MoShip ve RatShip Denizaltı Kurtarma Ve Yedekleme Gemileri

Başlatan Elçibey, Eki 04, 2015, 03:01 ÖS

« önceki - sonraki »

Atılgan

TCG Alemdar, 28 Ocak C.tesi günü Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim ediliyor

14 Ocak tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edilecekken, Anayasa görüşmeleri nedeni ile teslim töreni ertelenen Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi TCG Alemdar 28 Ocak Cumartesi günü düzenlenecek törenle Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek.

Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi TCG Alemdar, sahip olduğu derin su kurtarma araçları ile denizaltının kaza yapması veya arıza nedeniyle su yüzeyine çıkamaması durumunda denizaltının yaşam desteğinin sağlanması, azami 72 saat içinde ve 600 metre derinliğe kadar denizaltıdan personel kurtarma, yara alan, kaza/arıza yapan gemilerin kurtarılması, su altı onarım ve enkaz çıkarma gibi su altı çalışmaları gibi görevleri gerçekleştirecek. Mesajı Paylaş

nokta

TCG IŞIN (A-583) Deniz Kuvvetlerine Teslim Edildi


A-583 TCG IŞIN, Kurtarma & Yedekleme Gemisi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edildi. Kuvvet, 31 Mart 2017 tarihinde yaptığı açıklamayla, TCG IŞIN (A-589) kurtarma gemisinin, 38 yıllık hizmetini müteakip hizmet dışına ayrıldığını duyurmuştu. Yaklaşık 68 metre boyunda ve 14 metre genişliğinde olan, 94 personelin görev alacağı "A 583 IŞIN", ihtiyaç duyulması halinde, yara alan, karaya oturan ya da arıza yapan gemilerin kurtarılması, su altı onarım ve enkaz çıkarma gibi çalışmalar yapacak. Gemi, denizaltılarda kaza ya da arıza meydana gelmesi halinde de 600 metre derinliğe kadar denizaltı personeline yaşam desteği sağlayacak. "A 583 IŞIN", gemi yangınlarının söndürme çalışmalarına da destek verecek

http://www.c4defence.com/Gundem/denizde-ikinci-isin-donemi/4687/1 Mesajı Paylaş

delidumrul

Hayırlı uğurlu olsun vatana millete.Gönül ister ki ihtiyaç hiç duyulmasın lakin yokluğu da ayrı bir çile. Mesajı Paylaş

radar

Bu ülkede çok şeylerin değiştiği kesin. Baksanıza eskiden donanmaya bir gemi katılsa düğün dernek ile kırk gün konuşulur, kıyamet kopardı. Şimdi neredeyse parmaklarının uçlarına basarak yapıyorlar bu işi. Savunma forumları olmasa ruhumuz duymayacaktı. Mesajı Paylaş

Observer

TCG IŞIN'ın Teslim Töreni

Kurtarma ve Yedekleme Gemisi TCG IŞIN, 22 Temmuz 2017 tarihinde İstanbul Tersanesi Tuzla/İSTANBUL'da Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Hasan Şükrü KORLU ve çok sayıda davetlinin katıldığı bir törenle İstanbul Denizcilik Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmiştir.

TCG IŞIN, denizde kazaya uğramış ve batmış uçak, gemi, denizaltı vb. enkazları tespit, teşhis ve kurtarmaya yönelik donanımla teçhiz edilmiştir. Üzerine konuşlandırılacak modern seyyar kurtarma sistemleriyle 3000 metre derinliğe kadar enkaz kurtarma imkân ve kabiliyetine sahiptir.

TCG IŞIN, 1943 yılında yaşanan Refah faciasında şehit olan Deniz Yüzbaşı Zeki IŞIN'dan ismini almıştır.

http://www.tsk.tr/TSKdanHaberler/Haber_242 Mesajı Paylaş

hergeleci

#20
Eki 01, 2017, 10:17 ÖS Last Edit: Eki 01, 2017, 10:20 ÖS by hergeleci
Bu arkadas dronuyla bayagi guzel isler cikariyor. TCG-ISIN'i goruntulemis:

https://www.youtube.com/watch?v=R_Vqi7CCYdg
https://www.youtube.com/watch?v=m8eI0HddeRw
https://www.youtube.com/watch?v=7t1wbD1PC9w

Bu arada izlerken dikkatimi cekti bayagi karmasik bir sistem gibi duruyor. Mesajı Paylaş

HDS

Ana gemi Alemdar ve Akın ve Işın yardımcı gemiler gibi adlandırılsalar da çok çok çok sofistike karmaşık bir işin birbirine el veren, görev paylaşımı yapan gemileri bunlar. Yani kısaca Akın ya da Işın "Abi yardım lazım mı?" diyecek bir figüran değil.

Alemdar'ın asıl farkı NATO ya da Amerikan Denizaltı Kurtarma Batiskafı'nı (NSRS mesela) kullanabilmesi. Yani bir "acil durum" sinyali alınır ise Akın ve Işın hemen topuklayıp gidip ilk aramayı yapacak, denizaltının tam yerini tespit edecek, yapabiliyor ise kurtarmayı yapacak, dalgıç sevk edecek vs vs. Bu arada da Alemdar Avrupa'da konuşlu duran ve hava yolu ile muhtemelen en yakın havalimanına inen NSRS'i yüklenecek ve sonrasında olay yerine intikal edecek. Akın ve Işın'ın tespit edip ilk müdahalede bulunduğu denizaltıya eğer gerekiyor ise batiskaf ile ve ilave kurtarma çanı ile müdahale edecek.

Akın ve Işın bu sebeplerle çok karmaşık sistemlere sahipler. 207 metreye kadar üzerlerindeki ROV ve çan ile tespit ve mümkün ise kurtarma, olmadı Alemdar gelinceye kadar ikmal ve en önemlisi havalandırma yapabiliyor. Alemdar ise çok daha heybetli, NSRS'i her hava şartında çalıştırıp ikmal edip, çıkan personeli basınç odasına alıp 5 kişilik yoğun bakım tesisinde tedavi etme ya da hızlıca helikopterle tahliye etme kapasitesi var.

Çok çok kabiliyetli gemiler, iyi ki de varlar.  ;) Mesajı Paylaş

hergeleci

Hocam tesekkurler. Bu gemilerin dizayni yerli mi yoksa yardim aldik mi? Mesajı Paylaş

hergeleci

TRT Haber'in TCG Alemdar ile ilgili haberi

https://www.youtube.com/watch?v=gpMkrzZr3wk Mesajı Paylaş

nokta

TCG Akın envantere girdi

İstanbul Tersanesi'nin inşa ettiği TCG AKIN (A-584) Kurtarma ve Yedekleme gemisi bugün İstanbul'da gerçekleştirilen törenle Türk Deniz Kuvvetlerine törenle teslim edildi. Savunma Sanayii Müsteşarlığı resmi hesabından bir tweet yayınlayarak teslimatı duyurdu. Aynı maksatla kullanılan TCG IŞIN gemisi Temmuz ayında Deniz Kuvvetleri envanterine katılııştı.

TCG AKIN, kasım ayında envanterden çıkan TCG Akın yerine görev yapacak. Emekliye yeni ayrılan TCG AKIN Gemisi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na 47 yıl hizmet etmişti.  2. Dünya Savaşı sırasında ABD'de USS Greenlet adıyla inşa edilen denizaltı arama kurtarma gemisi, 1970 yılında Türk donanmasına katılmıştı

http://www.c4defence.com/Gundem/eski-akin-gitti-yenisi-geldi/5412/1 Mesajı Paylaş

Atılgan

Kurtarma filosu TCG Akın ile güçlendi

Denizaltı filosunu her geçen gün güçlendiren Türk Deniz Kuvvetleri, en modern kurtarma gemilerini de bünyesine katıyor. İstanbul Tersanesi'nde inşa edilen TCG Akın'ın donanmaya katılmasıyla TCG Işın ve TCG Alemdar'dan oluşan üç gemilik filo bölgenin en güçlüsü oldu.

2020 yılında hizmete girmesi planlanan gelişmiş teknoloji ürünü Reis sınıfı denizaltıların inşası sürerken, Türkiye Akdeniz çanağının en güçlü denizaltı kurtarma filosuna sahip oldu. Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından İstanbul Tersanesi'nde yaptırılan ikinci denizaltı kurtarma ve yedekleme gemisi TCG Akın (A-584), törenle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine katıldı.

Törene Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal, Donanma Komutanı Koramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kuzey Deniz Saha Komutanı Tümamiral İskender Yıldırım, Savunma Sanayi Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel ve İstanbul Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Şener katıldı. Geminin donanmanın gücüne güç katacağını söyleyen Koramiral Adnan Özbal, Türk denizcilerin vatan savunması için her türlü fedakarlığı göstereceğini belirtti.

Donanmanın göz bebeği

Ana görevi batan denizaltıları ve mürettebatını kurtarmak olan TCG Akın'ın su üstü gemilerine de yardım edebileceğini belirten İstanbul Tersanesi Genel Müdürü Dr. Tarık Var, "Dünyada özel amaçlı savaş gemisi üretebilen 10 ülke arasındayız. TCG Akın'da çok simli iskandil, aktif sonar, akustik izleme yakalama sistemi, su altı telefon sistemi, uzaktan kumandalı sualtı ROV aracı, yandan taramalı sonar, atmosferik dalış elbisesi (ADS), dört noktadan sabitleme sistemi, altı kişilik basınç odası, 88 ton çekim gücü bulunuyor. 650 metre derinlikte mahsur kalan bir denizaltıya yaşam desteği sağlayabiliyor. Rusya, ABD ve İngiltere gibi ülkelerle yarış edebilecek denizaltı kurtarma filosuna sahip olmanın gururunu yaşıyoruz" dedi. Törenin ardından Deniz Yarbay Cenk İlgü, TCG Akın'ın komutasını aldı. Yemin ederek gemiyi devralan Yarbay İlgü, "Türk donanmasının göz bebeği gemimi ve personelimi her an harbe hazır tutmak için en yüksek çabayı göstereceğim. TCG Akın ile Türk sancağını denizlerde şerefle dalgalandıracağım" diye konuştu.

http://www.denizhaber.com/deniz-kuvvetleri/kurtarma-filosu-tcg-akin-ile-guclendi-h73139.html Mesajı Paylaş

Alkyone

Türkiyenin Derin Deniz Aracı İhtiyacı: Denizaltı Kurtarma


2016'nın son günlerinde, İstanbul Tuzla'da inşa edilen (TCG Alemdar) ve iki yardımcısı (TCG Akın ve TCG Işın) ile birlikte üç gemiden müteşekkil olan Donanmanın yeni Denizaltı Kurtarma gemileri için tamamen milli olarak tasarlayıp ürettiğimiz donanımların son kabûl çalışmalarını tamamlayabilmek amacıyla sabahtan geceyarısına kadar süren seyir tecrübelerinden birine katılınca, TCG Alemdar'ı daha yakından inceleyebilmek de nihâyet mümkün hâle gelmişti.

Projenin önemli sayılabilecek yerli katkı taraflarından birini meydana getirdiğimiz için neredeyse en başından itibaren konuya dâhil olduğumuzdan, çalışma süresince yaşananları da doğrudan gözlemleyebilme ve üstelik tamamen bizim dışımızda cereyan eden bâzı olaylardan ciddi seviye maddi zarar görme imkânına(!) da sâhip olmuştuk.

Zâten daha önce kısaca ele alındığı üzere şirketin tasfiyesi ile ilgili karar verildikten sonra yaptığımız üretimler de bu gemilere teslim edilen son ürünlerle birlikte noktalanacaktı.


Resim.1) Denizaltı Kurtarma Gemisi TCG Alemdar.[2]
Kıçtaki büyük A-çerçeve matafora DEKA'yı denize indirip almak, sancak vasattaki iki küçük A-çerçeve ise çanlar için.
Fakat ne yazık ki geminin kendine ait bir DEKA'sı mevcut değil!

Denizaltı Kurtarma Gemisi (DKG) projesi her ne kadar Donanmanın kullanımı için hazırlanmış bir askeri çalışma olsa da doğrudan bir savaş gemisi değil de yardımcı sınıftan araçlardan oluştuğu için kamuoyu tarafından pek ilgi görmedi ve gözlerden uzak kaldı da denilebilir.
Diğer taraftan bu tür bir gemiyi tasarlayıp inşa etmek, bilhassa bazı açılardan son derece güç mühendislik çözümlerine ihtiyaç gösterdiğinden ortalama bir savaş gemisinden daha zorlu bir proje olarak da değerlendirilebilir.

DKG(1) projesini öne çıkartan birkaç çok önemli noktaya kısaca değinmek gerekirse:

  1- Söz konusu çalışma rahatlıkla, bugüne kadar Türk özel tersanelerinde gerçekleştirilmiş en zorlu proje olarak değerlendirilebilir.

  2- Tasarım ve mühendisliğin (bildiğim kadarıyla) tamamen milli olarak gerçekleştirilmesi açısından bu proje eşsiz olarak kabûl edilebilir. Örneğin şu anda başka bir tersanede inşası devam eden tayyare gemisi yaftalı havalı proje, tasarım üzerine taharet musluğu ilavesi gibi bazı yerli mühendislik katkıları(!) sayılmazsa olduğu gibi ithâl olduğu için, bu açıdan DKG'nin vardavelası etmez... Bu arada denizaltı kurtarma gemilerinin tasarımını yapan hiç kimseyi şahsen tanımadığımı belirtmeliyim ki bu hususta tarafsız olduğum anlaşılabilsin.
 3- Bu gemiler ile birlikte yakın tarihte ilk (ve görülebildiği kadarıyla şimdilik son!) kez bir askeri projede alman motor sömürüsü kırılmış oldu ki başlı başına önemli bir hareketti. Projede tersanenin de ciddi bâzı kusurları oldu ama bu tercihleri bile tek başına takdire şâyan bir hareketti!
 4- Diğer taraftan, bilhassa yukarıdaki madde 2 ve 3'ün etkisiyle bu proje çok büyük darbeler de yemedi değil. Gerek milli tasarım ve mühendislik kullanılması ve gerekse gemiler için alman motorları satın alınmaması sebepleriyle, malûm ülkeler ve içerideki işbirlikçileri vasıtasıyla proje ciddi şekilde baltalandı ve çeşitli dümenlerle proje durma, tersane de batma noktasına getirildi! Genelağ ortamında bu meselenin ayrıntılarına girmek uygun olmaz ama bizim gibi alt yükleniciler bile bu durumdan ciddi zararlar gördü ve hatta bugün bile hâlâ görmeye devam ediyor...

Dumlupınar

Denizaltıcılığın başlamasıyla birlikte, doğal olarak denizaltıların çeşitli sebeplerle batmasının ve mürettebatın kurtarılmasına yönelik çabaların tarihi de başlamış oldu. Geçen zaman zarfında dünyanın pek çok bölgesinde ve Türk sularında da çok sayıda kâza meydana gelmiş kimi zaman kurtuluşlar mümkün olabilmişse de konunun tabiatı gereği sıklıkla kurtuluş mümkün olamamıştır. Ve kazalar kaçınılmaz olarak devam edecektir...

Bizim tarihimiz açısından bu husustaki en acı örnek olarak 4 Nisan 1953'de, gece 02:10 civarında Çanakkale Boğazında, bir İsveç bandıralı yük gemisiyle çatışarak Nara Burnu açıklarında batan TCG Dumlupınar'ın(3) hikâyesi olsa gerektir. Bu kaza esnasında güvertede bulunan sekiz mürettebatın üçü pervanelere sürüklenerek hayatını kaybetmiş beşi ise kurtulmuştu. Baş omuzluk civarında ağır bir yara alan Dumlupınar hızla su almaya başladı, kısa bir süre sonra da santral civarında bir de patlama meydana geldi.


Yine de mürettebatın yirmiikisi kıç torpido dairesinin sugeçirmez mukavim kaportasının ardına sığınarak hayatta kalmayı başarmıştı. 85m civarında 15derece sancağa meyilli şekilde dibe oturan Dumlupınar'da hayatta kalanlar acil durum şamandırasını bırakarak bir süre suüstü ile haberleşmeyi sağlayabildilerse de daha sonra şamandıranın teli koptu ve haberleşme de kesildi. Bölgeye gelen Donanmaya ait Kurtaran gemisi ile üç gün kadar sürdürülen kurtarma denemeleri muhtelif sebeplerle başarılı olamadı.

DEKA: Denizaltı Kurtarma Aracı

1939'da yeni geliştirilen bir sınıfın öncülerinden olan Squalus adlı ABD denizaltısı 19. seyir tecrübesi esnasında 74m suda battı. Dalışa geçildiğinde makina dairesinin hızlı bir şekilde su almasıyla gerçekleşen bu kazada 59 mürettebatın 26'sı hemen öldü fakat kalanlar baş sugeçirmez bölmeye girerek hayatta kalmayı başardı.

Kaza planlı bir seyir tecrübesi esnasında gerçekleştiğinden yeri belli olan denizaltının hayatta kalan mürettebatı daha sonra kurtarma gemisinden indirilen çan [Resim.2] ile yüzeye çıkartılabildi ki bu harekât günümüze kadar uygulanabilen ve gerçek şartlarda icra edilebilen ilk ve son(!) başarılı denizaltı kurtarma faaliyeti olarak tarihe geçmiştir. Squalus, genel tasarım nitelikleri açısından batan TCG Dumlupınar'ın atası ve eşdeğeriydi.


Resim.2) Squalus denizaltısından kazazedelerin dalış çanı ile kurtarılması, Mayıs 1939.


ABD'de 1960'larda kaybedilen iki nükleer denizaltıdan sonra kurtarma felsefesinde belirgin bâzı değişikliklere gidilmeye de başlandı ve bu doğrultudaki çalışmalara bağlı olarak geliştirilen DSVR(4) adı verilen ilk araç [Resim.3] 1970 civarında hizmete girdi. İki adet inşa edilen bu araçlar havadan kaza bölgesi yakınlarına nakledildikten sonra bölgedeki denizaltılardan birinin güvertesi üzerine bağlanarak kaza bölgesine gönderilebilen küçük denizaltılardı ve tek seferde 24 kazazedeyi taşıyabilmekteydi. Bu gelişmeyi dikkâtle izleyen diğer önde gelen denizaltıcı donanmalar da aynı yönde ilerlemeye başladılar ve kervana ilk dâhil olan da köklü bir denizaltıcı geleneğe sahip İsveç [Çizelge.1] oldu; kendileri tarafından tasarlanıp inşa edilen URF adlı DEKA 1978'de hizmete alındı.

Onu da İngiltere tâkip etti ve Kuzey Denizindeki petrol sanayinin kullanmakta olduğu mevcut ticarî teknoloji temel alınıp uyarlanarak geliştirilen LR5 1983'de hizmete girdi. URF ve LR5, DSRV'den farklı olarak denizaltılar üzerinden değil gemiler üzerinden kullanılmak üzere tasarlanmıştı. 1980'lerde SSCB'de de çalışmalar hızlandı ve zamanla [Çizelge.1] üzerinde görülebileceği gibi diğer ülkeler de bu teknolojiye yatırım yapmaya başladı.


Resim.3) ABD'nin birinci nesil denizaltı kurtarma araçlarından Mystic adlı DSRV I, Los Angeles Sınıfı denizaltının güvertesine bağlı halde iken. Araç bu şekilde doğrudan dalmış durumdaki bir denizaltı üzerinden kullanılabilmek için tasarlanmıştı.

DSRV (ABD) ve LR5 (İngiltere) için öngörülen faydalı kullanım ömrü on sene kadar önce dolduğu için ikinci nesil araçlar geliştirilmesi yönünde çalışmalar da sürdürüldü. ABD, SRDRS(5) tanımlamalı aracı geliştirip 2008'de hizmete aldı. İngiltere ise bu kez Fransa ve Norveç ile birlikte hareket ederek 2004'de üç ülke arasında imzalanan anlaşmayla geliştirme çalışmaları başlayan NSRS6 adlı sistemi birkaç sene sonra hizmete aldı. Her iki sistem de benzer işletme düzenine sahiptir ki üç temel safhadan meydana gelir:

- Keşif
- Kurtarma
- Dekomprasyon

Üç ülke tarafından yürütülen ve sahiplenilen NSRS [Çizelge.1] birbirinden bağımsız ve harekâta hazır iki eşdeğer sisteme sahiptir ve ihtiyaç hâlinde, hazır bekletildiği İskoçya'dan kolayca havadan ve karadan nakledilerek İngiltere, Fransa ve Norveçin denizaltı kurtarma gemileri üzerinden görev yapabilecek şekilde tasarlanmıştır.

Türkiye

Bugün için dünya üzerinde denizaltı işleten donanma sayısı kırkın üzerine çıkmış durumdadır. Fakat bu donanmaların ancak onüçü [Çizelge.1] tamamen kendilerine ait DEKA imkânına sahiptir. Ve bu ülkelerden de sadece sekizi [Çizelge.2] kendi DEKA'larını tasarlayıp inşa edebilecek teknolojik seviyededir.

Türkiye ise her ne kadar yazının başında konu olduğu üzere kendi Denizaltı Kurtarma Gemisi sistemini başarıyla tasarlayıp inşa edebilmiş olsa da söz konusu gemilerin en önemli bileşenini meydana getiren DEKA konusunda çok ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıyadır.

Doğrusu Akdenizin en büyük ve dünyanın sayılı denizaltı filolarından birine sahip durumda bulunan bir ülkenin söz konusu teknoloji ile ilgilenmemesi son derece şaşırtıcı bir durumdur. Bugün Türkiyenin MİLDEN projesi ile artık milli denizaltı inşa etme iddiasında olduğu (ki olması da gerekir) göz önüne alınırsa durumdaki çelişki daha da dikkât çekici hâle gelmektedir zirâ Milden'e giden yol; tasarım, mühendislik, malzeme ve imalât teknolojileri açısından DEKA'dan da geçmektedir. Üstelik bu tür bir teknolojiye nüfûz edebilmek, çok daha farklı alanlarda da söz sahibi olmanın ve ilerlemeler elde edebilemenin de kapısını açacak mahiyette olmasıyla ilk anda göründüğünden çok daha önemlidir.



Çizelge.1) Bugün itibarı ile kendi denizaltı kurtarma araçlarına sahip donanmalar ve kullandıkları araçlar. Üretici ayrıntıları aşağıdaki çizelgede görülebilir. Bu çizelgenin ilgi çekici noktalarından biri, sıralamadaki ülkelere ait denizaltıların (eğer beyan edilen bu değerler doğru ise) en fazla hangi derinlikte basınca dayanabileceklerini kabaca da olsa ifâde etmesi olarak gösterilebilir.


Çizelge.2) İlk çizelgedeki üreticilerin açıklamaları.

2004'de üç ülke tarafından başlatılan NSRS tanımlamalı projeye Türkiye de gözlemci olarak dâhil olmuş ve yeni denizaltı kurtarma gemilerini de bu araç ile birlikte kullanabilecek şekilde tasarlamıştı. Ve 2017'de Marmaris yakınlarında gerçekleştirilen bir Nato tatbikatında da TCG Alemdar İngiliz/Fransız/Norveç NSRS'si ve ABD çanlarıyla birlikte ilk çalışmaları icra etti.

Bununla birlikte böyle bir tercihin ülkenin çıkarları açısından mâkûl olarak değerlendirilebileceğini söyleyebilmek mümkün mü? Eğer günün birinde gerçek bir denizaltı kazası meydana gelirse dakikaların bile önemli olacağı böyle bir zamanda bahsi geçen ülkeler araçlarını gönderme karşılığında neler isteyecekler?

Aslına bakılırsa böyle başka devletlere ve milletlere yamanarak ve boyun eğerek işleri kolayca sürdürmeye çalışmak; hiç zahmete girmeden ve hiç çalışmadan ama çok rahat bir şekilde yaşama hayaliyle koca bir ömür tüketen insanların topraklarında beklenen bir eylem (daha doğrusu eylemsizlik) türü olduğu için pek de şaşırtıcı değil fakat o zaman bunun bedelini öderken de sızlanmamak gerekir...

Dumlupınar denizaltısındaki kazazedelerin, kıyıya çok çok yakın bir mesafede ve 85m gibi sığ sayılabilecek bir suda iken, üç gün süresince kurtarılamamasının gerçek sebebi de aslında işte tam bu noktada yatmaktadır. Umalım ki bugün üzerinde kendine ait bir DEKA'ya sahip olmayan dünyanın belki de tek Denizaltı Kurtarma Gemisine sahip olmamız sebebiyle, acı bir bedel daha ödemeyelim çünkü kök zihniyet 1953'de neyse şimdi de farklı değil.

Son olarak, ülkenin elindeki mevcut mühendislik ve üretim yetenekleriyle kendi sualtı aracı çözümlerini tamamen bağımsız olarak elde edememesi söz konusu bile değil iken, düzenin bu şekilde ilerliyor olmasının alenen yansıttığı üzere çok derin ve gözardı edilen bâzı sorunlara sahip olduğumuz ortadadır...

♦ Açıklamalar

1. DKG: Denizaltı Kurtarma Gemisi. Tabii, maalesef bu proje resmî olarak hangi akla hizmetse, aşağılayıcı ve utanç verici bir şekilde ingilizce(!) adlandırıldığı için başka kimsenin pek DKG diyeceği yok...
2. Balao Sınıfı bu denizaltı 1950'de ABD tarafından Türkiye'ye verilmiştir.
3. DSRV: Deep Submergence Rescue Vehicle / Derin Dalış Kurtarma Aracı
4. SRDRS: Submarine Rescue Diving and Recompression System
5. NSRS: Nato Submarine Rescue Service

♦ Kaynaklar

1. http://istanbulshipyard.com
2. Resim.1) http://istanbulshipyard.com/assets/frontend/img/yeni-insaa/askeri_gemiler/yardimcisinif_gemileri/snr_moship/detay.pdf
3. Manned Underwater Vehicles 2016 Global Industry Overview, 2017, William Kohnen
4. Submarine Escape and Rescue: a Brief History, 2008, Nick Stewart
5. The NATO Submarine Rescue System - NSRS Fact Sheet
6. Submarine Rescue Capability and Its Challenges, 2010, Koh Hock Seng - Chew Yixin - Ng Xinyun
7. http://www.newenglandhistoricalsociety.com/uss-squalus-rescue-world-awaits-news-sailors-fate/

Ana makale kaynağı:
http://uskudar.biz/savunma-sanayii/t%C3%BCrkiyenin-derin-deniz-arac%C4%B1-ihtiyac%C4%B1-denizalt%C4%B1-kurtarma Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter