Türkiye de Öne Çıkan Bilimsel Gelişmeler

Başlatan kimlikci, Nis 30, 2016, 10:22 ÖÖ

« önceki - sonraki »

kimlikci

Yüksek güvenlikli BSL -4 laboratuvarının yapımına başlandı


İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen Cleanroom İstanbul Temizoda Teknolojileri Fuarı'na katılan Makine ve Uçak Mühendisi Naci Sivri, Cleanroom (temizoda) ile ilgili çalışmalar hakkında düzenlenen panelde konuştu.

Sivri, ''Türkiye'de Hıfzıssıhha tarafından 2 adet BSL-4 olarak tabir edilen yüksek güvenlikli laboratuvar yapımı için bilkent komplesinde çalışmalar başlatıldı. Bu laboratuvarlar sars ve ebola gibi ölümcül virüsler üzerinde araştırma yapabilecek" dedi.

Fuar kapsamında düzenlenen bir panele katılan Makine ve Uçak Mühendisi Naci Sivri, Cleanroom teknolojileri ve çalışma prensipleri hakkında bilgi verdi. Farklı kategorilerde yapılan temiz odaların en steril alanlar olduğunu ve farklı amaçlara hizmet ettiğini söyledi. Bu sistemlerin en üst seviyesi olan BSL-4'ünölümcül virüslerin üretildiği, saklandığı ve çalışıldığı alanlar olduğunu belirten Naci Sivri, dünyada 30 adet olan bu laboratuvarlardan ikisinin Türkiye'de inşasına başlandığını da belirtti. Naci Sivri, ''Türkiye'de Hıfzıssıhha tarafından 2 adet BSL-4 yüksek güvenlikli laboratuvar yapımı için Bilkent kompleksinde çalışmalar başlatıldı. En kısa sürede tamamlanmasını ümit ediyoruz'' dedi.

Yüksek güvenlikli laboratuvarın ne olduğunu tanımlayan Mühendis Sivri, ''Bazı alanlarda herhangi bir şekilde laboratuvar dışına sızması durumunda toplum ve çevre için büyük riskler yaratan mikroorganizmalarla çalışmak durumundayız. Bu tip laboratuvarlarda hiçbir şekilde organizmanın dışarı kaçamayacağı tedbirler almak durumundayız. Bunlara yük ek patojen laboratuvarları olarak adlandırıyoruz'' şeklinde konuştu.

Mikroorganizmalar üzerinde çalışma yapılan dünyada 30 tane laboratuvar olduğuna değinen Naci Sivri, ''Bunların yarısı Amerika'da bulunuyor. Bunun dışında askeri amaçlı BSL 4 laboratuvar olduğunu biliyoruz. Burada temel amaç ebola, sars gibi insanlık için büyük risk yaratan mikroorganizmalarla savaşmanın yollarını bulmak, çözüm üretmek ve aşı üretmek diye özetleyebiliriz'' diye konuştu.

Türkiye'de sektörün gelişmesiyle laboratuvar taleplerinin arttığını belirten Naci Sivri, ''Bu konuda ilk bilinçlenme kuş gribi olaylarıyla başladı. Dünya Bankası vesilesiyle yapılan bir takım laboratuvarları üniversitelerde ve TÜBİTAK'ta yapılan laboratuvarlar izledi. Şuanda 3 seviyesinde yaklaşık 10 tane laboratuvarımız var'' dedi.

http://www.milliyet.com.tr/yuksek-guvenlikli-bsl-4-gundem-2232589/


Ben bu çalışmayı çok önemli buluyorum
Bu laboratuvarlar sayesinde artık ülkemiz biyolojik silahlara karşı çözüm üretmesi daha da kolaylaşacak
Mesajı Paylaş

kimlikci

Türkiye'nin İlk Vakumlu Camı





Süleyman Demirel Üniversitesi Yüksek Enerji ve Plazma Fiziği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öksüz ve ekibi, yaklaşık 1,5 yıl süren çalışma sonunda Türkiye'nin ilk vakumlu camını üretmeyi başardı



Prof. Dr. Lütfi Öksüz ve ekibinin, PLAZMATEK (Plazma Uygulama, Enerji, Üretim Ltd. Şti.) Firması bünyesinde, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) desteğiyle sürdürdüğü "Yüksek Vakumlu Cam Projesi" başarıya ulaştı. Prof. Dr. Lütfi Öksüz, vakumlu camın en büyük avantajının,camdaki ısı transferini sıfır ve sıfıra yakın seviyeye düşürmek olduğunu belirtti. Prof. Öksüz, bu sayede ısının içeriden dışarıya ya da dışarıdan içeriye transfer olmadığı bilgisini verdi. Vakumlu camın bir diğer avantajının da ses yalıtımı sağlaması olduğuna değinen Prof. Öksüz, "Sesi taşıyan hava molekülleri olduğundan, havayı tamamen boşalttığınızda ses de sıfır noktaya geliyor" dedi.Vakumlu camın çevreci özelliğine de vurgu yapan Prof. Dr. Lütfi Öksüz, vakumlu camın buzdolaplarında, fırınlarda, özel üretim kameraların ön camlarında, binaların dış cephelerin-de kullanılabileceğini söyledi.

Dünyada vakumlu camı üretmek için çalışan birkaç ülke bulunduğuna değinen Prof. Dr. Lütfi Öksüz, proje ile ilgili şu bilgileri verdi:"Bu projede, iki standart cam arası 10-4 Torr seviyelerinde vakumlanarak ve bu basınca dayanması camların görsel geçirgenliği, yapısında bozulma olmadan sağlanarak ısıl iletkenlik katsayısı sıfıra yakın seviyede azaltıldı.Camların yüksek seviyelerde ısı ve ses yalıtımı sağlandı.10-4 Torr seviyelerinde vakumlanan camlar aralarında sesve ısıyı aktarabilecek moleküllerden arındığı için bu seviyelerde yalıtım sağlayabiliyor. Camlar arası mesafe mikronseviyelerde tutulan ve yalıtım testleri yapılan vakumlu cam-400 C ile 1000 C değerleri arasında birçok alanda kullanıma uygun. Isı iletim katsayısı 0,5 W/mK' e vakumla düşerkenbunu aynı zamanda 0 değerine daha yakın noktalara ultra yüksek vakum ile düşürmek mümkün. Bu değer günümüz çift camlarında 1,5 W/mK 'dir."Projenin Bir Adım Ötesi Savunma Sanayiine Açılıyor Prof. Dr. Lütfi Öksüz, projenin bir sonraki aşamasında yapılan çalışmada, bu teknolojinin akıllı cam teknolojisi ile entegre edilerek, yalıtım özelliğinin bir adım öteye taşındığını yüksek vakumlu camlara elektromanyetik dalga ve optik yalıtımı özelliği kazandırıldığını belirtti.

Bu özelliğin camlara savunma sanayinde yeni bir alan açtığına işaret eden Prof. Öksüz, "Akıllı cam özelliği kazanan camlar taşıdığı elektrokromik özellik sayesinde istenilen renklerde üretilebiliyor.Yani artık yeni nesil binalar güvenli olmasının yanında fütüristik olacak. Isı ve ışık geçirgenliklerini ve istenmeyen ışınları kesmek mümkün" diye konuştu. Prof. Dr. Lütfi Öksüz, gereken ilgi ve desteğin sağlanması halinde, tüm Dünyanın üzerinde çalıştığı yüksek yalıtım ve korunma teknolojisi alanında başarıya ulaşan bu projelerin seri üretim ile sonuçlandırılabileceğini belirtti.

http://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/content_files/iletisim/edergi/S170_dosyalar/assets/basic-html/index.html#22 Mesajı Paylaş

kimlikci

Kirli suyu içilebilir hale getiren Türk tasarımına Avrupa'dan ödül


ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan Gürsu'nun temiz su kaynaklarına erişim imkanı olmayan kırsal bölgeler için tasarladığı "Parabosol" isimli tasarım, merkezi Avusturya'da bulunan Energy Globe Vakfı tarafından "Türkiye Ulusal Ödülü"ne layık görüldü.

Merkezi Avusturya'da bulunan Energy Globe Vakfı tarafından 1999'dan itibaren verilmeye başlanan ve dünyanın en prestijli çevre ödüllerinden biri olarak kabul edilen "Energy Globe" ödülleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü öncesinde açıklandı. 177 ülkeden bin 500'ünün üzerinde projenin katıldığı yarışmada Gürsü, Parabosol tasarımı ile "Türkiye Ulusal Ödülü"nün sahibi oldu.

Tasarımın herhangi bir teknolojik altyapı gerektirmediğini belirten Gürsü, şu bilgileri aktardı:

"Güneş enerjisini parabolik bir ayna yardımıyla odaklayarak kirli suyu buharlaştıran sistem, farklı filtrelerden geçirdiği su ve buharı yoğunlaştırarak içilebilir hale getiriyor. Herhangi bir teknolojik altyapı gerektirmeyen tasarım sayesinde günde 170 litreye kadar temiz su elde edilebiliyor. Mevcut su kaynaklarının hızla kirlenmesi ve tükenmesiyle birlikte günümüzün önemli çevre krizlerinden biri haline gelen su sorunu, küresel olarak 1 milyardan fazla insanı etkiliyor."




http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/kirli-suyu-icilebilir-hale-getiren-turk-tasarimina-avrupadan-odul/585503 Mesajı Paylaş

putty

Akü suyu bu içtimmi ters ozmoz olur insanın içinde Mesajı Paylaş

kimlikci

Afrika da insanlar temiz suya muhtaç putty adamlar çamurlu böcekli su içiyorlar....

Ben bu tasarımın sahaya çıkmış bir askeri birliğin ihtiyaçlarını da karşılayabileceğini düşünüyorum. Mesajı Paylaş

HDS

 :)

@putty'nin söylediği yanlış değil. Çığda kalırsın, dağda kalır, iki gün kar suyu içer ölür kalırsın.

ama bunları minerallendirmek için çok basit metodlar var. Onları yaparlar. Ucuz ve basit işlerdir.  ;) Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Sayın putty ve HDS'nin uyarıları çok yerinde, aslında basit çözümlerle de halledilecek konular.
Bu arada ödül Türkiyeden gelen projeler arasında en iyisi ödülü! Yani daha iyi bir procemiz yokmuş. Bence pratik ve kurtarıcı birşey değil.
Askeri uygulamalar için uzun zamandır takip ettiğim bir ürün var.
http://lifestraw.com/products/lifestraw/
Bu ürün membranla suyu saflaştırıyor, aktif karbon tabakası ve şartlandırma tabakası ile minerallendiriyor ve içilecek su haline getiriyor. Hem de bataklık, ve neredeyse foseptik suyunu bile arıtabiliyor.
Ve neredeyse sudan da ucuz. 10 kişilik bir grubun su ihtiyacını 15-20 dolara çözebilirsiniz.
Organik, ağirmetal, arsenik, bakteri gibi kirleticileri gayet güzel arıtıyor.

...suyu buharlaştırarak saf su da elde edemeyiz! Buharlaşma ile birçok kirletici ve istenmeyen oluşumlar buhar fazı ile taşınır. Ama eldeki malzeme bu!! Çıkarabildiğimiz yenilik bu kadarmış :( Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

kimlikci

Boğaziçi Üniversitesi'nde Su ile Bütünleşik Elektronik Devre Geliştirildi


Organik elektronikler; malzeme biliminin iletkenlik gibi dikkate değer elektronik özellikler gösteren küçük moleküllerin ya da polimerlerin tasarım, sentez, karakterizasyon, ve uygulamaları üzerinde çalışan bir alanı. Organik elektronikler şu anda, silikon temelli cihazların en büyük alternatifi gibi görünüyor. 1950'lerden bu yana kullanılan silikon temelli cihazları da daha ekonomik ve çevre dostu olan organik elektronik cihazlarla değiştirmek için sayısız çalışma yürütülüyor. 'Organik' sözcüğünden de anlaşılacağı gibi, organik elektroniklerin en önemli işlevsel bileşenini karbon oluşturuyor.

Organik elektronik alanı içerisindeki önemli araştırma konularından birisi de, Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Şenol Mutlu ve araştırma grubunun da üzerinde çalıştığı, 'Mikro Akışkanlar ile Elektronik Devre' sistemleri. Doç. Dr. Şenol Mutlu öncülüğünde Boğaziçi Üniversitesi'nden araştırmacıların geliştirdiği projenin başlıca uygulama sahasını çip-üstü-laboratuvarlar ile uyumlu biyolojik ve kimyasal sensörler oluşturuyor.

Mutlu ve araştırma grubu, geliştirdikleri aygıt ile, üniversite laboratuvarında suyu tranzistörün bir malzemesi olarak kullanıp, su ile bütünleşik elektronik devre üretmeyi başardılar.

Elektronik devre üretimi için büyük altyapı yatırımları gerekiyor. Bu sebeple araştırmacılar, alternatif bir yöntem geliştirdiler. Geliştirilen bu yöntemle birlikte elektronik devre üretimi sürecinde kullanılan birtakım cihazlar ve inorganik filmler yerine su kullanıldı.

Doç. Dr. Mutlu'nun Boğaziçi Üniversitesi Kurumsal İletişim Ofisi'ne yaptığı açıklamaya göre; geliştirdikleri bu yöntemle birlikte büyük yatırım maliyetlerine gerek olmadan daha kolay yöntemler ile kullan-at türünde biyo veya kimyasal sensörlerin üretimi mümkün. Mutlu'nun belirttiğine göre, suyu tranzistörün bir parçası olarak kullandıkları yeni buluşlarının, organik elektroniğin yanı sıra kendi uzmanlık alanı olan mikro akışkan sistemler ve yarı-iletken aygıtlar alanları ile kimyanın bir araya gelmesiyle mümkün olan disiplinlerarası bir araştırmanın ürünü.

Araştırmacılar, projenin çip-üstü-laboratuvar ile uyumlu kimyasal ve biyolojik sensörler üzerinde uygulanmasını hedefliyorlar.

Şenol Mutlu Kimdir?





1995 yılında Atatürk Fen Lisesi'nden mezun olan Şenol Mutlu, lisans eğitimini devlet bursu ile 1996-2000 yılları arasında University of Southern California (USC)'da Elektrik Mühendisliği alanında tamamladı. 2002 yılında University of Michigan'da Elektirk Mühendisliği bölümünden, Devre ve Mikrosistemler üzerine master derecesi alan Mutlu aynı üniversitede doktora çalışmalarına devam ederek 2005 yılında Dr unvanını aldı. Master ve doktora eğitimi boyunca University of Michigan'da araştırma görevlisi olarak çalışan Mutlu, 2005 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü'nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Mutlu, çeşitli polimer filmleri kullanarak mikrosistemlerin geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapıyor.

 

http://bilimfili.com/bogazici-universitesinde-su-ile-butunlesik-elektronik-devre-gelistirildi/ Mesajı Paylaş

kimlikci

İleri Genom ve Biyoenformatik Araştırmaları Merkezi (İGBAM) altyapı projesi başarı ile tamamlandı.


Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen İleri Genom ve Biyoenformatik Araştırmaları Merkezi (İGBAM) altyapı projesi başarı ile tamamlandı. TÜBİTAK BİLGEM öncülüğünde ülkemizde ilk defa bir canlının genom dizisini çıkartacak laboratuvar ve verileri analiz edecek hesaplama altyapısı kuruldu. Üç yıllık süre içerisinde TÜBİTAK'taki araştırmacılar ve Türkiye'nin önde gelen üniversitelerinin işbirliğiyle bin 100 ekzom (genlerin protein kodlayan daha önemli bölgeleri), 26 tüm genom dizilemesi gerçekleştirildi. Böylece genom dizileme ve verilerin analizi ilk defa tamamen ülke içinde yapıldı. Genom dizileme ve veri analizinde yurt dışına bağımlılıktan kurtularak genetik materyalin yurt dışına çıkarılması önlenmiş oldu. Aynı zamanda, ülkemizin genetik çeşitliliğine dair önemli bir veri tabanı oluşturuldu.

http://www.tubitak.gov.tr/tr/haber/igbam-altyapi-projesi-basariyla-tamamlandi

Türkiye de İlk defa Plazmadan Nanopartikül üretildi


Başkent Üniversitesinde, kuzey kutbunda bulunan ve kuzey ışıkları olarak da bilinen maddenin "plazma" halini, sıvıdan direkt elde ederek karbon nanopartikül üretebilen bir cihaz geliştirildi. Üretilen nanopartiküllerin, gelecekte kanser tedavisinde ilacın taşınıp lokal bölgede tesir edeceği bir yöntem olarak kullanılabileceği belirtiliyor.

Doğada plazmayı görmenin mümkün olduğuna işaret eden Dengiz, kuzey kutbunda geceleri gözlemlenebilen kutup ışıklarının aslında bunun bir çeşidi olduğunu anlattı.

Bu plazma formunun, laboratuvar ortamında, kontrollü oluşturulması ile teknolojik olarak kullanabileceğini belirten Dengiz, "Plazma teknolojisi, daha evvel sterilizasyon, biyomalzeme yüzey özelliklerini iyileştirmek için kullanılırken, bu araştırmada ilk olarak, sıvıdan direkt nanopartikül üretimi için kullanıldı." bilgisini paylaştı.

Proje ekibinin, 10 bin voltta çalışan, elektronik ve mekanik aksam dahil yerli prototip cihazı ürettiğini bildiren Dengiz, şöyle devam etti:

"Ekip bu yöntemle, 45-280 nanometre aralığında karbon nanoparçacık oluşturabildi. Projede, sıvı içinde, yüksek gerilim altında argon plazma oluşturulması ile daha hızlı, tek aşamada daha kolay bir şekilde ve daha ekonomik olarak karbon nanopartikül üretimi başarıldı."

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/nanoteknolojide-kuzey-isiklari-uretimi-basliyor/585523 Mesajı Paylaş

kimlikci

Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, sürtünme kuvveti kanunlarını değiştirecek nanoteknoloji temelli yeni bir malzeme geliştirdi.

Sürtünme kuvveti kanunlarını değiştirecek buluş


Bilkent Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM) araştırmacılarından Yrd. Doç. Dr. Mehmet Baykara, UNAM Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Engin Durgun, Bilkent Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Ebru Cihan ve ziyaretçi araştırmacı Semran İpek ile birlikte geliştirdikleri çalışmalarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Mehmet Baykara, "uzun süredir sürtünme kuvveti kanunlarının nanometre boyutunda anlaşılmasına yönelik araştırmalar yaptıklarını, bunun sonucunda da bu kanunların bilinen hallerini değiştiren nano boyutta sürtünmesiz yüzeye sahip yeni bir malzeme geliştirdiklerini" bildirdi.

Bu yeni malzemenin atomik seviyede düzlüğe sahip olan, "süper kaygan" altın ve karbon yüzeylerden oluştuğunu aktaran Baykara, şöyle konuştu:

"Bu malzeme, makine, malzeme mühendisliği ve nanoteknolojiyi birleştiren bir çalışma sonucunda bulundu. Yaptığımız deneyler ve hesaplamalar sonucu elde ettiğimiz bu malzeme, nano boyutta sürtünme kuvvetini neredeyse sıfırladı. Özel bir teknikle, sürtünmeye yol açmayan atomik düzlükte karbon ve altın yüzeyler oluşturabildik. Hiçbir pürüzü olmayan altın ve karbondan oluşan bu iki yüzey bir araya geldiğinde, sürtünme kuvvetinin neredeyse sıfır düzeyine indiğini gösterdik."

Gerçekleştirdikleri çalışmanın dünyanın en önde gelen multi-disipliner bilim dergilerinden Nature Communications'da yayımlanarak bilim dünyasına duyurulduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Baykara, yayına ilişkin, "Çalışmamızın tamamen Türkiye adresli olarak Nature Communications'da yayımlanan ikinci makale olmasından dolayı gururluyuz." dedi.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/surtunme-kuvveti-kanunlarini-degistirecek-bulus/606637 Mesajı Paylaş

putty

Gerçek ise nobel alırlar bununla bence. Mesajı Paylaş

murattekin

Makine-motor yağı lobisi buna izin vermez. ;D Mesajı Paylaş
Murat Tekin

kimlikci



Türkiye 'Aktif karbonda' sınırlarını aştı


İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Önal, kayısı çekirdeği kabuğundan ürettiği aktif karbonu geliştirerek kategorisinde dünyanın en yüksek yüzey alanına sahip aktif karbonunu üretmeyi başardı.

Çalışmasının detaylarını AA muhabiriyle paylaşan İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde kendisine tahsis edilen laboratuvarda 25 yıldır aktif karbon üretimine ilişkin çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Malatya'nın en önemli değeri kayısıyı her şeyiyle endüstriye dönüştürmek, çekirdeğinden aktif karbon üretmek için bu çalışmaya başladığını anlatan Önal, kayısı çekirdeğinin, aktif karbon üretiminde önemli bir malzeme olduğunu belirtti.

Daha önce Türkiye'de en yüksek yüzey alanına sahip aktif karbonu kayısı çekirdeği kabuğundan ürettiğini, bunun 3 bin 250 metrekare/gram yüzey alanına sahip olduğunu anımsatan Önal, bunun tıpta kullanıma uygun (hastahanelerin acil servislerinde aktif karbon solüsyonu) olarak patentlendiğini kaydetti.

Aktif karbon üzerinde çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü dile getiren Önal, "Daha önce yaptığım çalışmayı daha da geliştirerek, kayısı çekirdeği kabuğundan 3 bin 861 metrekare/gram yüzey alanıyla kendi kategorisinde dünyanın en yüksek yüzey alanına sahip aktif karbonunu ürettim. Çin'in yıllık aktif karbon ihtiyacı 1.3 milyon ton. Bunun 800 bin tonunu üretiyor, geri kalanını da ithal ediyor. Türkiye'de 1 gram aktif karbon üretilmiyor. Ülkemizin 2023-2071 hedefi var. Bunu yakalamamız için kimya endüstrisinde çok yol kat etmemiz lazım. Aktif karbon da bunlardan biri." dedi.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/aktif-karbonda-sinirlarini-asti/631945

konuyla ilgili makalesi

http://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/02726351.2016.1156794
Mesajı Paylaş

aktifkarbon

Senelerdir 6 ayda bir bu haberi inatla yayınlatır. Şimdi 2023 sosu ilave etmiş.
Yayınladığı teknik bilgiler tutarsız ve imkansız. Yüzey alanı 4kat diyor,  bu gözeneklerin de 4kat fazl olması demektir. Burada dememiş ama eski beyanlarında diğerlerinden daha yoğun ve sert diyordu. Bi kongrede şunu sormuştum; siz bunu demirden mi yapıyorsunuz? Daha çok gözenek varsa daha ağır olabilmesi için anca demirden olursa bu yoğunluk ve sertliği tutturabilirsiniz. Demiştim ve benden sonra başka kimse soru sormamıştı.
Kısacası muhteşem mucitlerimizden biri.... Mesajı Paylaş
_________________
Erhan DOĞUDAN
AC-GC Karbon Ürünleri ve Teknolojileri
İZMİR
edogudan@aktifkarbon.com
http://www.aktifkarbon.com

SosyalMedya:
http://twitter.com/aktifkarbon
http://www.facebook.com/aktifkarbon

Postulat

Yoğunluktan kastı, kütlenin yalnızca kütlenin toplandığı hacime oranı olabilir mi? Gözeneklerin hacmi kasıtlı olarak ihmâl edilmiş olabilr. Bu şekilde üretilen maddenin daha yoğun ve belki sert olduğu da iddia edilebilir. Ayrıca yüzey alanı ile gözenek sayısı arasında doğrusal bir orandan bahsedilebiliyor mu? Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter