 29 sınıfı sahil güvenlik botu
- 44 adet arama/kurtarma botu-peyderpey devreye giriyorlar (20+24 adeti proje halinde)
- 9 adet Piket tipi sahil güvenlik botu
- 10 adet Kaan 19 tipi sahil güvenlik botu (8 adeti proje halinde)
- 18 adet Kaan 15 tipi sahil güvenlik botu
- 10 adet yeni tip SAGET botu
- 25 adet SAGET botu
- 10 DEGAT dalgıç botu
- 48 adet kontrol botu

- 3 adet CN-235 sahil güvenlik uçağı
- 6 adet orta/ağır sınıf helikopter (proje halinde)
- 14 adet AD 412 EP arama/kurtarma helikopteri

- 8 adet Mobil radar (+ 4 adet proje halinde) Mesajı Paylaş

Donanma

Sahil Güvenlik Komutanlığı Stratejik Planına göre 2019 yılı hedefleri:

- 8 adet sahil güvenlik gemisi
- 93 adet sahil güvenlik botu
- 112 adet küçük sahil güvenlik botu

- 6 adet İHA
- 3 adet sahil güvenlik uçağı
- 20 adet sahil güvenlik helikopteri

-12 adet mobil sahil gözetleme radarı Mesajı Paylaş

ocay

Bazı hedefler tutmayacak..

 600 sınıfı sahil güvenlik gemisi proje seçimi yapılmadı; SG helikopteri şu an sil baştan en başa döndü. İHA için geç değil peynir ekmek gibi üretiyoruz artık.

44 adet SAR botu projesinde, AB Fonları ile 6 tane DAMEN botu gelince sayı 38'e indirildi diye duydum.

Yeni nesil mobil sahil güvenlik radarı IDEF-17'de idi; onda da AB fonları kullanıldı diye biliyorum

SGRS Projesinde ilk bölge kabulleri yapılmaya başlandı diye biliyorum. Mesajı Paylaş

Defence

Kaan-29, Kaan-34, Sat-33, Sat-35 ve 80 sınıflarına Temren atabilir Bora fırlatıcısı (Temren+Stinger+12.7 mm makineli tüfek) monte edilirse, Ege ve kıyı sularımızda ciddi bir kuvvet çarpanı elde ederiz. 16-20 km. menzilli yüzey-yüzey, 8 km. menzilli yüzey-hava ve öz savunma için 12.7 mm. makineli tüfek hasım tekne ve helikopterlere karşı bariz bir üstünlük sağlar. Mesajı Paylaş

HDS

Tamam füze bol da, bize bu platformlardan salınıp toplanabilecek Scaneagle gibi bir şeyler gerek. O yok ve hiç ufukta bir şey de yok. Mesajı Paylaş

Merkator

O halde bir mühendisimizin hayatını kaybettiği Vestel katapult kazasını nasıl yorumluyorsunuz sayın HDS? Eğer katapult Karayel içinse bu müthiş bir haber, eğer başka bir proje içinse bu da Sacaneagle benzeri bir ürün üzerinde çalışıldığını göstermez mi? Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter