Türkiye'nin Nükleer Enerji Çalışmaları

Başlatan Göktuğ, Haz 29, 2016, 01:44 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

BETONBEY

Belirli bir eksi dereceden sonra dışarıdaki klima motorları çalışmadığı için klimalar ısınmada çok efektif değiller diye biliyorum.

Ege, Akdeniz tamam da, karasal iklimin hakim olduğu yerlerde kışın -10,15 normal soğuklardır. Derece ne kadar düşerse verimde o kadar düşer. Velhasıl kelam ısınma konusunda sorunun olduğu yerde klima işe çok yaramıyorsa öbür taraflar zaten bir şekilde başının çaresine bakıyor.

Sonuçta mevcut altyapıyı yenilemek falan derken bu işin astarı yüzünden pahalıya gelir. Piyasadaki klimaların da ısıtma konusunda pek verimli olmadığı düşünülürse... Mesajı Paylaş

Alkyone

#91
Şub 07, 2018, 09:04 ÖS Last Edit: Şub 07, 2018, 09:06 ÖS by Alkyone
Manisa Soma da evler termal sıcak su ile bedavaya ısıtılıyor. Termal su çıkan bölgeler için birebir bir çözüm hatta bu kadar basit bir çözümü aslında yapay yollardan elde etmek münkün mü diye araştırmak lazım...


http://aa.com.tr/tr/turkiye/kizilcahamamda-yeni-termal-kaynak/1055702

Ankarada yeni bir kaynak çıkışı bulundu mesela bunu mahalleye sıcak su borularıyla dağıtacak şekilde tasarlasalar ya?? Mesajı Paylaş
Çoklar diye korkma
Azız diye çekinme...
Tonyukuk

putty

Mantolamayı ve izolasyonu güzel yaparsan evleri ısıtmak çok basit iş. Yeni binalarda TV yi açınca bile ev ısınıyor. Mesajı Paylaş

BATTLESTAR

@betonbey

Amerikanın gayet soğuk olabilen yerlerinde bile bu adamlar bu sistemleri nasıl kullanıyorlar acep ?

Diğer yandan bu  sistemleri havalandırmalarını borularla dışarıya vererek içerde muhafaza etmekte mümkün olmazmı


Veya

Şu anki merkezi sistemli binalardaki gibi binaların altında tüm dairelere hizmet verecek Büyük ana bir klima görev yapsa veya bu tip bir elektrik temelli ısıtma sistemi daha az maliyetli olmazmı ? Mesajı Paylaş

BETONBEY

Sahip olduğumuz elektrik dağıtım altyapısı hakkında ne kadar bilginiz var ? Mesajı Paylaş

BETONBEY

Biz daha ürettiğimiz elektrikte kayıp ve kaçaklar sebebiyle verimliliği sağlayamazken, mevcut üretimi aktaracak altyapıyı daha düzgün bir şekilde tesis edememişken yıllarca uğraşıp milyarca dolar yatırım yapıp oluşturduğumuz doğalgaz alt ve üst yapısını çöpe atıp gene milyarlarca dolar harcayarak yeni bir elektrik altyapısı oluşturalım diyorsunuz.

O kadar paramız varsa bu ülkede yapılması gereken daha elzem pekçok şey var iken buraya para gömmek pek akla yatkın değil diyorum.

Belirli bir plan, program ve zaman fasılası  çerçevesinde bu değişim muhakkak gerekiyor. Ama bu değişim aynı elektrik üretiminde olduğu gibi farklı kaynaklara yatırım şeklinde olmalıdır. Oluşturulmuş doğalgaz altyapısı üzerinden bugünü idame ederken yakın gelecek için yenilenebilir enerji kaynakları üzerinden her hanede elektrik üretebilme babında şehirlerin alt ve üst yapısını kademeli olarak yenileyerek elektrikli otomobillere ve yeni çağın getireceği pekçok ihtiyaca yönelik belirli bir seviyede dönüşümü gerçekleştirmek olmazsa olmazdır.

Ama stabil bir enerji arzı öngörüsü çerçevesinde yenilenebilir enerji kaynakları, hidrokarbon kaynakları vb. kaynakların efektif kullanımının planlanması üzerinden... Mesajı Paylaş

BATTLESTAR

@Betonbey

Pek bilgim yok danışma amaçlı yazdım zaten .


Diğer konuda elinde sonunda elektrik sistemine geçilecek. Doğalgaz altyapısını boşa çıkarmayacak mantıklı bir çözüm düşünülmeli. Mesajı Paylaş

dmc

@BETONBEY'in bahsettiği gibi çok büyük bir yatırım ve iş alanı var doğalgaz kullanımında, hala da devam ediyor. Bununla beraber doğalgazın konutlarda kullanımının ihracatın %20'si civarında olduğu söyleniyor. Gerisi santrallerde ve sanayii'de kullanılıyor. Önce bunları halletmek gerek ki nükleer santraller de bu noktada yenilenebilir enerji kaynakları ile birlikte katkıda bulunacak. Fakat mümkün mertebe en kısa sürede, bu konuda teknoloji edinmeye ve liyakata azami şekilde dikkat ederek kendimiz işletmeye başlamalıyız. Dış dünya ile ilişkilerimiz malum. Mesajı Paylaş

BATTLESTAR

@Dmc

Kardeşim güzel noktaya parmak bastın.  İlk olarak bizim bu doğalgazla çalışan elektrik santrallerinden kurtulmamız lazım. Bundan temiz enerji ve Nükleer santrallerle kurtuluruz. Ben kendi anlayışıma göre bir yol haritası belirledim.


1-) Temiz enerji kaynaklarına bol bol yatırım  (Rüzgar, Dalga, Güneş. Hes yapılacak alanlar bitti sanırım )
2-) Nükleer santrallerin yakıt ihtiyacının yerli olarak karşılanabilir kılınması.
3-) Yerli Nükleer santrallerin daha düşük maliyetlerle devlet eliyle satın alma garantisiz oluşturulması.
4-) Doğalgaza dayalı elektrik üretimini oldukça azaltmak.
5-) Elektrikli oto üretim ve tüketimini teşvik ve dolum altyapısını ülkede kurmak.
6-) Apartmanların merkezi kazanları gibi merkezi bir klima sistemi geliştirilmesini sağlamak.
7-) Bu süreçte doğalgaz hatlarına en az seviyede yatırım yapıp geliştirilmesi durumunda merkezi klima sistemlerine doğalgaz fiyatı seviyesinde elektrik satışı sağlayıp zorunlu tutmak.
8-) Füzyon reaktörü çalışmaları başlatmak.


Bu süreçte en önemlisi milli nükleer santralleri yabancı ve yerli şirketlere yüksek fiyattan tüketim garantileri verip yap işlet devret modelindense yerli devlet eliye düşük maliyetli santraller yapmak. Zaten doğalgaz ve petrol den yapacağımız tasarruflarla biz bu yatırımları amorti edeceğiz. Mesajı Paylaş

BETONBEY

#99
Şub 09, 2018, 11:52 ÖÖ Last Edit: Şub 09, 2018, 11:56 ÖÖ by BETONBEY
Kwh başına elektrik üretim maliyeti değerlendirilirken ilk kurulum maliyeti, değişken maliyetler ve işletme-idame maliyetleri genelde unutulur. Örneğin Nükleer bir santral ile Doğalgaz santralini karşılaştırırsak Nükleer santralin Doğalgaz santraline göre ilk kurulum maliyeti yaklaşık 6-7 kat yüksektir. Yani kurduğunuz bir nükleer santral kurulum parası ile aynı güçte 6-7 tane doğalgaz santrali kurabilirsiniz. Aşağıya bu konudaki bir tabloyu koyuyorum.

Enerji Santrali Maliyetleri

Santral Tipi                  İlk Yatırım Maliyeti($/kW) Sabit İşlt.Maliyeti($/kW-yıl) Dğşken İşlt.Maliyeti($/MWh) Birim maliyet(cent/kwh)
Rüzgar Santrali (Deniz Üstü)      6230                                     74                                     -                                       3,7-16,2
Nükleer Santral                          5530                                     93,28                              2,14                                     9,2-13,2
Jeotermal Enerji Santrali            4362                                   100                                     -                                        8,9-14,2
Biyokütle Eneji Santrali              4114                                   105,63                              5,26                                     8,7-11,6
Güneş Enerji Santrali                  3873                                     24,69                                 -                                     18,0-26,5
Kömür Yakıtlı Linyit Santral        3246                                    37,8                                4,47                                     6,6-15,1
Hidroelektrik Santral                  2936                                    14,13                                  -                                           -
Rüzgar Santrali (Kara)                2213                                    39,55                                 -                                        3,7-16,2
Doğalgaz Yakıtlı Linyit Santral     917                                    13,17                               3,6                                      6,1 - 8,7

Bu tablodaki bilgileri MMO'nın bir çalışmasından aldım. Bilgiler 2014 yılına göre derlenmiş. Elektrik üretiminin karşılaştırılması babında güzel bir çalışma yapmışlar ve okursanız kafanızdaki pek çok soruya net cevaplar alabilirsiniz. Linki alta koyuyorum.

https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/14c4511b3c98f14_ek.pdf

Benim edindiğim izlenim aslında kendi gazımızı çıkartabiliyor olsak doğalgazdan elektrik üretmek tüm maliyetler gözönünde bulundurulursa oldukça efektif bir çözüm gibi duruyor. Ama cari açık ve tek taraflı bir bağımlılık söz konusu olduğundan her ülke kendi şartları çerçevesinde bu elektrik üretme yöntemlerinden kendine uygun bir kokteyl yapıyor ve gelecek profilleri çerçevesinde enerji politikasını şekillendiriyor.

Bu meyanda mevcut iktidarın doğru bir enerji politikası izlediği kanaatindeyim. Zayıf gördüğüm tek husus her anlamda en ucuz elektrik üretme yöntemi olan kara konuşlu rüzgar santralleri hususunda yerli türbin üretme projesi babında gerekli çalışmalara çok önem atfetmiyorlar.

MİLRES projesi vardı, ne oldu, bilen var mı ?
Mesajı Paylaş

matmat26

Yalan oldu. 20 milyon dolar gitti.
Terkos gölüne 500 kw lik turbini diktiler. Sonuç yok.

Oysa cumhuriyet tarihinin kamu özel sektör karması ile yapılan en büyük geliştirme projesiydi. Mesajı Paylaş

Trilogy

Akkuyu NGS'de inşaat için geri sayım başladı

Akkuyu Nükleer AŞ'nin operasyondan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ryzhak, "İnşaata başlayabilmek için bu ay sonunda bütün hazırlıklarımızı tamamlamış olacağız. İlk betonu atmak için mart sonunda hazır olacağız" dedi.

Akkuyu Nükleer AŞ'nin operasyondan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Konstantin Ryzhak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) inşaatına başlamak için hazırlık çalışmalarının devam ettiğini belirterek, "Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan lisans alınca inşaata başlayacağız. Şu an tarih vermemiz doğru olmaz. İnşaata başlayabilmek için bu ay sonunda bütün hazırlıklarımızı tamamlamış olacağız. İlk betonu atmak için mart sonunda hazır olacağız" dedi.
Ryzhak, Türkiye'nin ilk nükleer santral projesi olan Akkuyu NGS'nin inşaat sürecine ilişkin yürütülen çalışmaları değerlendirdi.

Rusya Ulusal Nükeer Araştırma Üniversitesinde (MEPhI) 250'den fazla öğrencinin eğitim gördüğünü dile getiren Ryzhak, bu öğrencilerden 35'inin 12 Mart'ta mezun olacağını ve santral işletme departmanında görev alabileceklerini kaydetti.

DAHA FAZLA TÜRK ÖĞRENCİYE EĞİTİM

Rusya'da daha fazla Türk öğrenciye nükleer alanda eğitim vermek istediklerini aktaran Ryzhak, santral çalışanlarının yarıdan fazlasının Türk uzmanlardan oluşmasının hedeflendiğini söyledi.

Ryzhak, santralin inşaatına başlamak için hazırlık çalışmalarının devam ettiğini ifade ederek, "Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan lisans alınca inşaata başlayacağız. Şu an tarih vermemiz doğru olmaz. İnşaata başlayabilmek için bu ay sonunda bütün hazırlıklarımızı tamamlamış olacağız. İlk betonu atmak için mart sonunda hazır olacağız" diye konuştu.

YENİ ŞİRKETLERLE ORTAKLIK GÖRÜŞMELERİ
Ryzhak, geçen ay Akkuyu NGS'nin yüzde 49'luk hissesine ortak olmak isteyen konsorsiyumun çekilme kararı almasının ardından yeni şirketlerle ortaklık görüşmelerinin devam ettiğini belirterek, "Projede Türk ortaklarının olması bizim için her açıdan çok iyi olacak. Bu ortaklık görüşmelerinin yıl sonuna kadar tamamlanmasını bekliyoruz" dedi.

'TÜRK FİRMALARI ZENGİN BİR TECRÜBEYE SAHİP'

Santralin yapımında yerli katkının önemli olduğunu vurgulayan Ryzhak, şöyle konuştu:

"Yerlileştirme çok geniş perspektifi olan bir konu. Biz bu konudaki aktivitemizi kesinlikle artıracağız. Organizasyonumuzda bununla ilgili ayrı bir bölüm kuracağız. İnşaat işlerinde yerli katılım yüzde 90'a, teknik işlerde de yüzde 40'lara çıkabilir. Hidroelektrik, kömür ve doğalgaz santral yapımında Türk firmaları zengin bir tecrübeye sahip. Türk firmaları işleri hem kaliteli yapar hem de fiyatları daha uygun tutabilir. Projede A 600 denilen özel inşaat demirleri kullanılıyor. Bunlar 400 tonluk bir uçak çarpmasına bile dayanır. Şimdi bunları Rusya'dan getirtiyoruz fakat yerli tedarikçilerden bu ürünleri temin etmek isteriz. Türkiye'de de yüksek kalitede inşaat demirleri üretiliyor. Burada büyük üreticiler var onlar ihalelerimize katılsın ve onlardan alalım."

Ryzhak, sosyal projelere önem verdiklerini ifade ederek, bölgede ağaç dikiminden, okul ve kültürel alanların restorasyonuna kadar birçok etkinliği destekleyeceklerini söyledi.

https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201803101032577616-akkuyu-nukleer-santral-ryzhak/ Mesajı Paylaş

HeleBiDinle

Bugün en verimli ısıtma (ve soğutma) yöntemlerinin başında ısı-pompası (heat-pump) yöntemi gelir.

Bunun en yaygın kullanımı, klima ve buzdolaplarında görülüyor. Bu teknoloji yaygınlaştıkça çamaşır kurutma makinaları vb. alanlarda da ısı-pompası kullanımı görülmekte.

Isı pompasının en büyük dezavantajı gürültüdür. Çünkü üzerindeki kompresör, doğası gereği gürültülü bir cihazdır. Bir diğer dezavantajı da ortam sıcaklığına (ve bağıl neme) bağlı bir çalışma gösterir. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda verimi düşer.

Dezavantajına devam etmeden önce en büyük avantajı olan verimlilik konusundan biraz bahsetmek istiyorum.

Çoğu kişi klima ile ısınmayı, sanki bir elektrik sobasıyla (resistanslı) ısınma gibi düşünüyor ki fevkalade yanlıştır. Klimalarda COP ve EER gibi (birisi ısıtma ile ilgili, diğeri de soğutma ile ilgili olan) katsayılar vardır. Bu katsayılar, A sınıfı bir klimada galiba tipik olarak 3,21 gibi bir rakamın üzerinde olması lazım. Nedir bu katsayı? Tüketilen birim elektriğe karşılık elde edilen iş, ısıtmaysa ısıtma, soğutmaysa soğutma miktarıdır. Örneğin COP değeri 5 olan bir klima, 1'e 5 ısıtma verimi sağlar; yani 1000 watt'lık elektrik sobası kadar elektrik tüketirken, 5000 watt'lık elektrik sobasına eşdeğer ısıtma performansı sunar. Tersine mantıkla düşünürsek, ısıttığının beşte biri kadar elektrik sarfeder.

Tabi bu COP ve EER değerlerinin yüksek olması, kompresörün kalitesiyle ilgili bir durumdur. Kompresör ne kadar kaliteliyse o kadar iyi COP ve EER değerleri elde edilebiliyor. Bu konunun piri ise Japonlar.

Gelelim dezavantajına. Bu katsayılar, bildiğim kadarıyla, ortam sıcaklıklarına göre değişir ve uç sıcaklıklara yaklaştıkça düşer. Soğutma yaparken hava sıcaklığının yüksek olması ve ısıtma yaparken de hava sıcaklığının düşük olması sorun teşkil eder.

Gerçi soğutma yaparken sorun çıkaracak hava sıcaklıkları 50-60 gibi pratikte pek karşılaşma şansımız olmayan sıcaklıklar olduğundan, en uyduruk Çin malı kompresörü olanlar bile ortamı püfür püfür soğutabiliyor.

Sorun ısıtmada... Harcıalem mallar için hava sıcaklığı 5 derecenin altına inmeye başladığında, bu klimalar da su koyuvermeye başlar. Bu harcıalem klimaların COP-EER değerleri ya hiç belirtilmez, ya da gerçeklerle örtüşmeyen yalan yanlış değerler üzerinden A sınıfı etiketi yapıştırılır.

Isıtma için kullanılacaksa kaliteli (mesela Japon) klimalar tercih etmek lazım. Kompresörü kaliteli olan klimalar hem düşük ortam sıcaklıklarında ısıtma yapabilir ve hem de yüksek COP-EER katsayılarına sahip olur. Kendi evimde ve iş yerimde değişik Japon markalarının (Toshiba, Mitsubishi Electric, Mitsubishi Heavy Ind.) giriş seviyesi klimalarını kullandım. Giriş seviyesi olmasına rağmen ısıtmada hiç yüzüstü bırakmadılar. (Katalog değerlerine göre bazısı -10, bazısı da -15 derecelere kadar ısıtma yapabiliyor.)

İstanbul'da ortalığı kar-buz götüren bir tatil vakti (yılbaşı olması lazım), kombim bozuldu, servis çağıramadım (Ulen Murphy!), mecburen birkaç gün klima ile ısınmak zorunda kaldım. Hava sıcaklığı gündüz bile + değerlere çıkamamıştı. Geceleri ise -5, -6 dereceleri, hatta belki daha düşük dereceleri görmüş olabilir. Bu şartlar altında bile gayet güzel ısındık.

İstanbul gibi rutubetli iklimde bile bu derecelerde ısıtma yapabildiğine göre, Anadolu'nun kuru ikliminde -15 derecelerde bile zorlanacağını zannetmiyorum. Zira ısıtma durumunda kompresördeki devre ters çalıştırılarak soğutulan çok soğuk gaz dış ortama, ısınan gaz da iç ortama gönderiliyor. Dış ortamdaki borularda dolaşan çok soğuk gaz, petekler ve fan vasıtasıyla, görece daha sıcak olan dış ortam havası vasıtasıyla ısıtılıyor. Hava sıcaklığı donma noktasına yakın olduğunda, boruların ve peteklerin sıcaklığı ise zaten çoktan eksi derecede, bu durumda havadaki rutubet çok soğuk olan borular ve petekler üzerinde donarak katman oluşturur ve ısı transferini zorlaştırır. İklim rutubetliyse, dış ortamdaki buzlanma çok felaket boyutlarda olur. Hava kuruysa buzlanma da fazla olmaz. Bu noktada, klimanın kompresör devresini tersine çevirerek (yani dış ortama sıck gaz, haliyle iç ortama da soğuk gaz göndererek) donmuş petekleri çözdürmesi gerekir. Bu işleme defrost denir. Defrost sırasında iç ortama soğuk gaz geldiğinden, iç ünitenin fanı durdurulur.

Hava sıcaklığı sıfıra doğru indiğinde cihazın defrosta girmesi kaçınılmazdır. Kompresör kaliteliyse, cihaz birkaç dakika defrost yaptıktan sonra tekrar ısıtmaya geçer, sonra da uzun süre defrost yapmadan ısıtır. Kompresör tırt birşey ise uzun süre defrostta kalır, iç mekan kendiliğinden soğur.

Çok üst düzey klimalarda, defrost işine yardımcı olmak için elektrik rezistansı kullanıldığı da oluyormuş, ama ben o kadar üst düzey bir klima kullanmadım. Benimkiler, karlı havalarda yarım saat, 45 dk. kadar ısıtıp, 3-5dk. defrost yapıyorlardı. Mesajı Paylaş

Energy

Akkuyu NGS'de ilk Türk mühendisler Nisan'da işbaşı yapıyor

Türkiye'nin ilk nükleer santral projesinde istihdam edilmek üzere Rusya'da eğitimlerini tamamlayan 35 Türk mühendisin, gelecek aydan itibaren Akkuyu NGS'de işbaşı yapması bekleniyor.
Rusya Ulusal Nükleer Araştırma Üniversitesi'nde (MEPhI) eğitimlerini tamamlayan 35 Türk mühendisin, Türkiye'nin ilk nükleer santral projesinde istihdam edilmek üzere gelecek aydan itibaren Akkuyu NGS'de işbaşı yapması bekleniyor.

Akkuyu Nükleer AŞ'den yapılan açıklamaya göre, Türk mezunlar, Rusatom Energy International (REIN) şirketinin Moskova'daki ofisinde önceki gün REIN Genel Müdürü Anastasia Zoteeva, Genel Müdür Yardımcısı Anton Dedusenko, Akkuyu Nükleer AŞ Yönetici Direktörü Konstantin Ryzhak ve Akkuyu Nükleer AŞ İnsan Kaynakları Direktörü Marina Karaseva ile bir araya geldi.

MEPhI'de nükleer santraller, tasarım, işletme ve mühendislik dalında uzmanlık eğitimlerini 6.5 yılda tamamlayarak tez çalışmalarını başarıyla sunan 35 Türk mezuna, burada Akkuyu NGS projesinde çalışmaları teklifi resmen iletildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen REIN Genel Müdürü Anastasia Zoteeva, Türkiye için uzman yetiştirmenin önemli olduğunu vurgulayarak, "Sizler, Rusya'daki nükleer enerji yükseköğretim kurumu diplomasına sahip ilk Türk mezunlarsınız. Türkiye'de ilk nükleer güç santral inşaatı başta olmak üzere, nükleerde uzman yetiştirilmesi büyük bir projenin önemli parçasıdır. Nükleer alanda gelişmiş Rus teknolojileri alanında edindiğiniz zengin bilgileri iş hayatınıza aktaracaksınız. Mesleki kariyerinizde ilerlemenize imkan tanıyan kapılar sizin önünüzde açılacaktır." ifadelerini kullandı.

Akkuyu Nükleer AŞ Yönetici Direktörü Konstantin Ryzhak da Türkiye'nin ilk NGS projesinde mezunların katkı sağlayacağını belirterek, "İş yerleriniz hazır, şirketimizin dostane çalışma ortamı sizleri bekliyor. Projenin en güzel aşamasında işe başlamış olacaksınız. Akkuyu NGS Projesi için inşaat lisansının verilmesi ile yeni bir aşamaya geçilecek, yoğun bir inşaat dönemi başlayacak. Bizim profesyonel nükleer uzmanlara ihtiyacımız var. Akıcı bir şekilde Rusça konuşuyorsunuz. Tecrübeli hocalarınızdan birçok şey öğrenmiş olarak ekibimize katılıyorsunuz. Türkiye'nin ilk nükleer santral projesine sizlerin değerli katkılarını bekliyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.

Gelecek ay başında, Akkuyu Nükleer AŞ bünyesinde, şirketteki idari birimler, farklı alanlardaki potansiyel açık pozisyonlar ve şirketle ilgili brifing verilecek Türk mezunlar, kısa bir süre sonra da Akkuyu Nükleer AŞ'deki görevlerine başlayacak.

http://www.denizhaber.com.tr/akkuyu-ngsde-ilk-turk-muhendisler-nisanda-isbasi-yapiyor-haber-80180.htm Mesajı Paylaş

Energy

Erdoğan: Akkuyu'nun temelini Putin'le birlikte atacağız

Altyapı çalışmaları tamamlanan Akkuyu Nükleer Santrali'nin inşaatına bu yıl başlanacağını duyuran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, santralin temelini çok yakında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le beraber atmayı planladıklarını söyledi. Erdoğan, "3. bir nükleer santral için hazırlıklarımızı yürütüyoruz" dedi.

Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın '101 İlçeye Doğalgaz Dağıtım Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı, 2018 yılı sonunda doğalgazın ulaşmadığı hiçbir il kalmayacağını belirtti.
Erdoğan, "Bu yıl, doğalgazı olmayan Şırnak, Hakkari ve Artvin'e de bu hizmeti götürüyor, böylece 81 vilayetimizin tamamını doğalgazın temizliği ve rahatlığı ile buluşturmuş oluyoruz. 2018 yılı sonunda doğalgazın ulaşmadığı hiçbir ilimiz kalmayacak" dedi.

Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

Rusya Federasyonu ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi, Japonya ile Karadeniz kıyısında tesisine karar verilen diğer bir nükleer güç santrali projesi için anlaşmaları yaptık. Şimdi üçüncü nükleer santral projesini de hayata geçirmek için bakanlığımız çalışmalarını sürdürüyor. Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda elektrik üretimimizi çeşitlendirme açısından yüzde 10'una yakın kısmını nükleer kaynaktan sağlamaktır.

​İnşallah altyapı çalışmaları tamamlanan Akkuyu Nükleer Santrali'nin inşaatına bu yıl başlıyoruz. Santralin temelini çok yakında değerli dostum Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Putin ile beraber atmayı planlıyoruz.
Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları üzerinde, ülkemizin ve KKTC'nin haklarını koruma noktasında aynı kararlılığı göstereceğimizin bilinmesini istiyorum.

'MASKELERE DEĞİL, ALTINDA SAKLANAN GERÇEK YÜZLERE BAKIYORUZ'

Son 15 yılda şahit olduklarımız bize, adında 'yeşil, çevre, doğa' gibi bu tür sıfatlar bulunan kurumların aslında birer kamuoyu yönlendirme şirketleri olduğunu açık ve net göstermiştir. Bunun için artık maskelere değil, o maskelerin altında saklanan gerçek yüzlere bakıyoruz. En çarpıcı örneğini Gezi olaylarında yaşadığımız şekilde bunların ne ağaçla ne yeşille ne de çevrenin korunmasıyla hiçbir alakaları yoktur.

Kıbrıs açıklarında Türkiye'ye rağmen yürütülmeye çalışılan sondaj faaliyetleri konusundaki net tavrımız umarım birilerine ders olmuştur. Özellikle münhasır ekonomik bölgelerde uluslararası hukuk neye amirse herkes bunu görecek ve buna katlanacak.

'GÜNEY KIBRIS VE KUZEY KIBRIS, NÜFUSUNA GÖRE HAKKINI ALACAK'

(Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetleri) Burada beraber adım atacağız. Yatırım yapılacaksa bu yatırımı da beraber… Oradan çıkartılan ürünün miktarı nedir ne değildir, bu da beraber. 'Efendim neticesinden biz Kuzey Kıbrıs'a ne gerekiyorsa bunu vereceğiz.' Ne bilelim, her numarayı çekersiniz. Onun için oluşturulacak heyet, ekip neyse bu heyet, bu ekip oradaki bütün sondajları birlikte yapacaklar, oradan ne çıkıyorsa Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs, nüfusuna göre hakkını alacak. Buradan en ufak bir taviz veremeyiz.

Türkiye'yi hala 15 yıl önceki, 20 yıl önceki Türkiye sananlara mesajımız gayet açıktır. Türkiye, artık bölgesinin ve dünyanın yükselen bir gücüdür ve zirveye ulaşana kadar da durmayacaktır.

https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201803201032710988-erdogan-akkuyu-putin-temel-atma/ Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter