Türk Ekonomisi

Başlatan kimlikci, May 12, 2016, 08:05 ÖS

« önceki - sonraki »
Aşağı git

≾10TΩ≿

Bu ülkede "adalet, liyakat, eğitim, demokrasi, özgürlükler" sorunu yokmuş! Xanax ve Prozac dozunu kaçıranlar var anladığım kadarıyla

----------

Bu ülkede "bu ülkeyi terk etmeyi gerektirecek" adalet, liyakat, eğitim, demokrasi, özgürlük sorunu yok dedim.

Var diyenler örnek gösterirse var mı yok mu, ülkeyi terk etmeyi gerektirir mi gerektirmez mi konuşuruz. Mesajı Paylaş

Havuc99

Sinan Çetinin oğlunun olayı. Alkollü araç kullan bir polis öldür diğerini yarala. Bir şekilde senesi geçmeden dışarı çık. Alın size adalet. Mesajı Paylaş

BETONBEY

Karısı değilde rahmetli polisin ana-babası verilen paraya fit olup kadına baskı yapıp şikayetini geri aldırınca hukuk ne yapsın ? Mesajı Paylaş

≾10TΩ≿

Evet bu vaka kesinlikle benim ülkeyi terk edip yılda yüzlerce siyahiyi öldürüp ceza almayan polislerin daha adil ülkesine gitmemi gerektirir.

Bir kısmımız da gezi olaylarına karşı tutumu ile özgürlük karnesi kırık bu ülkeden hamburg eylemcilerine "kamu düzenini" tehdit suçlaması ile 2 yıl, 4 yıl hapis cezası veren "daha" özgür avrupa ülkesine kaçtı.

Hele birisi vardı ki devlet sırrını edinme ve ifşa suçlarına bir de asparagas ekleme yapmış hukuk başına vurunca muhaliflere, basın özgürlüğüne baskı var diyerek "bir şekilde" avrupaya kapağı atmış, adil Avrupaca kahraman ilan edilmiş, Hollanda'da katıldığı TV'de pişkin pişkin "suç olduğunu biliyordum" demiş, "bunlar Hollanda'da da hapis gerektiren suçlar" denince pişmiş kelle gibi sırıtmıştı.

Her zaman demokrasi ve hukuk yönünden bir takım eksiklerimiz oldu. Yarın da olacak. Sıradan vatandaşların ülkeyi terk etmesini gerektirecek eksiklerimiz yok. Avrupa Birliği uyum süreçleri kapsamında yıllara sari şekilde hak ve özgürlükler ve demokrasi konularında pozitif ilerlemeler sağlanmıştır. Bir geriye gidiş söz konusu değildir. Günter Verheugen kendi görev sürecinde gözlemlediği bu ilerlemeyi "Türkiye şu zamana kadar reformları en hızlı şekilde hayata geçiren ülke oldu." diye belirtmiştir.

DHKP-C sempatizanı ve propagandisti olan kişilerin bile pişkince akademiden atılmış olmalarını "özgürlük ihlali", "Muhaliflere baskı yapan otokrasi" diye sunduğu bir dönem geçiriyoruz.

Ben kendilerinin terör örgütü saydığı bir örgütün propagandasını yapıp, memur, basın mensubu kalabilen kişilerin olduğu,  bu örgütlerin TV ve gazetelerinin bulunmasına müsade eden bir tek "Özgür ve Adil" batı devleti bilmiyorum. Tahayyül dahi edemiyorum. Türkiye yapınca basın özgürlüğünü ihlal etti, düşünce özgürlüğünü ihlal etti, muhaliflere baskı yaptı oluyor. Hepsi siyasi karapropagandadan ibaret. Bizdekilerle kıyaslanmayacak vakalarda bile nasıl tepki verdiklerini gördük, görüyoruz. Mesajı Paylaş

Havuc99

Örnek istediniz örnek verdim Amerika yada Avrupa adil demedimki.
 
Kimsenin hukuku başkasına bırakılmamalı Anne,baba,eşe dahil. Hukuki tartışmalara girecek yeterli bilgim yok.
Ama aynı olay benim çocuğumun başına gelse ülkeyi terketmek için yeterli bi sebepdir. Ama başkaları ne düşünür bilemiyecem. Mesajı Paylaş

saladin

#275
Ara 05, 2017, 03:31 ÖS Last Edit: Ara 05, 2017, 03:34 ÖS by saladin
Bu son sayfalarda ikI şey öğrendim. 1. Türk ceza yasasına göre adam olduren, diyetini öder çıkar. Eski zamanlarin  kamu davası mamu davası falan olayı kalmamıştır. Kurban yakinlari  diyete mahkum olup,  hem suçlu cezasını çeksin hem de eşdeğer tazminat odesin kısmı yoktur. Zaten geçmişte olan başka bir olayin üstünü kapatanların bu olayı çözmesi de zordur herhalde. 2. Kafileler halinde iltica verecegini asla dusunemedigim  Türkiye geçmişin doğu bloğu ülkelerine doğru hızla yaklasmaktadir, ama oranın sanat, spor, eğitim gibi kavramlarına sahip olmadığı için orayı da pas geçmesi gayet mümkündür.  Zaten ülkenin yönünü kafir  ve ahlaksız   batıdan çevirmek için canla başla çalışan iktidar için bu sorun olmamakla birlikte, 15 senede ülkenin geldiği hali göstermesi açısından anlayana büyük resmi  gösterir.



Mesajı Paylaş

≾10TΩ≿

#276
Ara 07, 2017, 10:22 ÖÖ Last Edit: Ara 07, 2017, 10:28 ÖÖ by ≾10TΩ≿
Ben ülkeyi terk etmeyi gerektirecek "adalet, özgürlük, demokrasi" sorununa örnek sordum. Sana, bana, vatandaşa ülkeyi terk etmesi için baskı oluşturan genel şeyler yani.

Son dönemde iltica istatistiklerini şişiren mayor faktörün ülkeyi terk eden fetö ve diğer Terör örgütü sempatizanları ve kaçakları olduğu herkesin malumu. Bunların dışında bir kısmı daha iyi bir ekonomik gelecek için gidiyor. Bir kısımı ise eğitim ve kariyer için. Bunları gösterip "Bakın gördüğümüz mü işte Türkiye demokratik, özgür, adil olmadığı için bu insanlar kaçıyor" denemez.

Ülkenin demokrasi, özgürlükler ve adalet olarak geriye gittiği iddia eden kişilerin bunun altını örneklerle doldurmasını beklerim.

Misal şu tarih ve sayılı yasal düzenleme ile şu sayılı TCK'nın şu maddesinde şu değişiklik yapılarak "düşünce suçunun" kapsamı genişletildi. Siyasi suçlamalar arttı. Şu tarihe kadar şu konu vatandaş katılımı ve denetimine açıkken şu tarihte millet denetimine kapatılarak demokrasi zedelendi gibi.

Türkiye'yi terk etmeye makul gerekçe olarak gösterilen adaletsizliklerin, özgürlük kısıtlamalarının, anti-demokratik uygulamaların "gidilen" ülkede olmamasını da mantıken beklerim. Bir şeyin yokluğundan şikayetle aynı şeyin olmadığı başka bir ülkeye gitmenin mantığı da yoktur.

Batı kaynaklı karapropaganda haricinde Türkiye'de demokrasi, özgürlükler ve adalet konularında "geriye gidilmiş" olduğunu ifade ederek kara bir atmosfer çizen vatandaşlardan bekleyip de göremediğim;

"Şu zamana kadar X konusu böyleydi ve daha demokratikti şu tarihte şu değişiklik oldu artık daha az demokratik.
Şu zamana kadar X özgürlüğümüz vardı şu tarihte şu değişiklik oldu artık yok/kısıtlandı.
Şu zamana kadar X hukuku adildi şu tarihte şu değişiklik oldu artık şu hükümleri adil değil"

diyerek iddialarını çizdikleri atmosfer ile orantılı şekilde doldurmaları.

Buna mukabil gördüklerim ise

-20 sene, 30 sene evvel çıkmış halen yürürlükte olan yasaların "güncel uygulama" örneklerini göstererek "adalet gitti" demeleri.

-Örnek gösterdikleri ülkelerde de suç olan "suçu ve suçluyu övme", "örgüt propagandası", "Devlet büyüklerine hakaret" vb için yapılan tahkikatların düşünce ve ifade özgülüğü, basın özgürlüğü ve dokunulmazlığı gibi ilkelerin ihlali gibi sunulması.

- DHKP-C, FETÖ, PKK vb terör örgütlerine karşı yapılan mücadelenin "Etnik azınlıkları" ve "Siyasi muhalifleri" sindirmek için yapılan anti-demokratik müdahaleler olarak sunulması. 

- Batı medyasınca oluşturulan maksatlı ve asılsız içeriklerin içeride empozesi.

Aradığım cevaplar ise;
 
1- 20 sene evvel yapmaya hakkım olup artık yitirmiş olduğum özgürlükler nelerdir?

2- 20 sene evvel söz/etki ve yetki/denetim sahibi olup artık yitirmiş olduğum idari/siyasi alanlar nelerdir?

3- 20 sene içerisinde hukukta adalet yönünden pozitif ve negatif değişimler nelerdir? Hangisi daha ağır basar?

Ülkenin bu konular da "geriye gittiği" için "kafileler halinde göç verip", "doğu bloku ülkelerine doğru yaklaştığı" ve hatta "pas geçip onların da gerisinde kalacağını" söyleyebilen bir vatandaşımızın benim yukarıda ki 3 soruma düşünmeden ve yekten örnekler verebilmesi gerekir.

Mesajı Paylaş

HDS

Ben bir kaç çalışanımın çalışma izinlerini aldım gönderdim Amerika'ya felan falan. Bir tanesi yeni geldi Hollanda'da kendine harici bir iş bulmuş anlaşılan. Görüşüyor. Arkadaşlarımdan bir kısmı göç ettiler. Bir kaç aile düşünüyor bunu.

Sebeplerin temeli aslında temelde Iraklı neden kaçıyor ise ondan;
- Türkiye'de artan zenginlik, köyden kente göç vs gibi sosyal altüst oluşlar yaşadık. İstanbul gibi mega şehirler artık yaşanmaz oldu. Çok ama çok zor gerçekten. Kötü tarafı, ne kadar uğraşsan da, ne kadar bedel ödesen de hayır kendini izole edemiyorsun. Azıcık kafası rahat bir hayatın olamıyor. Metro inşaatı bitiyor, kentsel dönüşüm başlıyor, falan filan.
- Okul ve okutma meselesi. Beni bile o mesele sıkıştırıyor. Özellikle İstanbul'da, okullar vasat, özel okullar çok ama çok pahalı ve çocuğunu sosyal bazı aktivitelere dahil etmek çok ama çok zor. Trafik, pahalılık vs vs. Alt alta üst üsteyiz.
- İşinde hak ettiği yere gelemeyen bir kitle de var. Yahut burada olup olabileceğinden çok daha iyi pozisyonlar yakalayanlar. Uzmanlığı yeni bitirmiş bir doktor arkadaşım var mesela. Anadolu'da kasaba kılıklı bir ilçede, eşinden ayrı ve tek başına yıllar geçirmek istemiyor. Ulaşması bir gün süren yerde evliliğini dert ediyor. Bunu yapmadan Türkiye'de diplomasını alamıyor.
- Genel sosyal sığlıklardan, zorluklardan bıkan ciddi bir kitle var. Genelde işinde iyi insanlar. Ama bir işleri ve meslekleri var. Bunlar uzmanlıklarına göre bir iş bulabiliyor.
- Bir çift arkadaşım, kökten CHP'li bir aileydi. En son 2014-15 seçimlerinde sandık gözetmenliği de yaptılar ve bundan önce onlardan AKP'nin seçimlerde yolsuzluk yapacağı hikayelerini dinledim. O seçimli birbuçuk yılda CHP'nin de çıkarıp çıkarabildiğinin ne olduğunu seçim tatavalarında en yakından görünce "Yok aga, bitmiş bura" deyip gittiler. Halen gülerim..  :)


Ben adalet, hak ve hukuksuzluk kaygısı ile giden görmedim. Genelde kendisine daha iyi yaşam, daha "kolay" yaşam, çocukları için daha iyi olanaklar ve eğitim arayan, işinde Türkiye'de ederinden fazlasını bulabilecek insanlar gidiyor. İşin doğrusu, her ayının arabasında silah ya da sopa taşıdığı yerden hepimiz kıllanıyoruz. Hepimizin çoluğu çocuğu var. Bıkıyoruz bu sakillikten.


Bunları da "E gidiyorlar işte" diye kulaktan duyan herkesle de tartışırım. Mesajı Paylaş

≾10TΩ≿

Yıllar geçtikçe ihracatın arttığı ancak ithalatın "daha çok" artarak "İhracatın ithalatı Karşılama Oranının" sürekli negatif şekilde bozulduğu, dış ticaret açığının arttığı konusu çok dillendirilir. Lakin doğru değildir.

İhracatın ithalatı karşılama oranı son 20 yılda %51 ile %76 arasında gezinmektedir. Ortalama doğrusal eğilim yönü ise "pozitiftir" negatif değil.

Oranın en iyi değerlere ulaştığı dönemlerin kriz dönemleri olduğu görülüyor. Zira kriz ve ticaret daralması olan dönemlerde İthalat ihracattan daha çok darbe yiyor ve dış ticaret dengesine pozitif katkı veriyor. Ki bu da normal.

Son 20 yılın dış ticaret rakamlarını aşağıda veriyorum.



Mesajı Paylaş

anafor2016

#279
Ara 07, 2017, 10:42 ÖÖ Last Edit: Ara 07, 2017, 10:46 ÖÖ by anafor2016
2014 yılında tasarımını yaptığımız işin nasıl yapılacağını öğrettiğim Avusturyalı teknisyen benden daha iyi (Huzur - para - kafa rahatlığı vs.. ) yaşıyor. Mesajı Paylaş

HDS

Türkiye'deki ithalatın birinci sebebi enerji, ikincisi ise "lüks" diyebileceğimiz tüketim ve tabii ki ara mal ve malzeme ithalatı. Türkiye'de pek bilinmeyen şey, Türkiye'nin Çin'den sonra dünyanın adet olarak en büyük ikinci beyaz eşya üreticisi iken ithalat kalemlerinin başında "buzdolabı kompresörü" olması.

Beri yandan, Türkiye'de otomotiv bu senen 1.6 milyondan fazla araç üretecekken, VW halen Türkiye'nin en çok satan markası.

Halen kentsel dönüşümle insanlara "lüks" diye gazlanan yeni evlerde en çok Franke'nin mutfak gereçleri kullanılıyor. Bizi bu dengesizliklerimiz dövüyor.


Yerli sanayici rekabeti bilmiyor. Ya az harcayıp çok kazanmak istiyor, rekabete girerse de fiyat eksiltmekten başka bir şeyden anlamıyor. Bu da kendisini kalitede gösteriyor. Halen babadan kalma şekillerde üretip, ama bununla da çok para kazanabilmek istiyor. Bir şeyin ikinci bir üreticisi ortaya çıktığı anda ölümüne ve kırıcı bir rekabet başlıyor. Paslanmaz denilen şeyler paslanır olmaya, kırılmaması gerekecek şeyler kırılmaya, musluklar sızdırmaya başlıyor. O zaman da "yerli malı" kaygısı ortaya çıkıyor ve kaliteli mala iyi para vermeye hazır müşteri için bir ürün kalmıyor.

Bizim dertlerimiz buralarda. İhraç pazarlarımızda da Türk'ün Türk'le amansız rekabeti yüzünden, neredeyse Alman'ın 3'te 1'i, İtalyan'ın yarısı fiyatına en az onlar kadar kaliteli mallar satıyoruz. Marjlarımız %5'lerde geziyor.


Sosyal sorunlar bunlar. Bunları böyle görüp, böyle endoktrine olmamız gerekiyor. Baksanıza, Çin bile Avrupai üretime geçerken biz Çin'leşiyoruz. Mesajı Paylaş

Baltica

Tamam iste, HDS'nin soyledigi sey de o...

Yurtdisi gocunun temel sebebi ekonomik. Ardindan sosyolojik sebepler geliyor (Arabasinda sopa, nacak tasiyan, yolda kadin suruculeri sikistiran, balkondan asagi balgamini tukuren davar surusu ) Ama muzmin mizmizlarin iddia ettigi gibi siyasi degil. Mesajı Paylaş

sadalone

Burada laf bana galiba. :)

Bu ülkede adalet, liyakat, eğitim, demokrasi, özgürlükler sorunu var dedim evet ekonomik ve sosyolojik sorunlarda var bunlara ek olarak hep gözden kaçan ama en önemli sorunlarımızdan biri olan şehircilik sorunumuz var.Tüm bu sorunlar birbiriyle en azından dolaylı olarak bağlantılı sorunlar hatta bazılarının arasında sebep sonuç ilişkisi bile var.Tüm bu sorunları düzeltecek bizi o hep göç etmek istediğimiz ülkeler seviyesine getirecek adımları atacak olanlar bu ülkeyi yönetenlerdir bu olmadan olmaz.Buna dair umudun yitirilmesi de bence önemli bir etkenlerden biri olabilir. Mesajı Paylaş

saladin

Siyaset ve sosyoloji birbirinden ayrılabilir mi ki? Mesajı Paylaş

HDS

@sadalone, Tamam "aim high!" da, yahu biz en azından bizim görebileceğimiz sürede, belki de çocuklarımız süresinde o "Hollanda çikolata şehirleri" gibi falan olamayacağız.

Londra'nın Thames altından geçen metro tünellerini elle kazan "köleler(diyeyim artık)" hastalıktan ölüyorlardı, elleri iltihaplanıp uzuvları kesiliyordu vs vs. Thames nehrinde bok akıyordu.

Biz işte ancak o günleri yaşıyoruz.  :)


Avrupalı kendince insanlığa yapabileceğini yaptı. Ortaya bir ekonomik ideal bir de hayat görüşü bıraktı. Bizim kırkı birbirinden farklı kırk tane ayrı kültürü hemen hiç bir değer yargısının kalmadığı zamanlarda bir arada tutuşturup şekillendirecek bir ülkü yaratmak derdimiz var. Bizim de olayımız o.


Hintli mintli, kısmen Çinli de benzer dertlerle uğraşıyor. Avrupalı az uz adamla dünyayı bu kadar değiştirdi. Bir de bunca milyar insanın evrimini düşünsene. Mesajı Paylaş

Yukarı git

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter